Basından Seçmeler: Öcalan'ın yaşadığı 'tecrit' değil...
Gönderen: rojin0621 Tarih: 16.12.2007, 12:34:01 (1429 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Tecrit, ya da tecrit etmek, 'yalıtmak', nedir, herkes bilir tabii. Bu yasaklar ve yalnızlar ülkesinde yaşayan, örselenen, itilip kakılan, güzel düşler ülkesinin kapısından giremeyen herkes yani… Herkes yaşıyordur/yaşamıştır bir biçimde tecridi...

'Asıl bulunduğu yerden uzaklaşabilmesi için gerekli olan alandan mahrum bırakma fiili' olarak tanımlanır tecrit... Ama en güçlü, en yalın tanımı İspanyol, F tipinde 16 yıl yatan Tomax Cerrara Juarros yapmıştır bence. Juarros, 'Kişiliğinizi parçalamaktan başka hiçbir amacı yoktur' der, 'tecrit'in...

'...Karadır atları, kapkara /Nallarında kapkara demir /Pelerinlerinde parıldar/ /Mürekkep ve mum lekeleri /Ağlamak nerede, onlar nerede /Hepsinin de kurşundan beyni...' diyen F. Garcia LORCA'nın, 'hepsinin de kurşundan beyinleri' dediği, kurşun beyinli, duygusuz tiranlar kurmuştur tecrit düzenini; intihar ve ölüm adına!

Tamamlanmış kişiliği parçalamakla başlamışlardır işe. Derin yarılmalar, travmalar yaratmak istemişlerdir hep... Toplumsal refleksleri, ilgileri, sosyal edimleri kırmaya çalışmışlardır, durmaksızın, korkularla ve korkutarak... 'İnsan insana düşman, insan insana uzak/soğuk olsun, kopsun, olmasın aralarındaki bağ', istemişlerdir...

Bunun için 'asıl bulunması gereken alandan' uzaklaştırarak, 'gerekli olan alandan' mahrum bırakmışlardır etkin sosyal insanı...

* * *

Öcalan'da tecride alınmıştır yani. Asıl bulunması gereken alandan, toplumdan, canlı, dinamik sosyal kümelerden, birey ve halklardan uzaklaştırılıp ' gerekli olan alandan' mahrum bırakılarak…

Ama yaşadığı 'tecrit' değildir Öcalan'ın!

Tecrittedir, tecrit edilmiştir, fiziki olarak böyledir. Bu doğru. Ancak tecrit edildiği 'mekân' olmayan mekân yaşadıklarıyla çok daha ağır, çok daha öldürücü, çok daha silici bir şeydir bu. Tomax Carrera Juarros'un dediği gibi kişiliği parçalamak/yok etmektir olup biten, yaşatılan…

Genel tecrit/izolasyon gibi fiziki algılamalardan uzak yapmak gerekiyor tanımlamayı... Yapılmak istenen; Öcalan'ı, 'gerekli olan alandan', yani kendi doğal alanından koparmak, güç kaynaklarından yalıtmak değildir sadece. Daha korkuncu, daha öldürücü olanıdır, amaçlanan. Kişiliğini zayıflatarak parçalamak, yaratıcı/yapıcı özelliklerini öldürmek, düş ve düşünce sistematiğini bozmak, umudunu kırmak, manevi yalnızlık içinde yoksullaşarak güçten düşmesini sağlamaktır yani...

* * *

Fiziki tecrit aşılabilir. Zorlanarak mekân değiştirmesi sağlanabilir. Başka bir cezaevine alınması mümkün olabilir. Tüm bunlar önemlidir ve tecride alınmış insan karşısında bir insanlık ödevi dir. Küçümsenemez. Ancak, yalnızlaştırılarak 'kişilik parçalanması' sürecine alınmış bir insanı sahiplenmek açısından yetersizdir. Hatta etkisizdir.

