Tehlikeyi hep dışta gören, 'dış tehdit' algılamasına bağlı olarak kendilerini konumlandıran yapıların, fazla gelişemedikleri, içten çürümeler ve çözülmeler yaşadıkları, siyasal olarak da alternatif olmaktan çıktıkları bilinen bir durumdur.
Özellikle karşı sistemlerin (devlet ya da hükümetlerin) konsept değişikliğine gittikleri koşullarda bu algı zayıflıkları, ideolojik-siyasal reflekslerde belirgin yavaşlamalar yaratır. Bu da, 'dış tehdit'in, tanıdık renk, ilgi çeken hatta sempatik gelen üslup ve araçlarla iç hatlarda ilerlemesine, dinamiklerle buluşmasına yol açar. Kale içten fethedilmiş olur.
Peki, nedir yeni konsept?
Devlet'in, Kürt politikasındaki temel stratejisi şiddet olmuştur. Sömürgeci mantığa dayalı geliştirilen bu strateji, topyekûn imhaya, silip süpürmeye dayalı bir şiddet politikası geliştirmiş, ideolojik eyleminin merkezine de 'inkâr'ı oturtmuştur. Bu stratejiye dayalı konseptlerin yarattığı sonuç ise; Kürt hareketini ve Kürt çözümünü sınırlama, çıkış yollarını tıkama ya da güçleştirme olmuş, ama bir o kadar da devleti zorlamış, rezervlerini tüketerek tıkanmasına yol açmıştır.
Son 30 yılın özeti budur.
Son 30 yılın özetini yapan ve bundan muazzam sonuçlar çıkaran Öcalan, paradigmasal olarak devleti aşmış ve geliştirdiği 21.yüzyıl siyasetiyle Kürt kazanımlarının üzerine yenilerini eklerken, Kürtler de, yeni hamlesel çıkışlarla çözümü güçlendirmeye çalışmışlardır.
* * *
Devlet ise, biraz da medya üzerinden yarattığı psikolojiyle; 'Öcalan sonrası Kürt hareketinin marjinalleştiği, güçten düştüğü, kitle desteğini yitirdiği, son genel seçimlerle birlikte de DTP'nin marjinal parti haline geldiği'ni Türkiye toplumunun ve aydınının yargısı haline getirerek yeni bir konsept geliştirmiştir.
ABD ve AB'nin yanı sıra, Irak güçlerinin de sıcak baktığı hatta bir biçimde içinde olduğu desteklediği bu konsept; Kürt hareketinin marjinalleştiği yargısına dayandırılıyor ve şiddeti dışlamaksızın, Kürt hareketini, Kürt demokratik yaratımlarını, sosyal, kültürel, ekonomik ve dinsel yöntemlerle dağıtmayı, alternatif siyasal parti ve sosyal örgütlenmeler yaratmayı içeriyor...
Devlet ve hükümet yetkililerinin yanı sıra, NATO eski başkomutanı Clak'ın açıklamaları, ABD Dışişleri'nin ve Büyükelçi'sinin öneri ve fiili girişimleri, Kürt milletvekilleri ve çeşitli grup ve şahsiyetlerle yaptıkları görüşmeler, kurmaya çalıştıkları ilişkiler de bunu kanıtlıyor.
'Bölücülüğe karşı dalgakıran oluşturma' olarak tanımlanan Fettullah Gülen'in, cemaat örgütlenmeleri ve yine bizzat AKP eliyle geliştirilen Nakşîciliği de düşündüğümüzde konsept tamamlanmış oluyor.
** * 'Buraya kadarı biraz normal, genel mücadelenin doğası gereği' denebilir. Ancak doğal olmayan ve Kürt hareketini zorlayacak gibi gözüken gerçek şudur: 'Öcalan'ın alınmasıyla Kürt hareketi, genel seçimlerde de DTP marjinalleşti' söylemi, Kürtleri (özellikle de Kürt aydınları ve orta/ticaret sınıfını)de etkilemiş, iki ana eğilimin oluşmasına yol açmıştır.
Birinci eğilim; AKP'yi çözüm gösteren, Kürt sorununda adil ve adaletli gören eğilimdir. Bu eğilim, 'AKP'nin aslında Kürt sorununu çözmek istediğini, ancak ordunun engellediğini dolaysıyla yumuşak yaklaşmak, desteklemek gerektiğini' varsayıyor ve bu noktada 'aksi her tutumun sorunu ve süreci tıkattığını' düşünüyor.
İkinci eğilim; Güney güçlerini güç gören ve Kürt çözümünün merkezine almak isteyen eğilimdir. Bu eğilimde 'KDP ve YNK'nin yurtsever olduğu, bunların Türkiye'den doğru gelişen baskılara boyun eğmeyecekleri, Kürt kazanımlarına ihanet etmeyeceklerini, reel politikayı temsil etmede yetkin olduklarını, dolaysıyla ilişkilenmek hatta merkeze almak gerektiğini' düşünüyor ve 'önemli siyasal irade' olarak tanımlıyor.
Kürt siyasal yapıları içinde yâda ona yakın halkalarda görülen bu eğilimler, yeni konsept çerçevesinde teşvik ediliyor. Birinci eğilim üzerinden, Nakşi, devletçi Kürtlük geliştiriliyor. Bu da devletin, AKP'nin içe girmesi, Kürt siyasal ve sosyal dokusunu zedelemesi anlamına geliyor. İkinci eğilim üzerinden de, işbirlikçi Kürtlük geliştirilmek isteniyor. Bu da KDP'nin, feodal devletçi Kürtlüğün içe girmesi, demokratik çizgiye karşı etkinleştirilmesi anlamına geliyor.
Tehlike büyük.
Delil Karakoçan
|