Görüşme Notları: 19.01.2005: Görüşme Notu
Gönderen: Rojaciwan Tarih: 21.01.2005, 12:06:55 (6833 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Hoş geldiniz. Sizin ikinci gelişiniz, değil mi?

(Dördüncü gelişim.)

Nerelisiniz?

(Dersimliyim.)

Oldu, hoş geldiniz. Dışarıdaki durumu çok öz biçimde aktarın. Geçen görüşmedeki mesajımı aldılar herhalde.

(Mesajlarınızı almışlar, yanıt verdiler. Sizin verdiğiniz perspektifler doğrultusunda hazırlıklar yaptıklarını, 2005 yılını hamlesel bir atılımla karşılayacaklarını, meşru savunmayı her alanda geliştireceklerini belirtiyorlar.)

Kendilerinde bu gücü görüyorlar mı? Kararlılar, hazırlıklılar. Sizce objektif olarak durumları nasıl? Güçleri var mı? Bunları bana objektif aktarın, sizden öğrenmek istiyorum.

(Güçleri var.)

Gelişiyorlar sanırım. Kritik aşamaya gelindiği biliniyor mu? Tartışılıyor mu?

(Katıldıkları televizyon programlarında buna uygun açıklamalar yapıyorlar.)



Yol ağzına gelindiği kesin. Erdoğan’a yazdığım mektupta bir yol ağzında olunduğunu belirttim. Altı yedi yıldır baraj kapağının önünde durdum dedim. Bu görüşlerim devlete gitti. Devlet biliyor. Görüşler geri alınamaz. Ben bu biçimiyle bundan sonra artık barajın önünde duramam dedim. İstesem de bunu önleyemem dedim. Devlet tartışıyor tabii. Bu sözün ne anlama geldiğini bilir. Daha önce açıkladığım dört ilkeden dolayı bu durumu daha fazla sürdüremem. Psikolojik ve fiziki durumum, etik anlayışım, toplumsal mantığım gereği artık sürdüremem demiştim. İdamdan, şundan bundan korktuğum için değil, doğru bulduğum için bu tavrı sürdürmüştüm. Çok acil bir şey yoksa hemen konuya geçelim.

(Çok acil bir akarım yok.)

Tamam. Mektubumda belirttiğim tarihi durum şu: 1948’de İsrail Devleti kurulurken ortaya tarihi bir durum çıktı. Arap aleminde muazzam bir tarihsel kırılma yaşandı. Bu durum altmış yıldır sürüyor. İkinci büyük kırılma şimdi Kürdistan’da ortaya çıkıyor. Siyonist milliyetçilik İsrail Devletini doğurdu. ABD ve İngilizlerin el atmasıyla Arap milliyetçiliği Filistin Devletini doğuruyor. O neye yol açtı? Ortadoğu’da kan deryasının akmasına yol açtı, maddi ve manevi değerler muazzam büyük darbe yedi. Çok geriye gitti. Şimdi ikinci büyük kırılma Kürdistan, Arap ve Acem üçgeninde ortaya çıkan çatışmalı Kürt milliyetçi oluşumu kritik bir aşamayı yaşıyor. İlkel milliyetçilik, modern milliyetçiliğe dönüşecek. Bu Kürt milliyetçiliği devletleşmek durumunda. Arap, İran ve Türk’e karşı savaştıracaklar. Bu Kürt hakim işbirlikçi tabaka ABD, İngilizler ve hatta Avrupa’ya da dayandırılarak devletleştiriliyor.

ABD bunu niye istiyor? Bir iki cümleyle tarihi geçmişe değineceğim. ABD Ermenilere el attı, Ermeniler bitti. İngilizler İyonyalılara el attılar, onlar da yok oldular. Yine İngilizler Asurilere el attılar, onları da bitirdiler. Buna benzer pek çok örnek verilebilir. Anadolu halklarının sonu getirildi. Bu halkların üç bin yıllık tarihleri vardı. Sonra ne oldu? İngiliz ve Fransız burjuvazisine pazar doğdu. İngiliz ve Fransız emperyalizminin ticari çıkarları uğruna üç bin yıllık kültürler yok oldu. İşte bu nedenle istiyorlar. 

