Gönderen: inceli_25 Tarih: 30.04.2008, 14:18:28 (892 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
BEHDİNAN - KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Kürt halkının 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı’nda meydanlara çıkmaya çağırdı. KCK, “Yurtsever Kürt halkı demokrasi ve özgürlük bayrağını yükselterek görev ve sorumluluklarının gereğini yerine getirmelidir” dedi.
Koma Civaken Kurdistan (KCK) 1 Mayıs mesajında Türkiye ve Kürdistan’da yaşanan gelişmeleri de değerlendirdi.
“İnsanlık uygarlığının yaratılıp bugünlere taşınmasında emeğin kesin rolüne karşılık, entrikacı kapitalist sistemin sömürü düzeni ve baskı sistemi bugün hala bütün yönleriyle varlığını sürdürmektedir” diyen KCK, finans kapitalin insanlığı yozlaştıran, çürüten her şeyi maddi değerler toplamından ele alan zihniyetine karşılık, insanlığı eşit, özgür ve demokratik bir yaşama kavuşturacak tek gücün yine emek gücü olduğunu vurguladı.
KCK, “Bu kapsamda Önder Apo’nun gerçekleştirdiği çözümleme düzeyi, dünya gerçekliğinde emek hareketinin yaşadığı sorunları aşmada ve kendi sistemini geliştirerek yeni bir mücadele dönemini başlatmada önemli bir düzey yakalamıştır. Demokratik Ekolojik Toplum Paradigmasının özü emek hareketinin tarihten gelen tecrübelerini yoğunlaştırarak başarma ve sistemini kurma perspektifidir. Bugün neredeyse toplumsal düzeyde emekçi bir halk olan Kürt halkının dünya emek hareketinin en temel bir müttefiki olarak mücadelede yer alması önemli bir kazanım durumundadır” ifadelerini kullandı.
EMEKTEN YANA BİR MÜCADELEİNİN BEDELLERİNİ ÖDÜYORUZ
Hareket olarak egemen-sömürücü güçlere karşı, emekten yana bir mücadelenin bedellerini ödeyerek, emeğin gerçek bayramını yaratma mücadelesiyle işçi ve emekçi bayramını karşıladıklarını kaydeden KCK, “Başta Botan komutanı yiğitliğin ve kararlılığın simgesi, büyük emek insanı Adil yoldaş olmak üzere, binlerce militanın şahadeti temelinde hareketimiz özgürlük ve demokrasi mücadelesini yükselterek emek sınıfının güçlü bir temsilcisi olduğunu ortaya koymuştur. Bu mücadele ruhu ve aşkıyla tüm dünya işçi sınıfının, emekçilerin ve halkımızın 1 Mayıs bayramını kutluyoruz” diye belirtti.
KCK, halkların kardeşliği ve eşit-özgür birliğini hedefleyen Kürt halkının kimliksizleştirilmesini bir insanlık suçu sayarak özgürlük ve demokrasi mücadelesine Türk halkından da Haki Karer, Kemal Pir gibi en seçkin evlatlarının katılımıyla başlatılan Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nin bugün önemli bir sürece girdiğine dikkat çekti. KCK şöyle dedi: “Özellikle bu mücadelenin Kuzey Kürdistan’da zirveleşmesi tüm Kürt toplumunu emekten yana güçlü bir demokrasi gücü haline getirmiştir. Kürt halkı ve Önderliği yürütülen bu mücadele ile eşit-özgür bir arada yaşadığı demokratik Türkiye cumhuriyetini hedeflediğini defalarca vurguladığı gibi, pratiğiyle de bunu kanıtlamıştır. Bu temelde geliştirdiği demokratik çözüm ve barış çağrıları paralelinde önemli çabalar sergilemesine rağmen, ırkçı-faşist-tekçi zihniyete dayanan devlet içindeki savaş rantçısı kesimlerin müdahaleleri sonucu bu barış çabaları günümüze kadar sonuç vermemiştir.
