Gönderen: Rojaciwan Tarih: 17.12.2004, 17:30:22 (5080 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
Hoş geldiniz. (Üç avukat yalniz geldik.) Evet, şimdi yine tarihi bir gün. Zaman çok yetersiz. Ben de söylemek istediklerimi tam açamiyorum. Sanirim sizin için de öyle. Zamani stratejik kullanmamiz lazim. Bu nedenle en önemlilerini aktaralim. Önce sizden mi baslayalim? (Bir bilgilendirme notu var. Onu aktarmak istiyoruz. Kisa bir süre önce Musul yakinlarinda Kongra Gel ve PYD yöneticisi bes kisi katledildi.) Radyodan dinlemistim. "Bes üst düzey kisi öldürüldü" denilmisti. Ayni olay mi? (Evet.) Kimler var? (Silan Kobani.) Kobanili olan Silan mi? Bizim o kiz, öyle mi? Ah, yazik. (Evet, O. Suriye çalismalarinin da koordinesindeydi. Ayni zamanda Kongra Gel Yürütme Kurulu üyesiydi.) Digerleri kimler, tamami Suriyeli arkadaslar mi? (Birisi Kuzeyden Fuat, Malazgirtli; digerleri Suriye’den Zekeriya, Ciwan, Haci.)
Fuat kim? Yeni katilim herhalde. (90 sonrasi katilimli.) Digerleri bilinen isimler mi? (Hepsi PYD Meclisinde yer alan kadrolar, üst düzey yöneticiler.) Kim vuruyor bunlari, nasil değerlendiriyorlar? (Yapilan açiklamada olayin sorusturulmasi için bir sorusturma komisyonun kuruldugu, çalısmalarin devam ettigi, ancak ilk tespitler anlaminda olayin Türkiye ve Suriye istihbarati tarafindan kaçanlarin da destegi ile gerçeklestirildigi yönünde.) Kaçanlardan kastedilen Botan gil'midir? (Evet.) Yekiti, KDP isin içinde yok mu? (Onlara iliskin bir tespit yok.) Bir evde mi katledilmisler? (Hayir, araba ile giderken.) Taramislar mi? (İndirilip kursuna dizilmisler.) Ama bu çok saçma bir sey. Bu kadar yönetici nasil bir arabada olabiliyor? Ne isleri var Musul’da? (Suriye çalismasinda sorumluymuslar. Daha önce Suriye’de çalisma yürütüyorlardi. Baskilardan dolayi çalisamaz duruma gelince Irak’a çekilip Suriye çalismalarini oradan yürütüyorlarmis.) Islami güçlerin, Irak’taki direnisçilerin bir rolü var mi? (Bilgilendirmede yerel güçlerin kullanilmis olabilecegi, ancak esas etkili gücün istihbarat örgütleri oldugu belirtiliyor.) Suriye istihbaratina kesin mi diyorlar? Neden öyle diyorlar? Suriye Devleti Suriye Partisini tehlikeli mi buluyor? Suriye partisi hakkinda biraz bilgi almak istiyorum. Halk bize bagli mi, halkin durumu nasil? Devlet çok mu üstlerine gidiyor? (Halkin bagliligi oldugu, Kongra Gel içindeki sorunlardan dolayi bazi kafa karisikligi yasandigi belirtiliyordu. Bunlarin da asildigi belirtiliyor. Suriye devletinin baskisi oldugu, diger parçalardan (özellikle Kuzeylilerden) çok rahatsiz oldugu, örgüt içeriside istihbari faaliyetler yürüterek parçaciligi gelistirmeye çalistigi, Küçük Güneylilerin aileleri üzerinde baski kurdugu, bu sekilde etkisizlestirmeye çalistigi belirtiliyordu. Yapilan bir açiklamada, Fuat'in yakalanmasi ve öldürülmesi konusunda Suriye İstihbaratinin ödül koydugu belirtildi) Neden Fuat üzerinde bu kadar duruyorlar? (Daha önce Suriye’de üst düzeyde faaliyet gösterdigi için.) Kuzeylileri istemiyorlar. Sunu öğrenmek istiyorum: Benden sonra Suriye’nin bize yönelik politikasinda bir degisiklik mi oldu? Bu baskilar ordu kaynakli mi, yoksa genel bir devlet yönelimimi var? Bunlari ögrenmek istiyorum. Su an Suriye’de kaç tutuklu