Katliamcı deyip sadece Türkleri suçlayamayız. Ermenilerin Türklerle bin yıllık ilişkisi vardı. 1915’e kadar jenosit olmadı. Ermenilerin durumu iyiydi. Çünkü Osmanlı Türk Sultanının iradesi vardı. Batı işin içinde olmadığı için katliam olmadı. Halklar kardeşçe yaşıyorlardı. Hatta iktidarda Rum ve Ermeni bakanlar da vardı. Ne zaman Batı bu halklara el attı, peşi sıra katliamlar geldi. Ne zaman Ortadoğu’yu devletler paylaşmak istediler, sonuç felaket oldu.

Kürtleri de kullanmak istediler. Ama Kürtler daha çok sultanın yanında yer aldılar. Çok zarar da görseler de, yok olacak kadar bir katliama uğramadılar. Kürtler, seksen yıl sosyal ve kültürel gelişmelerden tecrit edilerek günümüze kadar gelebildiler.

PKK buna isyan etti. Sonuçta devreye tekrar ne girdi? Bugün Güney’de bir Kürt devleti doğuyor. Arkasında ABD ve Batılılar var. Bu devletin ideolojisi milliyetçidir. Bu milliyetçilik yerinde durmayacak. İran’dan, Türk’ten, Arap’tan, şundan bundan bir şey isteyecek. Bu da katliamları getirecek. Bunlar yaygınlaşacak.

Bu milliyetçi cephe beni de çekmeye çalıştı. Dolaylı olarak hissettirdiler, “Gel bu cephede yer al” dediler. Uyardılar, “Gelmezsen her türlü pisliği yapacağız” dediler. Benim için Kürt feodalitesine, milliyetçiliğine sığınmak ilke ihanetidir. Hayat felsefemde, dünya görüşümde bu yoktur. Ben ilkelerim gereği, ilkel milliyetçiliğe teslim olmam. İttifak olabilir, ancak ilkel milliyetçiliğe sığınmak olmaz. Hiçbir güce teslim olmadım, gidip ilkel milliyetçiliğe de teslim olmam. Olmadığım için 90’larda İngilizlerin yardımıyla PKK’yi bitirme temelinde Türk devleti ile anlaştılar. Mehmet Ali Kışlalı’nın kitabında vardı. Güreş, “İngilizler bize yeşil ışık yaktı” diyordu. Gazetelerde okudum.

Gelelim Kürt devletine. Bu ekip Kürt devletini destekledi. Karşılığında ise benim kellemi istediler. Biliyorsunuz, bana karşı pek çok kez suikast girişimi oldu. Bu Kürt devletinin oluşumunda Türk devletinin katkısı var. Kürt devleti Türk işbirlikçisi mi, ben buna karışmam, bunu bilmem. Ama bunun karşılığında PKK’yi ve beni yok etme vardı. 90’dan sonra Çiller’le başladı ve Erdoğan’a kadar geldi. Belki kısmen asker-sivil anlaşmış da olabilir. Bütün devlet anlaştı diyemem. PKK’yi tamamen bitirme karşılığında Barzani’yi ve Talabani’yi yanlarına çekmek, beni de bitirmek istediler. Bu bir çizgidir. Biz özgücümüzle direndik, bugüne kadar geldik. Doğacak Kürt devleti şüphesiz İsrail-Filistin durumunu bize hatırlatacaktır. Kürt devletinin sonu, Filistin-İsrail gibi olur. Ortadoğu’da dört milliyetçilik var. Arap, Türk, Kürt ve Acem milliyetçiliği; çelişki giderek şiddetlenecek, bu yaratıldı. 1958’de El Fetih kuruldu. 69’da Arafat El Fetih’in Başkanı oldu. Arafat’ın çok çabası oldu. Yarattığı çok şey de oldu. Ama ben onun tarzını da benimsemedim.

