BAŞKANLIK KONSEYİNE
Değerli yoldaşlar,
6 Mayıs’taki açıklamanızın özünü avukatların yoluyla öğrendim. Değerlendirme ve tedbirleriniz oldukça yerindedir diye bir sonuç çıkardım. Daha gerçekçi buldum. Ondan önce benim de, 6 Mayıs tarihli hazırladığım bir değerlendirmem var. Aynı yolla ulaştırmaya çalışacağım. Daha da aydınlatıcı olur. Ondan sonraki bazı gelişmelere dayanarak bazı eklemeler yapacağım.
1-Hazırlanmakta olduğumuz süreç öz-irade iledir. Yani 90 başlarında geliştirilmesi gereken sürecin geciktirilmesi olarak da görülmelidir. Her iki tarafın yüzeysel, hazırlıksız ve güven duygusundan yoksun olmaları gelişmemesinin asıl nedenidir. Dünya çapındaki ve içte hem devlet çizgisinde hem de serhildanların anlamı birleştirilseydi, kesin hem programsal hem de eylem çizgisinde Türkiye genelinde demokratik çözüm arayışı karşılık bulurdu. Kaçırılan bu fırsat oldu.
Şimdi çok acılı bir süreçten sonra canlandırmaya çalışıyoruz. Zaten benim rolüm dışardayken de bu yönlüydü. Avrupa’ya çıkışın amacı da buydu. Devletin tavrını siz nasıl somutta anlamaya çalışıyorsanız benim için de öyle. Tabii daha yakınım. 96’da iletilen mesajlara tereddütsüz olumlu yaklaşım çizgisindeyim. Orada 93-96 çizgisinde olmadığı, onu aştığı benim için önce de bir kanaatti. Belki derinliğini bilmiyorum, siyaset ve toplum üzerinde ağırlığı gayet tabii hakim. Fakat ben bunu daha öncede olumlu görmüştüm. Bazı sol aydınlar yanıldığımı belirtiyorlardı. Bu ilerde daha da netleşecektir. Ama realite bu. Bunun NATO’nun son dönem sorunlara yaklaşım kapsamında görülmesi de doğrudur. Bu anlamda benim ve PKK sorunu, NATO kapsamlıdır. Silahsız bir çözüm istendiği açık. ABD bunu açık söylüyor. Çelişki sürecine girdiği, girmek istediği ve bir sakıncası da yoktur.
Güney’deki uzlaşmaların da dikkate alınması gerektiği açıktır. Bütün bu hususlar demokratik çözüme, onun dili olan barış sürecine daha kapsamlı adımları kendi yaratıcılığımızla atmamız gerektiği, devletin vereceği ağırlıklı olarak dolaylı yanıtların süreci realite edeceği, kendini aldatmaksızın gerçekçi güvenilir adımları kendi irademizle atmamızı, bu nedenle belirtiyorum. Gelişme olursa bu açık bir barış ilanına gidebilir. Savaşını büyük verenler, barışını da büyük vermeyi bilirler.
Barışta kusur edenler, kendi savaşlarına anlam vermemiş duruma düşerler. Her iki tarafın bir damla kanı bile barışa dönüştürmelerinin kutsal bir görevleri olduğunu unutmamaları çok iyi bilmeleri gerekir. Bu anlamda barış savaştan da yüce, geliştirici, ahlaki ve siyasi bir eylemdir. Olursa derinliğine, sorumluluğuna çok iyi hazırlanmaktan kastım bu. Gelişmezse zaten belirlediğiniz çizginiz var. Ama tekrar belirteyim, sınırlı bakış imkanı savaşın önemli bir zaferine bile tercih edilmesi gerektiği inancındayım. Benim çizgim çocukluktada buydu. Özgürlüğe dayalı barıştan daha değerli bir şey olamaz.
