Gönderen: CarSterk Tarih: 28.09.2007, 12:33:00 (17298 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
İSTANBUL -Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, cezaevi koşullarına ilişkin ‘’Beni burada çok rahatsız ediyorlar. Sürekli izliyorlar’’ dedi. Öcalan bu uygulamalar devam ederse ‘’sonsuz bir direniş çizgisi’’ göstereceğini söyledi. Kürt ve Türk halkları ile ezilenlerin sahip olması gereken cumhuriyetin Demokratik Cumhuriyet olduğunu da vurgulayan Öcalan, Demokratik Cumhuriyet için iki öneri yaptı: ‘’Ankara'da Demokratik Cumhuriyet Konferansı, Diyarbakır'da da Demokratik Toplum Kongresi’’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın çarşamba günü yaptığı görüşmede önemli mesajlar verdiği öğrenildi. Edinilen bilgilere göre, kendisine verilen hücre cezasının geçen hafta bittiğini açıklayan Öcalan, "Bu hücre cezaları tamamen siyasi ve idari amaçlıdır. Bunlar psikolojik amaçlı verilen cezalardır. Bazı konuşmalarıma ceza veriyorlar. Benzer içerikli konuşmalarımın bir kısmına ceza verirken bir kısmına vermiyorlar. İsteseler onlara da verebilirler. Ben konuşmalarıma çok dikkat ediyorum ama benim konuşma hakkım var" dedi. DTP'ye ilişkin söylediklerinin medyada haber yapıldığını hatırlatan Öcalan, "Amaç kızıştırmaktır, bilinçli yapılıyor. Benim legal bir parti hakkında düşüncelerimi beyan etmem suç teşkil etmez" şeklinde konuştu. Son günlerde kendisine karşı geliştirilen rahatsızlık yaratan uygulamalara değinen Öcalan, "Bana verilen disiplin cezaları tamamen politik ve idaridir. Bir amacı vardır. Beni burada çok rahatsız ediyorlar. Sürekli izliyorlar. Sistematik olarak rahatsız ediyorlar. Bu böyle devam ederse ben Başbakan ve Adalet Bakanı'nı sorumlu tutacağım. Çünkü burası Başbakanlığa bağlı kriz merkezi tarafından yönetiliyor. Bir tutuklunun göstermesi gereken en olgun tavrı 9 yıldır gösteriyorum. Bu tür uygulamalara karşı öyle kaba eylem göstermem ama böyle giderse sonsuz bir direniş çizgisini gösteririm. Nefsim ve beynimle direneceğimi de ifade etmek istiyorum. Bu böyle giderse ne olacak bilemiyorum. Adalet Bakanı da benim durumumu daha yakından gözlemlemek için müfettişlerini gönderebilir. Burada her şey göz önündedir ve izleniyor. Ben çok düşünüyorum, kişiliğimi her zaman koruyorum. Tarih benim nasıl bir kişilik olduğumu bir gün yazacaktır" şeklinde konuştu.
YUNANİSTAN’DAN KAÇIRILDIK
Yunanistan'da süren ceza davasıyla birlikte tazminat davası da açılabileceğini söyleyen Öcalan, "Buradaki önemli husus komplodaki gerçeklerin ortaya çıkarılmasıdır. Yunanistan'ın rolü komploda kilit noktadadır. Yunanistan'a girişim tamamen yasal yollardandı, fakat çıkarılışım yasal olmayan yollardan yapıldı. Uluslar arası yasalar çiğnendi. Simitis hükümetinin komploda sorumluluğu var. Yunanistan'la ilgili benim görüşlerimin de bilinmesi lazım. Dava için epey belge de var. Hukuki durumum ile ilgili ben Avrupa Konseyi'nden bir yetkilinin benimle görüşmesi için buraya gelmesini talep edebilirim. Birkaç saat onunla görüşüp durumu anlatabilirim. Biz Yunanistan'dan yasal yollardan çıkmadık, resmen kaçırıldık" dedi. Hükümetin AİHM'de birleştirilen dosyalara ilişkin sunduğu görüşlerin kendisine ulaştığını kaydeden Öcalan, "Ben buna karşı görüşlerimi yazacağım. Hükümetin bütün maddelerdeki görüşlerinin tümüne ret cevabı yazacağım. Fakat yeniden yargılama dosyasına da görüşlerimi bildireceğim" diye konuştu.