Kişilikleri ve yaratımlarıyla öncüleşmiş insanların ruh dünyaları, ilgileri, yaşama biçimleri farklıdır. Maddi varlıklar, iyi koşullar, rahat olanaklar tatmin etmez, beslemez onları… Bilim insanları, filozoflar, gerçek devrim insanları da böyledir. Kendi kişilikleri ile toplum ve toplumsal ihtiyaçlar arasında bir bağ kurarlar her zaman. Düşünceleri, yaratımları, projeleri geniş kitleler tarafından sahiplenildiği, tartışılarak zenginleştirildiği, hayata geçirildiği onarda yaşarlar. Acı çekmekten, yalnızlaşmadan kurtulurlar…

Onlar için en büyük yalnızlık; içinde bulundukları ortam ve ağır tecrit koyuları değil, fikirlerinin anlaşılmamış, kitlelere bağ kurmamış, sahiplenilerek uygulanmamış olmasıdır.

Tecritten çok daha ağır, çok daha yaralayıcı ve yalnızlaştırıcı olan budur Öcalan için!

* * *

Sadece Öcalan için mi?

Hayır, tüm Kürtler, tüm halklar ve toplumlar için! Tüm Türkiyeliler için!

Öcalan, bir Türkiye zenginliğidir. Yeni insan dokusunu halkları yakınlaştırarak insanlığa mal edecek önemli bir mühendis, etkin bir kişiliktir. Ve bu kişiliği sahiplenenler, ya da rolünün bilincinde olanlar gerçek toplumsal barış ve adalet arayışında yol alabilir.

Şöyle düşünüyorum: : Susurluk, Yüksekova, Şemdinli, işte Van olayları bir sistemin kirlenme çürüme düzeyini ortaya kayar. Ama bu olaylarda yaşanan toplumsal ve entelektüel kayıtsızlık, daha büyük bir kirlenmeye örneği olarak önümüze çıkar. En büyük en ölümcül kirlenmeler ruh, vicdan kirlenmeleridir. Maneviyatın, insanlar ve toplumlararası ilişki ve dayanışmanın, direncin kırılmasıdır.

Konuyu şu cümleyle bağlamam yerinde olur sanırım : Öcalan'ın barış ve kardeşlik fikirlerini sahiplenerek hayata geçirmek, tecride ve tabii tutulduğu kişilik parçalanmasına alınacak en doğru, en etkili tavır olacaktır. Yoksa kirlenme yoksunlaşma artar, sadece Öcalan değil toplumun kendisi yalnızlaşır. Kişilik parçalanmaları derinleşir, Ütopyalar biter.

Delil Karakoçan

www.ozgurgundem.org
YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· “PKK terör örgütü” demeyen Nil Demirkazık’a soruşturma
· YJA STAR: İntikamları alınacak!
· Devlet 10 gerillanın cenazesini ailelere vermiyor
· Avrupada Yaşayan Tüm Halkımıza ve Yurtsever Apocu Kürt Gençliğine
· 2007’de yaşamını yitiren 3 gerillanın kimliği belirlendi
· YJA-STAR ANAKARARGAH AÇIKLAMASI
· HRW’den PKK baskını yapan yargıca sert eleştiri
· HPG Haziran bilançosu: 69 operasyon, 66 çatışma, 158 ölü
· Ruşen Çakır: Erdoğan Başbuğ’la gözaltıları konuştu
· Kürt gençlerinin gerillaya katılımı sürüyor

Basından Seçmeler
· Kürdistan'a karada da denizde de sansür!
· Baykal: Türkiye tarihi bir kırılma yaşıyor
· Büyükanıt bu generali örnek alır mı?
· Ömrünü Kürtlere adayan bilimkadını, Fedovna
· YASAĞA KARŞI MİTİNG HAZIRLIĞI
· Kıskırtan mutabakat
· Ahmet Altan’dan Paşalara çağrı: Bu toplumu küçümsemeyin
· Müvekkiline ‘Sayın’ demesi de suç!.
· Gündem'e internette 4. sansür
· Yeşil’li, JİTEM’li, Albaylı çeteye 57 yıl hapis istendi

© Rojaciwan.com