Gönderen: rojin0621 Tarih: 08.12.2007, 22:29:50 (3265 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
Kürt kökenli olmaları Başbakan Erdoğan tarafından bir reklam aracı
olarak kullanılan AKP'li Bölge vekillerine bu dönem biçilen en önemli misyon, DTP'ye
alternatif 'ılımlı' bir Kürt siyasetinin inşasına aracılık etmeleri
oluşturuyor.
AKP'nin 'Kürt Hamas'ı
olarak da nitelendirilen Kürt vekillerin önümüzdeki dönem, DTP ve PKK karşıtı siyasi
faaliyetlere ağırlık vermesi bekleniyor. Bazı vekillerin Hizbullah'a yakın
olması da 'AKP siyasal Hizbullah'tır' tespitini güçlendiriyor
AKP'nin Kürt kanadının Barzani ve
Talabani ile de bağlantısı bulunuyor. Son seçimlerde Bölge milletvekili aday
listesinin Barzani'nin kontrolünden geçtiği ve KDP Lideri'nin uygun gördüğü
isimlerin aday gösterildiği belirtiliyor
Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın, son günlerde 'Kürtlerin tek temsilcisi DTP değil, benim de 75 Kürt
milletvekilim var' diyerek gündeme getirdiği partisi AKP'deki Kürt vekillerin
Kürt sorunu açısından Bölge'yi ne kadar temsil ettiği tartışma konusu oldu.
AKP'li Kürt vekiller son olarak, Avrupa ülkelerindeki lobi faaliyetlerinin yanı
sıra ABD Büyükelçiliği'nde geçen hafta yapılan ve 'tasfiye planının'
tartışıldığı kahvaltılı toplantıyla bir kez daha gündeme geldi. AKP, son
seçimlerde Adıyaman, Ağrı, Kars, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Hakkari,
Mardin, Malatya, Maraş, Muş, Siirt, Urfa, Şırnak ve Van'dan toplam 62
milletvekili çıkardı. Bunun 25'i ikinci kez seçilirken geriye kalan 37'si ise,
ilk defa Meclis'e girdi. Antep, Erzurum, Erzincan ve Iğdır'ın yanı sıra Kürt
kökenli olup da batı illerinden seçilenlerle birlikte toplam milletvekili sayısı
70'in üzerinde. Bunlar arasında AKP'nin Kürt kanadının ağır toplarından Adana
Milletvekilleri Dengir Mir Mehmet Fırat ve Ömer Çelik ile İstanbul Milletvekili
Abdülkadir Aksu da bulunuyor. AKP'deki Kürt vekiller Fırat, Aksu ve Milli Eğitim
Bakanı Hüseyin Çelik'in kontrolünde. Bu vekillerin Başbakan Erdoğan'a
ulaşabilmesi için öncelikli olarak Fırat, Aksu ve Çelik'ten geçmesi gerekiyor.
AKP'nin toplam 340 milletvekili içerisinde Kürt vekiller önemli bir grubu
oluşturuyor. Partide ayrıca 'milli görüşçüler', 'liberaller' ve marjinal de olsa
'sosyal demokrat'lardan oluşan ayrı gruplar da var. Ancak son dönemde Kürt
vekillerin oluşturduğu grup daha fazla önplana çıkartılıyor. Dengir Fırat'ın
kontrolündeki grup üzerinde, AKP Diyarbakır Milletvekili İhsan Arslan da etkili.
Her iki isim Güney Kürdistan Federe Yönetim Başkanı Mesud Barzani'nin
kontrolünde. Son seçimlerde Bölge milletvekili aday listesinin Barzani'nin
kontrolünden geçtiği ve KDP Lideri'nin uygun gördüğü isimlerin aday gösterildiği
belirtiliyor. AKP'nin Kürt kanadının Barzani'nin yanı sıra Irak Cumhurbaşkanı
Celal Talabani ile de bağlantısı bulunuyor. Gerek Barzani gerekse de
Talabani'nin AKP'yi 'Kürt dostu parti' olarak yansıtan mesajlar vermesi, her iki
liderin partideki Kürt vekiller üzerindeki etkisi ve kontrolüne dayandırılıyor.
