Basından Seçmeler: Neden hep Kürt yoksulları ölür?
Gönderen: rojin0621 Tarih: 22.08.2007, 13:54:35 (652 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)

Pamuk tarlalarında kızgın güneş altında eriyen kadınlı
erkekli bitkin ırgatlar... Ocakta aşı olsun diye beş meteliğe fındık toplamak
zorunda kalan işçiler...

İşçi kahvehanelerinde kötü demlenmiş çaylarını yudumlayarak iş bekleyen bitkin
ameleler... Mezopotamya'nın avurtları çökmüş, alınlarında derin keder çizgileri,
çatlak nasırlı elleriyle hayatlarını kazanmaya çalışan acılı insanları,
kimsesizler... Kimsenin sahiplenmediği, adını bile anmadığı, seçimden seçime
hayal meyal hatırladığı, belki de hiç hatırladığı bu ülkenin binlerce, on
binlerce 'ne yaşar ne yaşamaz'ı... Çadırlarda, derme çatma barakalarda, her
türlü güvenceden yoksun yaşamak zorunda bırakılan 'baldırı çıplakları'! Salt
Kürt oldukları için korkunç baskılarla karşılaşan, aşağılanıp horlanan, fındık
bahçelerinde, linç edilen/edilmeye çalışılan, ölen, öldürülen 'düz ovanın vatan
hainleri'! Yoksullar, yoksullar, yoksullar...

* * *

Neden hep
yoksullar ölür? Kim demiş, zengini de yoksulu da bir, ikisini de toprak alır
diye? Her gün yaşıyor, görüyor, gazetelerden okuyor, TV'lerden izliyoruz: Kürt
kır yoksulları; varlığı savaşa kurban edilmiş, topraklarına devletçe ya da
korucularca el konulmuş, yerlerinden yurtlarından edilmiş 'biçareler', balık
istifi gibi kamyonlara, kamyonetlere dolduruluyor, onlarcası trafik kazalarında
yaşamını yitiriyor. Böylece her iş mevsimi toplu katliamlar yaşanıyor. Birçok
aile yok oluyor. Aslında bir başka Kürt kırımı bu, bir başka zulüm!

İşte
hemencecik unutulan, siyasi hafızalarda iz bırakmayan bir haber: 'Katliam gibi
kaza!' 'Sıvasın Kangal ilçesinde fındık işçilerini taşıyan minibüsle meyve yüklü
kamyonun çarpışması sonucu kan gölüne dönen karayolunda en az 20 Kürt işçisi
hayatını kaybetti!'

İşte kanıksanmış bir başka haber: 'Fındık işçileri
kaza yaptı. 22 yaralı. Kırıkkale-Kayseri karayolunun Hasandede beldesinde
meydana gelen trafik kazasında, 22 kişi yaralandı. Diyarbakır'ın Ergani
ilçesinden, Adapazarı'na Kürt fındık işçilerini götüren Ramazan Toka'nın
kullandığı minibüs Hasandede rampasından aşağı inerken devrildi.' Her gün böyle
onlarca olay... Onlarca ölüm yolculuğu... Geri çevrilmiş, varsıllarca 'veto'
yemiş hayatların bildik hik‰yesi... Ancak, ' Katliam gibi', değil, katliamın ta
kendisi olan biten! Pamuğa, fındığa, fıstığa, tarlaya, çapaya, bağa, bostana
giden yüzlerce yoksul ancak güzel insanın trajedisi... Acı ve yoksulluğun
kısalttığı öyküsü...

* * *

Neden hep yoksullar ölür? Neden kimse
sahiplenmez yoksulları ve neden ölüm, Kürtleri bulur hep; Kürt yoksullarını,
ayağı topraktan kesilmiş, göçebeleştirilmişleri...

