Görüşme Notları: Öcalan: AKP yol ağzında, bir tercih yapmalı
Gönderen: seteney Tarih: 18.04.2008, 11:41:07 (6500 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
   İSTANBUL - Öcalan, "AKP, ya mevcut durumunu korumaya çalışacak, böylece CHP ve MHP gibi marjinalleşecek ya da demokratikleşecektir. Mevcut durumunu korursa ömrü beş ay veya bir yıldır. AKP, bir yol ağzındadır, bir tercih yapmak durumundadır" dedi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın avukatlarıyla yaptığı görüşmede önemli mesajlar verdiği öğrenildi. Edinilen bilgiye göre, sağlık durumuna değinen Öcalan, "Sağlığım aynı, şikâyetlerim devam ediyor. Geniz akıntısından kaynaklı sesim kısılmış" dedi. Gazetelerin haftada yedi değil üç dört adet verildiğini anlatan Öcalan, "Diğer günlerin gazetelerinin niye verilmediğini bilemiyorum, Bazı dergileri de alamıyorum. Birikim Dergisini sekiz yıldır alıyordum ama son dönemlerde vermiyorlar, keyfidir, bunlarda bir sakınca yok, yasal dergilerdir ama vermiyorlar. Taraf Gazetesini bugüne kadar sadece bir adet aldım, arada Şafak gazetesini aldım. Verdikleri gazetelerin Newrozla ilgili kısımlarını sansürleyip vermişlerdi, Newroz fotoğraflarını kesmişlerdi gazetelerden. Bunun mantığı şu; gazetedeki Newroz resimlerini görerek güya bununla moral bulacakmışım, bunu engelliyorlar. Benim moral değerlerim gazetede çıkan birkaç resme bağlı değil, daha derindir." diye konuştu.

BEYAZIT: YEZİDİN BABASI MANASINDADIR

Yahudilerin tarihsel arka planını değerlendiren Öcalan, şöyle devam etti: "Demos, biliyorsunuz halk sevgisi demektir. Demos, Demokrasi, yeni savunmalarımda da işledim. Tarihte İbrani kabileleri vardır. Yahudiler de iki kola dayandıklarını söylüyorlar. Bir kolu Firavunların bulunduğu Mısır ki Musa buradan geliyor. Diğeri Nemrut'un bulunduğu bölge, İbrahim buradan geliyor. Yahudiler her iki kola da dayandıklarını söylüyorlar. Yahudilerin tarihteki rolünü de incelemek gerekiyor. İbrani kabilelerini de incelemek gerekiyor. Yahudi toplulukları tarihte çeşitli yerlere dağılmışlardır. Tarihte Yahudilerle ilgili iki büyük göç vardır. Bir tanesi 1391'deki göç, diğeri de 1492'deki Yahudilerin İspanya'dan göçüdür. 1492'de Yahudiler İspanya'dan çıkarılınca Bayezıt döneminde Osmanlı Devleti onları kabul ediyor. Niçin kabul ettiklerini de incelemek gerekiyor. Hafsa Sultan da Yahudi"dir, onlara müthiş yardım etmiştir. Aslında bu yardımı her iki tarafın ittifakı şeklinde anlamak lazım. Bayezıt ismi de -pek kimse dikkat etmiyor- Eba Yezit'ten -Yezit'in babası- geliyor."

