Görüşme Notları: Öcalan: Operasyonlarla sorun çözülmez
Gönderen: Demgul Tarih: 01.03.2008, 10:35:58 (6763 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Yeni Öcalan, “Operasyonların yaratacağı ortam kaostur, bununla içinden çıkılmaz bir hale geliriz. Hükümet cesaretli adımlar atarsa, o zaman ben üzerime düşeni yerine getirmeye hazırım, buna gücüm de var. Sonuna kadar savaşın ne Türklere ne Kürtlere bir yararı olmaz” dedi.


14 Şubat’tan bu yana avukatlarıyla ilk kez bir araya gelen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, önemli mesajlar verdi. Edinilen bilgilere göre, sağlık durumuna değinen Öcalan, “Bilinen sağlık sorunlarım devam ediyor. Yalnız gözlerimdeki yaşarma-akıntı iyice arttı. Bazen gözyaşında tuz var herhalde, tuzlanma var. Yanma oluyor. Burun akıntısı da var. Fakat, biraz daha rahat nefes alabiliyorum. Ancak sağlık sorunlarım devam ediyor. ben AİHM’e sunmak üzere savunma yazdım. Bunları ileride AİHM’e yollamayı düşünüyorum” dedi. 21 Şubat’ta start alan kara operasyonuna da değinen Öcalan, “Sanırım operasyonlar devam ediyor. Ben basında belirttikleri kadar sınırdan içeri gireceklerini zannetmiyorum. Bence Amerika’nın inisiyatifiyle oldu ve ne kadar süreceği de buna bağlı. Halk operasyonlara tepkili. Türk kamuoyu ve aydınların da tavrı önemli. Tabii daha önce de söylemiştim, operasyon sonrası alınan tutumlar Kürt-Şia ittifakını doğurur. Kürt Şia ittifakına el atıldı demek ki, yani bunun gibi bir şey gelişiyor. Talabani’nin yaklaşımlarını radyodan dinledim” şeklinde konuştu.

İNGİLİZ PLANI DEVREDE

Öcalan şöyle devam etti: “Şimdilik Erdoğan ile askerin tavrı birbiriyle uyumlu görünüyor. Ancak operasyonun ne kadar süreceği bunlara bağlı değil, tamamen ABD’nin eli altındadır. Radyodan dinledim, ABD Savunma Bakanı, operasyonun 14 gün içinde sona ermesini söylüyordu. Aslında var olan tehlikeyi Türkiye de görebiliyor, bunu bilebilecek durumdadır. Bu iş Erdoğan’ı da Hükümeti de aşan bir şeydir. Ortadoğu’yu, Ortadoğu’nun tamamını, petrolü denetimi altına almak istiyorlar, çelişkileri derinleştiriyorlar. Ben daha önce de söyledim, plan çok eski aslında. Bu İngiliz planı demiştim, bunun hayata geçirilmesidir aslında. Bu planın ayrıntılarına da girmeyeceğim, daha önce söylemiştim. Türkiye’de anti-tekel, demokratik barışçıl bir duruşa ihtiyaç var. İşte Amerika Finans olarak aslında Türkiye’yi denetliyor. Buna karşı anti-tekel bir duruş demiştim. Ama Türkiye Solu bunu hiçbir zaman tam olarak anlayamadı. Ulusal Sol’un bu yaklaşımı sonuçta faşizme çıkar. Türk Solunun da söylemleri sonuçta faşizme hizmet etmiştir.”

