Gönderen: dorsin65 Tarih: 20.08.2007, 12:53:53 (4619 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
Şengal'de Êzîdî Kürtlere karşı gerçekleştirilen yaklaşık 500 kişinin öldüğü bombalı katliamın arkasındaki güçlerle ilgili yeni bilgiler ortaya çıktı. Katliamın arkasında Türkiye ve Suriye'nin yanı sıra Kürt işbirlikçilerin de bulunduğu bildirildi.
Katliamdan birinci derecede sorumlu tutulan Kürdistan Adalet ve Özgürlük Partisi üyesi bir kişi, 'vicdan azabı duyduğunu' belirtip çarpıcı açıklamalar yaptı. Katliamda Êzîdî İlerleme ve Kalkınma Hareketi'nin de parmağı olduğunu vurgulayan söz konusu kişi, şu bilgileri verdi: 'Kürdistan Adalet ve Özgürlük Partisi'nin başında Zebari Aşiret reisi Leto Ağa var. Musul düştüğünde önce Ürdün'e, destek alamayınca Suriye ile bağlantıya geçti. Bu gruptan Leto Ağa, kardeşi Eşref Zebari ve bazı eski Baasçılar, İran, Suriye ve Türkiye'nin Kürtlere karşı imha politikasına katkıda bulunmak için Ankara'da partileşti. Partinin başına Eşref Zebari getirildi. Alınan karar gereği Suriye, Sünniler üzerindeki etkisini kullanarak Musul, Kerkük gibi yerlerde Türkiye'ye kolaylıklar sağlayacaktı. Türk devletinin bu gruplara gerekli yardımı yapmasını öngören anlaşmalar yapıldı. Diğer ihanet örgütü Êzîdî İlerleme ve Kalkınma Hareketi'nin amacı da Kürt düşmanlığını körüklemek, Êzîdiler içinde KDP'ye karşı olan kesimi bir araya getirmek, Êzîdileri Kürt olmadıklarına inandırmak, Kerkük referandumunu erteletmek. Bu örgüt Suriye ile bağlantı içinde Avrupa'da bulunan bir şirket aracılığıyla Êzîdîleri Avrupa'ya taşıyarak Kürdistan'ı boşaltıyor. Hareketin eski Genel Başkanı Mehmet Ferhan Cico, oyunu anladıktan sonra istifa etti. Suriye, bu örgütlerin Türk istihbaratıyla ilişki kurmasını sağlıyor.'
Êzîdî katliamında Suriye, Türkiye ve Kürt ihanetçilerinin işbirliği
Kürdistan'daki birçok eylemde Kürdistan Adalet ve Özgürlük Partisi (bir ara Kürt Hak ve Adalet Partisi olarak biliniyordu) ile Êzîdî İlerme ve Kalkınma Hareketinin parmağı vardır. Bugün Kürdistan'ın en büyük aşiretleri arasında yer alan Zebari ve Herki aşiretlerinin Musul'da kalan kesimleriyle birçok Sünni aşiret ve grubun ilişkisi açıktır. Alttan sık sık Türkiye ve Suriye istihbaratlarıyla görüşmekteler. Ve bu iki devletten açıktan da destek görüyorlar.