SEÇİM SONUÇLARI ÖMERLİ’DE İNCELENSİN
Seçimlerden sonra DTP dâhil hiç kimse doğru düzgün değerlendirme yapamadığını vurgulayan Öcalan, şunları söyledi: "Seçim sonuçlarını tahlil edemiyorlar, tahlil edemedikleri için de gelişemiyorlar. Bu dediklerim sol hareketi de ilgilendiriyor. AKP üç-dört yılda yüzde 47 oy aldı, nasıl aldığını iyi biliyorum ama bizimkiler bunu bilmiyor. Sadece benim köyüm Ömerli'yi inceleseler bu durumu anlayabilirler. Ömerli'de bağımsızlar 100 oy almış, geri kalan 80 oyu da kendi aralarında bölüştürmüşler. Sadece bu köydeki oy oranlarını tahlil etseler devletin bu konudaki birçok yaklaşımını, dizaynını görebilirler ama bunu yapmıyorlar. Çember sakallılar orada çalışmalar yapmış. Bunlar iyi analiz edilmezse halk nasıl kazanılır."
ANAYASA’YA KÜRTLER GİRMEYECEK, BU NETTİR
"Türkiye'de bazı kesimler Kürt sorununun bir çözümünü de Kürtlerin Güney'e sürülmesinde görüyorlar" diyen Öcalan, şöyle devam etti: "Bu planlanmış bir yoldur. Bu, AKP'nin de rahatlıkla benimseyebileceği bir seçenektir. Buna göre, Kürtlerin bir kısmını Güney'e sürecekler, Güney'de Kürt devleti kurulacak. Peki, daha sonra ne olacak? Bu çözüm Türkiye için çok tehlikeli olur. Türkiye'de bunu isteyenler, tehlikeyi göremiyorlar. Oysa bu planın sonucunda neler olabileceği büyük güçler tarafından hesaplanıyor. Böyle olursa Türkiye'nin bir tarafında Ermenistan, bir tarafında Kürdistan bir tarafında Yunanistan olacak. Bunu göremiyorlar. 14 yıldır barış ve diyaloga ilişkin çaba gösterdik. Şimdi devletin ve hükümetin Kürt sorunu hakkında en ufak bir çözüm irade ve belirtisi bulunmamaktadır. Başbuğ bu açıklamaları yapıyor. Anayasaya Kürtlerle ilgili bir kelime bile almayacaklar. Burası nettir."
AKP’DE 18 EĞİLİM VAR
Öcalan, AKP konusunda şu değerlendirmeyi yaptı: "AKP'nin içinde 18 eğilim olduğu söyleniyor. Ertuğrul Günay gibi soldan isimleri içine almış, sağdan da birçok ismi içine almış, içinde milliyetçi kanat da var. AKP'nin İslam kanadı da mevcuttur: tarikatlarla ilişki kurarak toplumda güçlenmeye çalışıyor. Türkiye'de şimdi tartışılıyor, "Türkiye Malezya mı olacak, İran mı?" diye, ben bu tartışmaya girmiyorum. AKP'nin Kürt kanadı da güçlüdür; Kürtlerin tarikat örgütlenmesi daha da eskidir. 200 yıllık güçlü Nakşî örgütlenmesi var. AKP Kürtleri açlıkla terbiye etmeye çalışacaktır, parayla satın almaya çalışacaktır. Bir yandan da Kürt Hamas'ını oluşturmaya çalışıyor. 10 yıl önce hiç kimse FKÖ ile Hamas'ın ayrılıp birbiriyle çatışacaklarını tahmin edemiyordu. Hizbullah'ın 1990'lı yıllarda kurdurulup Bölge'de binlerce Kürdü katledeceğini hiç kimse tahmin edememişti. Ama şimdi FKÖ ve Hamas çatışıyor. Hizbullah da binlerce insanımızı katletti, sokak ortasında yurtseverleri satırla vurdular."