DEMOKRATİK HALK CEPHESİ KURULSUN

Öcalan, operasyon ve çatışmalarla ilgili kamuoyuna şu önerilerde bulundu: “Ben, herkesin, demokratların, aydınların bir çatı partisinde buluşmasını, bu tehlikeleri görerek önermiştim. Hala bu önerimde ısrar ediyorum. AKP de öyle bağımsızlıkçı falan değil, zaten öyle bağımsızlıkçı falan olmak kolay değil. Bir kriz patlatırlar, dünyayı adamın başına yıkarlar. Bu planla dünya hakimiyetini sağlamaya çalışıyorlar. Burada Kürt meselesiyle ilgili bir boşluk vardı. Biz bu boşluğu gördük ve bu boşluğu özgürlük temelinde doldurmak istedik. Bu da onların işine gelmiyor, bunu istemiyorlar. Aslında bizi de denetim altına almak istediler. Şam’da yanıma elçiler geldi gitti. O zaman anlamamıştım. Yeri gelmişken söyleyeyim, Talabani bana adam gönderdi. Bizzat kendisi benimle görüştü. Apo! silahımız var, paramız var istediğimiz her şeyi yapabiliriz, devlet de kurarız. Yeter ki sen bizim yanımıza gel diyordu, yani kontrolümüzü kabul et demek istiyordu. Rica ediyorum dedi, bizim yanımıza gel, silah da var, adam da var, hatta devlet de var. Barzani de aynı biçimde haberler gönderdi. Ben kabul etmedim. Talabani’yi aldılar, Londra’da eğittiler gönderdiler. İşte Barzani’yi başka şekilde bağladılar. İsrail’in başından beri desteği var. Biz, özgürlükçü ve bağımsız çizgimizi koruduk. İşte bu bildiğiniz gibi başıma bir sürü şey getirdiler. O zaman anlamak istemediğim şeyleri böyle anlatıyorlar. Böylece anlamamı istediler. Ama ben, bu konuda kararlıyım. Bununla Kürtleri denetim altına almış olacaklardı yani benim denetimim altında değilsen yaşama şansın yok diyorlar.”

DİYALOG YOLUNU AÇIN

Öcalan, hükümet ve Erdoğan’a şu çağrıyı yaptı: “Ben Hükümete, Sayın Erdoğan’a, Sayın diyorum. Çağrı yapıyorum; operasyonlarla bir yere varamazsınız. Operasyonların yaratacağı ortam kaostur, bununla içinden çıkılmaz bir hale geliriz. Kötü bir durum. İstediğiniz kadar bana teröristbaşı deyin, PKK’ye terör örgütü deyin bu hiçbir şeyi çözmez. Mutlaka bir diyalog yolu bulunmalı diyorum. Ben gene söylüyorum, Türkiye toplumuna, aydınlara, kendini sorumlu hisseden herkese diyorum, şiddetle buna karşı çıkmak gerekiyor, hemen bir araya gelmek gerekiyor. Terör örgütü söylemlerine falan takılmamalı. Diyalog yolunu açmaya çalışmalı. Her iki tarafı da diyaloga getirmeye çalışmalı. PKK ile gidip görüşülebilir, kabul ettiği ölçüde Hükümetle de Devletle de bu konu sürekli görüşülebilir. Ben tekrar ediyorum, devletin sorumlu kurumları var. MİT’e de söylüyorum, bildiklerini daha fazla Türkiye kamuoyuna açıklasın. Ben Hükümete de tekrar söylüyorum. Eğer benim fikrimi sorarlarsa, daha önce de belirtmiştim, siz toplum olarak birey olarak hakları tanırsanız, saygılı olursanız silaha ne ihtiyaç olabilir. Eğer bu konuda Hükümet cesaretli adımlar atarsa, demokratik özerklik dediğim çözüm gelişirse, Elbette o zaman ben üzerime düşeni yerine getirmeye hazırım, elimden gelen her şeyi yaparım, buna gücüm de var. Sonuna kadar savaş olmaz. Bu yıkım getirir. Ne Türklere ne Kürtlere bir yararı olmaz. Herkes bunu görmelidir.”