Kürdistan Adalet ve Özgürlük Partisi'nin içinde yer alan bir Kürt, Êzîdîler üzerine yapılan son eylemden sonra aşiretler arasındaki kan davasının acılarını masum Kürt halkının çekmesinin büyük bir vicdansızlık olacağını düşünerek bu katliamın ve ilerde olabilecek katliamların önüne geçmek için bunun gibi karanlık ilişkileri deşifre etmek istediğini dile getirdi.Partinin oluşumu hakkında şunları söyledi:
Karanlık ilişkiler ağı
Daha önceleri Barzani aşireti ve KDP'yle kan davaları olan Herki, Sürcü, Zebari, Rekani vb. aşiretler KDP'ye karşı Saddam'a sığınarak Saddam'a Çaşlık(koruculuk) yapmışlardı. Bu aşiretlerden Zebari aşiret reisi olan Leto Ağanın kardeşi 2001'de eski bir BAAS'çı ve Saddam'ın fedaisi olan bir kimsenin eliyle Musul'da Barzani aşireti tarafından öldürtüldü. Bu olayla kan davası yenilenen Leto ağa Musul düştüğünde de Suriye sınırındaki Rabia kasabasına geçerek Suriye'ye sığınmak istemişti. Yani Kürdistan'a gelmek istemedi. Ne kadar YNK ve KDP kendi temsilcilerini göndererek Kürdistan'a gelmelerini istediyseler de o gelmedi. Bir süreliğine burada kaldıktan sonra Leto ağa Ürdün'e geçti. Burada Irak'ın gidişatını izliyordu. Bazen bize haber göndererek Saddam'ın geri dönebileceğini bunun için Musul'dan başka yerlere gitmemeleri için aşiretine sürekli telkinlerde bulunarak 'bizler de yakında büyük şeyler yapacağız' şeklinde umut veriyordu. Saddam idam edildikten sonra açıktan başka arayışlar içine girdi. Ürdün'de bazı eski BAAS'çılarla, Mıhıdın'la Cohan Sünni aşiretlerin (BAAS'ın sürekli beslendiği aşiretlerdir) yanında bazı Ürdünlü şahsiyetler de bunlara katıldı. Bu şahsiyetlerin çoğu asker kökenli ve bazı generallerin de içinde bulunduğu bir TECEMÜH(birlik) şeklinde örgütlenmeye çalıştı. Ürdün bu oluşuma ses çıkarmadı ve engel olmadı. Fakat gerektiği biçimde de askeri, maddi ve manevi olarak destek vermeyeceğini farklı kanallarla bunlar iletti. Onun için bu grup dışardan destek almak için BAAS'çılar yoluyla Suriye'yle ilişkilendi ve destek istedi. Suriye kabul edince bu gruptan Leto ağa, Kardeşi Eşref Zebari ve bazı eski BAAS'çılar, Suriye'ye geçti. Burada İran, Suriye ve Türkiye üçlüsünün Kürt kazanımlarını geriletmek ve Kürtler üzerindeki ink�r ve imha politikasının devam ettirmek için kendi aralarında yapmış oldukları anlaşmalar sonucu bu şahsiyetleri Ankara'ya götürerek burada yapmış oldukları tartışmalar sonucunda Partileşme kararı çıktı ve Ankara'da partileştiler.
Ankara'da gizli partileşme
Bunların Ankara gidişleri oldukça gizli tutuldu ve hiç basına yansımadı. Daha sonra da İstanbul'da Sünni grupların katılmış olduğu toplantıda bazı Kürt şahsiyetlerin bu toplantıya katıldığı şeklinde basında yansıtmalar oldu ve o zaman partileştikleri söylentileri yayıldı. O doğru değildi, o toplantıya katılmışlardı fakat ondan önce Ankara'daki toplantıda partileşmişlerdi. Bu partinin başkanlığını Leto'nun kardeşi ve eski Irak Bakanlarında olan Eşref Zebari getirilmişti. Ankara toplantısında bu partiye her türlü desteği aktif biçimde Suriye ve Türkiye'nin vereceği kararı alındı.
Kaynak; Irak'taki BAAS'çılar üzerinde Suriye'nin ciddi bir etkisi olduğu ve Irak'ta Türkiye ile Suriye'nin birçok noktada birlikte hareket edeceği ve birbirilerine destek sunacakları noktasında yeni bir anlaşmanın da Ankara toplantısında alındığıydı. Bu noktada Suriye, Sünniler üzerindeki etkisini kullanarak Musul, Kerkük v.b. yerlerde Türk istihbaratına kolaylıklar sağlayacaktır. Türk devleti bu gruplara gerekli yardımı Suriye üzerinden yapabilecek şeklinde ek anlaşmalar da yapılmıştır. Musul'daki radikal İslamcı örgütlerle eski BAAS'çılar bu örgütte açık destek sunmaktadır. Bunlar halk arasında bir siyasi parti oldukları, özgürlük yürüyüşü içinde yer almak istediklerini dile getiriyorlar. Fakat bu güne kadar da bir program ve tüzükleri çıkmış değildir. Bu partinin kuruluş amacı tamamiyle Türkiye ve Suriye devletlerine ajanlık temelindedir. Propagandalarında ne kadar adalet ve özgürlük deseler de esasta öyle bir şeyin olmadığı, KDP ve Barzani aşiretinin düşmanlığı üzerine kurulmuş bir parti olarak dile getirmek daha yerindedir.
