KCK: Duran Kalkan: PKK Denizlerin Özleminin devamıdır
Gönderen: inceli_25 Tarih: 05.05.2008, 11:41:37 (678 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
http://www.ozgurgundem.org/resimler/duran_kalkan2_300.jpgZAGROS - KCK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan ile Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idamının 36. yıldönümünde o dönem Türkiyesi’nin siyasi gelişmelerini, 70’li yılların devrimcileri ve PKK hareketinin o süreçteki şekillenmesini konuştuk.

PKK hareketini 1971 devrimci gençlik çıkışının devamı olarak ele alan Duran Kalkan, “PKK doğrudan örgütsel bir devamı değil, fakat hareket olarak toplumsal ilerleyiş olarak, ideolojik siyasi arayış olarak bu hareketin bir devamıdır. Şahadetlerinin 36. yıldönümünde öncelikle onları saygıyla anıyorum. Onların izinde yürüyen Hakileri, Kemalleri şehitler ayı olan mayıs ayında saygıyla anıyorum.

Anılarını yaşatma sözümüzü zafere kadar yürüteceğimizi bir kere daha ifade ediyorum” dedi.

Deniz Gezmiş idam sehpasında 'yaşasın Türk- Kürt kardeşliği' sloganı ile Türkiye’nin temel çelişkisine ve sorunun doğru çözüm yoluna işaret etmiştir söyleyen Kalkan, “Temel çelişki Türk ve Kürt halklarının kardeşliğinin bozulmuş olmasıdır. Çözüm de Kürt ve Türk halklarının kardeşliğidir. Bugün Gezmişlerin anısına sahip çıkılmak isteniyorsa önce Kürt- Türk halklarının kardeşliği anlayışı iyi özümsenmeli, derinliğine kavranmalı. Bunu yapsa Türkiye sol demokratik güçleri şimdide çok güçlü bir çıkış yapabilir. PKK’de bu yolu zaten şimdiye kadar temsil etti. Kürt halkının özgürlük mücadelesiyle, PKK ile ittifak halinde, Türkiye’nin demokratik güçleri doğru bir ideolojik duruş ve pratik çabayla Denizlerin özlemlerini, yaratmak istedikleri Türkiye’yi yaratabilirler. Görevde bunu yapmaktır” şeklinde konuştu.

‘TÜRKİYE’DE YENİ BİR SİSTEM GELİŞTİ’

Türkiye devrimci hareketi ve Kürt özgürlük mücadelesinin ortaya çıkış koşullarını değerlendiren Kalkan şu tespitlerde bulundu:

- ‘’70'lerin Türkiye'sinde sistemi oturmamış bir sistemdi. 45’lerden itibaren Türkiye dışarı ile daha çok ilişkilenmiş, bağımlılık süreci gelişmişti. Bir yandan cumhuriyet hareketinin yarattığı bağımsızlık anlayışı ve çabaları, diğer yandan 2. dünya hareketi ile içine girilen bağımlılık ilişkileri. ABD ile ilişkiler NATO’ya giriş, Türkiye sisteminin ilerleyişini belirliyordu. Bu durumun ekonomik, siyasi gelişmeler üzerinde etkisi vardı. Yeni bir sistem gelişiyordu. Kapitalist sistem Türkiye’nin her tarafına hakim oluyor. Dolayısıyla da eski ekonomik, sosyal yapıyı, düşünce ve gelenekleri yıkıyordu. Büyük bir altüst oluş vardı. Çok hızlı bir toplumsal değişim yaşanıyordu. Deyim yerindeyse vahşi bir kapitalizm vardı. Bu gelişme içerisinden, baskı ve sömürü artıyordu. Yeni sermayedarlar ortaya çıkıyor, holdingler kuruluyor. Türkiye’nin kaynakları uluslararası sermaye ile bağımlı sermayedar çevreler tarafından, çok ileri düzeyde sömürülüyordu. Bunun yol açtığı toplumsal alt üst oluşlar hem sosyal kültürel yaşamda hem de düşüncede çok fazlaydı. Bu gelişmenin ezdiği, dağıttığı yapılar buna karşı direniyordu.”