YAHUDİLER OSMANLI YÖNETİMİNDE ETKİNDİ

Öcalan, şöyle devam etti: "Kanuni Sultan Süleyman'ı da bu kadar yüceltmelerinin nedeni 'Süleyman Peygamber'den dolayıdır. Kanuni, en büyük oğlunu, Şehzade Mustafa'yı, idam ettiriyor. Şehzade Mustafa, yetenekli, kudretli bir şehzade ve kendisinden sonra padişah olabilecek tek kişidir. Ama bir Polonya, Leh kökenli Hürrem Sultan, Mustafa kendi oğlu olmadığı için Mustafa'yı Kanuni'ye boğdurtuyor, bu yolla kendi oğlu Sarı Selim'i padişah yapmak istiyor. Hürrem'in Mustafa'yı boğdurtması büyük bir olaydır. Bu kadar etkilidir yönetimde. İktidar için babasına oğlunu öldürtüyor. Osmanlı'da şehzadelerin öldürülmesi Fatih'ten beri devam etmiş, birçok padişah kendi oğlunu boğdurtmuş, hatta bir padişah on yedi oğlunu boğdurtmuştur. Yahudiler 1650'lerde Yahudi topraklarıyla ilgili, Yahudilerin ana toprağı Hollanda-Amsterdam, İngiltere-Londra mı olsun, yoksa Anadolu toprakları mı olsun tartışmasını yapıyorlardı. Avrupa'da Osmanlı'da da yönetimde önemli etkili kademelerde görev alıyorlardı. Bu tarihten sonra da bir Türkçülük geliştirdiler, kendilerine göre bir Türkçülük anlayışı."

FRANSIZ MİLLİYETÇİLİĞİ KATIDIR

Yakın çağ milliyetçiliğini de değerlendiren Öcalan, şu hususlara dikkat çekti: "Burada paranın gücü de önemli. 16. yüzyıldan itibaren paranın gücü çok gelişmiş ve siyasetin ve askeri güç kadar olmuş hatta onlardan daha fazla bir etki de doğurmuştur. 16. Yüzyılda milliyetçilik inşası yaşanmıştır. Bu milliyetçilik inşasında Hollanda ve İngiliz milliyetçiliğinin rolü büyüktür. Önce Hollanda da ortaya çıkmış sonra İngiltere'de. İngiltere daracık bir adada sıkıştırılmış bir haldedir o zamanlar. Bu İngiliz milliyetçiliğine karşı Fransız milliyetçiliği gelişmiştir, Fransa, katı bir ulusçuluğu geliştirdi. Hollanda ve İngiliz milliyetçiliği güçlü fakat biraz daha esnek bir ulusçuluktur. Fransız milliyetçiliği-ulusçuluğu ise katı bir ulusçuluktur. Fransa'nın buna karşı çıkabilmesi için Napolyon bilinen o çıkışını yapmıştır. Bir de İngiliz milliyetçiliğine karşı Almanlar da katı bir ulusçuluğu geliştirdiler. 1804 yılında Almanlarla yapılan savaş var. Bu bir ulus-devlet savaşıdır. Almanlar ulusçuluğa daha çok sarıldılar, Hegel, ulus-devlet anlayışına tanrısal bir nitelik kazandırdı. Ulus-devlet Tanrı-devletinin modernitedeki ifadesidir."

HİTLERİ YAHUDİLER DOĞURDU

"Yahudiler de bu milliyetçiliğin gelişmesinde çok önemli rol aldılar. Milliyetçiliklere yön verdiler. Halen de öyledir. Bu nedenle bazıları Yahudilerin dünyayı yönettiğini söylüyor, hayır bu doğru değil. Dünyayı kapitalizm yönetiyor fakat Yahudilerle harmanlayarak yönetiyor. Yahudiler de katı bir Siyonizm geliştirdiler. Bunu savunan Yahudiler çok. Amerika'da da Avengelistler var. Bunlar, Yahudilerle birlikte hareket ediyorlar. Yahudiler bu fikirlerini Almanlara da aşılayarak Hitler'i doğurdular. Hitler de o bilinen savaşlardan sonra iflas etti. Yarattıkları bu milliyetçilikler istedikleri sonuçları yaratmadı, kendilerine geri döndü. Siyonizm ilk olarak katı bir şekilde İsrail'de uygulanmak istendi ve muazzam bir savaş gelişti, halen devam ediyor. Orada başarılı olunamadı, tıkandı. Başka yerlerde de bu fikirlerini devam ettirdiler. Bu konulara yeni savunmamda daha detaylı olarak değindim. Ben yeni savunmamda biraz açmaya çalıştım bu sistemi. Savunma kitabı olduğundan biraz savunma bağlamında ele aldım, daha sonra yazacağım kitapta daha da açmaya çalışacağım."

