Gönderen: rojin0621 Tarih: 19.08.2007, 14:16:29 (3429 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığına
seçilecek olması kriz beklentisini arttırsa da, Genelkurmay Başkanı Yaşar
Büyükanıt'ın son açıklamalarına bakıldığında her iki tarafın zımni bir uzlaşma
içinde olduğu ortaya çıkıyor. Gül, Anayasa'ya sadakat mesajlarıyla belli ölçüde
TSK'ye güvence verdi. Asıl uzlaşma ise, Kürt politikası üzerinden şekilleniyor.
Kamuoyundaki tartışmalar ve CHP başta olmak üzere bazı siyasi çevrelerin
beklentileri kriz senaryolarına işaret etse de, Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığı
süreci sanıldığı gibi ciddi anlamda gerilimlere gebe gözükmüyor. Gül'ün eşinin
başörtüsü nedeniyle zaman zaman 'resepsiyon krizi' boyutunda bazı sorular
yaşanması muhtemel gözükse de beklendiğinin aksine Köşk'le-Genelkurmay arasında
uyumlu bir ilişki sürecinin başlaması daha güçlü ihtimal olarak duruyor. Son bir
haftadır yaşanan siyasi trafikte verilen mesajlar bu konuda belli ipuçları
sunuyor.
Gül, adaylık başvurusunun hemen ardından açıkladığı
deklarasyonda 'Anayasa temel rehberim olacak' diyerek, özellikle laikliğin
korunması noktasında hassas olacağı sözünü verdi. Anayasa'ya sadakat mesajlarını
siyasi parti grupları ve sivil toplum örgütlerine destek turunda da sürdüren
Gül, belli ölçüde bu noktadaki kaygıları gidermeye ve güven vermeye çalıştı.
Gül'ün adaylığı konusunda görüşleri merak edilen Genelkurmay Başkanı Yaşar
Büyükanıt'ın iki gün önce verdiği mesajlar, her ne kadar bir rahatsızlık
duyulduğunu gösterse de orta ve uzun vadede, uyumlu bir sürecin başlayacağına
işaret ediyor. Büyükanıt 12 Nisan'daki 'Cumhurbaşkanına seçilecek kişi sözde
değil özde laik olmalı' şeklindeki açıklamasına atıfta bulunarak, 'Ben bunları
kendi kafamdan uydurmuyorum. Anayasa'da var bunlar' dedi. Gül'ün, 'Anayasa'nın
rehberliğinde görevimi yürüteceğim' sözüne bakıldığında tarafların verdiği
mesajlar Anayasal zeminde örtüştü. Çizdiği cumhurbaşkanı profili Gül'ün Köşk'e
çıktığında çizgiye oturma noktasında tereddüt yaşamayacağını gösteriyor. Gül,
'Kurumların uyumlu çalışması temel ilkelerimden biri olacak' diyerek, bunun
işaretini çoktan verdi bile. Başbakan Erdoğan'ın uzlaşmadan kastının ise, Meclis
Başkanı Köksal Toptan gibi üzerinde konsensusa varılacak bir cumhurbaşkanı adayı
yerine, Gül'ün Anayasal çizgiye bağlılık yönünde sözler vermesinin olduğu
anlaşılıyor.
Gül'ün Köşk'e krizsiz çıkışının altında yatan asıl uzlaşma
ise Kürt sorununun çözümsüzlüğü politikasına dayanıyor. Ankara'nın önümüzdeki
dönem PKK'nin tasfiyesine dönük ABD ve AB destekli askeri-diplomatik bir baskı
sürecine ağırlık vermesi bekleniyor. Gül'ün Terörle Mücadele Üst Kurulu
Başkanlığı'ndan Köşk'e çıkıyor olması, diplomat kimliği ve devlet geleneğine
belli ölçülerde hakim olması, cumhurbaşkanlığı sürecinin Kürt sorunu ve PKK
boyutunu daha fazla önplana çıkarıyor. Gül'ün sık sık diplomat kimliğine yapılan
atıflar, cumhurbaşkanlığı makamının dış politikada daha etkin bir hale
getirileceğini gösteriyor. Gül'ün cumhurbaşkanı sıfatıyla yürüteceği dış
politikanın merkezinde ise, Türkiye'nin en sıcak gündemi olan PKK dosyası yer
alacak. Önümüzdeki dönem uygulanacak politikaların başında içerde DTP'li
vekillerin kıskaca alınması, dışarıda da PKK'ye yönelik yoğun bir
askeri-diplomatik baskı sürecinin başlatılması geliyor. Sınırötesi operasyon
seçeneği de halen masada. Öte yandan PKK'yi yalnızlaştırma stratejisine dayalı
olarak Güneyli Kürt yönetimiyle ilişkilerin önünün belli ölçüde açılacağı tahmin
ediliyor. Hükümet-Çankaya-Genelkurmay üçgeninde Kürt dosyası üzerinden bir
eşgüdümün başlaması ve Gül'e bu noktada etkin bir rol verilmesi Ankara'nın en
önemli hedefleri arasında.
Ersin Öngel
özgür gündem
|
|
|
|
|
 |
Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Yazan: xazar Tarih : 2007-08-19 14:49:06 Puan :      |
|
|
kürtleri dışlayan bir türk politikası türkiyenin dışlanmasını getirir.suriye,iran türkiye,ve arap.bunların dışındaki itifaklar güç kazanır.yanlarında yer alan kürt te kaybeder. güneyden gelişen diplomaside diyologa aracı olma istemi var. ticari hesaplar var.pkk işi hafife almamalı.paranın kıblesi yoktur.meydanı türklere bırakmadan kürt birlikteliğini geliştirmeli. |
|
Yazan: cheoo Tarih : 2007-08-19 22:04:00 Puan :      |
|
Kurt partileri ulusal birlik politikalarini hic bir sekilde ödun vermeden devam etmeli, pahasi ne olursa olsun. butun partiler gucler birlikte olagnustu cabalamali! zayif her kurt hareketi zayif kurt ulusal hareketi demektir!!
tc inkarci imhaci politikasina son gucuyle tekrar bir gaz vermekte ama fasizmle kurt kani dökmekle, öldurmekle nereye kadar! bizlerde olagnustu dimplomasi savassa savasta zafer, barissa onurlu baris ama mutlaka mutlak zafer ve özgurluk icin.
yapilacak saldirilar karsisindada mukemmel bir strateji teknige dayali dusmani degil sasirtmak onu geldigine pisman etmek amac olmali!!!
planli hesapli projeli her kurt planli duzenli bir kurt hareketidir! |
|
|
|
 |
| |
|