71 HAREKETİ CUMHURİYETİN TEKÇİ ZİHNİYETİNİ KIRDI’

- “Hem Osmanlı’dan kalan düşünce yapıları kırıldı. Hem de cumhuriyetin tekçi sistemi kırıldı. Düşüncedeki tekçi zihniyet aşıldı. Farklı düşünce eğilimleri gelişti. Bu temelde birçok yeni akım ve mücadele ortaya çıktı. İşçiler sendikalar kurdular. Gelişen baskı ve sömürü sisteminin üzerlerindeki etkilerini hafifletmek için grevlere, boykotlara girdiler. İşçi sınıfının hak arama mücadelesi gelişti. Bununla da yetinmediler, işçi sınıfı partisini kurdular. Gençlik yoğun bir mücadele içine girdi. 68 dünya devrimci mücadelesinin hareketliliğinden de etkilenerek Dev -Genç örgütlülüğü temelinde başta yüksek öğrenim gençliği olmak üzere orta öğrenimde sıçrayan güçlü bir devrimci gençlik hareketinin gelişti.”

- ”Okullar çoğalıyor, gelişen sistem öğrenci sayısını artıyordu. Belli bir aydınlanma ortaya çıkınca içinde bulunulan duruma artan baskı ve sömürüye en çok isyan eden gençlik oluyordu. Çünkü onlar gerçeği görüyorlardı. Daha açık fark ediyorlardı. Bilimle tanışıyorlardı. Bir de ruhları, bilinçleri, duyguları o baskı ve sömürüyü kabul etmiyordu. Adalet, özgürlük, demokrasi ve eşitlik istiyorlardı. İnsanların birbirini sömürmemesini istiyorlardı. Bir taraftan açlık ve yoksulluk, diğer tarafın Türkiye’nin bütün imkanlarına sahip olur hale gelmesine isyan ediyorlardı. Bu temelde gelişen bir gençlik mücadelesi vardı. Sol sosyalist bilinç, Türkiye gençliğine, aydınlarına taşırılmıştı. O temelde bir aydın hareketi, gençlik hareketi gelişmişti. Örneğin siyasi İslam hareketi de çeşitli güçler tarafından daha örgütlü hale getirildi. Yine dış güçlere dayalı milliyetçilik geliştirildi. Bütün bunlar yoğun bir ideolojik siyasi mücadeleye yol açtı.”

‘TÜRKİYE NEREYE DOĞRU GİDİYOR?’

70’lerin başında Toplumun gündemini işgal eden ‘Türkiye nereye doğru gidecek’ sorusuna aydın ve emekçilerin sorunu ele alış tarzını ele alan Kalkan şöyle dedi:

- “Bu soruya herkes kendine göre cevap vermeye çalıştı. İşçiler, aydınlar, gençlik bir biçimde cevap vermeye çalıştı. Sol demokratik bir çizgiden, Türkiye’nin ilerlemesini istediler. Milliyetçi ve çeşitli İslami çevreler o kadar güçlü olmasa da, yine de kendi yönlerinde ilerlemek istediler. Fakat egemen olan bir devlet sistemi vardı. Askeri düzen vardı. TC. ordu tarafından kurulmuş bir devletti ve devlete o egemendi. Dolayısıyla ordunun söylediği geçerli oluyordu. ABD ve NATO’ya bağlı, uluslar arası sermaye ile gelişmiş palazlanmış bir işbirlikçi, tekelci burjuvazi vardı. Türkiye’nin burjuvazisi gelişmiş ve hakimdiler. Bu baskı ve sömürü düzenlerini daha da kalıcı kılmak istediler. İtirazı tehlikeli gördüler. Özellikle işçilerin, gençliğin, aydınların mücadelesini tehlike saydılar. Engellemek, kendi sistemlerini hem kalıcı kılmak, hem sömürü dozajını daha çok arttırılabileceği bir sistem haline getirmek için, 12 Mart 71 askeri darbesini yaptırdılar. Böylece darbe, Türkiye sisteminin faşist askeri temellerde yeniden yapılanma sürecini geliştirdi.”

‘BALYOZ HAREKETİ’

- 12 Mart darbesinin özelliği kendi sistemini kalıcı kılmak için kendine muhalif olan, Türkiye’yi başka çizgide, demokratik çizgide götürmek isteyen akımlara karşı bir ezme saldırısı yürüttüler. Başta gençlik olmak üzere, işçi sınıfına dönük, yani özgürlük, eşitlik, adalet isteyen tüm çevrelere dönük yoğun bir ezme hareketi geliştirdiler. Zaten dönemin başbakanı Nihat Erim yürüttüğü hareketin adını Balyoz harekatıydı. Gerçekten de devrimci gençliğin üzerinden ‘balyoz’ gibi geçilmeye çalışıldı.