var? Saniyorum bin civarinda vardir. (Mart ayaklanmasi esnasinda iki binin üzerinde tutuklama olmus, su anda sayiyi net bilmiyoruz.) Kadrolar mi, halktan mi? (Ayaklanma sirasinda yurtseverler tutuklanmisti.) Iskenceden öldürülen var mi? Iskenceler var mi? (Sert yönelimler, iskenceler var. Kisa bir süre önce bir yurtsever iskence ile katledildi, teslim edilenler var.) Kimlerdir, ne zaman oldu? Hamili’den sonra mi oldu? Sayi ne kadar? (Son bir yilda altmisin üzerinde kisi teslim edildi.) Ha Denizler filan vardi. Baska kim vardi? (Xebat vardi, alt düzeyde kadrolar vardi.) Yani benim dönemimle tam dersi bir durum mu ortaya çikiyor? Öyle anlasiliyor. Niye böyle bir durum ortaya çikiyor? (Son dönemlerde ABD, Türkiye ve mevcut Irak yönetimi arasinda Kongra Gel’e karsi yapilacaklar konusunda bir dizi görüsme ve toplanti oldu. Ayrica Türkiye, Suriye, Iran ve Irak yönetimi arasinda Disisleri Bakanlari düzeyinde toplantilar oldu. Musul’daki olay da tam bu döneme denk geldi. Ayrica o dönemde Iran da dokuz Kürt’ü Türkiye’ye teslim etti.) Kim bu dokuz kisi, neden teslim edilmisler? (İsimlerini bilmiyoruz.) Bu çok ilginç ve tehlikeli bir ittifak. (Duran Kalkan da bir röportajında bu ittifak ile ilgili benzer bir değerlendirme yapmisti.) Böyle degerlendiriyorlar, ama acemice davranmaya devam ediyorlar. Particilik çok ciddi bir is, eski tarz baglilikla gitmez. Bu yaptiklari adeta sarlatanlik. Söyle devrim partisi, böyle devrim partisi diyorsunuz; ama bunlara da engel olmuyorsunuz. Sen öyle bes yöneticini arabaya bindirip göndereceksin. Yasalsa yasalligi, illegalse illegalligi bileceksiniz. Suriye yönetiminde bana karsi bir ciddiyet vardi. Bizim Suriye’deki evlerimiz vardi. Ne oldu? (Sam’dakilere devlet el koymus, diğer yerlerdekiler duruyorlar.) Esyalar vardi, saglam mi? (Arsiv saglammis.) Lübnan’da da bir evimiz vardi. Bilginiz var mi? (Bilgimiz yok.) Peki, Suriye bu olayi üstlendi mi? (Hayir, Suriye’nin böyle bir açiklamasi yok. Yapilan degerlendirme bu yönde.) O zaman direkt Suriye’yi dilimize baglamak olmaz. Bu olayi iyice arastirmak lazim. Arkasinda hangi güçler var, onlari açiga çikarmak lazim. Suriye halkina da yeni yil vesilesiyle mesaj vermek istiyorum. Kendi haklarina, özgürlüklerine sahip çiksinlar. Kendi demokratik haklarini, kültürel kimliklerinin özgürlügünü yürütmelerini istiyorum. Daha önceki konusmalarimdan da bazi derlemeler yapip benim adima yayinlayabilirsiniz. Diger parçalar için de bu geçerli. Yeni yil mesajini şimdiden böyle veriyorum. Belki gelmeyebilirsiniz. Ortadogu’da oyun içinde oyun var. Provokasyonlar var. Açik çalisiyorsaniz ona göre hareket edeceksiniz. Kim vurduya getirebilirler. CIA olabilir, MOSSAD olabilir, KDP ve YNK olabilir. Bizi Suriye ile çatistirmak isteyenler olabilir. Türkiye MİT’i de olabilir. Bence çok net görünmüyor. Üzerinizdeki oyunlarin büyüklügü belli. Bu olayin içinde kesin istihbarat örgütleri var. Suriye’den açiklama istenebilir. Ögrenmek istiyoruz denir. Özel dostlarimiz vardi. Benim adima da sorulabilir. Bu ayni zamanda Suriye yönetimine de uyari olabilir. Sorulabilir; direkt üzerimize mi geliyorsunuz, savas mi ilan ediyorsunuz denir. Örgüt çalismasi olarak da çok dikkatli olmak gerekiyor. Bu vesileyle uyariyorum: Önlem