Suriye ve Türkiye'nin para takviyesi
Bu partiye aktif destek veren diğer aşiret de Herki aşiretidir. Kaynak; Herki aşiret'tin ağası Cevher Herki Irak düşmeden önce Ürdün sonra da Suriye'ye gittiğini fakat Mesut Barzani Cevher ağayı Suriye'den getirterek Kürdistan'a yerleştirdi. Herkilerin çoğu Musul'dadır. Herkiler, önceden Barzanilerin desteğiyle Zebari (Barzani tarafındakiler) ve Bervari aşiretleri tarafından köyleri (Akre tarafından) boşaltılmış ve mallarına el konularak Musul'a sürülmüşlerdi. Cevher Herki bu köyleri tekrardan geri alıp aşiretiyle kendi toprakları üzerine dönmek için çok çaba gösterdi. Fakat Barzani aşireti yardımcı olmadı. Çünkü Herkiler'den zorla alınan köyleri onlara geri vermiş olsaydı; Bervari ve kendi tarafındaki Zebariler'le karşı karşıya gelirdi. Onun için Barzani, bu sorun karşısında sesiz kaldı. Cevher Ağa bundan bir sonuç almayınca kendi aşiretini toplayarak, 'bizimle KDP arasındaki düşmanlık hala devam ediyor. Bunlar bizim hiçbir sorunumuzu çözemezler' şeklinde açıklama yaparak Leto Zebari'nin yanında yer aldı. Son dönemlerde bu ihanet cephesine Rekani aşiret reisi Memet ağanın da destek verdiğidir. Mehmet ağaya KDP, şu anda Duhok'ta 6000 dolarlık saray gibi bir ev kiralamıştır.
Devamla; Irak düştüğünden bugüne kadar Musul'da yaklaşık olarak elliye yakın Zebari insanı öldürüldü. Neden nasıl öldürüldükleri bilinmiyordu. Sonradan birkaç kişi yakalandığında bunları öldürenlerin peşmerge oldukları ortaya çıkınca hala KDP'nin de Zebari aşiretine karşı kan davası yürüttüğü ortaya çıktı. Onun için Leto Zebari ve Cevher Herki Musul'daki tüm aşiret üyelerini hem daha iyi korumak, hem saldırıların kimler tarafında yapıldığını tespit etmek hem de kurdukları partinin faaliyetlerini daha rahat yürütebilmeleri için Musul'un kenar mahallesi olan KORÇELİ'de mülkiyeti Şebeklere (küçük bir azınlık) ait olan topraklara yerleştiler. Herki aşiretinin Musul'daki sayıları yaklaşık olarak kırk bin olduğu Zebarilerin de bunlardan daha fazla olduğu bilinmektedir. Buraya gelen her aile için yeniden ev yaptılar. Tüm masrafları bunlar tarafından karşılandı. Bu paralar Suriye ve Türkiye tarafından Aşiret ağaları yoluyla verilmektedir.
Êzîdî'ler içindeki ihanetçi örgütlenme
Diğer önemli bir ihanet çalışması ise Êzîdîler içinde Êzîdî İlerleme ve Kalkınma Hareketi olarak bilinen çalışmadır. Farklı bir kaynak; bu hareketin yürütücüleri ve önde gelen kadrolarının çoğunun Saddam döneminde BAAS partisinin kadroları oldukları bunların da esas amacının;
-KDP düşmanlığı üzerinden Kürt düşmanlığını körüklemek, -Êzîdîler içinde geçmişten beri KDP'ye karşı olan kesimi bir araya getirtmek, -Êzîdîlerin Kürt olmadığı, Êzîdî olduklarına inandırtma, - Kerkük referandumunu erteleme, -Kerkük dışındaki yerlerde olası referandum çalışmalarını sabote etmek ya da Kürdistan'a katılmasını engelleme çalışmalarını yürütmektir.