- Darbeye karşı gençlik çeşitli partiler halinde örgütlenerek direnmek istedi. Güçlü bir çıkış yaptı. Darbecilerin saldırılarına da sessiz kalmadı. direnmesiz teslim olmadı, tersine çok derinlikli, donanımlı, örgütlü ve hazırlıklı olmasa da direnme yolunu seçtiler. Gençlik direnişi gelişti. THKO; THKPC Mahir Çayan, Deniz GEZMİŞ, İbrahim Kaypakkaya öncülüğünde bir gençlik direnişi oldu. Bu direniş aslında büyük bir çıkıştı. Bir ruhtu ve halkın geleceğinin temsil edilmesiydi. Fakat etkisi çok olmakla, yüreklere, beyinlere işlemiş olmakla beraber, tecrübesizlik, donanımsızlık, hazırlıksızlık nedeniyle, devlet karşısında direnişi uzun süreli kılamadılar.

- Trajik bir yenilgi durumu bu direniş hareketleri tarafında yaşandı. En azından ordunun kendilerine çok fazla saldırmayacağını sanıyorlardı. Oysa gerçek öyle değildi. Sermaye düzeninin koruyuculuğunu yapmakta görevli olan ordu, tüm gücüyle bu direnişlere saldırdı. Bu büyük çıkış, hem işçi sınıfının hem devrimci gençliği, özgürlük ve demokrasi arayan büyük çıkışı ezildi ve darbelendi. Kızıldere’de Nurhaklarda, dersimde idam sehpalarında katledildiler. Özellikle 1972-73 yılı, sistemin katliamlarını yoğunlaştırdığı direniş hareketini bastırdığı bir süreç oldu.

‘GEZMİŞLERİN ADI HAK ARAMA İDOLÜ OLMUŞTUR’

- Denizlerin çıkışı bir kere olan bu gelişmelere cevap oluşturan, büyük bir çıkıştı. Türkiye toplumunun demokrasi, özgürlük isteminin dinamizmini gösteriyor. Onun ruhunu anlayışını temsil ediyor. Bu biçimde tarihsel olarak yer etti. Hangi düşünceden olursa olsun, hangi yaklaşımdan olursa olsun bu gün herkes denizlere saygıyla yaklaşır. Deniz Gezmiş adı bir hak arama idolü olmuştur. Bu büyük bir çıkışı ifade ediyor.

- Çok donanımsızdılar. Hızla büyük bir başarı elde etmeleri beklenemezdi. Fakat bu kadar geniş bir yenilgi durumu da olmayabilirdi. Onu da PKK önledi. Bu sol devrimci demokratik çıkış 70’lerde devam etse de, dağıldı, parçalandı ve çizgisinden saptı. Çizgi olarak yenilginin nedenlerini ortaya çıkartıp, aşarak onu başarı yönünde ilerleyecek sürekliliği sağlayamadı. Zayıflığı buradadır. Hiç darbe yemeden dümdüz ilerleselerdi her şey günlük olarak başarıyla götürüp, zafer kazansalardı o biçimde beklenemezdi. Sonuç, bu biçimde olmuş olsa da, 71 devrimci gençlik direnişinin işçi sınıfının direnişinin büyüklüğü, demokrasi tarihindeki kalıcı yeri hiçbir zaman inkar edilemez ve silinemez.”

‘DENİZLER, KÜRT TOPLUMUNA TARİHSEL YİĞİTLİĞİNİ HATIRLATTI’

- Kürt toplumunun özgür bilinci demek, önder Apo’nun düşünce gücü demektir. Bu daha o zamandan bu biçimde belirlendi. Daha sonra zaten hakim bir olgu haline geldi. Kürt halkı gerçektende bu çıkışta Kürt yiğitliğini gördü, hatırladı. Zaten devrimci direnişi yapan gençlerin yarısı Kürt gençliğiydi. Ortak örgütlenme içersindeydiler. Türk, Kürt diğer milliyetlerden gençliğin ortak hareketinin direnişiydi. Dolayısıyla Kürt toplumundan kopuk uzak değildi. Direnişin yönü Kürdistan’a doğruydu. Kürt toplumuyla bu direnişçilerin çok değişik düzeyde ilişkileri vardı. Örneğin Sinan Cemgiller Kürdistan’a yöneldiler. Gerillacılık yapmak için Nurhakları seçtiler.”