almazlarsa bu sekilde katledilirler. Nasil kendilerini ele geçirtiyorlar? Eskiden beri sikayetlerim, elestirilerim vardi. Böyle politika, böyle savas olmaz. Bu sorunlar devam ediyor. Bu benim tarzim olamaz; kaçanlarin tarzidir. Sorusturmada da bana “Sizinkiler kurbanlik koyun gibiler” dediler. Öcalan’in sert elestirilerini biliyorsunuz dersiniz. Diplomasi, siyaset böyle yürütülemez. Eger adamin dört dörtlük savasçi yetenegi varsa savasir. Kars’ta da bu yaz benzer bir olay olmustu. Gerilla köye iner mi? O zaman da degerlendirmistim. Yapmayin dersiniz. Ben çok kötü kullaniliyorum. Benim adima bu tür seyler yapilamaz. Ben Suriye’de yirmi yil kaldim, bir kisi bile ölmedi, sadece bir kisi tutuklandi. Gençlere de dikkat edilmelidir. Rasgele her yere göndermesinler. Apo kimligini, kisiligini otuz yildir anlatiyorum. Ben illa taraftarim olun demiyorum. Sempatizan, dost olabilirsiniz. Ama bana bagliysaniz ciddiyet, tarz, dirayet, buna uygun tempo gerekir. Leyla mektubunda bir yerde dostça diyor örnegin. Ama ben öyle Hasso Hüso degilim. Benimle dostluk öyle kolay olmaz. Size de yönelebilirler. Iste Kiziltepe’de olani gördünüz. Nedir bu Kiziltepe olayi? (Yargisiz infaz, çatisma yok.) Gerçekten söylendigi gibi silah filan var miydi? (Hayir, yurtseverler, baba ile oglu infaz edildi.) Öyle anlasiliyor ki, devlet politikasi, merkezi bir karar sonucu yapilmis degil. Merkezi bir olay demiyorum, ama karisticilar var. Nitekim görevden alinmalar da oldu. Böyle kisiler, böyle gruplar vardir ve olacaktir. Baska neler var? (Geçen görüsmede bir avukatin cezaevi çikislilarin çalismalara katilimlarinin engellendigi yönündeki aktariminin dogru olmadigi, aksine çalismalara katilmalari yönünde bir program ve hazirlik yapildgi belirtiliyor.) Zaten söyledikleri dogru gelmedi bana. Kendi özgün örgütlenmelerini kurmalari gerekir. Tutuklu ve Kayiplar Dayanisma Dernegi kurulabilir. Hala içeride olanlar var, kayip olanlar var, faili meçhule gidenler var. Onlarin hakkini hukukunu korumak gerekir. (Bu alanda kurulu iki dernek var.) O zaman var olanlar birlestirilebilir. Çikanlarin çesitli sorunlari var. Hasta olanlar var, maddi sorunlari olanlar var, egitim sorunlari var. Bu sorunlari asmak için destek ve dayanismayi saglamalari gerekir. Çikan sayi ne kadar, kalanlar ne kadar? (İçeride bin bes yüze yakin var. Son yasal düzenlemelerle birlikte Nisan ayina kadar çikacak olanlar dahil, bin bes yüz civari. Ama 99’dan beri çikanlarla birlikte üç bine yakin çikan olacak.) Bu arkadaslarin kendi kisiliklerini dogru çözümleyip yasamla dogru bütünlesmeleri gerekir. Kendi egitimlerini, özgürlük problemlerini, kimlik sorunlarini çözsünler. Özgürlük problemini kendi kisiliklerinde dogru çözümlemeleri gerekir. Onlara söylersiniz; bireysel heveslere kapilmasinlar, yoksa manen tatmin olamazlar, eski komünistler gibi felçli olurlar. Özgürlük, demokrasi, insan haklari mücadeleleri vermeliler. Bu kadar seyin karsılıgi özgür yasam katilimi olmali. Yirmi yil, on yil cezaevinde kalmislar; bagliyiz, seviyoruz diyorlar. Ama söylediklerini pratiklestirsinler. Cezaevinden sürekli mektup gönderiyorlar. Zaman olsaydi gönderenlerin isimlerini yazdirip benim adima cevap vermenizi isteyecektim. Ama bu söylediklerimi