Kürdistan’da kavga yeni başlıyor. İran’a ve Türkiye’ye yönelik tarihi yeni bir dönem başlıyor. ABD, İngiliz ve Batı el attı. Ortadoğu ne petrolüne sahip çıkabilir, ne de demokratikleşebilir. 1806’da temeli atılan Kürt milliyetçiliği üçlü aşamadan geçerek devletleşiyor. İki yüz yıl önce Süleymaniye’de Abdurrahman Paşa ile Kürt milliyetçiliğinin temeli atıldı. 1945’te örgütlenme aşamasına geçti ve KDP’ler kuruldu. Ve gelinen üçüncü aşama devletleşmedir. Kürt milliyetçiliği ayağı yere bastığında, Ortadoğu’da adamakıllı direnir. Nüfusu İsrail’den fazladır. Toplam elli milyon Kürt nüfusu var. Bir de Kürt tipi var, dağ Kürt’ü var. Kerkük petrolü ile birleşti mi tamamdır. Muazzam bir savaş çekirdeği doğuyor. Bu savaş çok kanlı gelişir, kan deryası akar. Bütün Ortadoğu kan deryası olur. Elli yıl daha bu güçle savaşı götürebilir. Bütün Ortadoğu Irak gibi olur. Hem çatışır, hem uzlaşırlar. Ama halklara rahat yüzü vermezler. Arap halkları, Kürt halkı inim inim inletilecek. Bir yüz yıl daha bunu götürmek isteyecekler.

Bizim tavrımız neydi? Türk, Arap ve Acem devleti benim dediklerimi anlamak zorunda. Anlamazsa ne olur? Ortadoğu kan deryasına döner; kültürü, işi gücü yok olur. Hayır gelmez. Bir Latin Amerika’ya, Güney Afrika’ya döner. Benim buna karşı tavrım ilkelidir. Çizgi savaşımımı doğru buluyorum. Ben ne yaptım? Demokratik sosyalist anlayışımı geliştirdim. Savaş-barış anlayışımı geliştirdim. Günümüze kadar geldim. Bu konuda Savunmalarım, görüşlerim ortada, açamıyorum, bol bol alıntı yaparsınız. Toplumsal özgürlük anlayışımı, Ortadoğu halklarının özgürlük savaşımını nasıl ele aldığımı Savunmamdan alıntılarla zenginleştirin. Belki görüşmeler olmaz. Ayda bir ya olur ya olmaz. Hava durumu engeli falan diyorlar. Tarihi günlerdir, yol ağzındayız dedim. Bundan sonrası önemli. Türkiye, Suriye, İran anlar veya anlamaz, benim için önemli değil. Benim bütün tasavvurum Kürdistan’ı kan deryasına dönüştürmemek.

Benim Kürdistan özgürlük mücadelem sürüyor. Geliştirdiğim Kürdistan özgürlük mücadelesinden vazgeçmem. Kesindir, bu sonuna kadar gidecektir. Zaten özgürlük savaşımımım yedi yaşından beri sürüyor. Kürdistan özgürlük mücadelesi anlayışım şu: Devletleşme ile özgürlük getirilemez. Devletleşerek Kürtlerin özgürleşeceğine inanmıyorum. Hem felsefi olarak ve siyasi olarak, hem de mevcut güncel siyasi koşullar itibariyle Kürdistan için devletleşmeyi istemek hazin sonuçlar yaratabilir. Devlet baskı demektir, baskıyı doğurur. Arafat bütün çabasına rağmen milliyetçiliği aşamadı. Ama ben öyle bir milliyetçi savaşçı olamam, olmayacağım. Benim çözümüm netleşti.

Geçende söyledim: Ortadoğu ve hatta bütün dünya halkları için geçerli çözüm demokratik konfederalizmdir. Demokratik konfederalizm devlet olmayan, demokratik ulus örgütlenmesidir. Demokratik konfederasyon azınlık örgütlenmesidir; kütür örgütlenmesi, dini örgütlenme, hatta cins örgütlenmesi ve buna benzer örgütlenmelerdir. Buna demokratik ulus ve kültür örgütlenmesi diyorum. Her köyde demokratik bir komün çıkar. Her kültürel örgütlemenin, bunların tümünün birleştirilmesi konfederasyondur. Çizgi olarak yansıtılmalı. Buna devlet olmayan demokratik konfederasyon diyorum.

Bunun tarihi örnekleri de var. Daha önce Atina demokrasisi vardı. Sümerlerde de benzer bir örgütlenme vardı. Savunmamda bunları açmıştım. Avrupa konfederalizmi doğuyor. Ortadoğu konfederalizmi de olabilir. Kürtler için de Ortadoğu’da Kürt konfederalizmi uygundur. İsrail ve Filistin kendi aralarında demokratik konfederalizmi oluşturabilirler. 22 Arap devleti, kendi arasında demokrasiyi gözeten demokratik konfederalizm olabilir. Türkler kendi aralarında Türk demokratik konfederalizmi kurabilir. Bütün Türkleri tek devlet bayrağı altında toplayamazsınız. Çünkü hepsi milli devletlerdir. Ancak kendi aralarında demokratik konfederalizm olabilir.