Kürt lincini izlediler
Başbakan Erdoğan'ın ileri sürdüğü
gibi AKP'li Kürt vekiller, Bölge'yi temsil edebiliyorlar mı? AKP'nin iktidarda
olduğu 2002'den bu yana partideki Kürt vekillerin Kürt sorunu konusunda hiçbir
çıkış yapmaması Erdoğan'ın 'temsiliyet' iddiasını çürütüyor. Örneğin DEP
milletvekilleri 2004 Haziran'ında tahliye olduğunda AKP'deki 'ülkücü' kökenli 10
milletvekili bir bildiri yayınlayarak, partisine sert tepki göstermişti. Bunun
karşısında seslerini yükseltmesi beklenen Kürt vekiller kılını bile
kıpırdatmayarak, geliştirilmekte olan 'anti-Kürt' dalgasına seyirci kaldı. Kürt
vekillerdeki bu vurdumduymazlık, 2005 Mersin Newrozu'nda yaşanan bayrak
provokasyonu sonrasındaki gelişmeler karşısında da devam etti. Genelkurmay
Başkanlığı o dönem 'sözde vatandaşlar' bildirisi yayınladı ancak, AKP'li Kürt
vekiller hiç üzerlerine alınmadı. Sokaklardaki anti-Kürt gösterileri ve Kürtlere
yönelik birçok ilde geliştirilen linç saldırıları da AKP'li Kürt vekilleri
rahatsız etmedi. Gerek Başbakan Erdoğan'ın gerekse de Hükümet Sözcüsü Cemil
Çiçek'in linçleri teşvik eden açıklamaları karşısında AKP'li Bölge vekilleri sus
pus oldu.
'Şemdinli'yi' birlikte kararttılar
Türkiye'de
bir dönüm noktası olan Şemdinli olayları da AKP'li Kürt vekillerin seyirci
kaldığı bir diğer önemli gelişme oldu. Halk failleri suçüstü yakalayarak,
güvenlik güçlerine teslim ederken, AKP'li Kürt vekiller, Şemdinli çetesinin
açığa çıkartılması konusunda hiçbir girişimde bulunmadı. Üstelik hükümet bir
takım siyasi hesaplarla olayların üstünü kapatmaya çalışırken, AKP'li Kürt
vekiller çetenin açığa çıkartılmasını isteyen halkın değil partisinin yanında
yer aldı ve sesini çıkarmadı. Meclis Araştırma Komisyonu suya sabuna dokunmayan
bir rapor hazırladı; hazırladığı iddianame nedeniyle Van Savcısı Ferhat Sarıkaya
ile Emniyet İstihbarat Şefi Sabri Uzun görevden alındı; ancak Kürt vekiller
seslerini yükseltip 'Bu durum çeteleri cesaretlendirir' diyemedi.
Gözlerini belediyelere diktiler
Diyarbakır'da 2006
Martı'nda gerilla cenazeleri esnasında güvenlik güçleri halka çok sert yöneldi
ve açılan ateş sonucu aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda kişi
yaşamını yitirdi. Başbakan Erdoğan 'Kadın, çocuk demeden gereği yapılır'
demesine rağmen AKP'li Kürt vekiller sessiz kalarak, Başbakan'ı onayladı,
katliama seyirci kaldı. Bölge'de artan ve yer yer sivilleri de hedef alan
operasyonların sona erdirilmesini isteyen halkın bu talebine de vekiller
kulaklarını tıkadı. AKP'li Bölge vekilleri, halkın taleplerini dikkate alıp bunu
Meclis kürsüsünde dile getirmek yerine, kitlelerin umudunu bağladığı DTP'yi ve
bağlı belediyeleri hedef aldı. Kaynak kesintisi ve projelerinin onaylanmaması
nedeniyle zor durumda kalan DTP'li belediyelerin bu
durumunu istismar eden AKP'li Kürt vekiller, gece-gündüz, 'DTP'li belediyeler
hizmet götürmüyor' propagandası yaparak, partilerine oy devşirmeye çalışıyor.
Oy pusulasında imzaları var
DTP'nin Meclis'e bağımsız
adaylarla girmemesi için Meclis'ten geçirilen birleşik oy pusulasıyla ilgili
yasa değişikliğinin altında da yine AKP'li Bölge milletvekillerinin imzası var.
Söz konusu değişiklik öncesi AKP'li Kürt vekiller Meclis ve parti genel merkezi
nezdinde yoğun bir lobi faaliyeti yürüttü. Vekiller, 'Birleşik oy pusulasını
çıkartmazsak, DTP'liler bağımsız adaylarla
Meclis'e girecek' şeklinde Başbakan Erdoğan'a telkinde bulundu, ardından da
istedikleri değişiklik Meclis'ten geçti. Kürt vekillerin bütün bu gelişmeler
karşısında sessiz ve seyirci kalmasının nedeni 22 Temmuz seçimleri öncesi
yeniden aday listelerine girebilmek için genel merkezle ve parti politikalarıyla
ters düşmemekti. Ki, beklendiği gibi oldu ve birkaç Kürt milletvekili hariç
22'inci dönem milletvekillerinin çoğu yeniden listeye girmeyi başardı.