Gördüğümüz, tanık
olduğumuz olaylarda birçok ortak nokta var öne çıkan: Birincisi,'katliam gibi
kaza' kurbanlarının Kürt, ağırlıkla kır yoksullarından oluşmasıdır... İkincisi,
yaşamak için ucuz iş güçlerini satmak zorunda bırakılan, bunun için yollara
düşen yurtsuzlar; yani varlıkları ellerinden alınmış göçebe insanlardır...
Üçüncüsü, herbiri benzer biçimde ve benzer araçlarla yaşamını yitirmiştir. Aşırı
yoksulluk ve olanaksızlık; onlarca insanın, kadınlı, çocuklu ailenin bir tek ve
son derece sağlıksız taşıta binmesini zorunlu kılmış ve bu da toplu ölümlere yol
açmıştır... Dördüncüsü, tüm bunların sorumlusu devlettir.

Evet, neden
hep yoksullar ölür? Yoksullar neden görülmez? Linç çemberindeki fındık işçisi,
tarladaki ırgat, beton döken, harç karan amele neden bilinmez? Ve neden, bunca
acıya, trajediye rağmen satırbaşlarında kalır her şey... Her şey uçup gider.
Soran olmaz; sorunlarına eğilen, çözüm bulan, bulmaya çalışan...

* *
*

Zorluklar büker bellerini, birde ilgisizlik... Özgürlük/güzellik
kavgası yürüten ütopya sahipleri, hümanistler de sormaz kendilerini... Emekleri
daim, hayatları kısa, 'mevsimlik' olan bu kır yoksulu gezgin/göçebe insanları
sevdikçe/ayrımsız sahiplendikçe güzelleşir her şey, her şey anlamını bulur.
Siyaset, örgüt 'varlık'laşır. Gittikçe, gezdikçe, naylon çadırlarının konuğu
oldukça, ölen, parçalanan yoksul bedenlerin yaralarını sardıkça/sarabildikçe,
zorluklarını paylaştıkça, sorunlarına çözüm buldukça/aradıkça; hayatları da
emekleri gibi daim olabilir ancak...

Bir de, alınlarındaki ve
ellerindeki derin izlerin anlamını okudukça, saygı duydukça... Ve bir de onlar,
o mevsimlik ömürlerini bile linç tehdidi altında yaşamak durumunda kalan
yoksullar, yoksul kadın ve çocuklar, bizleri affettikçe, bürokratik,
yabancılaşmış pratiğimizin özeleştirisini görebildikçe...


delilkarakocan@gmail.com

özgür gündem



 

YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· “PKK terör örgütü” demeyen Nil Demirkazık’a soruşturma
· YJA STAR: İntikamları alınacak!
· Devlet 10 gerillanın cenazesini ailelere vermiyor
· Avrupada Yaşayan Tüm Halkımıza ve Yurtsever Apocu Kürt Gençliğine
· 2007’de yaşamını yitiren 3 gerillanın kimliği belirlendi
· YJA-STAR ANAKARARGAH AÇIKLAMASI
· HRW’den PKK baskını yapan yargıca sert eleştiri
· HPG Haziran bilançosu: 69 operasyon, 66 çatışma, 158 ölü
· Ruşen Çakır: Erdoğan Başbuğ’la gözaltıları konuştu
· Kürt gençlerinin gerillaya katılımı sürüyor

Basından Seçmeler
· Kürdistan'a karada da denizde de sansür!
· Baykal: Türkiye tarihi bir kırılma yaşıyor
· Büyükanıt bu generali örnek alır mı?
· Ömrünü Kürtlere adayan bilimkadını, Fedovna
· YASAĞA KARŞI MİTİNG HAZIRLIĞI
· Kıskırtan mutabakat
· Ahmet Altan’dan Paşalara çağrı: Bu toplumu küçümsemeyin
· Müvekkiline ‘Sayın’ demesi de suç!.
· Gündem'e internette 4. sansür
· Yeşil’li, JİTEM’li, Albaylı çeteye 57 yıl hapis istendi

© Rojaciwan.com