AKP BENİ İZLİYOR
AKP'nin DTP' yi tamamen silmek için çaba gösterdiğini anlatan Öcalan, "Sur Belediyesinin durumu ortadadır. Bunlar iyi anlaşılmalıdır. Diyarbakırlılar da beni iyi anlamalı, iyi tavır geliştirmelidirler. Demokratik tepkilerini göstermeliler. AKP beni iyi izliyor. Buradaki uygulamaların AKP'den habersiz olması düşünülemez. Benim toplumdaki etkimi, halkın bana bağlılığını kırmaya çalışıyorlar. DTP bunları iyi görmelidir. Hiç kimse benim adımı kullanarak siyaset yapmasın. Gelişebilecek şeylerden ben sorumlu değilim. PKK de iyi anlamalı. Beni pratik önder olarak görmemelidir. Benim buradan pratik önderlik yapamayacağımı anlamak zorundadır. Benim onları yönetmemi beklemesinler. PKK özgün duruşunu her zaman koruyabilmelidir. AKP cumhurbaşkanlığını da ele geçirmiştir. AKP kendi konumunu muhafaza etmeye çalışacaktır. CHP ve diğer ulusalcı kesim de bundan böyle % 10'un üzerinde oy alamaz. MHP kurnaz davranacaktır. İki kesim arasında gidip-gelecek, hangi taraf güçlü olursa ona yakın olacaktır. AKP sayesinde kendi gücünü korumaya çalışacaktır" ifadelerine yer verdi.
ÜÇ CUMHURİYET VAR
Öcalan, bu hafta cumhuriyete ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Öcalan, şu hususlara dikkat çekti: "Üç Cumhuriyet var. Birincisi, askeri-sivil bürokratik cumhuriyettir. Bu cumhuriyet Türkiye'nin kuruluşundan sonra CHP ile ifadesini bulmuştur. Son dönemlerde yapılan toplantılar, meydanlarda gösteri yapanlar bu cumhuriyeti devam ettirmek isteyenlerdi. Bunu sadece ben ifade etmiyorum, emekli bir subay da yazdığı kitabında "kurduğumuz cumhuriyet askeri bir cumhuriyettir" diyor. Sol kesim hala niye anlamıyor. Bunu anlamak o kadar zor mu? İkincisi, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ile başlayan Demokrat Parti ile devam eden ve bugün AKP'de somutlaşan cumhuriyettir. Aslında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası öncesi de var. Demokrat Parti ile genişliyor ve İslami motifleri de içine alıyor. Liberal muhafazakâr bir anlayışa sahiptir. Üçüncüsü ise, Kürt ve Türk halklarının ve ezilenlerin cumhuriyeti olan Demokratik Cumhuriyet'tir. Olması gereken cumhuriyettir. Fakat bu kesimin cumhuriyeti henüz yoktur. Ben bunu uzun süredir anlatıyorum, beni anlamıyorlar."