Kürtler için de bu uygundur. Kürtler kendi içinde, sınırlara dokunmadan, kendi aralarında Kürt demokratik konfederalizmini kurabilirler. Bütün Kürdistan parçaları, sınırlara dokunmadan, sınırları engel yapmadan, sınırları bir köprü olarak görüp demokratik konfederalizmi geliştirebilirler. Kürtler kendi aralarında siyasi, kültürel ve politik ilişkiyi sağlarlar. Sınırları yıkmak değil, köprü yapmaktır. Bunun kimseye zararı yoktur. Bu yapılmazsa kan deryasına döner. Kürtler kanlı bir süreçten ancak böyle kurtulabilirler. Kansız Kürt demokrasisi böyle gelişir. Aksi halde Filistin-İsrail benzeri kanlı süreç yaşanır. Bu çözüm Kürt milli devleti etrafındaki boğazlaşmayı önler. Bunun için ulus devletlerin demokrasiye açık olmaları tek şarttır. Kürtlerin demokratik bir ulus olmalarına karışmayacak, uzlaşacak. Bu muazzam kazandırır. Türkiye, İran, Suriye ve hatta Kürt devletçiği de buna engel olmamalıdır.

Türkiye demokratik bir devletim diyor. Demokratik duyarlılık gösterirse bütün problemler çözülür. Aksi halde “Demokratik ulus şansını vermeyeceğiz, tasfiye edeceğiz, PKK’yi boğacağız, Barzani ve Talabani yardımcı olacak, İran’la anlaştık, şununla bununla anlaştık, ortadan kaldırırız” derlerse felaket olur. PKK boğulursa Kürt milliyetçiliği mutlak hakim olur. Devlet kendini kandırıyor. “PKK zayıf düştü, parçalandı, Kongra Gel bitti” diyorsa yanılıyor. Öyle kolay kolay bitmez. PKK aşılırsa Kürt Hizbullahı hortlar, Kürt milliyetçiliği egemen olur, Kürt dinciliği ve Nakşibendiciliği gelişir. Bu ikisi birleşirse, asıl felaket o zaman olur. Dışarıda Türklerin düşmanları var. Hepsi Kürt milliyetçiliğinin arkasına sığınır, her şey yapmak isterler. Anadolu halklarına çektirecekler.

Şu anki hükümetin katkısı ile oluyor bunlar. Erdoğan bunu anlamıyor. Erdoğan’ı bir kez daha uyarıyorum. Ya uzlaşmaya gelirsiniz ya da Kürt milliyetçiliğini durduramazlar. Elli milyonu bir de Dolarla besledin mi, füze verdin mi, nasıl durduracaksınız? Emperyalizm bunu yapacak. Burada kıyamet koparıyorum. Gidin söyleyin, kendini parçalıyor deyin. Kardeş kanı akmasın diyor. (Masaya vurarak) Bu adam bağırıyor deyin. Bu milliyetçi gelişme felaket getirir. Bu milliyetçi oyun içinde Kürtler başarılı olursa Türkler, Türkler başarılı olursa Kürtler yok olur. Realite buna doğru götürür. Fransızlar Ermenilerin, İngilizler de İyonya’lıların arkasına geçip bu halkları yok ettirdiler.

Ortadoğu’da ABD bunu istemiyor da olabilir. Ama objektif durum buna gidiyor. ABD istese de altından çıkamaz. Çeçenistan’ı bile önleyemiyorsunuz, bunu nasıl önleyeceksiniz? Benim Sayın Erdoğan’a son uyarımdır. Demokratik Kürt Hareketine karşı üçlü toplantılar yapıyorsunuz, “PKK’yi imha ederim” diyorsunuz. PKK kolay kolay imha olmaz. Benim görüşlerim budur. APO savaş başlatıyor deniliyor. “Hayır, APO savaş istemiyor. Elli yıl sürecek savaşın önüne geçmek istiyor. Kardeşçe, onurluca demokratik birlik istiyor” deyin.