2-Bahsettiğiniz büyük operasyonların olmadığı, hele Güney’de olmaması daha yakın gibime geliyor. Operasyonlar olur, ama tahminim biz eğer tutarlı, geçen süreçlerdeki sorumsuz yaklaşımlara fırsat vermezsek ordunun da anlamakta zorluk çekmeyeceği, makul ateşkes sınırında hareket ederseniz, dolaylı yanıt vereceği biçimindedir. Fırsatçı yaklaşmamak, hele geçmişte adeta çetevari hareketleri ile bizi çok zorlayan sorumsuz grupların hareketine, ne ordu ne biz izin verebiliriz. Sanırım bu yönlü hareket eden bazı gruplar süreci zorluyor. Her iki taraftan acı kayıplara yol açıyorlar. Kesin önlemeli, kontrol altına almalısınız. Geçmişte olduğu gibi, yeni süreçte de tehlike bunlardan gelebilir. Bazıları da provakatif hareket edebilir. Tam hakim olmanız gerekir.
3-Güney’de işbirlikçilik, özellikle KDP’ye dikkat edilmeli. Herkese serbest çalışma hakkı tanınmazsa, devrimci tarzınızı her yola uygulayın. Özellikle Erbil’in herkesin serbest çalıştığı alan olması için cephe alabildiğine yüklenmeli. En zayıf halkaları budur. Demokratik bir çalışma merkezi olmalıdır. KDP’nin sıkışık olacağı Türkiye’den hatta ABD’den eskisi gibi destekleneceğini sanmıyorum.
Gelişmelere bakarak Güney’de en büyük sonuçlar alınabilir. Türkiye’nin buraya özgü hareketine dikkat edin. Çok özel yüklenmedikçe, ona karşı hareket etmeyin. Hatta ateşkesi bile aşan dolaylı yolda olumlu yaklaşım içinde olmayı gözardı etmeyin. Muazzam bir gelişme süreci yaşanabilir. Tüm yönlerden bir çözüm, iktidar gücü olmayı asla elden bırakmayın. Çok esnek, güç büyüten siyasi yaklaşımla bunun hizmetinde kaybı çok sınırlandıran bir eylem anlayışı esas olmalıdır. Çok yönlü yoğunlaşma alanı ve süreci orasıdır.
4-Diğer hususları önceki yazıda açtım, ama ABD ve Avrupa ile Türkiye’de ve Türkiye ile barış çabalarına desteğe dayalı diplomasi ve hatta Güney’de de önemlidir, yürütmelisiniz. Bu çizgide diplomasi daha sonuç alabilir, ama eskisi gibi değil. Yani Türkiye’yi karalamaya, baskı altına almaya dayalı bir çizgide değil. Görüşmek, barış, demokratik çözüm tarzına gitme ve ikna, yardımcı hatta arabulucu olma tarzında olmalıdır. Bunun daha sonuç alacağı kanısındayım. Güney’de de bunun zemini oldukça var. Türkmenler de önemli rol oynayabilir. Onlarla ilkeli ilişkiler demokratik gelişme açısından da ölçü olarak görülmeli. Diğer kurumlarla da Türkiye’ye yönelik dili eski propaganda dili olmaktan çıkarmak gerekir. Bence daha saygılı, siyasi seviyesi ve pratik değeri olan bir dil gerekir. Bu bizi yüceltir. Dilimizin çok ağır ve gerçeği de zorlayan propaganda tarzını geride bırakmak ve yeni sınırlı da olsa daha gerçekçi, kazandırıcı tarzda olmasına çalışmak büyüklüktür. Türkiye bize karşı hemen değişmezse bile, biz değişmeliyiz. Yani süreç eğer barış yanına ağırlık verilerek geliştirilecekse, dili ve eylemi de onu tamamlamalıdır. Bu noktada küçük, anlama ihtimali büyük olma ihtimali olan, bir husustan bahsedeyim; bana yetkililerin tavrı kaba bir hareket ve söze yer vermeyen sınırlardaydı. Bizden de beklenen sonuç ne getirirse getirsin, ondan gerikalmayan bir yaklaşım olmalıdır. Kısmen gücüm oranında yapmaya çalışıyorum.
