|
Kürt gençliğine ve onurlu halkımıza
Faşist Türk devleti ve onun barbar ordusunun halkımıza ve hareketimize karşı son baharda resmen başlattığı soykırım ve imha savaşı Medya Savunma alanlarına yönelik başlatılan kara saldırısıyla yeni bir aşamaya girmiştir. Kimlerin ne için bu saldırıyı desteklediği, barbar Türk faşizminin bu saldırıyla neyi amaçladığı tarafımızca çok iyi bilinmektedir. Dolayısıyla önümüzde duran temel görev; amansız bir direniş gücü haline gelmek ve yaşamın her alanında barbar faşistleri ve arkalarındaki güçleri hezimete uğratmak için ivedilikle eyleme geçmektir.
Kürdistan halkı ve hareket olarak Türk faşizminden bu aşamadan sonra hiçbir beklenti ve çözüm yaklaşımı bekleyemeceğimiz açıktır. Birlikte yaşama, ortak sınırlar içinde kardeşçe bir yaşamı yaratma arayışı bizim açımızdan bitmiştir. Böylesi bir devletle artık yaşamak bir yana, varlığına tahamül etmek bile onurlu bir halk açısından imkansız hale gelmiştir. Hele Kürt gençliği açısından bu aşamadan sonra böylesi bir yaklaşımın tartışması bile yapılamaz. Uluslararası çıkar ve kar sisteminin temsilcilerinin demokrasi, insan hakları söyleminin de Kürt halkı söz konusu olduğunda ne kadar büyük ve içi boş bir safsata olduğunu açık bir biçimde görmekteyiz. Onlardan da bir beklenti içinde olamayız. Bu nedenle bizim önceliğimiz mevcut durumda bütün varlığımızı bu direniş savaşına yatırmak ve kendi özgür geleceğimizi kendi direnişmizle kurmak olacaktır.
Harekete ve tüm değerlerimize yönelik başlatılan imha savaşı bütün hızıyla sürerken bizim de Kürt gençliği olarak bütün direniş ve eylem potansiyelimizi harekete geçirmekten başka seçeneğimiz yoktur. Onlar bizim Güneş’imizi karartmayı, bu topraklarda ve bu Güneş altında bize bir yaşam şansı bırakmamayı kendi amaçları olarak belirlemişlerdir. Nitekim başlatılan saldırının adını “Güneş hareketi” koymuşlardır. Bir yandan halkımızın beyni olan özgür yaşam güneşimiz Reber APO’yu zehirle imha etmeye çalışırken öbür taraftan Kürtlerin kalbi olan gerillayı bitirmek için merkez alanlarımıza yönelik karadan tarihlerinin en kapsamlı seferini başlatmış bulunmaktadırlar. Bu anlamda bizim Güneş’imizi karartma hareketidir. O halde bizde Güneş’imizin etrafında ateşten çember olma görevi ile karşı karşıyayız. Bize yaşam şansı vermek istemeyenleri bizde bütün hayatımızdan, dünyanın her alanından süpürmeyi bir görev ve yaşam şekli olarak görme hakkını elde etmiş bulunuyoruz.
Faşizan devletin barbarlarına karşı net bir direniş tutumu içinde olacağız. Kısaca; süreç bütün yönleriyle net ve açıktır. Bekleyen görevler ortadadır. Yapılan çağrılar yapılması gerekenleri ortaya koymaktadır. Dolayısıyla biz de Avrupa’daki örgütlü Kürt gençliği olarak görevlerimizi yerine getirmek için hareketin direniş çağrısına bütün gücümüzle sahip çıkıyoruz. Bütün kadro ve çalışanlarımızı direniş temelinde çok yönlü ve sonuç alıcı bir eylem sürecine endeksleyeceğimizi, tüm alan ve bölge örgütlerimizin bu amaçla harekete geçeceğini, bugünden sonra tam bir eylem seferberliği içinde olacağımızı, her an güçlü bir mücadele ve eylem içinde olmak için çalışacağımızı açıklıyoruz.