TEKELLER DÜNYAYI YÖNETİYOR

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne de değinen Öcalan, şöyle dedi: “Buradan kadın sorununa da geleyim 8 Mart vesilesiyle. Aslında bu iktidar sorunu. Kapital Finansla insanları kandırıyorlar. Tekeller böylece dünyayı yönetiyorlar. Bu işi de hiçbir üretim yapmadan trilyonlar, katrilyon parayı ortaya sürerek yapıyorlar. Amerika karşılıksız hiç bir karşılığı olmadan dünyaya kırk trilyonluk işte tahvil-mahvil sattı. Şimdi bu büyük balon yer yer patlıyor. Ekonomik kriz dedikleri ne? Ama dünyada hiçbir güç kendini tekellerden kurtaramıyor. İşte Çin, dikkat edin Çin’in hiç sesi çıkmıyor. Rusya’yı terbiye ettiler. Sesini çıkaran ülkelerin de dünyayı başına yıkıyorlar. Bütün bunları işte uluslar arası alanda o hisse senetleri, tahvil-mahvil, kağıt üzerinden yapıyorlar. Bunlar bu paralardan AKP’ye de verdiler. Kürtleri de paraya alıştıracaklar. İşte şimdiden Erbil’i, ikinci Dubai yapacağız diyorlar ve yapacaklar. Şimdiden krediler, büyük yapılar falan başladılar. Kapital Finans, her şeyi denetimi altında tutmak istiyor. Bu söylediğim belki çok inanılmaz da gelebilir ama kendini doğru tanımadan mücadele edilmez. Hatta bu iktidar doğru tanımlanmazsa ve anlaşılmazsa, işte bizim Osman’ın durumuna düşülür. Hatta insanı kullanırlar, nasıl kullanıldığınızı bile anlayamazsınız. Beni de tanımlamak istediler. Kapital Finans denetleyemediği için işte bugün görüyorsunuz buradayım. Bir bizim çizgimiz var bir de işte bahsettiğim çizgi.”

KADINLARLAR KANDIRMAK İSTEYECEKLER

Öcalan, şöyle devam etti: “Kadın sorununda da insanı para pul, kadınlarla kandırmaya çalışacaklar. Kendi çizgilerini böylece oturtmak istiyorlar. Finans kapital, kadını bu anlamda korkunç kullanıyor. İşte görüyorsunuz reklamlar tamamen kadın üzerine. Finans Kapitalin iktidarı, ya bu iktidara tabi olursunuz ya da ölürsünüz. Size başka bir seçenek tanımıyor. Kadını da cinsiyetçilikte bu iktidarın aracı olarak kullanıyor. Daha önce de söyledim. En eski, en saldırgan faşizm, erkeğin kadın karşısındaki yaklaşımıdır. O yüzden söylüyorum beni doğru algılamaları gerekiyor. Benim kadına yaklaşımım tamamen özgürlükçü temeldedir. Bu halk için olduğu kadar kadın için de böyledir, hatta erkek için de böyledir. Kendini iyi tanımlamak, iyi tanımak gerekiyor. Özgürlüğün olmazsa olmaz olduğu, tartışmasız bir özgürlük gerekir. Ama beyninle ve ruhunla özgür olmak. İnsanın kendini tanıması kendi düşüncelerine hakim olması, ne yaşamak istediğini, duygularını tanımlaması gerekir. Özgürlük budur. Ben kızlara hep bunu söylüyordum. O yüzden eğer kadın özgürlüğü diyorlarsa bana bu temelde yaklaşsınlar, seveceklerse böyle sevsinler, yoksa boşuna kendilerini yormasınlar. Boşa çaba sarf etmesinler. Ama ne olursa olsun ben Şam’da bayan arkadaşlara da söylüyordum. Özgürlük temelinde yaşamalı. Erkeğe bu temelde yaklaşılmalı. Kendinizi bu ilişkilerden, bu erkeklikten sakınmalısınız.