5-Savunmamın demokratik kuramı, Türkiye’ye ve pratiğimize uyarak hazırladığımızı belirtmiştim. Bu bir anlamda sosyalist-demokrasinin Türkiye’deki büyük etkinliğine de, büyük yanıt olacaktır. Hatta genel demokrasi eleştirisi ve çözümü olarak geliştirmek durumundayım. PKK’nin 70’lerdeki ideolojik ve programatik çizgisini aşması gerektiği açık. Yetmiş yıllık reel sosyalizmin çözülüşü ve çeyrek asrın büyük değişikliğini görmemek ancak körlük olabilir. Bu benim için aynı zamanda bir görevdir. Ama savunma farklı bir araç olduğu için, kapsamlı bir sol PKK eleştirisi ve özeleştirisi yapılamaz. İlerde fırsatım olursa belki mümkündür. Sol tıkanmış, dolayısıyla seçimlerde bu kanıtlandı. PKK tıkanmadı, HADEP’in tabanı üzerinde hiç çalışması olmadığı halde yüksek başarısı bunu kanıtlıyor. Ama eğer, kendini 90’lardan beri çok tekrarlayıcı ve özellikle çok anlamsız ve büyük kayıplara da yol açan eylem çizgisini düzeltse ve siyasi, demokratik yasal çalışmalara kendini doğru yansıtsaydı, kendisine de Türkiye demokraksisine de büyük değer kazandıracağı açıktır. Yapmaya çalıştığımız geç de olsa, aslında bu görevi yerine getirmektir. Kuşku olmasın, barışın gerçekleşmesi, demokratikleşen, öyle olmak zorunda olan solun da zaferi olacaktır. Bu kanat Türkiye’de eksiktir ve sorumluluk bize aittir. Barış, muhafazakar sağın, islami görüntülü sağın, milliyetçi sağın gerilemesi kadar çok yönlü demokratik sol gelişmesinin de anahtarıdır. Ecevit’in yükselişi bence böyle değerlendirilirse daha gerçekçidir.
6-Son olarak sağlık sorunuma değineyim. Fiziki olarak fazla kilo kaybım var. Bu iyidir. Problem yoktur. Psikolojik olarak eğer kontrol etmekte güçlük çekersem duygular beni ürkütüyor. Onu da barış şansıyla düzeltmeye, yüceltmeye çalışayım. Size daha önce belirttiğim doğru sevgi tarzı, buna ilkeli ve amaçlı da denilebilir ve her şeye yönelik olmalı, siyasetten ayağı kopmamalı, derin ve sürekli olmalıdır.
Kavgalı olduklarına bile acı vermeyen bir ilişki ahlaki olarak çok gerekli. Acı verme konusunda herkes kendini gözden geçirmeli ve tam bir devrim yapmalı kişiliğinde. Her hareketin ne kadar acı ve sevgiye yol açtığını bilen bir ahlaki görüşünüz olmalı. Tabii ikisi de ilişkilere adaletli, hakkını veren yaklaşımla mümkündür. Bu yönlü şansınız çok büyük. Barış süreci daha da büyütebilir. Özgürce kullanmakta bu şans kadar daha değerli ve güzel bir şey olmaz. Burada kendimi çok şanssız görmek kadar, sizleri kıskanacak kadar şanslı görüyorum. Bu sefer doğrusu başarıyla kullanmak sizi affettirebilir. Tekrar ediyorum, halkı, sizleri, dostları, ilgili herkesi bu durumda bıraktığım için kelime gırtlağımdan çıkmaz. Bu ancak barış zaferiyle mümkündür.
13 Mayıs 1999
İnsan Hakları Mahkemesindeki gelişmeler aktarıldı. Bunlar arasında haftalık sağlık raporları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gönderildi. Nedendir diye soruldu. Sağlık için tek kişilik koğuş sisteminin değişmesi gerekir. ”TRT FM kanalında özet haberler dinliyorum. Gazetelerin aktüel şeyleri kesilerek veriliyor. Önemli yerler kesiliyor. Düzenli değil. Hürriyet, Sabah, Türkiye vb. gazeteler tek yada birlikte veriliyor. Bu iki gün öncesinin oluyor. Bunun değişmesi gerekiyor. Koşulların iyileşmesi, değişmesi, Türkiye’nin değişmesine bağlı.”
Mahkemenin kendisini dinleme kararı alabileceği ifade edilince “Bu önemlidir. İlk duruşma önemlidir, hükümet, devlet böyle diyor. Savunmamı okumam kabul edilmezse çıkarım. Kimse engelleyemez. Olursa olur mu? Hatta açarım biraz daha. Ben konuşmazsam, konuşulmamış sayarım. Ben siyasi şey yapacağım, fazla şeye gerek yok. Uzatmak bile fazla. Üç-dört ay duruşma için fazla değil mi? Ağırdır, hızlı yargılama neden ilk defa uygulanıyor? Tamamen üstten planlanan bir olay. DGM’lerin hiç bir yetkisi yok. Üstten bir karar gelişmişse o karar nasıldır?