genel bir mesaj olarak düzenleyebilirsiniz. Kaldi ki Türkiye’de yeni bir süreç basliyor, AB sürecine giriliyor. Siyasi yasaklar filan kalmaz artik. Sanirim bir kisminin yasagi da kalkmis durumda. (Evet.) Belirttigim çalismalarin yani sira Demokratik Toplum Hareketine de katilim gösterirler. (Bilgilendirmede basin yayin çalismalarina iliskin genis katilimli bir konferans yapildigini, bazi sorunlarin tespit edildigini, özellikle Türkiye’deki basin yayin alaninda genisleme ve esneklik adi altinda bir uzaklasmanin yasandigi dönemsel politikalarin yansitilmasinda zorlandiklarini, bu nedenle yeni bir düzenlemeye gideceklerini belirtiyorlar.) Ben bu konuda ikili bir sey önerecegim. Legalite seyinde destekleyebilirler. Örnegin DTH legal bir çalismadir. Güdümlü bir parti degil. Bunlar yasal seylerdir, bunlara dikkat edilir. Kendi içinde bagimsizligi vardir. Leyla mektubunda kismen müdahaleler var anlaminda seyler belirtmisti. Bunlar yanlis, müdahale olmaz, ama destekleri olur. Örnegin basin için Avrupa’da dayanisma geceleri düzenlerler. (Her alanda son süreçte sizin kullandiginiz bazi kavramlara yanlis yaklasimlar var. Örnegin demokrasi kavrami örgütsüzlük, keyfiyetçilik olarak degerlendiriliyor.) O zaman bunu siz anlatacaksiniz. Bizimkilerde demokrasi kültürü yok. Pinar ne yapiyor, çalisiyor mu? Yanina bir iki hukukçu verilse olmaz mi? Pinar’in kitabini okumustum. Kavramlari biliyor. Entelektüel biri en azindan. Demokrasi tarihini biliyor. Orada cezaevi çikislilar da olabilir. İsmi bilen kimler var? Pinar’la birlikte kim var? (Basin koordinasyonu var. Isim düzeyinde taninan biri yok.) Cezaevi çikislilardan olabilir, teorisini gelistirenler, kendini yetistirenler, hukuku ve sosyolojiyi bilenler yer alabilirler. Meshur bildiri ortaligi karistirdi. Bizimkiler bu isin içinden nasil çikacaklar? Benim demokratik çikisim tarihidir. Devlet biliyor. Hatta AKP uygulamaya çalisiyor. Ama PKK’nin anladigini sanmiyorum. Alti yildir APO taktik yapiyor diyorlar. Öyle taktik degil, temel politik bilincimi özetliyor. Bu konularda çok ciddiyim. Ben bazen bir kelime, bir cümle üzerinde elli defa duruyorum, çok ciddi duruyorum. Beni seyh yerine koyuyorlar. Benim bilimsel bir temelim var. Tarihsel dönemler üzerinde ciddi bilimsel düsünüyorum, çok yogunlasiyorum. Eskiden de ciddiydim, ama anlamiyorlardi. Türkiye hakkinda söylediklerim, kullandigim bütün kavramlar bilimseldir. Türkiye’nin bütünlügü, Kemalizm vs konusunda devletin yaklasimini da dogru bulmuyorum. “APO’dan yararlanalim” anlayisi yanlistir. Ben özlü bir insanim. Özlü bir insan kolay kolay yaniltilamaz. Kendine güvenenler benim söylediklerim üzerinde yogunlassinlar. Genelde demokrasi kültürü yok. Birbirlerine tahammül yok. Lütfen bu konulara dikkat etsinler. Diger partiler de yeni yeni bunlara geliyorlar, birlesmeler filan konusuluyor, ortak platformlara geliyorlar. CHP ve DYP’de de bunlar konusuluyor. Son demokratik konfederasyon degerlendirmem önemli. Sadece Kürtler için degil, bütün dünya için geçerli. Tartisiliyor mu? (Hayir, henüz tartisilmiyor. Tam anlasilmadi.) Nasil tartisilmiyor? Tartismaya açmalari gerekir. Demokratik konfederalizm Avrupa’nin su an içine girdigi egilimdir. Avrupa’da dört yüzyil uluslar, mezhepler birbiriyle bogazlasti. 