‘ZAP SUYU ÜZERİNE DENİZ GEZMİŞ KÖPRÜSÜ’

- Hakkâri’de Deniz Gezmiş bir efsanedir. Zap suyu üzerinde Deniz Gezmiş köprüsü hala varlığını sürdürüyor. Denizlerin yürüyüşü de Kürdistan’a ulaşma yürüyüşü gerillacılık yapmak için, İbrahim Kaypakkaya, Dersimde örgütlenmesini, mücadelesini geliştirdi. Kürdistan’a dayandı. Kürt toplumuyla ilişkiliydi. Kürt toplumundan uzakta değildi. Bu çıkış Kürt toplumuna tarihsel yiğitliğini hatırlattı.

- Özellikle1945 -60 arasında geliştirilen katliamlar ardından geliştirilen asimilasyon ve yok etme sisteminin yarattığı teslimiyetçi, güvensiz, ölgün, umutsuz ruh halini ve buradan doğan anlayışları kırdı. Halk gördü ki bu düzene karşı direnilebiliyor. Yeniden direnişe başlandı, fakat yenilgisinde moral bozukluğu yarattı. Bir yığın ağıtlar o dönem direnişçileri üzerinde Kürt toplumunda geliştirildi. Hem başarmayı, mücadele etmeyi, yiğitçe çıkış yapmayı gördü. Hem de yenilginin acısını yeni kuşak bir kere daha yaşadı. Zaten 25- 40 arasındaki katliamların acısı belleklerde tazeydi. Yeni bir kuşak vardı. O dönemleri yaşamamışlardı. Bu kuşak, 71 gençlik hareketinin ezilmesi ortamında bu acıyı yeniden yaşadı.

‘DENİZLERİ FELSEFESİ OLARAK KABUL ETTİ’

- Bu durumu önder Apo şöyle formüle etti. Denizleri kendisi için bir idol edindiğini söyledi. Tam aradığını onların şahsında bulduğunu söyledi. Bu temelde izlediğini sempatizan haline geldiğini söyledi ve zaten Kızıldere katliamının protesto eyleminde bildiri dağıtırken yakalanıp, 6 aylık bir süre zindanlarda kaldı. Bu bakımdan Kürt halkının direnme ruhunu, yiğitliğini yeniden hatırlamasını en çok temsilini önder Apo’da buldu. Bu PKK çıkışını yapmaya götürdü. Onların anısına grup oluşturma ve mücadeleyi devam ettirme kararlılığı ortaya çıktı. Ama bunun diğer yönü de önder Apo’da şöyle bir bilinç yarattı. Öyle bir çıkış yaratmalıyım ki sürekliliği olmalı. Yenilgi nedenlerini, ezilme nedenlerini ortadan kaldırmalı. Bunlar üzerinde yoğunlaştı. Derin bir yaklaşımla özeleştirel bir yaklaşımla yenilginin nedenlerini de anlayarak sürekliliği olan bir mücadele örgütlemeyi ön gördü. Daha sonraki süreç yenilgiyi önleme temelinde bu büyük çıkışı devam ettirme sürecidir.

‘PKK 71 DEVRİMCİLERİNİNBİR DEVAMIDIR’

- Sistem 71- 72 de devrimci gençlik örgütlenmelerini katliamla ezerken, 73 Nisanında önder Apo bu hareketle mücadele yaşayacak kararlılığıyla PKK gruplaşmasını başlattı. Bir yandan sistem, var olan örgütlenmeleri ezmeye çalışıyor. Diğer yandan ezilmeyi önlemek için ve bu mücadeleyi devam ettirmek için örgütsel adım atılıyor ve örgütlenmeye karar ediliyor. Zamanlama bakımından da bu kadar bir devamlık var. Zaten önder Apo her zaman andı. Her zaman onların anısına bu büyük direnme ruhunu ve bilincini geliştirdiğini açıkladı. Onların büyük etkisinin üzerinde canlı olarak sürekli yaşadığını, onların anılarına duyduğu saygının gereğini bir görev olarak, bu biçimde yerine getirdiği söyledi. Bilinçlenmesini bu temeldedir. Daha sonrada mücadele biçimi olarak bu biçimde geliştir. Partileşme bu hareketlerinde aradığı bir şeydi” diye kaydetti.