AKYOL ATATÜRK'Ü DERİNLİĞİNE ANLAMAMIŞ

Öcalan, Türkiye'deki milliyetçilik konusunda ise şu çarpıcı hususlara dikkat çekti: "Her bölgenin durumuna göre bir milliyetçilik geliştirdiler ve bu milliyetçiliklere hâkim oldular. Türkiye'de de milliyetçiliği geliştirenler Yahudilerdir. Leon Kahun, Hermann Vambery gibi Yahudiler, Türkçülüğün teorisyenleridir. Bu Türkçülük Ziya Gökalp ile birlikte devam etmiş, daha sonra Nihal Adsız, Türkeş, şimdi de Bahçeli ile devam ediyor. Mustafa Kemal bu tehlikeye karşı bir süre direndi ama daha sonra onlarla uzlaşmak zorunda kaldı. İsmet İnönü onlar Mustafa Kemal'i uzlaşması için zorladılar. Benim Mustafa Kemal'e ilişkin yaptığım değerlendirmeler geniş tartışılıyordur herhalde. Şimdi Erdoğan ile Baykal arasında bir Mustafa Kemal-İsmet İnönü tartışması var. Taha Akyol da 'Hangi Atatürk?' diyor. Doğrudur 'Hangi Atatürk?' Taha Akyol biraz anlamış ama derinlemesine değil. Mustafa Kemal onlarla uzlaştıktan sonra bilinen Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu gibi çalışmalara yöneldi, onlarla ilgili fikirlerini geliştirdi. Menderes de bu milliyetçiliği, sistemi biraz aşmak, yumuşatmak istedi, izin vermediler, biraz dışına çıkar gibi oldu, onu da hemen götürdüler. Bu öyle bir sistem ki bir başbakan, bir hükümet tek başına bunu aşmaya muktedir olamıyor."

YAHUDİLER KÜRT MİLLİYETÇİLİĞİNE EL ATTI

"Yahudiler, Kürt milliyetçiliğine de el attılar" diyen Öcalan, şu çarpıcı analizlerde bulundu: "Güney'de de benzer milliyetçiliği geliştirdiler. Kürt milliyetçiliğini de orada birleştirme ve kontrol etmeye çalıştılar, bizim haberimiz bile yok. Bütün Kürtleri oraya bağlayacaklar oradan da kontrol edecekler. Arap emirlikleri, Katar gibi bir yer yapmaya çalışacaklar Güney'i. Para, askeri-siyasi faktörlerden daha önemli sonuç doğurur. Bunu biliyorlar. Daha önce Londra'da, Amsterdam'da kurduğu şehirleri dört yüz beş yüz yıl sonra Suudi'de, Katar'da, şimdi de Güney'de kuruyorlar."

İŞSİZLİĞİ 10 GÜNDE ÇÖZERİM

Türkiye'deki finans ve sermaye tekelleri hususundaki değerlendirmelerini bu hafta da sürdüren Öcalan, "Türkiye'deki tekellerin, şirketlerin kar payı konusunda daha önce bazı rakamlar vermiştim. Tesadüfen Mehmet Şimşek de daha sonra açıklama yaptı. Şirketlerin beş kat kar yaptığını -tam 5.4- söyledi. Hemen hemen benim verdiğim rakamla aynı oran. Yani yüz milyar koyan beşyüz milyar kar elde etmiş. Bunu bir bakan söylüyor, muhtemelen doğrudur. Ben şirketler, tekeller konusundaki bilgilerimi daha da geliştirdim, netleştirdim, geliştirmeye devam ediyorum. Bunlar bu kadar kar ederken, halk açlığa ve işsizliğe mahkûm ediliyor. Bunlar bilinçli bir politikanın ürünüdür. Güneydoğu Anadolu Projesi dedikleri de böyledir. Kamyonlar devriliyor, içinde mevsimlik işçiler var, hepsi de bizim bölgenin insanları. Geçen yine bir kamyon devrilmiş dokuz işçi ölmüş, her yıl bu şekilde yüzlerce işçi ölüyor. Urfa'da işsizlik sorunu var diyorlar. Urfa toprakları on milyon insanı besler, bana fırsat verseler bu topraklarda on günde işsizlik sorununu çözerim." şeklinde konuştu.

