Gönderen: Rojaciwan Tarih: 17.01.2008, 02:28:35 (6898 kez okundu) YazdirYorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
İLHAMİ VURAL
FOTOĞRAFLI
ADANA (17.01.2008)- Botan’dan, Behdînan’dan geliyorlar... Sarp coğrafyalardan, geleneksel müziğin tınılarından, Erivan radyosunun o efsanevi sofrasından beslenmişler... Dengbêjlerin, dervişlerin arasında büyümüşler. Ama 80’li, 90’lı yıllarda çocukluğunu ve gençliğini yaşayan her Kürdün yakalandığı doğal bir hastalık nedeniyle isyancı ritimlere sarmışlar ruhlarını. Derken dengbêjlik geleneğinin içine protesto ritimlerini koymaları, rock’ın renklerini katmaları, neredeyse çatlağını bulan bir su gibi sarmış onları.
Ve zaman içinde Karabetê Xaço’nun yanına Ciwan Haco’yu, Kawis Axa’nın yanına Xêro Abas’ı, belki de Şakiro’nun yanına Bob Marley’i alarak yeni ve isyancı bir müziğinin içinde bulmuşlar kendilerini.
UZAY ARACINDA ŞAL Û ŞAPIK İLE HALAY
Üç genç, üç amatör müzisyen, Adana’da Mezopotamya Kültür Merkezi çatısı altında buluşup Koma Pel’i kurduklarında yaratacakları fırtınanın farkında değillerdi belki. Oysa onlar, önce Adana’nın sınırlarını aştılar. Ve ardından yeni yaptıkları Êdî Bes e parçasıyla Kürdistan’ın yanı sıra Avrupa’nın da gözdesi olabilecek bir potansiyel taşıdıklarını gösterdiler. Êdî Bes e parçasına Wekfilm tarafından çekilen klip de bu potansiyeli açığa çıkarıyor. Klip, yakın geçmişte bütün dünyadaki Kürtlerin başlattığı Êdî Bes e hamlesini tetikleyeceğe benziyor.
Ritimleri, içeriği, ses ve görsel efektleri ile insanın kanını fokurdatan bir niteliğe sahip. Önümüzdeki günlerde yayına girecek olan klip, Koma Pel’in beslendiği damarlara bağlı olmanın yanı sıra evrensel temaları da başarıyla vurguladığını gösteriyor. Klipteki Êdî Bes e nakaratı, dünyanın çeşitli coğrafyalarında baskıya ve zulme karşı çıkan halkların duygularına da tercüman oluyor. Bu parçada, sözüyle ve müziğiyle Latin Amerika’dan Uzak Asya’ya, Avrupa’dan Afrika’ya, “Ya Basta”dan, “Halte Lâ”ya, her dilde itiraz etmenin, sivil itaatsizliğin, karşı çıkmanın kararlı ruhunu yakalayabiliyorsunuz. Özellikle gençlik fırtınası haline gelebilecek Êdî Bes e, işte Adana’daki yerellik içinde esip duran, kendi güçlü dalgaları için mecra arayan bu üç gencin dilinden dökülüyor.
ÊDÎ BES E İLE ŞAŞIRTTILAR
Oysa onlar, geçtiğimiz yıl içinde Reşê adlı parçalarına klip çekince pandoranın kutusunu açtıklarını bilmiyorlardı belki. Zaten ne olduysa, Rêşe klibi ile oldu. Bu klipte, ilk kez şal û şapik giymiş Kürtler, bir uzay aracıyla havalanıyorlar, fakat kendi topraklarının ruh hallerini uzayda bile terk etmiyorlardı. Hani olur ya, nerede olursa olsun kulağına yöresel bir ritim çalındığında omuzları yerinden oynar ve yanındakinin elini tutar da halaya durur ya Kürtler, onlar da işte öyle yapıyorlar ve uzay aracında Reşê’nin ritimleriyle halay çekiyorlar. Reşê klibinde onları görenler, uzun saçları, anarşist tavırları ve uçuk görüntüleriyle farklı bir izlenim edinebilirdi. Ama onlar Êdî Bes e ile şaşırttılar... Politik duyarlılıktan, tarihsel birikimden ve toplumsal değerlerden hiç de kopuk olmadıklarını söylediler sanki...