Bunun için önceki seçimlerde bu hareketin kendi başına seçime girdiği Musul ve çevre kasabalarında Sünni radikal İslam örgütlerinin seçimlerde bunlara aktif destek verdikleri, hatta sandık başlarında durdukları birçok mahalle ve semtlerde denetimi ellerinde bulundurdukları için bu parti lehine yolsuzluk yaptıklarıdır. Sonuçta bu partiye bir Parlamenter çıkarabildiler. Böylelikle Êzîdîlerin genelini etkilemeye çalıştılar. Bu hareket, şu anda Êzîdîler içindeki işsizlik ve yoksulluktan büyük oranda faydalanmaktadır. Birçok kesime maddi yardımda bulunarak kendi tarafına çekmeye çalışmaktadır. Onun yanında Suriye aracılığıyla Avrupa'da bulunan bir şirket yoluyla Êzîdîlerin çoğunu Avrupa'ya çıkarmaya çalışıp bu biçimde Kürdistan'ı boşaltmaya çalışmaktadır. Bu şirket yoluyla yetmiş bine yakın davetiye hazırladıkları söylenmektedir. Êzîdî İlerleme ve Kalkınma Hareketi'nin Suriye tarafından aktif desteklendiği ve her türlü desteği aldığı her yönüyle açıktır. Bu partinin eski genel başkanı Mehmet Ferhan Cico bu parti yoluyla neler yapılacağını anladığında istifa ederek ben Kürdüm Êzîdîlik sadece bir inançtır şeklinde açıklama yaptı.
Korucu ordusu yaratmak
Suriye ve Türkiye'nin esas amacı eskiden beri KDP'yle kan davalı olan ve rahatsız olan kesimleri bir çatı altında toplayarak Kürt ve Kürdistan'a karşı bir Çaş (korucu) ordusu yaratmaktır. Irak'ta, Türk istihbarat'ının aktif faaliyet yürütmesinde Suriye'nin büyük bir desteği söz konusudur. Sünni direniş örgütleri ve eski BAAS'çılarla ilişkileri olan ve bu kesime her türlü desteği sunan Suriye, bu örgütleri Türk istihbaratıyla ilişkilendirme, ortak çalışma ortamı yaratma noktasında Türkiye için birinci derecede referans kapısıdır.
Aynı kaynak; Suriye'nin Türkiye için bir referans kapısı olduğunu şöyle dile getiriyor; Musul'da bırakın bir yabancının kalmasını, biz kendimiz bile Musullu olmamıza rağmen her an öldürülebiliriz. Hiç kimsenin can güvenliği olmadığı, her gün ortalama 20 insanın kafasını kesilip sokaklara atıldığı bir kenti düşünün. Diğer taraftan hiçbir Türk vatandaşın olmadığı bir yerde Türk konsolosluğu açmışlar. Dünyanın neresinde görülmüştür ki bir diplomat bu kadar riski üstlenebilsin. Bunların her yönüyle istihbaratçı oldukları bilinmektedir. Halbuki bizler kendi gözlerimizle görmüşüz, yanlarında çalışan Kürtler vardır. Konsoloslukları Musul hava alanındadır. 70 kişilik Türk istihbaratçılar tarafından güvenliği alınmaktadır. Dışarıda gözlemlendiğinde çoğu subay giyimli her yönüyle asker oldukları bellidir. Bunlar akşam saat 5 sıralarında plakasız arabalarla çıkıyorlar. Ertesi gün o saatlere kadar bazen de gecenin geç saatlerinde ancak yerlerine döne biliyorlar. Bunlar İslami örgütlerin en güçlü olduğu; Hey Tahril, hey Teneke, Hey Arabi, Hey Saddam, Babıl Top mahalleleriyle Zebari ve Herki aşiretlerin son dönemde yerleşmiş oldukları Korçeli mahallelerine gitmektedirler. Dışarı çıktılarında Arap elbiseleri giyiyorlar. Bu mahalleler ki, bu güne kadar ABD askerleri ve Musul asayiş güçlerinin havada ve karada ablukaya almadan giremediği yerlerdir. Bunlar nasıl rahatlıkla dört beş kişi şeklinde girebiliyorlar. Biz biliyoruz ki bundan iki sene önce Türk tırları ve kamyonları buralara giremiyorlardı. Birçok kişi Türk olduğu için kafası kesildi, arabaları yakıldı. Şimdi ne oldu da İslami örgütlerin Türklere karşı tavrı değişti? Bir Türk işçisinin gezemediği bir yerde nasıl oluyor da Türk diplomatları bu kadar rahat ve güvenlikli bir biçimde gezebiliyor.