Ben şu an özgürlük savaşçılarına hitap ediyorum. Eğer bu imha politikası devam ederse, Kürt işbirlikçilerini devreye sokmaya çalışırlarsa, size düşen de korkunç direnmedir. İki ay böyle devam ederler. İmha ve inkar politikaları ile üzerlerine bitirme temelli gelinirse, diplomatik siyasi yollarla sizi imha etmek için sıkıştırırlarsa, size düşen korkunç bir direnmedir; kendi halkınızın özgürlük ve onurunu korumaktır. Bunlar anlamıyorlar, halen imha siyasetinin peşindeler. Ben Arap, Türk ve İran halklarının kardeşliğini savunduğum ve sevdiğim için bunları söylüyorum. İran, Suriye ve Irak devletine düşen demokratik diyalog geliştirmeleridir. Aksi halde oyuna geliyorsunuz.

İran’dan ricam şudur: Kürtlerin özgürlük taleplerini demokratik uzlaşı çerçevesinde kabul ederek diyalog geliştirin. Suriye için de aynı şeyi söylüyorum. Türkiye’yi de uyarıyorum. Cumhuriyet de gidiyor. Türkiye’ye şunu söylüyorum: Sen üç beş milyon silahım, bilmem ne kadar uçağım var diyorsun. Bütün bunları ABD verdi. Kürtlere de aynısını verir. Tehlike budur. Geçenlerde bir Türk milliyetçisi gidip Sarıkamış’ta doksan bin askerin anmasını yaptı. Enver milliyetçiliği doksan bin askeri toprağa gömdü. Allah bunu kabul eder mi? Müslümanlıkta, yurtseverlikte bu var mı? Erdoğan’a söylüyorum: Özal ve Erbakan kadar olsun. Bu görüşlerime dikkat etsin. Yapmayın diyorum.

PKK zayıf değil. Kongra Gel zayıf değil. İki ay içinde uygun adımlar atılmazsa, bu siyaset devam ederse, bütün Kürt gençlerini dağa çağırıyorum. Yoksa yok olursunuz. Sadece Türkler yok etmez, Araplar insan kesiyor. Buna karşı kendinizi koruyacaksınız. Filistin’de üç bin insan göçmen durumuna düştü. Kürdistan’da üç bin Kürt köyü boşaltıldı. Bu sefer kentlerde boşaltılır.

Bütün Kürtleri çağırıyorum. Her türlü savunma tedbirlerinizi alırsınız. Savaş gelişirse yalnız köyler boşalmayacak, kentler de boşalacak. PKK direnecek, bitmeyecek. Kan deryasına dönecek. Yanlış yapıyorsunuz. PKK’yi demokratik birlik ve kardeşlik noktasına getirdik. Erdoğan’a diyorum: Sen daha ne istiyorsun? Senden demokratik diyalog istiyoruz. Buna gelmiyorsan, o zaman savaş istiyorsun. Filistinliler, Ermeniler, hatta Saddam bu sonu biliyorlar mıydı? Hayır, bilmiyorlardı. Emperyalizm böyle yapar. Sıra şimdi Kürtlerde. Bu sefer Türkiye çok zarar görebilir. Çünkü arkasında dünya emperyalizmi var.

Türk halkına sesleniyorum: Türk halkı bana güvensin. Eğer kardeşliğin gereği yapılırsa, tek kurşun sıkmadan bütün PKKlileri dağdan indiririm. İki ay içinde çağrı yapacağım, dağdan inecekler. Demokratik toplumun, demokratik devletin hizmetine sokacağız. Buna gelinmezse, o zaman savaş istiyorsunuz demektir. Türk sağcısına, solcusuna, Türkiye halkına söylüyorum: Kendi hükümetinizin yakasına yapışın. Herkese sesleniyorum: Büyük bir oyun içine sokuluyorsunuz. Beni suçlamayın, benim anadilim yasaklanmış, bir okulum bile yok. Bana saldırmanız, kendinize saldırmanızdır. Bu oyunu bozalım diyorum. Onurlu bir barış gelişir, Kürtlerin özgürlük talepleri, demokratik talepleri kabul edilirse, iki ay içinde gerillayı dağdan indiririm.