DTP'nin Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı'nın açtığı kapatma davası da dahil son günlerde siyasi ve hukuki
olarak hedef alınması, AKP'li Kürt vekilleri sevindiren siyasi bir gelişme oldu.
Özellikle kapatma davasında DTP yönetim kadrosuna siyasi
yasak öngörülmesi, AKP'li Kürt vekillerin 2009'da yapılacak yerel seçimler
öncesi iştahını kabartmış durumda. Kürt vekiller, DTP'nin kapatılması ve siyasi
yasak üzerinden yerel seçim hesapları yapıyor.
Savaş tezkeresini
onayladılar
Başbakan'ın partisinin Kürtlerin temsilcisi olduğu
iddiasına araç olarak kullandığı AKP'li Kürt vekillerin sadece bir vitrin olarak
kullanıldığını gösteren başka kanıtlar da var. Erdoğan'ın ve yargının
hedefindeki DTP milletvekilleri Meclis
açıldığından bu yana TBMM kürsüsünden Kürt sorununu dile getirmesine karşın,
AKP'li Kürt vekiller, Bölge gündeminin tamamen dışında hareket etmeye devam
ediyor. AKP'li Kürt vekillerin gerek geçen gerekse de bu dönem Kürt sorunuyla
ilgili alanlarda Meclis'e yönelttiği tek bir soru önergesi dahi bulunmuyor.
Vekiller, Bölge'de yaşanan onca insan hakkı ihlali, yargısız infaz ve ortaya
çıkan toplu mezarları Meclis gündemine getirmekten kaçındı. Kürt vekillerin en
son icraatı 3 Ekim'de Meclis'ten geçirilen sınırötesi operasyon tezkeresine onay
vermek oldu. Sadece DTP'lilerin karşı çıktığı savaş
tezkeresine AKP'li Kürt vekiller, kendi partileri, CHP ve MHP'yle birlikte
'evet' oyu kullandı. Barzani'ye yakınlığıyla bilinen Kürt vekillerin, KDP
Lideri'ne yönelik Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek'in 'Aşiret reisi, çete reisi' gibi
söylemlerine bile en ufak bir refleks göstermemesi, son dönemde dikkat çeken
gelişmeler arasında yer aldı.
Gündemlerinde ihaleler
var
Kürt sorununu telaffuz etmekten bile korkan AKP'li Kürt
vekillerin ihale yasaları ve ihale takibinde başı çekmesi bir başka dikkat
çekici gelişme. Hatta vekillerin geçen dönem ihale yasasıyla ilgili sunduğu bir
kanun teklifi bile bulunuyor. AKP'li Kürt vekillerin sunduğu bir başka kanun
teklifi ise, 'Ulusal Bayram ve Genel Tatiller'le ilgili. Bu bile başlı başına
AKP'li Kürt vekillerin Bölge gündeminden ne denli uzak olduğunu kanıtlamaya
yetiyor. Üstelik bu dönem Kürt kökenli üç bakan hükümette görev aldı. Milli
Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Tarım Bakanı Mehdi Eker ve Devlet Bakanı Mehmet
Şimşek. Ancak vekiller gibi Kürt bakanların da gündeminde kesinlikle Kürt sorunu
bulunmuyor. Tam tersine hedeflerinde DTP ve belediyeler var. Bakan
Mehdi Eker son olarak 'Diyarbakır Belediyesi'ni de alacağız' demiş ve Diyarbakır
Belediye Başkanı Osman Baydemir de 'Hodri meydan' karşılığını vermişti.