Bu çerçevede hareketin çağrılarına cevap olarak her üyemizi, kadro ve çalışanımızı, yurtsever ve sempatizanımızı bir fedai eylemci, bir gerilla gibi yaşamın her alanında ve Avrupanın tüm ülkelerinde mücadele ve eylemde görevlerini yerine getirmeye çağrıyoruz. Yapılacak ne varsa şimdiden başlanarak yapılmak zorundadır. Onların bitirme kararlılığına karşı bizim büyüme, gelişme, direniş ve mücadeleyi dünyanın her alanına yayma, yaşamı onlara zehir etme ve özgür bir ülkeyi yaratma kararlılığımız bu aşamada pratik anlam kazanmak zorundadır.
İnsanlık onurunu sahiplenen her Kürt genci böylesi bir dönemde kendi ulusal görevlerini herşeyin önüne koymak durumundadır. Sessiz kalmak, eylemsiz durmak, direnişe geçmemek halka, harekete, Önderliğe, gerillaya ve özgürlüğe karşı suç ve ihanet derecesinde bir tutumdur. Önderliğin ve gerillanın bu kadar ağır bir saldırı altında olduğu bir dönemde “bekleyip görelim” pozisyonuna girmek düşmanın çabalarıyla ortak olmak demektir. Her şeyi gerilladan beklemek, bütün yükü gerillaya yüklemek insafsızlık ve duyarsızlıktır. Bulunduğumuz her ülkede, her kent ve kasabada birer gerilla haline gelmeliyiz, direnişçi bir yaklaşımla her türlü bedeli göze alarak bir an önce eyleme geçmeyi kendi açımızdan yaşamsal ve onursal bir görev olarak görmeliyiz.
Bugüne kadar Avrupa’da örgütsüz olan Kürt gençlerinin öfkesini kontrol etmeye çalıştık. Kendi örgütlü kitlemizi de sürekli demokratik meşru çerçevede harekete geçirmeyi esas aldık. Bu aşamadan sonra da örgütlü Kürt gençliği olarak mücadelemizi ve eylemlerimizi demokratik meşru çerçevede geliştirmeyi esas alacağız. Ancak Avrupa ülkelerinin mevcut duyarsız, vicdani ve ahlaki değerlerden yoksun ve hatta TC’yi destekleyen tutumlarına karşı farklı ve örgütsüz çevrelerden gelişecek tavırları kontrol etmeye çalışmayacağımız gibi, olası sorun veya sonuçların sorumluluğunu da kabul etmediğimizi resmi bir biçimde açıklıyoruz.
Sonuç olarak; tüm kadro ve çalışanlarımızı, kitle ve sempatizanlarımızı görevlerine sahip çıkmaya, bütün güçleriyle eyleme geçmeye ve başarılı sonuçlar almak için amansız bir çaba içine girmeye çağrıyoruz.
Yine nerede olursa olsun, her Kürt gencini alanlarda eyleme geçmeye, halkına karşı tarihsel ve onursal görevlerini yerine getirmeye çağrıyoruz.
Halkımızı da Önderliğine ve gerillasına sahip çıkmaya, düşmanlarına karşı bir set haline gelmek için meydanlarda bizimle birlikte olmaya çağrıyoruz.
Faşizan ve barbar moğol sürülerini Kürdistan’da hezimete uğratan gerillanın ruhuyla özgürlük yürüyüşümüzü zaferle taçlandırma sözümüzü bir kez daha tekrarlarken Türk devletinin o korkak ve devşirme generallerine de Kürt gençliği olarak diyoruzki; sizin o hayallerinizdeki, uykularınızı kaçıran, kabusunuz olan o korkularınızı size yaşatacacağımıza and içiyoruz.
Ya kürdistanda Önder APO ile özgür bir yaşam yada hiç yaşamama ve yaşatmama!
Yaşasın HPG
Yaşasın PKK
Biji Reber APO
25.02.2008
Kom. Ciw. Av. Örgütü |