KAPİTAL CİNSELLİKLE TOPLUMA HAKİM OLUYOR

“Gazetede okudum, bir kadın, doktordu sanırım, asker eşinden boşanmak istediği için on iki kurşunla öldürülmüştü. İşte Kapital Finans, kadına bunu söylüyor; ya benim iktidarıma yüzde yüz tabi olursun ya da yüzde yüz ölürsün. Daha önce de belirtmiştim, tecavüz kültürü dedim. Kadınlar her gün tecavüze uğruyor. Böyle bir tecavüz kültürü içinde bir kadının ne ruhu, ne beyni sağlam kalır, ne güzellik anlayışı kalır, ne de sevgisi, aşkı. Kapital Finans, insanlığın reddidir. Kapital Finans, kadın üzerinden cinsiyetçilikle topluma egemen oluyor. Beş bin yıllık bir meseledir ve kadının da buna karşı görkemli direnişi vardır. Ancak işte nasıl yaşamak gerektiğini iyi anlamak lazım. Kendini bu temelde iyi tanımak lazım. Bana da ancak özgürlükçü temelde yaklaşsınlar. Ben kadınla tamamen özgürlük temelinde ilişkilendim. Kadın için olduğu kadar halk için de erkek için de özgürlükçü çizgi esas olmalıdır. Kapitalizm bunlarla iktidarını sağlıyor. Kadın üzerinde, toplum üzerinde iktidar oluyor. İşte üç S demiştim. Futbol, sanat dedikleri şey, reklamcı kızlar, işte magazin dediğiniz şey. İşte görüyorsunuz herkes futbolkolik olmuş, futbolla yatıp kalkıyorlar. Sanat olarak her gün bir sürü insan çıkarıyorlar. Kimin kiminle olduğu belli değil, o mankenlik, magazin dedikleri şey, buna da sanat diyorlar. Bu gerçek sanat da değildir. Her gün bir sürü uygunsuz şey yapıyorlar, adına da sevgi, aşk diyorlar. Onlarda insanlık, ruh kalmamış. İşte aşk günü, her neyse sevgililer günü. Kapital Finansla insanları bu hale getiriyorlar.”

ABD HERŞEYİ SATIN ALIYOR

Öcalan, şunları söyledi: “Son savunmalarımda da aslında bütün bunları, bu iktidar kavramlarını değerlendiriyorum. İngilizlerin Ortadoğu’ya ilişkin yaklaşımı, daha önce de söylemiştim, eskidir. Kapital Finans, büyük oranda hakimdir. İşte Arap sermayesi, petrol onların denetimi altındadır. Her şeyi denetim altına almaya çalışıyorlar. Mustafa Kemal’e ilişkin de işte bana Kemalizm’den etkilenmiş falan diyorlar, öyle bir şey yok. Ben bilimsel değerlendirdim, ben aslında Kemalizm’in özgürlükçü çizgisini tartışıyorum. Biliyorsunuz daha önce de belirtmiştim. Mustafa Kemal 1919-1924 arasındaki dönemde biraz bağımsızlıkçıydı, ancak İngilizler bundan sonra denetimi ellerine aldıktan sonra devleti tanıdılar. ama biliyorsunuz o dönemin bütün kadroları ittihat terakki kadrolarıydı, etrafını sararak onu boğdular. 1920’lerde bile Mustafa Kemal bunlarla çok uğraştı, çok güçlüydüler. Sonra çok sayıda kadrolarını Dr. Nazım, Cahit…gibileri tasfiye etti. Yalçın Küçük kendisinden etkilendiğimi söylüyormuş, aslında kitaplarında belli olguları alıyor, bunları başka kaynaklardan da öğrenebiliriz. Olguları okudum ama değerlendirmelerine bütün olarak katılmıyorum.”

İNÖNÜ İNGİLİZLERİN ADAMIYDI

“İngilizler, 1920’lerden sonra Sovyet Rusya’ya karşı bir ittifak olarak ittihat terakki kadroları ile ilişki geliştirdi. Mustafa Kemal Cumhurbaşkan’ı oldu, asıl gücün İsmet İnönü’de olduğu anlaşılıyor. Bazı yazarlar da asıl gücün İsmet İnönü de olduğunu söylüyor. İsmet İnönü’nün İngilizlerle ilişkisi vardı, Mustafa Kemal bunu biliyordu. Sonunda uzlaşmak zorunda kaldı. Başbakanı ve yakın okul arkadaşı Fethi Okyar’a ablası Makbule ile birlikte daha sonra Serbest Fırkayı kurdurdu. Aslında bazı özgürlükçü çıkışları vardı ama sonunda uzlaştı. İnönü, Fevzi Çakmak ittihat kadroları İngilizlerle ilişkiliydiler. Mustafa Kemal’e sen cumhurbaşkanı ol diye dayattılar, bütün gücü İnönü’ye verdiler. İnönü, Ege’de Çerkezleri, Rumları tasfiye etti. Aslında Mustafa Kemal, bu çizgide değildi. Biraz daha özgürlükçü yaklaşıyordu. İşte İzmit konuşmasında bir çeşit otonomi dediği demokratik özerkliğe karşılık geliyor, bazı açılımlar yapmak istiyordu ancak her seferinde karşısına bir olay çıkardılar. Şeyh Sait isyanı, Menemen Olayı işte İzmir suikasti. Yeri gelmişken ilginç bir şey anlatayım.”