Bu, gazetede manşet olabilir. Demokratik devletle birlik istiyoruz. “Yok, PKK imha olacak” denirse, özgürlük savaşçılarına, Kürt gençlerine, özgürlük savaşınızı geliştirin, kendinizi koruyun derim. Herkes dağa gitsin demiyorum, ama dağa gidebilenlere çağrımdır. Çünkü niyet kötü. Bizi Kürt feodallerine teslim etmek istiyorlar. Bu oyunu bozmak için, iki ay içinde her türlü hazırlıklarını yaparlar. Osman gibileri kaçtı gitti. Onlar inanmış olsalardı kaçmazlardı. Gerilla inançlı savaşçıdır. Tarih benim görüşümü doğruladı. İnananlar kendi mücadelelerini her tarafta geliştirsinler. Yok olmamak, imha olmamak için her türlü meşru savunma tedbirlerinizi alın. Kürt halkını Kürt ağlarına, feodallerine, Mustafa Bayram gibilerinin yönetimine verecekler.

Kürt kadınına da seslenmek istiyorum. Özgürlük savaşına, özgürlük mücadelesine bağlı kadın yoldaşlarım, dağda, ovada, şehirlerde büyük özgürlüğün garantisi olmalıdırlar. Bunun dışında her şey boştur. Namus, onur halkının özgürlük teminatı olmaktır. Buna da güçleri var.

Uzlaşma gelişirse, mektubuma yanıt verilirse, bir iki ay içinde uzlaşma ve diyalog denenebilir. Eğer olmazsa, gerilla sayısı elli bin olur. Kürdistan dağları geniştir. Her alana yayılırlar. Halk da her alanda serhildan geliştirir. “Savaşa geçit vermeyeceğiz” sloganı altında serhildan geliştirilebilir. Serhildanlar fazla kanın akmasına da engel olur. Yoksa ikinci bir Ermenistan, Balkanlar durumu doğar. Çeçenistan gibi olur. Erdoğan’a, bir danışmanını gönder dedim. Ona da tenezzül etmiyor. Eğer bunları yapmıyorsa, Erdoğan ya başbakan değil, başka güçlerin elindedir, ya da demokratlıkla ilişkisi yok, İslami kılıf altında tüccar menfaatini sürdürüyor. Kürtlerin demokratik taleplerini tüccar menfaatine kurban ediyor. Şaron kadar bile olmuyor.

Sonuç nasıl gelişirse gelişsin kabulümdür. Sonuç olarak demokratik uzlaşma ve barış çağrısında bulunuyorum. Yok, bunu tanımıyorsanız, sonuna kadar özgürlük savaşını veririz. Benim bu konuda söyleyeceklerim bitti. Bunu bol bol basın yayında verirsiniz. Televizyon işler. Halk da Avrupa müktesebatına uygun olarak serhildanlarla taleplerini dile getirir. Anadilimi istiyorum, okulumu ve kültürümü istiyorum der. Kanlı olmaması temennimdir. Savaş çağrısını yapmıyorum.

Ufak bir iki şeye değineyim. PKK sosyal bilim okulları geliştirsinler. Ekolojik tedbirler alırlar. Ilısu’da, Munzur’da, Hasankeyf’te zorla baraj yapmasına engel olurlar. Çok aktif biçimde buna karşı durulur. Demokratik ulus projesi geliştirilebilir. Kongra Gel’in 2. Kongresinde kongre onayından geçirilir. Kongrede yürütme biraz özerkleşir. Kongre yönetimi karar organı olur. Yürütme icracı olur. Başkanlık karar organı olur. Yürütme pratik yürütücüsü olur, icracı olur, günlük yönetim olur.

Gençlere de selam söyleyin. Onlar da demokratik gençler konfederalizmini geliştirirler. Eskiden Dev-Genç vardı, bunlarda Dem-Genç olabilirler.

Sizin aktarımlarınızı alayım kısaca.

(DTH çalışmaları halk ve aydın toplantıları şeklinde illerde devam ediyor. Toplumda bir umut yarattı.)

Önemli bir çalışma. Sarıgül cümle cümle alıyor, alternatif hale getirmek istiyor. Bu sizin çalışmanıza konmak istiyor. Kamuoyu da onunla meşgul ediliyor. Türk aydınlarını da katın.

(Aydınların mesafeli bir duruşu var. Henüz bir bütünleşme yakalanamadı. Şu an biraz izliyorlar.)