DEMOKRATİK CUMHURİYET İÇİN İKİ ÖNERİ:
"Demokratik Cumhuriyet'in hayata geçmesi için iki önerim var" diyen Öcalan, şöyle devam etti: Birincisi, Demokratik Cumhuriyet Konferansı'dır ve Ankara merkezli olmalıdır. 700-800 kişiyle yapılacak, aydınları, sanatçıları, her kesimi kapsayacak bir konferanstır. Kürtler, demokratik sol ve toplumun bütün birimleri burada bir araya gelmelidir. Bu aynı zamanda bir çatı olabilir. Tam da anayasa tartışmalarının olduğu dönemde bu gereklidir. Böylece neyi talep ettiklerini, nasıl bir cumhuriyet istediklerini deklare etmelidirler. Buna hemen başlanabilir. Anayasa değişikliğinden önce birkaç ay içerisinde bu sonuçlandırılabilir. İkincisi, Demokratik Toplum Kongresi'dir. Bunun öncülüğünü DTP yapabilir; bu, Diyarbakır merkezli bir kongre olur. Bu kongre DTP'nin kendi kongresinden farklı bir kongredir. Bir-iki ay içerisinde yapılabilir. Delege usulüyle 400 kişi katılabilir. Mesela Hakkâri'den, Doğubayazıt'tan, her ilden, her yerden delegeler seçilir, Diyarbakır'a gelir. İki-üç gün tartışırlar; "Bizim anayasa önerimiz budur, haklarımız da bunlardır, kültürel haklarımızı talep ediyoruz" derler. Bunun içinde gerçekten çalışacak inançlı insanların olması gerekir. Kariyerist, seçkinci insanlar olmamalı. Çok kararlı, çok inançlı bir çalışma olmalı. Bunun içinde Demokrasi Platformu da yer alır. Bunların DTP Kongresi öncesinde olması lazım."
KAPİTALİZM MARKSİZM’İ SİLAHSIZLANDIRDI
Hücre cezası boyunca savunma hazırladığını savunmanın 350 sayfa kadar olduğunu ifade eden Öcalan,"Sağlığımı da biraz zorlayarak yoğunlaştım. Uygarlık eleştirisini yaparak başlıyorum. Uygarlığı yine Sümerlerden başlatıyorum. F. Braudel'i okumadan önce yaptığım birçok tespiti okurken onun eserlerinde buldum. O da aynı tespitleri yapmış ama benim tespitlerim ondan daha kapsamlıdır. F. Braudel Batı medeniyetinin büyük bir iflas yaşadığını söylüyor. Ben bunu daha önce de dile getirmiştim. Yunan medeniyetinde -ki Yunan medeniyeti Batı medeniyetinin kaynağı demektir- oğlanlar vardı. Foucault, Cinselliğin Tarihi kitabında buna değiniyor. Foucault bu kitabı tam bitirememiştir. Bunu tam anlamlandıramadığını söylüyor. Türkiye'de de sol anlayamıyor, toplumu analiz edemiyor. İktidar olayını çözemiyor. Ben hala o görüşün değerlerini paylaşıyorum. Ama Marksizm'e ciddi eleştirilerim var. Marx'ın sınıf, artı-değer ve diğer bazı kavramlarını eleştiriyorum. Bunları ve kapitalizm eleştirisini eksik buluyorum. Ben burada yeni bir boyut getiriyorum. Kapitalizm sınıfın bütün silahlarını elinden almıştır, Marksizm'i de silahsızlandırmıştır" dedi.
MARKSİZM KAPİTALİZME HİZMET ETTİ
Öcalan, şöyle devam etti: "Marksizm adına yapılan birçok davranış, düşünce objektif olarak kapitalizme hizmet ediyor. Frankfurt Okulu var. Bu Frankfurt Okulu'nun durumu şimdi çok hazindir. Frankfurt Okulu temsilcilerinden Horkheimer Hitler faşizminden sonra dehşete düşüyor. O tarihten sonra sol kesimin her şeyinin kapitalizme hizmet ettiğini söylüyor. Adorno da Yahudi soykırımından sonra Batı medeniyetinin geldiği durumu anlamakta büyük sıkıntı yaşıyor, acziyetini ifade ediyor. Horkheimer o tarihten sonra birçok şeye, ideolojiye, siyasete karşı çıkıyor. Hatta "Artık tanrıların da söyleyecek bir sözü kalmamıştır" diyor. Bunun anlamı şu; "Artık filozofların da söyleyecek bir sözü kalmamıştır". Benjamin de Batı felsefesinin büyük bir aldatmaca olduğunu söylüyor. Ben de bunun doğru olduğunu söylüyorum. Bu isimler Marksizm konusunda en yetkin isimlerdir. Tabi ben bunları kendime kaynak olarak kullanmıyorum. Fakat önemli görüşleri var."
