Gönderen: rojin0621 Tarih: 16.11.2007, 09:23:11 (3599 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
Kürt sorununun çözümü için sık sık 'Kürtler asli kurucu öğe' tanımlaması yapan
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit uygulaması ise sürüyor. Öcalan hava muhalefeti
gerekçesiyle dün avukatlarıyla görüştürülmedi. Avukatlar, gerekçeyi inandırıcı
bulmazken Meteoroloji Genel Müdürlüğü verileri de avukatları doğruluyor. Öcalan,
26 Eylül-7 Kasım tarihleri arasında tam 4 hafta üst üste avukatlarıyla
görüştürülmedi.
Hava gerekçesi havada kaldı
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'la olağan haftalık görüşmelerini yapmak üzere Gemlik İlçesi'ne
giden avukatlar, hava muhalefeti gerekçesiyle geri çevrildi. Avukatlar,
gerekçeyi inandırıcı bulmazken Meteoroloji Genel Müdürlüğü verileri de
avukatları doğruluyor. Meteoroloji verilerine göre, dün gündüz itibariyle
Marmara denizinde görüş iyiydi, fırtına beklenmiyordu.
İmralı Tek
Kişilik Özel Cezaevi'nde tutulan Öcalan'ın avukatları İbrahim Bilmez, M. Sani
Kızılkaya, Süleyman Kaya ve kardeşi Mehmet Öcalan, haftalık olağan görüşmelerini
yapmak için sabah saatlerinde Gemlik'e gitti. Avukatlar 'hava muhalefeti'
nedeniyle müvekkileri Öcalan'la görüşmeden geri döndü. Konuyla ilgili bilgi
veren avukat İbrahim Bilmez, bu hafta kendilerinin korunması için güvenlik
tedbirlerinin arttırıldığını gördüklerini belirterek, hava muhalefeti
gerekçesinin belirleyici bir faktör olmadığını belirterek, 'İsteselerdi adaya
götürebilirlerdi diye düşünüyoruz' dedi. Meterolojinin öğlen öncesi 2-4, gece
içinde 5-7 verileri sunduğunu vurgulayan Bilmez, 'İlçe Jandarma
Komutanlığı'ndaki savcılık yetkilisi öğleden sonra hava bozabilir. faaliyet
yapılmayacak dedi. Saat 9.15'e kadar bekledik. İsteselerdi götürebilirlerdi,
öyle düşünüyoruz. Öğleden sonra bozulma ihtimali vardı ama meteroloji gece için
diyordu. Hava muhalefeti gerekçesi sürekli önümüze çıkıyor, ne zaman kötü, ne
zaman iyi hakketen bilemez duruma geldik' şeklinde konuştu.
2007'te
23 kez tecrit uygulaması
2007 Ocak ayından bu yana tam 23 hafta
avukatlarıyla görüştürülmeyerek tecride alınan Öcalan, 26 eylül - 7 Kasım 2007
tarihleri arasında tam 4 hafta üst üste avukatlarıyla görüşememişti. Geçen hafta
çarşamba günü yaptığı açıklamada görüşleri merak edildiği için kendisinin
görüştürüldüğünü vurgulayan Öcalan, 'PKK günde bin kişi
öldürse, onlar da günde bin Kürdü öldürse, yirmi otuz köyümüzü yaksa ne olur?
Yine sorun çözülmez. Özal dönemindeki çözümsüzlük bugüne kadar bize onbeş yılı
kaybettirdi. Bu çatışmalar da bize onbeş yıl daha kaybettirmesin. On beş yıl
sonra yine gelinecek nokta budur. Çatışmalar Türkiye dışında herkese kazandırır
ama Türkiye'ye hiçbir şey kazandırmaz. Küresel sermaye çatışmaların durmasını
istemez. Hükümetten bir ricam olacak, çatışmaları durdursunlar. Operasyonlar
durursa zımnen de olsa bir mütareke ortamı doğar. Bu bile olumlu gelişmeler için
yeterlidir. Bu durumda bir damla bile kan akmaz' demişti. HABER MERKEZİ
Erdoğan'dan içi boş tanım
Kürtlerin azınlık olup olmadığı
tartışmaları bir kez daha gündemde. Kürtlerin bu noktadaki tavrı çok net: 'Biz
azınlık değil, cumhuriyetin asli kurucu unsuruyuz.' Devletin resmi görüşüne göre
de, Kürtler ne azınlık ne de asli unsur. Başbakan Erdoğan ise, önceki gün
'Kürtler azınlık değil asli unsurdur' dedi. Sınırötesi operasyonun Kürtlerde
yaratacağı tepkiyi azaltmayı hesaplayan Erdoğan'ın bu açıklaması da diğerleri
gibi içi boş sözler olarak duruyor.
Hakkı olmayan asli unsur
Erdoğan Kürtleri asli unsur
olarak tanımlıyor ancak, anadilde eğitim ve yayın başta olmak üzere Kürtlerin
temel talepleri ise yok sayılıyor. AKP'nin anayasa taslağında Kürtler yok. Asli
unsur olan Kürtlerin temsilcisi DTP ile belediyeleri
yoğun bir baskı altında. Kürtlerin her talebi 'bölücülük' suçlamasıyla dava
konusu oluyor. Demokratik Özerklik isteyen DTP hakkında kapatma
davası için dosya oluşturuluyor, milletvekilleri siyasi linçle karşı
karşıya.