‘DENİZLERİN YAPMAK İSTEDİKLERİ PKK’DE GERÇEKLEŞİYOR’

- 12 Eylül faşist askeri darbe karşısında Kürdistan’dan bu hareketi büyük gerilla direnme hareketini yarattı. Hem anlayış ideolojik hat olarak amaçlar olarak geliştirerek gerçekleri daha iyi anlayarak derin bir bilince ulaşarak devam ettirme vardır. Hem partileşme olarak bir devam etme, hem de gerillalaşma olarak bir devam ettirme vardır. Kürt ve Türk gençlerinin 70’lerde ortak yürüttükleri ve Türkiye kentlerinde başlayan direniş daha sonra PKK ile Kürdistan kentlerine ve dağına taştı. Daha çok Kürdistan orijinli oldu. Ve Türk gençleri ağırlıklı gelişti. Daha sonra Kürdistan özgürlük hareketi oldu. Türk gençliği onun içinde de yer aldı. Biraz zemin ve mekan değişti. O da zaten 71 direnişçileri de aynı hattı izliyordu. O da aynı şeyi yapmak istiyordu ama önleri kesildi başaramadılar o düzeye ulaşamadılar ulaşsalardı onların yapacağı da bu olacaktı. Gerillalaşma özleminin duyduğu ve yaratmak istedikleri bir durumdu. Denizler, Mahirler bunu yaratmak istiyorlardı. Onların yapmak istediğini katliamlar, ezilme nedeniyle yapamadıklarını önder Apo ve PKK yaptı. Miraslarını değil, anılarını, özlemlerini devam ettirdi. O büyük ruhu eğer miras diyeceksek o büyük ruhtu, bilinçti. Onu geliştirerek binlerce kahraman devrimcinin şahsında yaşattı ve bir halk haline getirdi.

İdam sehpasında ‘yaşasın Türk-Kürt halk kardeşliği’ sloganı Türkiye gibi bir ortamda bu daha önemli bir husus oluyor. Türkiye’de halkların kardeşliği denebilir. Türk halkının diğer halklarla kardeşliği anlamında söylenebilir. Herhangi yasal açıdan ceza gerektiren bir tutum yok. Ancak Türkiye’de halkların kardeşliği denince, Örneğin Kürt halkının diğer halklarla Ermeni halkıyla kardeşliği dendi mi, orada problem, inkarcılık var. Tekçi zihniyet hakim. En demokrat olduğunu söyleyen Recep Tayip Erdoğan bile yıllarca meydanlarda tek tek deyip duruyor. Aslında kendisi de inanmıyor söylediklerine. Ancak korktuğundan iktidarda durabilmek için söylüyor. Ona bunu söyleten bir sistem var. O bakımdan belki Kürt ve Türk halkının kardeşliği demek daraltıyor gibi oluyor. Halkların kardeşliği denince daha geniş bir yelpaze gibi oluyor, fakat Türkiye ortamında özellikle de 72 yıllında bunu demek büyük bir bilinç ve cesaret işidir. Deniz Gezmiş’ler bunu söylediler ve yaşamlarını son nefeslerini bu sloganla verdiler.

PKKK, MÜCADELESİNİ HALKLARIN KARDEŞLİĞİ ÜZERİNDE GELİŞTİRDİ

Önder Apo’nun çizgisi, kesinlikle yaşasın Kürt ve Türk halklarının kardeşliği çizgisidir. PKK’de bu çizgi baştan itibaren şimdiye kadar hakim olmuştur. PKK’nin bütün mücadelesi, bu sloganın hayata geçirilme mücadelesidir. Kardeşlik için yürüttüğü mücadele çok önemlidir. Gerçekleri ortaya çıkarıyor. Gericiliğe vuruyor. Şoven milliyetçiliği vuruyor. İdeolojide, siyasi yaklaşımda vuruyor. Türkiye’nin temel çelişkinin ve onun doğru çözüm yolunu gösteriyor. Temel çelişki, Türk ve Kürt halklarının kardeşliğinin bozulmuş olmasıdır. Çözüm ,Kürt ve Türk halklarının kardeşliğinin sağlanmasındadır.