KÜRDİSTAN’DA SAVAŞ TIRMANDIRILIYOR
En son hareketimizin 16 Mart 2008 tarihinde yaptığı demokratik çözüm ve barış çağrısı, halkımızın Newroz meydanlarında geliştirdiği tutum ve demokratik çözüm iradesini ortaya koymasına rağmen, hareketimize ve halkımıza karşı başlatılan saldırılar hızından hiçbir şey yitirmeksizin devam ettirilmiştir. Oysa son 6-7 aylık pratik süreç hem siyasi, hem de askeri alanda çok açıkça gösterdi ki Türk devletinin ABD destekli saldırılarıyla Kürt halkının özgürlük iradesi karşısında sonuç alması bir yana, halkımızın özgürlük mücadelesi gerçekleştirdiği hamlesel çıkışla mücadele tarihinin en güçlü ve başarılı dönemini yaşamaktadır. Devlet terörü ve askeri yöntemlerle sorunun çözülemeyeceği bir kez daha görülürken, tek çözüm yolunun barışçıl-demokratik yöntemler olduğu açıkça ortaya konulmuştur. Buna rağmen Türk devlet sistemi içindeki çelişki ve çatışma hesapları ile uluslar arası ve bölgesel güçlerle bölge dengelerine ilişkin yürütülen pazarlıkların bir sonucu olarak Kürdistan’da savaş tırmandırılmaktadır.”
KCK, “Yaşanan bu kadar gelişmeye ve hareketimizin barış çağrılarına rağmen, ABD desteğinde Medya Savunma Alanları’na dönük 25-26 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilen hava saldırıları başarısız kalmış bir konseptin çıkarlar uğruna yeniden canlandırılması ve kirli çıkarlar uğruna Kürt halkının kurban edilme hesapları sonucu pratikleşmiştir” diye kaydetti.
AKP CAMBAZLIKLA TÜRKİYE’YE ZARAR VERİYOR
KCK açıklamasında devamla şu ifadeler yer aldı: “16 Aralık 2007 tarihinden sonra gerçekleşen tüm saldırılara göre ikinci kapsamlı bir saldırı olarak planlanan bu hava saldırısı Zap, Çemço, Avaşin, Xakurke ve Xınere alanlarına yönelik yapılmıştır. Bu saldırıda güçlerimizin hiçbir kaybı olmazken, bölge halkının mal zaiyatı ve coğrafyamızın tahribatı yaşanmıştır. Türk devleti bir taraftan uluslar arası güçlerle bu saldırı planını geliştirirken, öte yandan İran ordu güçleriyle ortak bir biçimde İran-Türkiye ve İran-Irak sınırında arazi manevraları yapmakta ve hareketimize karşı kapsamlı bir saldırı planını İran’la birlikte hazırlamaktadır. En iğrenç ve ahlaksız bir biçimde Türkiye’yi pazarlayarak her iki tarafla da hareket etme temelinde Kürt özgürlük mücadelesini kanla boğmak isteyen AKP zihniyetinin bu cambazlıkla en fazla zararı Türkiye’ye vereceği açık ortadadır. Onurlu hiçbir devlet kendi topraklarındaki bir toplumsal sorunu bölgesel ve uluslar arası güçlere bu kadar peşkeş çektiremez ve pazarlık konusu yapamaz. Ancak Kürt halkının toplumsallaşan büyük mücadelesi karşısında Türk devletinin çıkmaza giren inkar-imha siyaseti her türlü etik dışı ve kirli yönteme başvurmayı reva görmektedir.
Bununla sınırlı kalmayan Türk devletindeki bu inkar-ırkçı zihniyeti her gün halkımızı küçük düşürmekten ve ikinci sınıf toplum muamelesine tabi tutmaktan geri kalmamaktadır. Newroz kutlamalarında Van, Hakkari ve Yüksekova’da olduğu gibi demokratik-meşru eylem hakkını kullanan sivil, silahsız, savunmasız halkımızın üzerine kurşun yağdırarak toplam 4 yurtsever insanımız şehit edilmiştir, bu katliamla Kürt toplumu şiddetle sindirilmeye çalışılmıştır. İşkenceler ardından tutuklananlar hala zindanlarda bulunmakta, polis ve jandarma kurşunlarıyla yaralananlar hala hastanelerde tedavi görmeye devam etmektedir. Dünya kamuoyu ve basın önünde büyük bir vahşet örneği sergileyerek Kürt kadınları ve anaları sokak ortalarında coplarla linçe tabi tutulmuş, Kürt çocuklarının kolu kırılmıştır. Aynı şekilde Kürt gençleri yaptıkları etkinliklerden dolayı kitlesel olarak tutuklanmaktadırlar. Son olarak Sakarya’da DTP’lilerin gerçekleştirdiği barış ve demokrasi şöleni gecesine karşı gerçekleştirilen saldırı sıradan ve geçiştirilecek bir saldırı değildir. Kürt halkının kardeşlik çağrılarına bu biçimde cevap verilmesi düşündürücü bir durumdur. Tüm Kürt halkı ve Türkiye’nin birliğinden yana olan kesimler bunun üzerinde mutlaka durmalıdırlar. En önemlisi ise yaşanan ölümlere, işkencelere ve hukuksuz uygulamalara rağmen, yapılan bu uygulamalara karşı hiçbir hukuksal uygulamanın yapılmamasıdır, yapılanlarda göstermelik olmaktan öteye gitmemiştir. Kürt halkına karşı ayrımcılığın dik alası yapılmakta, Kürt gençlerinin kolu kırılmakta, sokak ortasında öldürülmekte ama hiç kimseden hesap sorulmamaktadır. Sakarya’da ırkçı-faşist militanlara karşı polisin sergilediği tutum bu işlerin nereden tertiplendiğini açığa çıkarmıştır.”