Kürtler böyle mi asli unsur?
Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, Kürtlerin azınlık değil, ülkenin asli unsuru olduğunu resmen
kabullenirken, anadilde eğitim başta olmak üzere Kürtlerin 'asli unsur' olmaktan
doğan demokratik taleplerini yok sayıyor. Erdoğan'ın bu tanımlaması Kürtlere
'Hak talebinde bulunmadığınız sürece asli unsursunuz' mesajı olarak
değerlendiriliyor.
Kürtler azınlık mı, yoksa asli unsur mu tartışması bir
süreden buyana devam ediyor. AB'nin ilerleme raporlarında Kürtlerin talepleri
daha çok azınlık hakları kapsamında ele alınıyor. Kürtler ise, kendilerinin
azınlık değil, cumhuriyetin kurucu asli üyesi olduklarını belirtiyor. 'Kürtler
asli unsur' tanımlamasının resmi söylemdeki algılaması ise 'Ulus devlet ikili
bir yapıya dönüştürülmek isteniyor' şeklinde oldu. Devletin resmi bakış açısına
göre, Kürtler ne azınlık ne de 'asli unsur' olarak kabul ediliyor. Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan, partisinin önceki günkü meclis grup toplantısında yaptığı
konuşmada, 'Kürtler asli unsurdur' tanımlaması yaptı. Erdoğan, yurtdışında
yaptığı bazı görüşmelerde Kürtler hakkında azınlık söylemlerinin kullanıldığını
belirterek, Kürtlerin azınlık değil Türkiye'nin asli unsuru olduğunu ifade etti.
Erdoğan'ın getirdiği 'Kürtler asli unsurdur' tanımlamasının bu noktadaki
tartışmaları yeniden canlandırması bekleniyor. Ancak, asıl dikkat çeken noktayı
ise, Kürtlerin 'asli unsur' olarak kabul edilmesine karşın, demokratik
taleplerinin halen yok sayılıyor olması. Kürtlerin anadilde eğitim, radyo-tv
yayını başta olmak üzere 'asli unsur' olmaktan doğan demokratik hak ve talepleri
halen 'bölücülük' sayılıyor. Kürtlerin yeni anayasadan beklentilerinin başında
kimlik, dil ve kültürlerinin güvence altına alınması talebi geliyor. DTP'nin somutlaştırdığı
Kürtlerin talebi etnisiteyi çağrıştıran bir Kürt kimliği tanımlaması yerine 'çok
kültürlülük' esasına dayalı olarak, 'Türkiye Cumhuriyeti Anayasası bütün
kültürlerin demokratik bir şekilde varlığını ve kendini ifade etmesini kabul
eder' ifadesinin yeni anayasa girmesi yönünde. Yurttaşlık tanımı çerçevesinde
'Türk ulusu' yerine 'Türkiye ulusu' kavramının yeni anayasada yer alması
isteniyor. Kürtleri 'asli unsur' olarak kabul eden hükümetin bu taleplere
yaklaşımı ise inkarcılıktan öteye geçmiyor. Başbakan Erdoğan, Kürtlerin
oylarıyla Meclis'te grup oluşturan DTP'ye karşı tehditkar
tavrını sürdürüyor. Başbakan Erdoğan önceki günkü grup toplantısında DTP'yi açık bir biçimde
hedef alarak, 'meşru olmayan alanlardan güç devşirmeye çalışanlar' iddiasında
bulundu. Kürtlerin yerelde iktidara taşıdıkları DTP'li Belediyeler de
aynı şekilde yoğun bir siyasi, hukuki ve ekonomik baskı altında. 'Çok dillilik'
projesini geliştirmek isteyen DTP'li Sur Belediye
Başkanı Abdullah Demirbaş ve meclis üyeleri görevden alındı. Gerek belediyelerin
gerekse de DTP'nin parti olarak
önerdiği bir proje anında soruşturma ve dava konusu olmaya devam ediyor.
Kongresinde Demokratik Özerklik Projesi'ni kabul eden DTP hakkında yargının
jet hızıyla başlattığı inceleme bunun en son örneğini oluşturdu. Emekli
genelkurmay başkanlarının 'Kürtçe'nin yasaklanması, Kürtlerin varlığının kabul
edilmemesi hataydı' şeklindeki açıklamalarına karşın aynı yasakçı uygulamalar
sürüyor. 2005'te Kürt sorununu kabul eden ancak bir süre sonra 'terör sorunu
var' diyerek geri adım atan Erdoğan'ın 'asli unsur' tanımlaması da Kürtlere
yönelik 'Hak talebinde bulunmadığınız sürece asli unsursunuz' mesajı olarak
nitelendiriliyor. ANKARA
www.ozgurgundem.org
|
|
|
|
|
 |
Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Yazan: aregon Tarih : 2007-11-16 16:13:12 Puan :      |
|
Topluluk olmadan doğan haklarını kullanamayan Kürtler, Türkiye''de asli unsurluk tartışmsında asli unsurun tanımını yaparak konuşmalı.
Erdoğan gibi olmaz zaten. |
|
|
|
 |
| |
|