301'İ ORTADAN KALDIRAMAZLAR

Türkiye'de İki klik olduğu tespitini bir kez daha yineleyen Öcalan, şunları ifade etti: "Bir tarafta katı ulusçuluğu temsil eden CHP ve MHP var, diğer tarafta AKP. MHP'nin milliyetçiliği, Tanrı-Devlet anlayışı gibi katı bir milliyetçiliktir. İlginçtir, AKP de Tanrı-Devlet diyor, bu noktada ikisi de aynı düşünüyor. Ulus-devlet zaten tanrısal kökenlidir. CHP ise Fransız mason locasına bağlıdır. Fransa'nın eski katı laiklik anlayışını benimsemiştir. Bu Türklük, daha doğrusu Türkçülük, yapay Türkçülüktür. Şimdi 301'deki Türkçülük üzerine tartışıyorlar. 301'i ortadan kaldıramazlar, değiştirmeye çalışıyorlar, değiştirseler de özünde bir şey değişmez. MHP ve CHP çok direniyor, kızıyor buna. Bunların Türkçülüğü, buradaki Türkçülük; Yunus Emre'nin Türklüğü değil, Mevlana'nın Türklüğü değil, Karacaoğlan'ın Türklüğü değil, Türkmenlerin Türklüğü değil, geliştirilmiş yapay bir Türkçülüktür."

HÜRRİYET GAZETESİ TÜRKÇÜLÜĞÜ GELİŞTİ

Türkiye'deki faşizan milliyetçi dalga konusunda her hafta çarpıcı açıklamalar yapan Öcalan, bu hafta da şu tarihi doğruları seslendirdi: "Türkiye'de Hürriyet Gazetesi Türkçülüğünü geliştirdiler. Hürriyet her gün "Türkiye Türklerindir" diyor. Barzani de "Kürdistan Kürdistanlılarındır" diyor. PKK'yi de bitiremezler. Türkiye'ye insansız uçakları satıyorlar, her türlü yüksek teknik silah veriyorlar, PKK'ye saldırtıyorlar. PKK içinde kendilerini geliştirecek bir zemin, bir imkân sunuyorlar. Aslında Amerikanın bu tutumu her iki tarafa bir tehdittir. Bunu geliştirenler, Türkiye'ye karşı PKK'yi hazırda tutuyorlar. Tamamen bitirmiyorlar, PKK'yi bir tampon bölge olarak hazırda bekletiyorlar. İstediğimizi yaparsan PKK'yi bitirmene yardımcı oluruz, işte askeri malzeme veriyorlar, uçaklar falan, ama PKK'yi bitirmelerine de izin vermiyorlar. Türkiye'ye karşı ellerinde tutuyorlar. "Tavşana kaç tazıya tut" politikasıdır bu. Daha önce de İngilizler "iti ite kırdırma" politikası güdüyorlardı. KDP ve PKK de aslında birdir, birbirinden ayıramazsın. Ben bunu PKK'yi eleştirmek için söylemiyorum, onlara karşı olduğum için söylemiyorum, objektif durum budur. İran'a karşı da PJAK. İran'a bunun üzerinden müdahale etmek isteyebilirler. İran'ı ya teslim alacaklar ya da temizleyecekler." Öcalan, "Ankara'da da görüşmeler devam ediyor. İran-Türkiye ortak operasyon kararı çıkarmaya çalışıyorlar sanırım ama zor. Amerika'dan dolayı ortak operasyon olması çok zor, olursa büyük çelişki doğar, buna izin vermezler, vereceklerini sanmıyorum." ifadelerine yer verdi.