TOPLUMLAR TARİHİ ÜÇ AŞAMALIDIR
"Toplum kanserleştiriliyor, kanser giderek yayılıyor" vurgusu yapan Öcalan, sözlerini şöyle tamamladı: "Kapitalizm tüm toplumu kanserleştiriyor. Toplumu kendine bağımlı kılıyor. Ben 'kapitalist modernite' kavramını kullanıyorum. Kapitalist modernite tüm toplumu kendine bağımlı hale getiriyor. Bunları savunmamda detaylandırıyorum ancak şimdi kaba hatlarıyla belirtiyorum. Toplumu, toplumların tarihini sosyolojik olarak üç zamana ayırıyorum: 1- Uzun Zaman Sosyolojisi. Dördüncü Buzul döneminde başlayan Zagroslarda baş gösteren hayatı da kapsayan neolitik zaman sürecini de içine alan bir dönemdir. 2- Yapısal-Kurumsal Zaman Sosyolojisi. Kentlerin doğuşuyla başlayan zaman dilimini ifade eder. 3- Kaos ve Özgürlük Dönemi Sosyolojisi. F. Braudel toplumla ilgili "Tarih sosyolojileştirilmeli, sosyoloji de tarihselleştirilmelidir" diyor. Bu söz kilit kavramdır. Bu konudaki görüşlerimi şimdi çok genel hatlarla ifade ediyorum. Tarihi bağlamda dile getiriyorum. Teoloji konusunda da yetkinim. Bu ara H. Marcuse'un 'Tek Boyutlu İnsan', M. Horkheimer'in 'Akıl Tutulması' ve Carl Schmith'in 'Siyasal Teoloji' adlı kitaplarını okumayı düşünüyorum."
ANF NEWS AGENCY |
|
|
|
|
 |
Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Yazan: porto Tarih : 2007-09-28 15:07:47 Puan :      |
|
|
artik senin ozgurlugun icin kahramanca savasacagimiza and iciyoz,bundan sonra tc seni muhatab alacaktir, demokratik yolarin biti yerde onurlu metropol halk savasi vardir, buda ulusal onder APOnun ozgurlugune yakinlastigimiz icin direnisli halk savasi olmakidir,EDI BESE, be serok APO jiyan namese, |
|
Yazan: menduh Tarih : 2007-10-07 21:05:36 Puan :      |
|
|
BAŞKANIM SENİN YAZILARINI OKUDUKÇA UTANIYORUM ALDIĞIM NEFESTEN İÇTİĞİM SUDAN YEDİĞİM EKMEKTEN UTANIYORUM SENİN O ZİNDANDA KALDIĞIN HER SANİYE BİZLER İÇİN BİR UTANÇ BİZLER SANA ÖZGÜR BİR ALAN YARATAMADIK OYSA SEN TÜM KÜRT HALKINA ÖZGÜR BİR İRADE YARATTIN SENSİZ BİR YAŞAM TÜM KÜRT HALKINA HARAM OLSUN BAŞKANIM SENİN ÖZGÜRLÜĞÜN İÇİN MUCADELE ETMEYEN KÜRT DEĞİLDİR YADA VİCDANSIZDIR AFFET BİZİ BAŞKANIM SENİN EMEĞİNE HİÇ AMA HİÇ LAYIK DEĞİLİZ |
|
Yazan: kmk Tarih : 2007-10-28 21:04:31 Puan :      |
|
|
zaman oyle guclu bir kavram ki onun karsisinda urkuyor insan.onun karsisinda duramiyor insan.ama PKK onderlik gercegi bana gore ki kesinlikle bu boyledir,bu guclu kavramin karsisinda her zaman direnebilmistir... |
|
|
|
 |
| |
|