M.KEMAL SEYİT RIZA’YI ASMAYABİLİRDİ

Seyit Rızaların idamında, Dersim’den bir heyet, Mustafa Kemal ile görüşmeye çalışır. Mustafa Kemal Elazığ’a gelecektir. Ancak bu kadrolar, bu görüşmeyi engelledi. Üç saat erken gelseydi Seyit Rızaların idamının gerçekleşmeyeceği söyleniyor. Birtakım eksik evraklarla, imzaları bile tamamlamadan idamlar gerçekleştirildi. Mustafa Kemal’le görüşebilselerdi belki de Koçgiri’deki gibi bir uzlaşma ile sonuçlanabilirdi. Ama buna engel olundu. Kadınlara ilişkin de aslında Latife ile ilişkisine kadar bir özgürlük, bir güzellik arayışı vardı. Babam da bana anlatırdı, o dönem askermiş. Mustafa Kemal Antalya’ya gittiğinde kızlarla yaptığı bir toplantıda sohbet edip, şiir ve edebiyat konuşmuşlar. Halk da Mustafa Kemal, kızlarımıza el attı diye isyana kalkışmış. Bu nedenle Mustafa Kemal, Antalya’yı apar topar terk etmek zorunda kalmış. Ben küçükken babam bana bu hikayeyi anlatmıştı. Daha sonra kitaplardan okuduğum hikaye ile babamın anlattığı hikaye aynıydı. Beni de kadın özgürlüğü konusunda çok suçladılar ancak biz onlara özgür alanlar sunabildik.”

TÜRKLÜĞÜ SAVUNANLAR TÜRK DEĞİL

“Aslında Mustafa Kemal, çok okuyan biriydi. O dönemin bilgilerini alarak mevcut elinde olanı derleyip toplamaya çalıştı. Pragmatist biriydi. İttihat terakki çizgisi, Enver çizgisi yayılmacı ve maceracıydı. Mustafa Kemal, gerçekçiydi, mevcut olanı derleyip toplayarak Cumhuriyeti kurdu. O dönem, ittihat kadrolarının bir bölümünü tasfiye etti. Yine o dönem Mustafa Suphileri boğdurdu. Kendi bağımsızlık çizgisini oturtmaya çalıştı ama adamlar kurt gibiydi, bütün kadrolar ittihat terakki kökenliydi. Bu çizgi uzun sürmedi. İnönü ve Çakmak gibi kadrolarla İngilizler ilişkilendi. Mahir Çayan’ı niye tasfiye ettiler, biraz bu çizgisinden dolayıdır. Ülkücüleri de o dönem aslında kullandılar. Madanoğlu, Doğan Avcıoğlu, bazı işte üçüncü dünyacı, Küba’ya yakın subaylar, bunların tümü tasfiye edildi. Bugün dayatılan Türklüğü savunanlar aslında Türk değildir. “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünü de Mustafa Kemal söylememiştir. Mustafa Kemal’in katıldığı bir toplantıda yanılmıyorsam Haim Nahum adında bir Yahudi kalkıp konuşmuş ve bir slogan olarak “Ne Mutlu Türküm Diyene” demiştir. Bugünkü Türklüğü savunanların gerçek anlamda Türkmenlerle bir ilişkisi yoktur. Mümtazer Türköne gibi bazı milliyetçilere dönek diyorlar, aslında onlar dönmüş falan değil, sadece bu milliyetçiliği yapanların Türklükle alakası olmadığını, bunun Türklüğe bir yararının olmadığını biraz anlamış gibiler. Bugün de aynı anlayış sürdürülmek isteniyor. Hatta bizim komşu köylerin bir kısmı Türkmen’dir. Bunlarla bir alıp veremediğimiz yoktur. Ortak yaşama sorunumuz yoktur ama bundan rahatsız olanlar var. Bunlar önceden de vardılar.