AKP 5 VEYA BİR YILDA GİDECEK

AKP hakkında açılan davaya değinen Öcalan, "AKP'nin ömrü de beş ay veya bir yıldır. Artık fazla dayanamaz AKP. AKP, ya mevcut durumunu korumaya çalışacak, böylelikle CHP ve MHP gibi marjinal bir hale gelecek ya da demokratikleşecektir. AKP, beş yıldır kötü, çıkarcı politikalarıyla halkı idare etmeye çalıştı, dini de çıkarları için kullandı fakat AKP artık bu politikalarını devam ettiremez, ne ordu ne Amerika ne de halk buna izin verir. AKP, bir yol ağzındadır, bir tercih yapmak durumundadır." şeklinde konuştu.

MİT ORDUYU İKNA EDEBİLECEK Mİ?

MİT Eski Müsteşarı Cevat Öneş'in açıklamalarına değinen Öcalan, Öneş'le ilgili şu değerlendirmeleri yaptı: "Cevat Öneş'in bir cümlesi önemli. O cümle aslında orduya da bir mesajdır: Katı ulus devleti esnek hale getirmek gerekir diyor, yani esnek ulusçuluk diyor. Bu önemlidir, MİT'in raporu da böyle. Peki orduyu ikna edebilecekler mi? Devleti, Hükümeti ikna edebilecekler mi? Zor. Ordunun politikaları, Hükümetin politikaları, Amerika'nın Ortadoğu ile ilgili politikaları buna izin vermiyor. Amerika, şimdi ne yapacak? Türklerle Kürtleri çatıştıracaklar, İsrail-Filistin gibi olacak ama ne olursa olsun bu savaşta Kürtler kaybetmez, kazançlı çıkar. Kürtler artık bu saatten sonra kaybetmez. Kürtlerin örgütlü gücü var, imkanları var. Savaşı kaybeden taraf olmayacak. Türkiye mevcut durumunda ısrar ederse sonu Irak gibi olur ama ben Türk-Kürt çatışmasını istemiyorum. Savaşı isteyenler bütün bunlara rağmen neden gelip benimle konuşmuyorlar? Çünkü benimle konuşsalar yüzlerindeki maskeler düşecek. Ben bunlara 'maskesiz tanrılar' diyorum. Bunları daha da çatıştıracaklar. Botan'daki operasyonun sebebi de budur, orada bir tampon bölge oluşturacaklar. Bunu bilinçli yapıyorlar. Zaten bir savaş yaşanıyor. Türkiye bu savaşa girmiştir, bu savaştaki pozisyonunu almıştır. Bunu anlamak lazım. Hükümete de sesleniyorum; demokratik gelişme ve çözümler gelişirse halklar kazanır. Ben de demokratik çözüm için gerekli çabayı gösteririm, buna gücüm de var. Silahların bırakılmasından bahsediliyor. Çözüm geliştiğinde neden silahlar kalsın ki. Bizim istediğimiz Kürtlerin demokratik haklarını tanısınlar, güvenceye alsınlar. Bu çözüm gelişirse bir günde silah bıraktırılır."

