Gönderen: beran Tarih: 07.12.2004, 09:59:38 (514 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
Kürt halkı kader süreci olarak değerlendirilebilecek kapsam ve içerikteki bir süreçle karşı karşıyadır. Bir yandan Kürt sorununun demokratik çözüm koşulları gelişmişken, diğer yandan uluslararası sömürgeciliğin yeni bir konsepti yaşama geçmiştir. Somut olarak Türkiye'nin AB'ye katılım sürecine paralel olarak Kürt sorununun çözümü tartışılırken, yöntem ve anlayış itibarı ile yaşanan çelişkiler, anti demokratik uygulama ve olaylar da görülmektedir.
Kürt halkı kader süreci olarak değerlendirilebilecek kapsam ve içerikteki bir süreçle karşı karşıyadır. Bir yandan Kürt sorununun demokratik çözüm koşulları gelişmişken, diğer yandan uluslararası sömürgeciliğin yeni bir konsepti yaşama geçmiştir. Somut olarak Türkiye'nin AB'ye katılım sürecine paralel olarak Kürt sorununun çözümü tartışılırken, yöntem ve anlayış itibarı ile yaşanan çelişkiler, anti demokratik uygulama ve olaylar da görülmektedir.
Uluslararası gericilik, bölge devletleri şahsında politikalarını, öldürme, korkutma ve kendine göre terbiye etme yöntemleri ile uygulamaktadır. Kurumsal Önderliğimize uygulanan tecrit, avukatlarının bürolarının basılması, daha 12 yaşında olan Kürt çocuklarının öldürülmesi ve son olarak Irak'ta Kürt özgürlük hareketininin beş önder kadrosunun katledilmesi, bu saldırıların şiddetini göstermektedir.
Bu saldırıları geliştiren uluslararası gericiliğe karşı uluslararası kamuoyunun sessizliği, yaşanan katliama ortak olmak anlamına gelmektedir. Kürt sorununun muhatabı ulusal önderimiz Başkan APO iken, sahte muhatapların yaratılması çabasına girmek, Kürt sorununun çözümünde demokratik ölçüleri çıkar ilişkilerine kurban etmektir. Bu, halkımızın ve gençlerin tahammül edemeyeceği iğrenç bir politikadır. Bununla beraber özgürlük hareketinin meşru çalışmalarına yönelik Avrupa ve Ortadoğu'daki saldırıları, askeri operasyon hazırlıklarını, bu politikanın bir yansıması olarak kınıyor ve uluslararası güçleri Avrupa şahsında samimi olmaya çağırıyoruz.
Uluslararası gericilik ihanetle birleşerek en pervasız saldırıları geliştirirken, aslında son kozlarını oynamakta ve yenilgiye yaklaşmaktadır.
Başta gençler olmak olmak üzere halkımız yaşanan bu saldırılara karşı taşan sabrını Brüksel'de birleştirmeli ve taleplerini en güçlü bir biçimde ifade etmelidir. Önderliğimizin de son olarak ifade ettiği "Ya Özgürlük Ya Ölüm" belirlemesi, halkımızın kaybetmeye tahammülünün kalmadığı gibi zaferle sonuçlanacak başarı günlerinin bir ifadesi olmaktadır. Yaşanan süreç özgürlüğe en yakın olduğumuz süreç iken, tekrardan bizi bugünlere getiren şehitlerimizi Şilan ve Fuat arkadaşlar şahsında anıyor ve anılarına bağlılığımızın pratiğimiz olacağını belirtiyoruz. Bu komplo ve katliamı yapan güçlere karşı gençlik, sessiz kalmayacağını geliştireceği eylemlerle gösterecektir.
Böylesi önemli bir süreçte 11 Aralık'taki Brüksel yürüyüşü, AB'nin Kürtleri politik çıkarlarına kurban etmesini değil, Kürtlerin evrensel, ulusal demokratik haklarını gözeterek adil ve eşitlikçi bir yaklaşım sergileyerek, Kürt sorununda kalıcı bir çözümün geliştirilmesinde ve barış ortamının sağlanmasında gerekli rolü oynaması için etkili olacaktır. Bu vesileyle tüm halkımızı ve gençliğimizi eylemselliklerin yükselmesinin kilometre taşı olan 11 Aralık'taki yürüyüşe var gücü ile katılmaya davet ediyoruz.
Bu yürüyüş, "17 Aralık'ta Kürtler de Avrupa'nın Muhatabıdır" şiarı ile gelişecek ve temel taleplerimiz tüm dünyaya duyurulacaktır. 17 Aralık'ta geleceğimizi etkileyecek bazı kararlar alınırken, özgürlüğe olan tutkumuz ve özgürlüğe olan aşkımızla biz de orada olacağız!
Yaşasın Şehitler Öncülüğünde Direnen Halkımız!
Yaşasın Başkan APO!
Yaşasın KONGRA GEL!
Yaşasın TECAK!
06 Aralık 2004
TECAK Avrupa Örgütü |
|
|
|
|