1649 Vestfalya, yine 1851 dönemi var; ondan sonra birinci ve ikinci dünya savaslari yasandi, yüz binler öldü. Dinler, mezhepler savasi oldu. Bunlarin hepsine yol açan milliyetçiliktir. Ama simdi bunlar asiliyor. Dün Erdogan “Etnik, dinsel ve bölgesel milliyetçilige karsiyim” diyordu. Bizi kast ederek bunlari söylüyordu. Bana cevap hakki dogdu. Cevap veriyorum. Dinsel milliyetçilige dayanan AKP’dir. Hem Türk, hem Kürt etnik milliyetçileri de en çok AKP’nin içindedir. Seyhler, agalar takimi da kendi içlerindedir. Suçlu insan telasina girerek baskasini suçluyor. Bunu AKP’ye iade ediyorum. Çok net ortaya koyuyorum. Türkiye’de dinsel milliyetçilige, etnik milliyetçilige bulasanlar çok. Demokratik konfederalizmin öncülügünü Avrupa’da bugün burjuvazi yapiyor. Ben halkin demokratik konfederalizmi kavramini kullaniyorum. Devlet degil, milliyete dayanmaz, siyasi sinirlari esas almiyor; hangi siyasi kültürden, hangi dinden olursa olsun hepsini kapsiyor. Daha önce alti maddelik ilkeleri belirmistim. Siyasi içerigi budur. Taban demokrasisi kavramini kullanmistim. Bu kavrama uygun olarak özgür yurttas meclislerinden yukariya dogru gelisir. Üstte gevsek bir koordinasyon merkezi olur. Türkler, Kürtler, Araplar için de öneriyorum. Araplarin yirmi iki devleti var. Bu yirmi iki devlet kendi içinde demokratik konfederalizm olusturabilir. Ama Araplarin ve Türklerin devletleri var. Devlet egilimli düsünüyorlar, onlarin bu yaklasima gelmesi zor. Geriye bunu gerçeklestirecek sadece Kürtler kaliyor. Kürtler için demokratik konfederalizm olabilir. Barzani ve Talabani’nin federesi var. Onlar devlet hedefli olusumlardir. Benim önerdigim devleti hedeflemiyor. Bu nedenle kavrami, kurami, kurumu dogru tartisin demistim. Demokratik ulus devletçi ulustan farklidir. Demokratik konfederalizm esittir, demokratik ulus; demokratik ulus da esittir halkin demokrasisi. Benim önerdigimde devlet ekseni yoktur, gevsek bir örgütlenmedir. Bu bizim ayni zamanda esitlik, özgürlük ve sosyalizm anlayisimizi da dile getiriyor. Nasil ki Avrupa konfederasyona gidiyorsa, ileride Ortadogu Konfederalizmi olabilir. Zaten Ortadogu tarihi konfederalizme uygundur. Bu günden yarina hemen kurulacak anlaminda söylemiyorum, ama çagin gidisi o yöndedir. Milliyetçilik ideolojisi üç yüzyil Avrupa’yi, yüzyildir da Ortadogu’yu kasip kavurdu. Ortadogu’da Yahudileri Siyonist milliyetçilik, Araplari Baas milliyetçiligi, Türkleri de İttihat ve Terakki milliyetçiligi batirdi. Ecevit de bir dönem Türkiye, Azerbaycan, Kibris federasyonu diyordu. Konfederalizm siddete, ayrimciliga yer vermeyen gönüllü bir çözüm modelidir. Benim çözüm tarzim, perspektifim budur. Bunun karsiti da milliyetçi yaklasimdir. Milliyetçilik bogazlasmalari halklari tüketir. Türkiye’de biz eger konfederalizmi basaramazsak, Barzani ve Talabani tarzi federe burjuva milliyetçiligi gelisir. Türklerde de milliyetçilik güçlüdür. ABD de Kürt milliyetçiliginin arkasindadir. Birbirini katletmenin hiçbir anlami yok. Ben her zaman katletmeye karsi durdum. Burada da bunun için yasiyorum. Kürtlerde demokratik bilincin gelismesiyle bu isler çözülür. Diyarbakir’daki mitingde atilan “farkliliklara evet, ayrilikçiliga hayir” slogani güzel