YAHUDİLER AKP’YE PARA VERİYOR

Öcalan, AKP-Yahidi ilişkisinde şu tespitlerde bulundu: “AKP’ye para verip halka dağıtıp oy toplamasını sağlıyorlar. Bu paranın kaynağı ağırlıklı olarak Yahudilerdir. Yahudiler, Anadolu’da sanıldığından çok daha eskiler. Selçuklular döneminden beri Anadolu’da bir Yahudi etkisinden söz edilebilir. Hatta Hazar Türkleri’nin Yahudi olduğuna dair bir iddia bile var. Türk Yahudiler de var. Hatta Kürt Yahudiler, bazı dönme aileler var. Yani Türk, Kürt, Arap Yahudiler var, gerçi zaten Yahudiler Semitisttir, Araplar gibi. Bunlar her dönem son derece etkin oldular. İşte Ester Kira adlı bir kadın Osmanlı’nın maliyesini kontrolü altına aldı, daha sonra, onu parça parça ettiler. 1300-1400’lerde İspanya’dan gelen Yahudiler var. Bunlar son derece etkin oldular. II. Mahmut döneminde bazıları idam edildiler. Sokullu Mehmet Paşa, bazı isimler daha vardı, bunların bazıları idam edildi. Ancak Yahudi sermayesi Anadolu’da etkindir. Koç’ların, Tağmaç’ın Yahudi olduğu söyleniyor. Soner Yalçın biraz Sebatayistlerden bahsediyor. Sanıldığından çok daha fazla etkinler. Niye Hiristiyanları öldürüyorlar? Şimdi ben Malatya olayının arkasında Yahudi mantığı var desem herkes şaşırır. Ama Anadolu’da Hiristiyanlığın yaşamasını Yahudiler istemiyor. Ermeni ve Rumların başına gelenlerin arkasında onlar var. Erbakan’ın bugünkü durumunun arkasında da bunlar var. Erbakan’ın İslamcılığı biraz farklıydı, Erbakan biraz daha Türk demokratıydı. Tayip Erdoğan’ı ise destekliyorlar. Sermaye, Anadolu Kaplanları diyorlar, biraz Anadolu’ya kaydı. Kayseri sermayesi Gül’ü çıkardı. Bugünkü AKP İslamcılığı Calvinizm’dir diyorum. Calvinizm, Protestanlığın bir mezhebidir. Hollanda’da çok etkin olmuştur. Hollanda’nın bunlarla ilişkisi ortada. Amsterdam-Kayseri. Hollanda Kraliçesi boşuna Kayseri’ye gelmedi.”

ULUS DEVLET KAPİTALE HİZMET EDİYOR

Öcalan, katipal finans konusunda şu değerlendirmeyi yaptı: “Kapital Finans, cinsiyetçiliği kadını denetim altına almak için kullanıyor. İşte nasıl aşık olacaksın, nasıl yaşayacaksın, tümünü tek tipleştiriyor. Kadının üzerinden toplumun iktidarını hedefliyor. Senin özgünlüğünü, farklılığını tanımıyor. Ben nasıl belirliyorsam öyle olacaksın. Yüzde yüz benim elimde olacaksın diyor. Milliyetçilik ve dincilikle de topluma tek tip düşünceyi dayattı. Ulus-devletle nasıl bir kimlik istiyorsa onu dayatıyor. İşte Türk Devleti, ben nasıl belirliyorsam öyle Türk olacaksın diyor. Milliyetçilik budur diyor. Kürt milliyetçiliğini yaratarak ben nasıl ol diyorsam öyle Kürt olacaksın diyecekler. Tabii ki bu iki milliyetçilik çatışacak. Kapital Finans tek tipleştirerek her şeyi denetim altına almak istiyor. Ulusu da kadını da erkeği de. Senin geçmişini, kültürünü, inançlarını, farklılığını reddediyor. Yerine kendi belirlediğini koymaya kararlı. Şimdi buna karşı nasıl durulacak? Bizim demokratik gelişmemize tahammül edeceksin, biz de devlete tahammül edeceğiz. Uzlaşı temelinde ikisi bir arada var olacak. Ulus-devlet doğrudan Kapital Finans’a hizmet ediyor. Marks’ın sosyalizmi bile buna hizmet etmekten kurtulamadı. Yetmiş yıllık deneyimin ortaya çıkardığı en geri bir sermaye neredeyse faşizm değil mi? Yani yetmiş yıl boyunca bir avuç oligarka hizmet etmiş. Ulus-devletin Hitlerle geldiği noktada yarattığı sonuç faşizmdir. Avrupa, bunu biraz gördü, aşmaya çalışıyor. Ulus-devlet anlayışıyla ben öyle yok ederim, ezerim, bitiririm mantığıyla hiçbir yere varılamaz.”

