25.10.2007- Türkiye ve kürdistanda yaşanan son gelişmelere ilişkin komelen ciwan koordinasyonu kürt gençliğine yönelik bir bildiri yayınladı. Bildiride şöyle denildi:
Kürt gençliğine
Son
iki yıllık süreçte halkımız ve hareketimizin kendi meşru demokratik
haklarını kazanmak uğuruna sergilediği direniş karşısında TC faşizmi
tıkanma noktasına gelmiştir. Bunun sonucu olarak önderliğin
zehirlenmesiyle yeni bir imha konseptini devreye sokmuştur.
Hareketimizin bütün siyasal ve barışçıl çözüm çabalarına karşılık
halkımız üzerindeki faşist ve ırkçı uygulamalar insanlık dışı
boyutlarda devam etmiş, gerillaya yönelik imha saldırıları aralıksız
sürmüştür. İçinde bulunduğumuz yıl içinde de önderliğe yönelik
saldırıyla hareketimiz ve halkımızı imha etme emelleri doruğa
çıkmıştır.
Hakeza Ordusunu adeta bütün gücüyle kürdistana yığarak
gerillayıda etkisiz kılmaya çalışmıştır. Ancak son süreçte gerillanın
öldürücü darbeleri karşısında adeta çaresiz kalmış ve çılgına
dönmüştür. Yürüttüğü en insanlık dışı saldırılar bile büyük bir
direnişle boşa çıkarılmıştır. Son çare olarak önderliğimiz üzerindeki
imha saldırısını tırmandırmış ve tüm avukat-aile görüşmelerini
kesmiştir.
Hakeza güney kürdistana karşı savaş tehditini
pratikleştirmiş ve ırkçılığı inanılmaz boyutlara taşırarak halklar
arası çatışmayı derinleştirmeyi seçmiştir. Yaratılan şövenist ve ırkçı
dalgayla halkımız sindirilmeye çalışılırken güneye dönük seferinde alt
yapısını türk halkı nezdinde hazırlamaya çalışmıştır. Böylelikle bütün
ihtiyat güçlerinide devreye sokarak son bir sefer yapmaya ve halkımızın
özgürlük umutlarını bitirmeye çalışmaktadır. Çok kesin ve net olarak
ırkçı-faşist ordu ve işbirlikçi AKP hükümetinin amacı; özgürlük
hareketimizi direnen kürt halkıyla birlikte nihayi biçimde tarihten
silmektir.
Halk
savunma güçlerimiz imha amaçlı saldırı dalgasının en önemli bir ayağı
olan Güney kürdistan seferinin provalarını büyük bir darbeyle bozguna
uğratmıştır. Daha girmeden türk ordusu gerilla karşısında büyük bir
hezimet yaşamıştır. Tc ise buna karşı hunharca emmelere dayanan
saldırgan tutumu adeta büyük bir iki yüzlülükle gizleyerek kendisini
magdur göstermekte, böylelikle türkiye halkını kürt düşmanlığına teşvik
etmekte ve kendisininde altından çıkamayacağı sonuçlara doğru
gitmektedir. Her gün azdırılmış it sürülerini halkımızin üzerine
sürmesi bunun en açık göstergesidir.
“milli
uyanış ve kürtlere kaşrı savaş” tutumu neredeyse hiçbir barışçıl
seçeneği ortada bırakmamaktadır. Sadece gerilla hedef değildir. Mevcut
saldırıya türkiye toplumunun bütün kesimlerini katmak için bütün
argümanları kullanmaktadır. Kürt halkına tam bir katliam
dayatılmaktadır. Bu tehlike karşısında halk olarak bizler yeni ve
kapsamlı bir direniş sergileyerek kendimizi savunmak ve meşru
haklarımızı kazanmak gibi hayati görevlerle karşı karşıyayız.
Barışın
gelişmemesi halinde gelişecek olan kapsamlı bir savaştı ve mevcut
durumda bu kapsamlı savaş süreci başlamıştır. Bu noktada damarlarında
kürt kanı dolaşan her kürdün, insan haysiyeti taşıyan her insanın
özgürlük mücadelesi etrafında kenetlenmesi ve ulusal onurumuzu koruma
görevini yerine getirmesi gerekmektedir.
Biz
ulusça özgür bir ülkede özgür bir gelecek uğuruna çok bedel ödedik. Ama
en ağır bedeller bile bizi yıldırmadı. Mevcut saldırılar karşısında da
sinmek, geri çekilmek ve sessiz kalmak bütün geçmişimize ihanettir ve
halk olarak soykırımı kabullenmektir. Dolayısıyla her kürt ferdinin
büyük bir direniş azmiyle ulusal direniş seferberliğine katılmasının
zamanı gelmiştir.