ÜÇ AYRI DÜNYA...
Grubun şaşırtıcı yanlarından biri de, üyelerinin birbirinden oldukça farklı niteliklere sahip olması... Biri geleneksel müzikte buluyor kendini, biri halk ezgilerine tutkun, biri rock ve rap’in, hip-hop’un ritimleriyle coşuyor ve coşturuyor. Grup üyelerinden Zeydin, Hakkari’de çobanlık yaparak, dengbêjleri dinleyerek, kendi kendine söyleyerek geçirmiş çocukluğunu.
Söylediğine göre amcası üç gün boyunca dengbêj parçaları söylüyor ama o, çekingenliğinden bir kere olsun cemaat içerisinde söyleyemiyormuş. Çocuk yaşta Adana’ya geldiğinde de uzun yıllar kenarda bekledikten sonra tamamen tesadüf eseri MKM çalışmalarına katılmış. Ancak burada grup üyeleriyle tanıştıktan sonra profesyonelliğe adım atabilmiş. Önce Koma Koçero, ardından Koma Pel...
ORTADOĞU’DAN LATİNLERE, YERELDEN EVRENSELE...
Cumali ise Mehemed Şexo, Aram Tigran, Ozan Serhat, Delil Dilanar hastası. Bu sanatçılardan etkilenerek müzik için MKM’ye gitmiş. Orada bir süre Koma Koçero’da enstrüman çaldıktan sonra Komal Pel’le buluşmuş. Grubun rockçısı ise Mêrxas... Gerçi o da dengbêj geleneğine bağlı, Kürt müziğinin geleneksel damarını takip ediyor, ama yine de rockın isyankar tınılarıyla daha bir güçle kendini ifade edebildiğini düşünüyor.
Koma Pel’de bu üç gencin bir araya gelmesi, kendi deyimleriyle Ortadoğu müziğiyle Anadolu’nun halk ezgilerini ve Avrupa’nın, Afrikalıların sert üslubunu da buluşturmuş. Koma Pel’in kuruluşuna öncülük eden, grubu teşvik eden Hasan Akgül ve Mordem Sömer de her bir üyenin gruba bir zenginlik kattığı görüşündeler. Gruba Pel, yani yaprak ismi vermelerinin de doğayı, canlılığı, öze ve kökene ait oluşun yanı sıra yaratıcılığı, filizlenmeyi kastettiklerini söylüyorlar. Onlara göre yaptıkları müzik rock da değil, halk müziği de değil, arabesk de değil, ama bunların hepsinden bir özellik taşıyor...
Mêrxas’a göre dengbêjlikten arabeske, halk müziğinden rocka kadar bütün yelpazeye sahip çıkışları boşuna değil. “Çünkü dengbejlikte sadece ses kullanılıyor, rockun motivinde ise gitarın insan damarına işleyen tınısı öne çıkıyor, isyancı nitelik ağır basıyor. Biz de isyancı ruhumuzu bu seslerin hepsinden alıyoruz ve ilerde yaratacağımız müzikte bu zenginlikten besleneceğiz...”
Grup üyeleri, ilerde yapacakları projelerde de esas olarak isyanı ve karşı çıkma temalarını işleyeceklerini söylüyorlar. Ama onlar, bu projelerde özellikle de geçmişin değerlerini taşıyan müzik üzerinde duracaklarını vurguluyorlar. Dediklerine göre grubun yeni projeleri, kültürel zenginliği olan hikayelere, yaratıcı yaklaşıp onları geliştirmeyi içeriyor...
YASAL UYARI: Fırat Haber Ajansı (ANF) servis ettiği haber ve fotoğrafları aboneleri dışında, ajansın izni olmadan kopyalamak veya yeniden yayınlamak yasaktır
Copyright 2007 ..
ANF NEWS AGENCY
YazdirYorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)