PARLAMENTODAN ATABİLİRLER

Öcalan sözlerin şöyle tamamladı: “Kürtler, demokratik tavırlarını gösterebilir. Her yerde demokratik örgütlenmelerini güçlendirerek dayanışma içinde cevap olabilir. Yarın sizi parlamentodan atabilirler. Belediyelerden dışlayabilirler ama o zaman bile bulunduğunuz kentlerde demokratik temelde örgütler kurularak tavır ve mücadele sürdürülebilinir. Bunun araçları yaratılabilir. Sanırım Demokratik Toplum Kongresi toplanmış. Bu hemen hayata geçirilebilinir: Sadece Kürtler için demiyorum bütün Türkiye şehirlerinde Kent Konseyleri, Kent Meclisleri çok hızlı bir şekilde oluşturulabilir. Sayısı iki yüz mü üç yüz mü olur bilmiyorum, kentin büyüklüğüne göre kendileri belirleyebilir. Her çevreden, her kesimden insanı kapsayabilir. Bu meclisler aynı zamanda demokratik temelde Türkiye’nin oluşumuna da katkı sunar. Eğer DTP Meclis’ten atılıp belediye seçimlerinden engellenir, para marayla dışarıda bırakılırsa hem kırsalda hem kentlerde kendi alternatiflerini oluşturabilir. Benim Ergenekon’la ilişkimin olduğunu söylüyorlar. Öyle bir şey yok. Onların Kuva-i milliye dediği şeyin aslında benimle hiçbir ilgisi yok. Benim Kuva-i Milliye dediğim şey 1920’lerin dayanışma ruhudur. Şimdi Kuva-i Demokrasi diyorum. Birikim Dergisinin sadece bir sayısını almış olabilirim. Atlas dergisini zaman zaman veriyorlar, Maddi Uygarlık kitabının ikinci cildinin arkasındaki beş kitaptan söz ediyorum. Maddi Uygarlığın üçüncü cildini aldım. 8 Mart vesilesiyle kadınlara ve tüm halkımıza selamlarımı iletiyorum.”

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA
YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


Yorumlar
Yazan: berxwedan_132     Tarih : 2008-03-01 21:58:11     Puan :
SEN BIZIM DOGAN GUNESIMIZ SEN BIZIM GECE SEMALARI AYDINLATAN AYIMIZ SEN BIZIM BASKANIMIZ SEN EN BUYUK <

En çok okunan haberler
· HPG: BEZELÊ ŞEHİTLERİMİZ!
· KCK: Çatışmalar şiddetlenecek
· Gerillalar Türk medyasını nasıl izliyor?
· Öcalan: PKK'yi sınır dışına çıkarabilirim
· KCK’den asker annelerine çağrı
· HPG: Iğdır’daki eylemde 2 asker öldü
· Ceylanpınar’da “vatan sağolsun” gerilimi!..
· Ahmet Türk: Sözlerim çarpıtılıyor
· Anayasayı koruma örgütü PKK’ye 11 sayfa yer ayırdı
· Lice-Bingöl karayolu patlama nedeniyle trafiğe kapatıldı

Görüşme Notları
· Öcalan: PKK'yi sınır dışına çıkarabilirim
· 13.05.1999 Tarihli Görüşme Notu
· 12.04.1999 Tarihli Görüşme Notu
· 10.05.1999 Tarihli Görüşme Notu
· 06.04.1999 Tarihli Görüşme Notu
· KÜRTLER FİLİSTİN GİBİ DİRENİŞÇİ HALK OLUR
· Öcalan: AKP çözüme yanaşmıyor
· Öcalan: AKP yol ağzında, bir tercih yapmalı
· Öcalan: Operasyonları durdurun
· Öcalan: Türkiye daha da kaosa sürüklenecek!

© Rojaciwan.com