ALTERNATİF DEMOKRATİK HAREKET GELİŞTİRİLSİN

Öcalan, Türkiye'deki sorunların Alternatif Demokratik Hareket geliştirilerek çözüldüğünü vurguladı, şöyle devam etti: "Bütün bunlara karşı Türkiye'de Demokratik Cumhuriyet Kongresi etrafında barış için bir hareket geliştirilebilir. Anti-tekel, demokrasi ve barış ilkeleri etrafında bir hareket gelişebilir. Türkiye'deki aydınlar, sol çevreler, demokrat çevreler, Alternatif Demokratik Bir Hareket geliştirebilirler. Hükümet tarzı olmasa da Hükümete alternatif bir yapı gerçekleştirebilirler. Bu gelişirse, Türkiye'deki işsizlik azalır, maaş artar, barış gelişir, Türkiye'de zulüm durur. Ben bunların hepsi çözülür demiyorum ama demokratik güçler, yüzde onu aşıp yüzde yirmi oy alırsa zulmü beş kattan iki kata indirir. Bu hareket, programatik bir çerçeve belirlese ve ona göre de çalışırsa, Kürt sorunu, genelde de Türkiye'deki sorunların çözümünde mesafe alınır. Türkiye'de demokrasi de barış da gelişir. Söylediğimiz şudur, demokratik uzlaşı, barıştır. İyi çalışılırsa önemli yol kat edilebilir. Ben Demokratik Siyaset Akademisi'ni önermiştim. Bu konular orada da tartışılıp geliştirilebilir. Bu akademi kurulup çalışmalara başlanabilir. Bu önemli bir ihtiyaçtır."

KÜRDİSTAN'DA SINIRLARI KALDIRDIM

PKK'nin 70'li yıllarını da değerlendiren Öcalan, "Ben otuz yıl önce de 1970'lerin ortalarında bu mücadeleyi geliştirmek istediğimde DDKO, KUK, Ala Rızgari gibi birçok engel çıkardılar karşımıza. Baktım ki bu örgütlerin hepsi bir şekilde bir yeri tutmuş, bunun gelişmesi için engel. Bu örgütlerin her biri bir yeri tutmuş, birisi Urfa-Bingöl hattının doğusuna geçemezsin diyordu, ben zorlayıp geçtim. Öteki bir taraftan Hakkari'yi tutmuş burayı geçemezsin, birisi sınırı geçemezsin, öteki burayı geçemezsin, şurayı geçemezsin diyordu. Ben de hayır, sınırlar kalkmalı her yere geçebilmeliyiz, gelişebilmeliyiz dedim, onları zorladım, sınırları aştım." dedi.

BARIŞ GELİNİ PİPA'YI ANIYORUM

Barış gelini Pippa'nın Türkiye'de katledilmesi utancına değinen Öcalan, şunları vurguladı: "Benim daha önce kadın ve tecavüz kültürü konusunda söylediklerimi bu son olay, barış gelini Pippa olayı da sembolik olarak doğruladı. Beyaz gelinlik giymişti. Ben daha önce de söylemiştim; gelinlik değil kefen aslında. Bu sadece bir olaydır, her gün bunun iki katı olay yaşanıyor ve her gün iki kat tecavüz yaşanıyor. Bu vesileyle Pippa'yı da anıyorum." Cezaevinden kendisine gönderilen mektuplar olduğunu anlatan Öcalan, "Cezaevi'nden bana gelen mektuplar var. Bazı mektuplarda Önder, Kürt Önderi, gibi kelimeler geçtiği için vermiyorlar ya da sansürleyerek veriyorlar. Cezaevindekiler bazı konularda güzel mektuplar yazıyorlar, bazı konularda iyi yoğunlaşıyorlar. Cezaevlerinin böyle derinleşmesi güzel. Bu çalışmalarını devam ettirebilirler. Sanıyorum şimdi Uşak Cezaevi'nde kalan Türkan İpek, bana zaman zaman mektupları geliyor, Avrupa'da kalmıştı, oranın kültürünü de biliyor. Bu iki kültürü harmanlayarak bu barış gelini olayını romanlaştırabilir.