Alttan yönetim oluşturulur. Birçok sivil toplum örgütü temsilcisi de katılır. Yeşiller örneği var. Üç binin üzerinde sivil toplum kuruluşunun temsilcisi var içinde. Tartışmalarınızı sürdürün, en uygun biçimde partileşin. Eski tip partileşme olmayacak, alternatif bir oluşumdur. Azınlık temsilcileri de olmalı. Ermeniler ve Araplar da girebilir. Partileşmenizi Türkiye’de Avrupa müktesebatına uygun biçimde geliştirin. Selamlarımı söyleyin. Demokratik örgütlenme temelinde kurumlaşmalısınız. Bu önemli.

(Bu çalışmayı halk sahiplendi. Ancak bazı engellemelerle karşı karşıyayız. Maniple eden bir yaklaşım da var. DEHAP kadın ve gençlik yapısı bu projeye dar ve ideolojik yaklaşıyor. Sizi daraltan bir tarzları var. Farklılıklara açık bir yapılanmalarının olmadığını gözlemledik.)

Bunlar aşılacak. Kimler bunu yapıyor, bir merkez mi bunları yönlendiriyor? Farklılıklara açık olacaklar. Abbas’lar dürüstler, böyle bir şey yapmazlar. Avrupa’dan kaynaklanıyor olabilir mi?

(Nereden kaynaklandığını bilmiyoruz.)

Kim yaparsa bunu yukardan Abbas’lar, alttan da siz anlamaya çalışın. Bir klik varsa bunu teşhir edeceğiz. İkinci bir Osman’ı da ortaya çıkaracağız. Gazeteye söyleyin, bunu bir çizgi haline getirsinler. Demokratik ulus şeyini de bir çizgi haline getirsinler. Olumlu sonuçlar ortaya çıkar.

(Uluslararası hukukçulardan oluşan, içinde Norman Peach ve Mandela’nın Avukatının da olduğu bir heyet, sizi ziyaret etmek için Türkiye’ye geldi. Sizi ziyarete izin verilmedi. Çeşitli çevrelerle görüştüler. Size selamları var. Mandela’ya bir mektup yazmanız halinde iletebileceklerini belirtiyorlar.)

Çok çok selamlarımı söyleyin. Çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum. Mektubu görüşlerim çerçevesinde siz düzenleyip benim adıma gönderebilirsiniz.

(Bir ihtiyacınız var mı?)

Gazeteler düzenli verilmiyor. Gazete işini halledin. Günde en azından bir gazete verilmesini sağlayın. Mont ve ayakkabıyı da alamadım.

(Getirmiştik.)

Görüşün, verilmesini sağlayın. Selamlar. Sağlığım hakkında Fatma’yla konuşacağım. Herkesin bayramını kutluyorum.

 

(Fatma ÖCALAN’la yaptığı görüşme de, sağlığının kendisini zorladığını, gece nefes almakta zorluk çektiğini, koşullarının çok ağır olduğunu belirtmiş. Avukatların, uluslararası bir doktor heyetinin, bu olmazsa Türkiye’den bir sağlık heyetinin gelmesini sağlamalarını belirtmiş.)

YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
·  KARAKOÇAN, HAKKARİ VE YÜKSEKOVA'DA ETKİLİ GERİLLA EYLEMLERİ
· Yuksekovadaki Gerginliğin göruntusu ( Video )
· Öcalan: Almanya suçüstü yakalandı
· 24 TEMMUZ 2008 HPG-BİM AÇIKLAMASI
· KCK:Almanya yanlış politikalarından vazgeçmeli
· O kadar da korkmayın
· Avukatları Öcalan ile görüştü
· 25 TEMMUZ 2008 HPG-BİM AÇIKLAMASI
· Güney'de iç siyaset 2
· Güney'de iç siyaset 1

Görüşme Notları
· Öcalan: Ergenekon doğrudan ABD operasyonudur
· Öcalan: Tasfiye edilemeyeceğim anlaşıldı
· Öcalan: Sol ciddi alternatif olabilir
· Öcalan: İmralı Diyarbakır Cezaevi'ne dönüştü
· Öcalan: GAP Paketi ile işbirlikçi Kürt yaratacaklar
· Öcalan Erdoğan'a yine çözüm çağrısı yaptı
· Öcalan: PKK'yi sınır dışına çıkarabilirim
· 13.05.1999 Tarihli Görüşme Notu
· 12.04.1999 Tarihli Görüşme Notu
· 10.05.1999 Tarihli Görüşme Notu

© Rojaciwan.com