bir slogan. Önemliydi, dogru bir slogandi. Suriye korkunç milliyetçi bir devlettir. Iran da Sia milliyetçisidir. ABD, Türkiye ve Israil ittifaki da tehlikelidir. Ama Kürtlerin konfederalizmi Ortadogu’daki bu sorunlari çözebilir. Üniter devlet kalir, ama küçülür. Zaten zorunludur. Böyle büyük devlet çökertir. Obez devlet diyorum. IMF zaten küçültüyor, AB demokratiklestirir. Bes yüz milyar Dolar borçla bir devlet ayakta kalamaz. Kürtler için devlet degil, demokratik konfederalizm. Bunun içinde kadinlar birligi, belediyeler birligi, mahalleler birligi, demokratik isçiler birligi, gençlik birligi, öğrenciler birligi biçiminde halki içine alir. Demokratiktir, içinde halk vardir. Bu kavramlari yeniliyorum. Yanlis anlasilmasin. Örnegin Türk-is ve Disk de birer konfederasyondur. O anlamda hukuk disi bir seyden bahsetmiyorum. Devlet disi, bir devlet degil. Bu kavrama yeni bir anlam yüklüyoruz. Diger partiler de degismek zorunda. Yarindan itibaren demokratik bir dönemdir. Tek sef partileri, merkezi ve oligarsik parti dönemi geçmistir. Simdi demokratik dönemdir. Cumhuriyeti üç dönemde ele aliyorum: Elliye kadar otoriter dönem, elliden günümüze kadar oligarsik yozlasma dönemi, simdi de cumhuriyetin demokratiklesmesi dönemi yasaniyor. AB bunu gerektiriyor. (Yeni insa çalismalari devam ediyormus. Birçok yogunlasma grubu bir arada bulunuyormus. Tüzük ve program çalışmalari sürüyormus. Newroz’da kurulusu tamamlamayi düsünüyorlar.) Daha önceden bitirebilirler miydi? Ama öyle planlamislarsa olabilir. Bu çerçeveyi onlara da iletin. İnanci ve bagliligi güçlü olanlar katilirlar. Bu bir koalisyon degil. Kendine güvenenler katilirlar, yer alirlar. Önerdigim alti ilke bir nevi onlar için de geçerlidir. Demokraside federe milliyetçilik ulus anlayisi yok. Ekonomi de toplumun denetimindedir. Bunlari alti ilkede açmistim. Bu çerçevede çalismalarini bitirirler. Kendilerine çok güvenenler katilirlar. Basarilar diliyorum. Meclis Baskani “Lozan’i deliyorlar” diyordu. Ona cevap vermek istiyorum. Birinci meclisin ruhu temelinde Kürt-Türk kardesligini canlandiralim. Ayrilik istemiyoruz, Birinci Meclisin ruhunu istiyoruz. Lozan ne kadar Türk’ün anlasmasiysa, o kadar da Kürt’ün anlasmasidir. Bunlari Inönü’nün söylediklerine dayandiriyoruz. Inönü Lozan Antlasmasini iki Diyarbakir milletvekilini yanina alarak imzaladi; “Biz Kürtler ve Türkler adina imzaliyoruz” dedi. Bunlarin hepsi tarihte var, kayitlidir. Lozan’in 39 maddesini biliyorsunuz. Baskin Oran kiyameti kopardi. Lozan’i azgin bir sovenizmle uygulatmayanlar bizi suçluyorlar. Kürtleri yok saydilar. Bunu manset yaparsiniz. Kürt-Türk çatismasini önlemek için Lozan ve Birinci Meclisin ruhunu istiyoruz. ABD’ye dayali Türk milliyetçiligi gelistirildi. Bu tehlikelidir. Birlik böyle saglanmaz. Gerçek birlik, hukukuna ve demokrasiye kavusmus Kürtlerden geçer. Türk’ün güvenligi için Kürt ne kadar gerekliyse, Kürt’ün güvenligi için de Türk o kadar gereklidir. Zorla ayirsalar da ayrilmayacagiz. Bu konuda mücadele verecegiz. Ne getirdiniz? (Mont, ayakkabi, gazete, kitap ve dergi getirdik. Baska bir ihtiyaciniz var mi?) Hayir, arkeo atlas’in birinci ve ikinci sayilarini aldim, üçüncüsünü de getirirsiniz. Herkese selam. Iyi çalismalar.
|
|
|
|
|