SEVGİ İÇGÜDÜSELLİĞE DEĞİL ANLAMA DAYANMALI

Kendisine gönderilen mektuplarda sevgiye değinildiğini kaydeden Öcalan, sevgiye dair şu çarpıcı analizlerde bulundu: "Bana gelen mektuplarda bana olan sevgilerinden söz ediyorlar. Öyle salt sevgiyi önemli bulmuyorum, bu geliştirmez. Ben küçüklüğümden beri de bu sevgi tarzına karşıydım. Bu sevgi tarzını kabul etmedim. Salt sevgi, anlamaya dayanmayan sevgi içgüdüseldir. Anne sevgisi de içgüdüye dayalıdır. Anne sevgisini önemli buluyorum ama sevgi sadece içgüdüye dayanmamalı. Hayvanlar da içgüdüye dayalı olarak birbirini seviyorlar. Bir kuş bile annelik güdüsüne sahiptir, yavrularını içgüdüsel olarak sever. Sevgi anlamaya dayanmalıdır, anlamaya dayalı olursa anlamlıdır. Ben de anlamlı sevgi diyorum. Beni anlıyorsanız, benim fikirlerimi anlıyorsanız bu benim için önemlidir. Beni sevmek benim fikirlerimi anlamaktan geçer. Beni anlıyorsanız, anlamaya çalışıyorsanız, kavrıyorsunuz bu çok anlamlı olur. Sevgi, anlamaya dayalı olmalıdır, anlama nedir? Bu da felsefeye girer. Felsefe nasıl yapılır, nasıl öğrenilir, bunun için de sosyolojiyi çok okumak gerekir, her şeyin de tarihini bilmek gerekir. Sosyolojiyi tarihi perspektiften, felsefeyi tarihi bir perspektiften okumak gerekir, her şeyi tarih penceresinden bilmek gerekir. Bugünü anlamak tarihi çok iyi bilmekten geçer. Yol arkadaşlığına, anlamaya dayalı sevgi anlamlıdır. Kadınlar bunu başarabilirlerse o zaman kadın olarak da, tanrıça olarak da, aşk öğesi olarak da insan olarak da sevilebilir. Anadolu'da Kıbela (Kibele), Mezopotamya'da İnanna, İştar, Star mitolojide Tanrıça kadınları temsil ediyor."

KADINLAR KENDİLERİNE GÜVENMELİ

Öcalan, kadın olgusu konusunda ise şu görüşleri ifade etti: "Ben kadın konusunu kavrıyorum, önceki kitaplarımda değindim, bu konuyu yine yazmaya devam edeceğim. Kadınların beni takip ettiklerini biliyorum. Kadınlar, kendilerine güvenmeliler, kendilerini yeterli görebilirler. Erkeklerden de çok şey ummamak gerekir. Kendini feodal kişilikten, ilişkilerden arındırmamış, kurtaramamış her kişiye, kişilere -bu ben olsam dahi- yaklaşmayın, bu kişilerden uzak durun. Bir erkek kendini bu feodal ilişkilerden, kişilikten arındırmışsa, anlamaya dayalı, yol arkadaşlığına dayalı kendini geliştirmişse o erkeği kabul edebilirsiniz, sevebilirsiniz. Bu sevgiye kimi Peygamber sevgisi, kimi Tanrı sevgisi diyor. Kadınlar barışın gelişmesinde rol alabilirler. Kayapınar'da kadınların açtığı bir Park var. O parktan yola çıkarak başlangıç yapabilirler. Kadınlar için Özgür Kadın Demokratik Siyaset Akademisi'ni kurabililer. Bu akademi üzerinden kadın bilincini geliştirerek çok sayıda kadını eğitmeliler. İlimcilik, dincilik, cinsiyetçilik ve milliyetçilik, bu dördünü de tehlikeli görüyorum, bunlardan uzak dursunlar. Cinsiyetçilik temelinde değil, özgürlük temelinde yapacakları çok şey var, hepsine selamlarımı sunuyorum, başarılar diliyorum. Bizim bir demokratik cumhuriyet projemiz var. Bu projenin gerçekleşmesi için kadın milletvekillerinin çalışmaları anlamlı olur."