TÜRK SOLU DENİZLERİN ÇİZGİSİNİ DERİNLEŞTİREMEDİ

- Birçok örgütte sosyal şoven yaklaşımı hakim oldu. Buna sosyal milliyetçilik de dendi. Sosyal şovenizm pratikte oportünizmdir. Bu eğilimler pratikte oportünizme düştüler ve mücadeleden çekildiler. Örgütlenmeler dağıldı. Bölündü hatta tasfiyeciliğe götürdü. Devlet baskısı arttıkça bu durum çok fazla gelişti. 12 Eylül askeri darbe karşısında pek bir varlık gösteremediler. Oysa ki daha yeni ve herhangi bir hazırlığa sahip değilken, 12 Mart askeri darbe karşısında Denizler, Mahirler tarih yaratan bir çıkış yapmışlardır.12 Eylül askeri darbesi karşısına on yıllık örgütler bunun kat kat zaferini yaratacak bir direniş adımını atmaları gerekiyordu. Onların anısına sahip çıkmanın yolu da buydu. Türkiye emekçilerinin, kadınlarının halkının gücü de vardı. Türkiye ortamında bunun için çok uygundu.

‘SOL MİLLİYETÇİLİKTEN KURTULMALI’

- PKK’nin yalnız başına direnişi bu kadar saldırı karşısında ayakta kalabilmişse, bu güne kadar gele bilmişse, ittifak halinde birçok örgütün bunu yapıyor olması Kürdistan’da ve Türkiye’de birlikte yapılması kesinlikle çok daha ileri sonuç alacaktı. Bu yapılmadı. Buna giriş olmadı. Bazı kişiler bunu bozdular örneğin Taner Akçam diye bir kişi vardır. Kesinlikle Kenan Evren’den daha fazla Türkiye sol ve sosyalist hareketinin tasfiye edilmesinde rol oynamıştır. Bazı kişilikler vardır. Aranıp bulunmalı. Onların gericiliğe sermayeye hizmetleri Kenan Evren’den çok daha fazladır. Bunlar nedeniyle olmadı. Bu sosyal milliyetçi ruhu zihniyeti hakim oldu. Ve Türkiye sol demokratik hareketini tasfiyeye götürdü. Tasfiyeden kurtularak hareketin aşılması, bu sosyal şoven zihniyetin kırılmasına bağlı.

- Şimdi belli örgütler bunu aşmak ve bundan kurtulmak isteyen güçler var. Ancak zayıftırlar, hala tam o sosyal milliyetçi ruh onlarda kırılamamış, ona karşın etkin bir ruh mücadele yürütülemiyor. Gerçekten halkların kardeşliği çizgisi tam temsil edilemiyor. Hakim sistemin büyüklük anlayışı var. Hor ve küçük görmeyi bir anlayış olarak yaşıyor ve bu birliği kardeşliği engelliyor. Geri üçüncünde de sol demokratik güçlerin halka gitmelerini engelliyor. Bu sistemin anlayışıdır. Hakim sistemin anlayışını incelterek sistem aşamaz. Sistem anlayışını aşmada da zayıflık var.”


ANF NEWS AGENCY
YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· HPG: BEZELÊ ŞEHİTLERİMİZ!
· KCK: Çatışmalar şiddetlenecek
· Gerillalar Türk medyasını nasıl izliyor?
· KCK’den asker annelerine çağrı
· Öcalan: PKK'yi sınır dışına çıkarabilirim
· Kandil’de bombardıman günleri... ( 2 )
· Ceylanpınar’da “vatan sağolsun” gerilimi!..
· Türk uçakları köy camisini vurdu!
· Lice-Bingöl karayolu patlama nedeniyle trafiğe kapatıldı
· Yurtsever Demokratik Gençlik (YDG) Kurultaya hazırlanıyor

KCK
· KCK’den asker annelerine çağrı
· KCK: Çatışmalar şiddetlenecek
· KCK Kültür Sanat Komitesi şehit sanatçıları andı
· KCK Genelkurmayın tüm iddialarını yalanladı
· Karayılan: Bizden ateşkes ilan etmemiz istendi
· Karayılan: Saldırıda ABD’nin kaya delen bombaları kullanıldı!
· Karayılan bu akşam Roj Tv’de açıklamalarda bulunacak
· KCK: Saldırılara sert karşılık vereceğiz
· KCK: Kandil’de yeni ABD bombası kullanıldı
· Duran Kalkan: PKK Denizlerin Özleminin devamıdır

© Rojaciwan.com