Basından Seçmeler: Özgürlük yeminine sahip çıkarak direnişi taçlandıralım!
Gönderen: Rojaciwan Tarih: 17.11.2007, 20:08:51 (2680 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)

Özgürlük yeminine sahip çıkarak direnişi taçlandıralım!

Berfin Hevi

Özgürlük mekanı dağlarımızdan direniş yine tüm görkemliliği ile yükseliyor. Gabar’dan sonra Oramar da yükseltilen direnişle gerillalar olarak süreç ve yönelimler karşısında tavrımızı net ve keskin bir biçimde ortaya koyduk. Gerilla yeni ve özgür yaşamın inşacısı, gerilla yaratılan tüm özgürlük değerlerinin kollayanı, güçlendireni ve ilerleteni, gerilla başta Önder APO olmak üzere halkın ve mücadelenin savunma gücü. İşte böylesi bir süreçte gerillacılık kendi tanımını yakıcı olduğu kadar derin anlamıyla tekrardan hissettirmektedir. Böylesi süreçlerde gelişen saldırılar karşısında kendini savunmak en temel hakkı ve görevidir. İdeolojik, siyasi, kültürel, sosyal ve askeri alanda gelişen bu saldırılar karşısında gerillanın kendini savunması en temel insani hakkıdır. Dili, kültürü, iradesi yok sayılan bir halkın mücadele gücü, öncüsü olarak bunları bertaraf etmekle görevli. Bu bilinmesine rağmen, Türk devletini ve medyasının kasten ters-yüz ettiği bu gerçekliği demek ki bir kez daha göstermeye, tanıtmaya ihtiyaç vardır. Türkiye de gelişen yönelimler, tırmandırılan faşist saldırılarla bir kez daha bu mücadelemizin meşruiyeti gölgelenmek istenmektedir. Sanki savaşı isteyen bizmişiz gibi bilinçli kışkırtan yaklaşımlar gelişmektedir. Oysaki başta halkımız olmak üzere, tüm kamuoyu şunu çok iyi biliyor ki, Kürt sorunun çözümünde her zaman demokratik çözüm yaklaşımını esas aldık. Bu konu da en fazla ısrarcı olan Önderliğimiz oldu. Gelişen tüm çirkin, pervasız saldırılara rağmen demokratik çözüm yaklaşımında hep ısrar etti. Bu gün yaşadığımız bu güncel gerçekliği de çözümleyerek Türkiye’nin Iraklaşabileceğini, önü alınmazsa bir halk katliamının gelişebileceğine vurgu yapan Önderliğimiz, bunun önünü almada çok yönlü bir çaba içinde oldu. Nafile, tüm bu çabaları sonuçsuz kaldı. Uzatılan barış elleri hep hava da kaldı. Geliştirdiğimiz tüm ateşkesler sonuncusu da dahil sonuçsuz kaldı. Biz barış dedikçe, Türk Devleti savaş dedi. Bu açıdan sürecin bu aşamaya gelmesinde tek sorumlu Türk devletidir.
 

Biz hareket ve halk olarak yeni bir sürece giriş yaptık. Önderliğimizin zehirlenmesiyle birlikte mücadelemizin farklı bir sürece evrilebileceğini hep belirttik ve şimdi yaşanan da budur. Önderliğimizle başlayan hareketimiz ve halkımıza dönük saldırılar derinleşerek devam etmektedir. Halk cephemizde bunu değerlendiren yaklaşımlar şüphesiz söz konusu Türk devleti geliştirdiği politikalar ve yönelimlerle halkı sindirmeyi esas almaktadır. Bu konu da en büyük rol AKP’ye düşmektedir. Halkımız sanırım seçimler sonrası şunu daha iyi gördü ve anladı ki AKP’ye verilen her oy bir mermi ya da bomba olarak halkımıza geri dönmektedir. Bu gün tüm değerlerimize en pervasız bir şekilde saldıran hükümetin kendisi oluyor. Ordu bu savaşta inkâr ve imha konseptindeki yaklaşımını hep korudu. Hep bu netlik ve kararlılıkla yönelim içinde oldu. Ancak AKP hükümeti seçim öncesi kaypak tavrıyla Kürt halkının oylarını almak için her türlü çirkin siyaseti esas aldı. Erdoğan bir yandan Kürtler vardır, derken diğer taraftan da ”Çoluk-çocuk, kadın herkes vurulmalı!” diye Amed ‘de katliam talimatını vermektedir. Seçim sonrası da Kürt katliamına imza atandır. Bir kez daha egemen güçler açısından netlik kazanan bir hususta, siyasette sadece sınırsız çıkarlar vardır ve hiçbir egemen güç, bu çıkarlarını tehlikeye atmak istemez. Bir halkın özgürlük sorunu mu, ya da Türkiye’nin demokratikleştirilmesi sorunu mu var, böyle bir gündemleri yoktur. Hükümete gelirler sonrasında iyi bir devlet partisi olurlar. AKP’nin geldiği düzeyde budur. Bir devlet partisi olarak inkâr-imha konseptini uygulayan bir güçtür.
 