Kürt vekillere lobi görevi
Kürt kökenli olmaları Başbakan
Erdoğan tarafından bir reklam aracı olarak kullanılan AKP'li Bölge vekillerine
bu dönem biçilen en önemli misyon, DTP'ye alternatif 'ılımlı' bir
Kürt siyasetinin inşasına aracılık etmeleri oluşturuyor. 'Ilımlı İslam'
projesine paralel olarak Kürt sorununda da DTP dışında 'ılımlı' siyaset
yürütecek bir oluşum hedefleniyor. Bu projenin sahibi ise ABD. Nitekim
Büyükelçilik'teki toplantı da bunun işaretini oluşturuyor. Güney Kürdistan
Federe Yönetimi de bu projenin bir başka sac ayağını oluşturuyor. Başbakan
Erdoğan, bu projenin gerçekleşebilmesi için Kürt vekillerin önünü açtı. AKP'nin
hafta başında yapılan genişletilmiş il başkanlar kurulu toplantısında Erdoğan'ın
'Kürtlerin temsilcisi PKK değil. Bu yanlışlığı
düzeltmek için lobi çalışması yapacağız. Kürt kökenli milletvekillerimiz ABD ve
Avrupa'ya giderek gerçekleri anlatacaklar' dediği belirtiliyor.
Hamas
provası
AKP'nin 'Kürt Hamas'ı olarak da nitelendirilen Kürt
vekillerin önümüzdeki dönem, DTP ve PKK karşıtı siyasi faaliyetlere
ağırlık vermesi bekleniyor. Nitekim Hamas'ın El Fetih'e karşı İsrail ve ABD
desteğiyle kurulduğu biliniyor. Filistin'de El Fetih'i en çok zorlayan da yine
Hamas oldu. Benzer bir provanın Türkiye'de de denenmeye çalışıldığı ifade
ediliyor. 2006'da Hamas Lideri Halid Meşal bizzat AKP tarafından Ankara'ya
çağrılmıştı. İsrailli iki esir askerin kurtarılması için Türkiye'nin yürüttüğü
diplomatik girişimler kapsamında Başbakan Erdoğan'ın Dış Politika Başdanışmanı
Prof. Dr. Ahmet Davudoğlu'nun Şam'da Meşal ile görüştüğü kamuoyuna yansımıştı.
Dolayısıyla AKP'nin Hamas'a olan bu ilgisinin altında 'Kürt Hamas'ını oluşturma
planının yattığı kaydediliyor. AKP'li Kürt milletvekilleri üzerinden yürütülen
bu projenin esasını Kürt sorununda DTP ve PKK'yi denklem dışı tutan,
muhatabı olmayan bir çözüm arayışı oluşturuyor. Bu da aslında doğrudan DTP ve PKK'nin
tasfiyesine dönük arayışlara tekabül ediyor. Kürt vekillerin partinin Kürt
politikasını oluştururken Başbakan Erdoğan'a 'DTP'nin önü kesilirse biz
güçleniriz' telkininde bulunduğu kaydediliyor. Hatta DTP hakkındaki kapatma
davasının aynı plan kapsamında olduğu kaydediliyor.
Siyasal
Hizbullah
Kürt vekillerden bazılarının geçmişte Hizbullah'a yakın
olması AKP'ye yönelik 'Siyasal Hizbullah' tespitini de güçlendiriyor. AKP
Diyarbakır Milletvekili İhsan Arslan, geçmişte Hizbullah'ın menzil kanadına
yakın bir isimdi. Yine AKP Adıyaman Milletvekili Hüsrev Kutlu tarikat
yemeklerindeki görüntüleriyle gündeme geldi. Öte yandan Milli Eğitim Bakanı
Hüseyin Çelik, Nurcu olarak biliniyor. Bütün bunlar AKP'nin tarikat
ilişkileriyle iç içe olduğunu kanıtlar nitelikte. AKP'nin dayandığı Nakşicilik
ve tarikat ilişkilerinde Kürt vekiller önemli rol oynuyor. Son seçimlerde
AKP'nin aldığı emanet Kürt oylarının ardında parasal yardımların yanı sıra aynı
zamanda din sömürüsünün de bulunması, Hizbullah'ın siyasal olarak AKP içinde
etkin olduğunu gösteriyor. Fethullah Gülen Cemaati de AKP ve partideki Kürt
vekiller üzerinden hem Bölge'de, hem de Güney'de yoğun bir örgütlenme faaliyeti
içerisinde. Son günlerde Gülen Cemaati'nin yayın organlarının DTP ve PKK'yi hedef alan
yayın kampanyası bu açıdan dikkat çekiyor.