Geçmişte
olduğu gibi bugünde. halkımızın tek dayanağı ve güç kaynağı onun
direnen kahraman gençliğidir. Böylesi süreçler gençliğin apocu direniş
ruhunun şahlandığı ve düşmanların emellerini kursaklarında bıraktığı
süreçlerdir. Mevcut saldırılar karşısında gençlik sessiz kalmamalı,
kalamaz. Tc’nin teslim olup onursuzca boyun eğmek dışında bize sunduğu
tek seçenek imhadır. Buna karşı bizim için onurlu yaşamın tek yolu
direniştir. Direnişin başarısı ise iyi örgütlenmekten geçmektedir.
Her
kürt gencinin kendi ulusunu koruması ve saldırılara karşı savaşması en
temel namus, şeref ve onur görevidir. En başta gerillaya katılmak ve
ordan gerekli cevabı vermek temel görevdir. Hakeza gençlik halkımızın
bulunduğu her alanda meşru savunma görevini icra etmelidir. Özgürlük
hareketinden beklemeden, öz insiyatif ve iradeyle her yerde halk
savunma komiteleri oluşturulmalı ve faşist saldırılar karşısında en
radikal cevaplar verilmelidir. Her türlü saldırıyı –bedeli ne olursa
olsun- geri püskürtmek için iyi örgütlenmiş öz savunma komiteleri
mantar gibi her tarafta çıkmalıdır. Özellikle Türkiye metropollerindeki
faşist saldırılara dur demek artık olmazsa olmaz bir görevdir. Aksi
halde onurumuz ayaklar altına alınmak isteniyor.
Mevcut
saldırı dalgası giderek yurt dışına da sıçratılmaktadır. TC
konsolosluklarınca örgütlendirilen faşist çevreler harekete geçirilmeye
ve halkımıza saldırtılmaya çalışılmaktadır. Buna karşı Avrupadaki kürt
gençliğide örgütlü bulunduğu tüm alanlarda eyleme geçmeli ve yaşanan
sessizliği kırmalıdır. Örgütlü olunmayan alanlarda ise yerel
insiyatifler devreye girmeli ve bir an önce değişik çapta örgütlülükler
yaratılmalıdır. Tekrar ediyoruz: hareketten veya
kadrodan beklemeden, her kürt genci kendisine bir partili ve militan
misyonu biçerek meşru savunma hakkı temelinde halka öncülük etme
görevini yerine getirmelidir. Dönemi kurtaracak olan doğal halk
öncülüğüdür. Bu görev gençliğindir. Üç kürt gencinin bir araya
gelmesinden bir örgüt doğmalıdır. Ve kürt gençliğinin örgütlü olduğu
her alan eylem sahası olmalıdır.
Saldırı
altında olan, imha edilmek istenen, hiçbir insan hakkı tanınmayan kürt
halkıdır. Önderliği zehirle yok edilmek istenen, kimyasal gazlarla
gerillası öldürülen, sokaklarda linç edilen, karakollarda işkencelerden
geçirilen, kurumları kapatılan yada yakılıp yıkılan, gazeteleri
kapatılan halkımızdır. Dolayısıyla mağdur olan ve eyleme geçmesi
gereken kürt halkıdır. Tc ise bu gerçeği tam tersinden yansıtmaktadır.
Saldırıya uğrayan ve mağdur olan kendisiymiş gibi bir hava
yaratmaktadır. Bu bir yalandır, piskolojik savaşın en büyük
çarpıtmasıdır. TC’nin terz yüz ettiği gerçekleri ayakları üstüne
oturtmak ve buna göre hareete geçmek acil bir görevdir.
Sonuç
olarak bir kez daha olağan üstü ve tarihi görevlerle karşı karşıya
olduğumuz bir dönemdeyiz. Ulusça bu süreçten zaferle çıkacağımıza olan
inancımızı genç kürtlerin direniş azminden ve örgütlenme gücünden
almaktayız. Halkımızın bize bağladığı umutları boşa çıkarmadan bir an
önce harekete geçmek temel görevimizdir. Görevlerimizi yerine
getirdiğimizde faşist azgınların saldırılarını kırıp bozguna
uğratacağımız gibi halkımıza özgür yarınlar yaratmanında en büyük
adımını atmış oluruz..
Örgütlenen gençlik özgürleşen gelecektir!
Gençlikle eyleme, eylemle özgürlüğe!
Ya önderlikle özgürce bir yaşam yada asla!
Ya özgür bir kürdistan yada asla!
Biji serok Apo!
Biji HPG!
RC haber- Karlsruhe |