Şimdi tüm yönelimler karşısında hepimize düşen tarihi görevler ve sorumluluklar söz konusudur. Gerilla kendi cephesinden sürece cevap olmaya çalışmaktadır.En son geliştirilen Oramar eylemiyle alınan teskere kararı boşa çıkartılmış, süreç ve gelişen yönelimler karşısındaki tavrımız ve kararlılığımız net ortaya konulmuştur. Bunu daha da derinleştirme yaklaşımlarımız gelişecektir. Bu mücadelenin önemli bir ayağı gerilla olurken, diğer bir ayağını da halk oluşturmaktadır. Halk cephemiz bu konu da oldukça yetersiz kalmaktadır. Susmak, sessiz kalmak ya da süreç karşısında kayıtsız kalmak onurlu, direnişçi Kürt halkına yakışmaz. En keskin mücadele süreçlerinden geçmiş, birçok bedel vermiş ve halende veren halkımızın tüm bu yönelimler karşısında ki tavrı daha radikal olabilmeliydi. Tüm değerlerimiz ayaklar altına alınırken, her an her yerde faşizan saldırılar bu kadar gelişirken, gençlerimiz nasıl durabilmektedir. Direnişin esas alınıp, mücadelenin radikalleştiği yer ve zamanlarda böylesi yönelimler derinlikli gelişmez. Halk gücümüz örgütlü mücadelesiyle sürece daha radikal yüklenebilmelidir. İzliyoruz, takip ediyoruz bir Şırnak, Muş, Van ve Hakkâri de bize karşı faşizan gösteriler nasıl örgütlendirilebiliyor. Katılan polis, asker ve koruyucu çocukları, aileleri olsa da bunlar bizim şehirlerimizde geliştiriliyor. Örgütlü bir halk kitlesi buna izin vermez. Şunu unutmayalım ki, geçmiş tarihimizde bu yönlü önemli tecrübelere sahibiz, mücadele radikalleştirilip, süreklileştirilmediği sürece bu yönelimler devam eder.
 

Bu açıdan başta kadın ve gençlik olmak üzere tüm yurtsever halk kitlemiz bir kez daha sürecin gereklilikleri temelinde bir örgütleme içinde olabilmelidir. Biz başarıyı mücadele ile yaratabiliriz. Her koşul ve ortamda mücadele dedik, bu işe mücadele ile başladık, onunla ilerledik ve yine ancak mücadele ile de başarıya ulaşabiliriz. Kürt kadını her zaman serhildanların öncü gücü olmuştur. Kürt kadını her koşul ve ortamda direnişin adresi olmuştur. Bu gün yine kadınlarımız öncülüğünde serhildanların yükseltilmesine ihtiyaç vardır. Özellikle ‘Êdî Bese!’ kampanyası temelinde geliştirilecek eylemliliklerin, sürecin ruhuna ve kararlılığına denk olması önemlidir. Gençlik salt bir iki gösteri, ya da basın açıklamaları ile sürece bir yaklaşım içinde olamaz. DTP bu kadar hedef haline getirilerek binalarına dönük bilinçli saldırılar gelişiyor. Bu da konseptin bir parçasıdır, sindirme politikalarıdır. Ama gençlik bu saldırıları geliştiren tüm odakları hedefleyebilmelidir. Tüm AKP, MHP ve CHP kurum ve kuruluşları hedef haline getirilebilinmelidir. Tüm Türk metropollerinde savaşı geliştiren, besleyen tüm kuruluşlara yönelim olabilmelidir. Savaş tercihimiz değil ama bize hep bir tercih olarak dayatılmaktadır. Öyle ise bir kez daha özgürlükteki ısrarımızı geliştireceğimiz eylemliliklerle gösterebilmeliyiz. Gençlik eylem gücüdür. Bu güç en fazla bu süreçte örgütlü ve radikal olabilmelidir. Özellikle gerillaya katılımlar daha da gelişebilmelidir. Tüm gençlerimizin tüm bu saldırılar karşısında verebileceği en anlamlı bir yanıtta budur. Gelişen yönelimlerle birlikte katılımlar gittikçe artmaktadır. Tüm gençlerimiz gerilla olma kararını alarak dağları mesken tutmalıdır. Katılımların örgütlü hali alması süreç karşısında en keskin yanıt olacaktır. Her alanda mücadeleyi geliştirmenin ve ilerletmenin görevlerine sahip çıkararak dağlarımızda yükselen direnişe bağlılık eylemlilikleri tüm alanlarımızda gelişebilmelidir. Söz anlamını eylemlileştirdiği oranda korur. Eylem gücü olarak özgürlükle olan yeminimizi gerçekleştirebilmeliyiz. Özgürlük yeminine sahip çıkarak direnişi taçlandıralım!                                                              



YJA-STAR
YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· HPG: BEZELÊ 05.10.2008 AÇIKLAMASI: 3 Tepe Elle Geçirildi
·  HPG: BEZELÊ ŞEHİTLERİMİZ
· HPG Eylül ayı savaş bilançosunu açıkladı
· 9 HPG’linin cenazesi Şemdinli'ye getirildi
· Duran Kalkan: Gerilla ulusal savunma gücü haline gelmiştir
· KCK: Bezele eylemi meşru müdafadır
·  HPG: Kayıp 2 asker elimizde değil
· Kayıp 2 asker ölü bulundu
· Duran Kalkan: İlker Başbuğ da şansını denemek istiyor
· Beş karakol taşınıyor

Basından Seçmeler
· CNN: PKK toplumsal değişim için savaşıyor
· Le Monde: Kürt-Kürt gerilimi yeniden canlandı
· Sınırdaki birlikler Oramar bölgesine kaydırıldı
· Kurd1, Roj TV’den çaldığı film ile yayına başladı
· Hapishaneler Yılmaz Güney filmlerinin yaratıldığı mekanlardı’
· Kürtler 36’ıncı paralele razı mı oldu?
· Ragıp Duran: Kapışma medya mülkiyet ilişkilerini gösterdi
· AKP'nin programında Kürt inkarı
· KON-KURD’dan festival çağrısı
· Bush, Abdullah Gül ile PKK’yi görüştü

© Rojaciwan.com