Hiçbir Türkün olmadığı bir yerde Türk konsolosluğu ne tür bir çalışma yapacaktır. Hewlêr, Süleymaniye'de on binlerce Türk vatandaşı olmasına rağmen neden burada bir konsolosluk açmıyorlar. Çünkü bunlar, burada esasta istihbarat faaliyetleri yürütüyor. Bu konsolosluk bir istihbarat merkezi ve Kürt karşıtı bir kararg�hı gibi çalışmaktadır. Bunun aksini iddia edenler varsa gelsin Musul'da 24 saat bu konsolosluğun faaliyetlerini gözlemlesinler. Ya da burada çalışan kişilerin kimliklerine baksınlar. Diplomat mı? Yoksa istihbaratçı mı oldukları ortaya çıkacaktır. Türklerin Musul'da bu kadar geniş ve açıktan faaliyet yürütmesinde aktif destek sunan Suriye'dir.
Şunu açıkça belirtelim ki Saddam döneminde Musul'a kaçan aşiretlerin çoğunun KDP'yle kan davalı olduğu, şu anda bunlardan bazıları Kürdistan'a dönüp bazı imtiyazlar almış olsalar da, içindeki kinleri ve öfkelerinin dinmediği bilinmelidir. Leto ağanın kurmuş olduğu Kürdistan Adalet ve Özgürlük Partisi biraz daha etkili olursa KDP karşısında ciddi bir mevzi kazanırsa, bu aşiretlerin çoğu bunlar yanında yer alacaktır. Bu Kürtlerin sayıları azımsanmayacak kadar çoktur. Eğer bunlar birleşirlerse en az KDP kadar geniş bir tabana ulaşabilirler.
Doğru bir politika izlenmese, geniş ulusal çıkarlar dikkate alınmasa; dar, aşiret mantığıyla bir ulusu ya da birden fazla aşireti bir arada tutmanın mümkün olmadığı görülmelidir artık. Bu günden itibaren dört parçayı esas alacak ulusal bir politika belirlenmelidir. Kürtleri yok etmek isteyen güçlerin eline fırsat vermeyelim. Bu konuda en fazla iş partilere değil Kürdistan'daki halka düşmektedir. Halk, bir partinin çıkarını değil ulusun çıkarını esas alan politikaları esas almalıdır. Ve yanlış, dar, grupçu ve aşiret çıkarlarını esas alan politikaları teşhir etmeli ve itibar etmemelidir. Kürdistan halkı kendi kaderini kendisi belirlemelidir.
Yusuf Ziyad Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi analisti
|
|
|
|
|
 |
Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Yazan: apollo49 Tarih : 2007-08-20 18:40:23 Puan :      |
|
|
xweli nava cai wanbe ez cibisim iroj ne wexta axatiye wexta yekitiyiye loma ; tirk dibijinem dikevin kurdistani jivan axayi cehs pist digirin bila hemu xortu kec bibin yek wan meju yi qiric rakin serkeftin |
|
Yazan: cheoo Tarih : 2007-08-20 23:18:18 Puan :      |
|
Bizde bu daginiklik, daha hala birlikte olamama, hedefte carpitlik odldukca bu olaylar yasanir!!
kurt ne zaman super orduya, istigbarata kavusacak??
|
|
Yazan: shoresh_botan Tarih : 2007-08-24 22:44:19 Puan :      |
|
Bize yapılan saldırılara sessiz kaldığımız sürece çocuklarımızın ve Analarımızın Gözyaşlarını görmeye mahkumuz. ben onurlu dien her kürd bireyi bu son süreçte gerek Gerillaya gerekse Sivil halkımıza yapılan saldırıyı kınamalı ve aynı zaman sert tavırlarla sahiplenmelidir. Bu kaderimiz deil Kürd halkı kalkabilmeli birbirine kenetlenebilmeli en ufak saldırıları hertürlü sahiplenip mutlaka misillemesini yapabilmelidir. her şeyi Gerillaya bırakmakla olmaz bu iş! Her birey kendini bulunduğu alan neresi olursa olsun Bir GERİLLA olarak görebilmelidir... YAŞASIN HPG
Kahrolsun Faşizm
YAşasın Önder Apo |
|
|
|
 |
| |
|