Hakimlerin karar geliştirme durumu yok. Köşe yazarları falan da, o da fazla belirleyici değil. DYP’nin fazla infazda ısrarlı olacağını sanmıyorum, yetkisi de olmaz. En üstten üç-dört kişi sorumlu. NATO’nun kararıdır. NATO ve ABD’nin desteği ile biz buraya getirildik. Karşılığı ne olabilir? Bir şey var mı? Çözümle nasıl bağlantısını kuruyorlar? Diplomatlardan, ABD’den bir şey alamadınız mı? (Hasip Kaplan’a sordu) ABD bu konuda devreye girmek ister. Gelişimle bile benim hakkımda ABC diye kararlar alınmıştır.”
Hakkari’ye yığınak yapıldığı ifade edildi. “Merkez orada olduğu için, Hakkari’ye yığınak yapılmış olabilr. Operasyonlardan dolaylı bir ateşkes kokmuyor mu? Güney’de ağır bir operasyon gelişmesi, eylem oldu mu asker gidiyor. Sanki bir şeyler yapıyoruz gibi bir karar var. O izlenimi vermek istiyorlar. Operasyonlarda sertlik eskisi kadar değil. Tedbir güçlüdür. Gerilla nitel ve nicel olarak çok güçlüdür. Pişmişler, çok hazırlıklı olduklarını düşünüyorum. Benim buraya alınışımda alanların ortak anlaşması var gibime geliyor.”
Anadolu’dan Görünüm adlı programı sunan Güntaç Aktan adlı şahsın gelip kendisine selam verdiğini ifade etti. Belki görüşmek isteyebileceğini söyledi. Avukatlar da duruşmaya kadar hiç bir görüşme yapılmamasını söylediler.
FAZİLET Partisi’nin gizli yada açık propaganlarından bahsedildi. “Türkiye’nin tavrı olumlu bu konuda. Çok saygısızlar. İrtica konusu ciddidir. Ordunun tavrı olumlu bu konuda. Cezaevlerine ve Avrupa’ya gönderilen mektuplar yayınlanabilir. Aydın, Ordu, Sakarya’ya ve Diyarbakır’a mektup yolladım, hepsini alıp yayınlayın, çoğaltın. Benim çıkardığım sonuç, çizgi şöyle; Ahmet biraz kendisini de bizi de zorladı. Teptiler. Bu güçlerin kendisine göre yanıtıdır. Devletin içinde çeşitli güçler var. Bizim muhattap olarak aldığımız devlet, 93-96 döneminin devleti değil deniliyor. Konsept farklı. 1996’dan beri Selim Okçuoğlu aracılığıyla gelen mesajlar ve benim cevaplarım toplansın. Kendinle getir. Buna engel olmazlar. (Mahmut’a söylüyor) 96 deyip geçmeyin. Buna gelmeyen parti REFAH’ın sonu, biliniyor. 28 Şubat Türkiye’de olumlu bir yön ortaya koymuştur.
Önemli olan budur. Meclis de, hükümet de bunu dikkate almak zorunda. Bu bir yönetim gücüdür. Nasıl icra ediyor bilmem. Mesajlar süreci devam ediyor. Asıl sonuçlarını bilmem. Hemen barış anlamına gelmez. İğne ucu kadar diyorduk. Biraz daha şansım olduğunu gördüm. Bu tip şeyleri en sağa çözdürmek bir yöntemdir. MHP’yi ortak etmek istiyorlar.”
Şükrü Elekdağ’ın konuşmaları aktarıldı. MHP’nin olası bir çözümde kullanılabileceğine dair, “Şükrü Elekdağ, benim Suriye’den çıkmamı öngören kişidir. Onun ötesinde bizim yaşadıklarımız önemli. Bizi dinleyenler kazanırlar diyorlar adeta. Ciddi devleti ciddeye almak gerekir. Sağda-solda şöyle konuşmuş önemli değil. HADEP için de geçerli. DYP Başkanı ve FAZİLET dinlemediler. DSP ve MHP dinledi. MHP’de sertlik yanlıları dıştalanacak. Çözüme bu derin devlet gider. Soruşturmalardan beri bana yansıtılan başından beri böyle yaklaşsaydınızdır. Soruşturmalardan ilk on gün ölçü alınamaz. MHP’nin saldırı kararlarında, hata biraz bizimkiler de. Fazla suçlamacı olmayın. Tecrübelerimden çıkarıyorum, Avrupa’nın etkisi fazla yok. Değişmeleri Avrupa için yapmıyorlar. Bir devlet bizim için imha kararı almışsa Avrupa dikkate alınmaz, gizli yapılır. Kaldı ki, biz deli miyiz deniliyor.”