Ekonomi
ellerinde
'Kürt Hamas'ını oluşturmaya çalışan AKP'deki Kürt
vekillerin sermaye olarak da güçlenmesi dikkat çekiyor. Kamu ihalelerinin
dağıtımında AKP'li Kürt vekiller ve yakınları pastadan önemli pay alıyor. Yani
AKP'li Kürt vekillerin Kürt 'Hamas'ı Projesi' kapsamında sadece siyasal olarak
değil ekonomik olarak da önleri açılıyor. Nitekim Kürt kökenli Devlet Bakanı
Mehmet Şimşek, Hazine'nin patronluğuna getirildi. Şimşek'in yanı sıra iki
bakanın daha Kürt kökenli olması ihale takibindeki AKP'li Kürt vekillere önemli
bir avantaj oluşturuyor. AKP Diyarbakır Milletvekili İhsan Arslan'ın oğlu Ali
Arslan müteahhit. Geçen dönem Başbakanlık binasının onarım ihalesini Arslan'ın
aldığı yolundaki iddiaları CHP bir soru önergesiyle Meclis gündemine taşımıştı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Arslan Ailesi'nin birbirine çok yakın olduğu
belirtiliyor. Hatta Erdoğan Ailesi'nin bazı tatillerini İhsan Arslan'ın
Sapanca'daki lüks villasında geçirdiği iddiaları gündeme gelmişti. Yine iddialar
arasında Milletvekili Arslan'ın yeğeni Abdullah Sezer'in, Sapanca'ya bağlı
Yazlık beldesinde, Özel İdare'nin özelleştirmeden 6 milyon YTL'ye satın aldığı
Şeker Enstitüsü arazisinin 175 dekarını, süs bitkisi yetiştiriciliği yapmak
üzere yıllığı dekar başına 140 YTL'den kiralaması da yer alıyor. Son olarak
Başbakan'ın damadının Güney Kürdistan'da ihale aldığı iddiaları gündeme
gelmişti.
'AKP'nin Kürtleri, Kürt değil'
Koma Civakên
Kurdistan (KCK) Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, ABD, AB ve AKP
hükümetinin yeni Kürt muhatapları yaratmaya dönük arayışlarını ANF'ye değerlendirdi.
PKK'ye
alternatif arayışların sonuçsuz kalacağını belirten Karayılan, şöyle konuştu:
'Bu, daha öncesinde de çeşitli Avrupa ülkeleri tarafından çokça üstünde durulan
ve geliştirilmek istenen bir senaryodur. Yani işte PKK hareketi karşısında ikinci
bir alternatif yaratma girişimi var. PKK'siz, Öcalan'sız çözüm
teorileri Kürdistan'da yürümez. Bu tür arayışların hiçbiri sonuç almaz. Erdoğan
'Ben Kürtleri daha fazla temsil ediyorum. Benim 75 milletvekilim var' dedi.
Amerikalılar da bunların Kürt olduğuna inandılar. Bunlar Kürt değil ki. Bunlar
kendini inkar eden Kürtlerdir. Amerikalı yetkili de onun için gelip, onlarla
görüştü. İlk etapta çağırdı, ikinci aşamada Erdoğan kendisi müdahale edip,
göndermedi. AKP içinde olan Kürtler, Kürdistani bir siyaset içerisinde
olmamışlardır, İslami ya da devlet işbirlikçisi bir siyasetten gelmişlerdir.
Sayısı fazla olmuş, o hiç önemli değil. Önemli olan Kürt davasının değer
yargılarına ne kadar bağlı olup olmadığıdır. Yoksa Abdülkadir Aksu da Kürt'tür.
Aksu kadar Kürtlere kötülük yapan bir kimse var mıdır? Bunlar Kürt halkını
temsil edemez. Kaldı ki bu siyaset geri teper, yutturulamaz. Türk devleti
geçmişte de bu tür yöntemleri denemiştir. AKP de denesin, o zaman görürüz. Yani
Avrupalılar ya da Amerikalılar bütün dünya kamuoyu bunu bilmiyor mu? Sen devlet
gücünü, parayı arkana alarak, DTP'yi daraltacaksın, baraj
engeli ve farklı tedbirlerle Kürt iradesinin yansımasının önüne geçeceksin ve bu
temelde dengesiz bir seçim yapacaksın, ondan sonra da yanına aldığın bazı
adamları aday göstererek 'Bunlar Kürt temsilcileridir' diyeceksin. Bunlar zorla
dayatılan temsilcilerdir. Kürt halkının öz be öz yüreğinden kopan temsilciler
değildir. Anlaşılıyor ki AKP silahlı çetelerin yanında bir de siyasi çete
reislerini oluşturmak istemektedir. Buna gelinmemeli ve bu tehlikeli bir
oyundur.'
ENGİN ASLAN
|
|
|
|
|
 |
Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
| |
|