DEMİRTAŞ ŞAHSINDA TÜM DTP’LİLERİN İRADESİ KIRILMAK İSTENİYOR
KCK, Kürt legal kurumlarına yönelik baskılara da dikkat çekerek şunları belirtti: “Gerillaya yönelik gerçekleştirdiği imha operasyonları paralelinde Kürt legal-demokratik kurumları üzerinde de uygulanan baskı artırılmıştır. DTP Genel Başkanı Nurettin Demirtaş şahsında tüm DTP’lilerin iradesinin kırılması hedeflenmekte ve Kürt halkına hakaret edilmek istenilmektedir. Sahte senaryolarla 5 ay cezaevinde tutuklu olarak bekletildiği gibi, şimdi de “sizi zorla tutuklarım, askere de gönderirim, her şeyi yaparım ama hiçbir hakkınız yoktur” demeye getirmektedir. Tüm halkımız Nurettin Demirtaş şahsında Türk devletinin yaptığı uygulamaların anlamını iyi bilmeli ve doğru çizgide mücadele için daha fazla örgütlenerek bu ırkçı-şövenist anlayışa karşı mücadelede daha güçlü olmalıdır.”
“Türk devletinin yaptığı bütün bu uygulamalara karşı bilinmeli ki, halkımız hiçbir zaman kimliksizliği kabul etmeyecek, haklı davasının takipçisi olmayı bilerek kimliği, onuru ve geleceği için tarihin en güçlü direnişini sergileyebilecek güçte olduğunu herkese gösterecektir” tepkisinde bulunan KCK, “Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın öğretisiyle kendini donatan Kürt halkının kahraman Gabbar komutanı Adillerin öncülüğünde bütün saldırılara karşı meşru savunma çizgisinde gereken cevabı her alanda vermeyi bileceğini” vurguladı.
SALDIRILAR TEHLİKELİ BİR SÜRECİ BERABERİNDE GETİRECEK
Saldırıların tehlikeli bir süreci beraberinde getireceği uyarısında bulunan KCK, “Bizim barıştan, kardeşlikten yana olan tüm çabalarımıza karşı gelişen bu saldırılar tehlikeli bir süreci beraberinde getireceği açık ortadadır. Bu nedenle Türkiye emekçi sınıfı ve demokrasiden, barıştan, halkların kardeşliğinden yana olan tüm kesimlerin halkımızı küçük düşüren ve halkımıza hakaret anlamına gelen bu saldırılar karşısında durarak, iki halkın eşit-özgür birliği için daha fazla mücadele yürütme gereği vardır” dedi.
KCK 1 Mayıs vesilesiyle şu çağrıda bulundu: “1 Mayıs kutlama meydanlarında halkların kardeşliği ve ortak mücadele ruhunun gelişmesi için ilgili tüm güçlerin üstüne düşeni yaparak Türk devletinin geliştirdiği ırkçı-ayrımcı saldırılara karşı ortak mücadele ile tehlikenin önüne geçmeyi hedeflemek öncelikli görev durumuna gelmiştir. 1 Mayısı halklarımızın güçlü ortak mücadele platformu haline getirmek için herkes üstüne düşeni yaparak, sürece cevap olmalı ve sorumluluklarına sahip çıkmalıdır. Yurtsever Kürt halkı da bulunduğu bütün yerlerde en etkili bir biçimde 1 Mayıs kutlamalarına katılarak kardeşlik, demokrasi ve özgürlük bayrağını yükselterek görev ve sorumluluklarının gereğini yerine getirmelidir.”
..
ANF NEWS AGENCY |
|
|
|
|