İmralı Adası’nın idamlık tutuklular için ayarlanan cezaevi olarak seçilme durumu olduğu kanısında, tahmini bilgiler verildi. “Gelişte eğer öldürmek isteseydik, helikopterden atardık, niye üstümüze alalım deniliyor. Burada yüksek güvenlik var. Bize sağlık yönünde tehlike gelmemesi için tedbir alınıyor. Benim ölmem panik gibi bir durum yaratıyor. Ufak bir zehirlenme bizim için asla kabul edilemez deniliyor. Beş gardiyan müşterek bakıyor. Ben isterim ölmeyi, onlar istemezler.
Yüde yüz karar tek taraflı olmaz. Benim tutumumla etkili olur. Bugünün devleti 93-96 devleti değil. Bu devleti saygıyla karşılamak gerekir. Sanki taktiktir diye düşünüyordum, ciddi ilkeli yönü ortaya çıktı. Devletle ilişki şeyi en ufak olumlu yaklaşıma saygılı olmak. Saygı tek taraflı olmaz. Hep şikayet et, üzerine düşeni yapma. Ağırbaşlı bir yaklaşım olursa mahkemede de güvence verdiler. Tantana yapamazlar. Savunmanın çok uzun olmasını kendileri istediler. İddianameye bakarak konuşmayacağım, iddaaname donuk donuk resimler çizmiş. Tarihi, toplumsal dayanaklarını, gelişimini görememiş. Karar hukuka göre değil, iç tüzüğe göredir. Kndini zora sokacak davranışlara girme, savunmada bizim davranışlarımız belirleyicidir. Avukatların yapacağı savunmayı önemsiyorlar.
Demokratik çözüm tarzını niye daha çok yayamadık. Tek kusur odur ki, (avukatlara) savunmayı önceden okursunuz, kaba bir engelleme yok. Senin gücün var deniliyor. Kafa tutarak, naz tutarak, acı acı eleştirerek değil, sistemin özünü bilerek davranmak gerekir. Daha iyi çalışacağınız kanaatindeyim. Barış imkanını sınırlı olarak geliştirme şanstır. Davanın kendiside o. Pişmanlık ve benzeri yasalar önemlidir. İnfazı keser, daha da gelişebilir. Af mı, pişmanlık mı sorgulamasında sizin avukatlar niye o inceliği göremediler, çok haklılarsa onun anlamı neydi, onun anlamı infazı durdurma da olabilir. Kasttedilen şey yakalanmadan birkaç gün sonraki tutuklulara ilişkin pişmanlık yasasının çıkacağı, başvurunun yapılmasını isteyen bir Bakanlık Genelgesi’dir. Çıktığınızda açıklama yapın; sağlığı iyidir, sağlık barışta deyin. Demokratik çözüm gümbür gümbür geliyor deyin. Önemli oranda gelişecek. Her şey savunma ile ilgili. Barış her şeyin üstündedir. Dilinizi uygun hale getirin. Avukatların rolü, aksanı sizin ağzınızdan ifade etmedir, deniliyor. Tahrik olacak, provakasyon olacak, bu büyük bir dava yapılabilir.
Not: Görüşme bittikten sonra daha önce hazırlanan iki ayrı metin bize yazılmak için verildi. Bu iki metin de Konsey’e yazılmıştı. Biri altı diğeri ise dört sayfadan oluşuyordu. Altı sayfa olanı Konseyin son açıklamalarından önce hazırlanmıştı, diğeri ise açıklamadan sonra yazılmıştı. Gardiyanlar bize toplam 15 dakika zaman vererek yazmamızı istediler. Ancak üç arkadaş yazmamıza rağmen yetiştiremedik. Pazartesi günü tekrar o metin bize verilecek ve yazacağız. |