TÜM HALKIMIZI SELAMLIYORUM

Öcalan sözlerini şöyle tamamladı: "Suriye'deki, İran'daki, Irak'taki, Rusya'daki, Avrupa'daki halkımıza, kutlamalara katılan herkese selamlarımı iletiyorum. Kendi yerellerine özgün örgütlenmelerini geliştirebilirler. Avrupa bunu kısmen yapmış ama daha da geliştirip derinleştirmeliler. Kürtler her yerin özgünlüğüne göre örgütlenebilirler. Benim KCK sistemi ile ilgili görüşlerim daha önce açıklanmıştı, biliniyor. Karl Popper'ın 'Tarih Nedir' kitabını, Yahudi Tarihi ile ilgili birkaç kitap ve Dünya Sistemi kitabını okumayı düşünüyorum. Halkımızın moral motivasyonunun iyi olduğunu tahmin ediyorum. Tüm halkımızı selamlıyorum."

ANF NEWS AGENCY




YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


Yorumlar
Yazan: Yakamoz_202     Tarih : 2008-04-18 14:53:33     Puan :
Baskanimiz 30 yildir kürt halki icin verdigi mücadeliyi ne sartlar altinda olursa olsun herzamanki gibi devam ettiriyor,unutmayalimki tcnin fasist sistemi belkide dünyanin hic bi yerinde yoktur,varsada cok az vardir,ama yinede bu sartlar altinda yapabildigi kadar bize destek veriyo,sonsuza kadar bizimle oldugunu gösteriyo.cok yakinda sayin baskanimizi yine aramizda görcegiz.gün yakindir.

TC sunu hic bi zaman unutmaki kürt halkinin ve kürt halki önderin üstünde oynadigin oyunlarin hesabini teker teker vereceksin.

YASASIN BASKANIMIZ ABDULLAH ÖCALAN
YASASIN KÜRT HALKI
YASASIN ÖZGÜR KÜRDiSTAN
HER BiJÎ GERîLLA

KAHROLSUN TC´nin FASiST SiSTEMi

Yazan: dervazz     Tarih : 2008-04-18 18:17:52     Puan :
SAYIN ABDULLAH ÖCALAN YAZDIKLARINIZ İÇİN TEŞŞEKÜR EDER DOĞUM GÜNÜNÜZ TEKRAR KUTLU OLSUN

Yazan: merdbotan     Tarih : 2008-04-19 04:31:11     Puan :
DEGERLI BASKANIM SEN YASAMINI ONURLU KÜRT HALKI ICIN ADADIN YASASIN BASKAN APO BURDAN IMRALIYA SELAMLARIMI SAYGILARIMI SUNUYORUM SANA IYI KI VARSIN BASKANIM

En çok okunan haberler
· HPG: BEZELÊ ŞEHİTLERİMİZ!
· KCK: Çatışmalar şiddetlenecek
· Gerillalar Türk medyasını nasıl izliyor?
· Öcalan: PKK'yi sınır dışına çıkarabilirim
· KCK’den asker annelerine çağrı
· HPG: Iğdır’daki eylemde 2 asker öldü
· Ceylanpınar’da “vatan sağolsun” gerilimi!..
· Ahmet Türk: Sözlerim çarpıtılıyor
· Anayasayı koruma örgütü PKK’ye 11 sayfa yer ayırdı
· Lice-Bingöl karayolu patlama nedeniyle trafiğe kapatıldı

Görüşme Notları
· Öcalan: PKK'yi sınır dışına çıkarabilirim
· 13.05.1999 Tarihli Görüşme Notu
· 12.04.1999 Tarihli Görüşme Notu
· 10.05.1999 Tarihli Görüşme Notu
· 06.04.1999 Tarihli Görüşme Notu
· KÜRTLER FİLİSTİN GİBİ DİRENİŞÇİ HALK OLUR
· Öcalan: AKP çözüme yanaşmıyor
· Öcalan: AKP yol ağzında, bir tercih yapmalı
· Öcalan: Operasyonları durdurun
· Öcalan: Türkiye daha da kaosa sürüklenecek!

© Rojaciwan.com