Dizi Yazılar: Bir köy, bir aile ve PKK’li Mesude...
Gönderen: Rojaciwan Tarih: 17.05.2008, 09:36:01 (4739 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
ZAĞROS - ‘Botana Bağlı Gabar dağının eteklerinde dünya gelen Mesude Aydın, annesinden ekmeği nan, suyunu ise ‘av’ diye öğrenir. Mesude Aydın çocukluğunda Kürtçe konuşur, Kürtçe rüya görür ve Kürtçe oyunlar oynar. Daha ekmek ve su diyemediği için hor görüleceğini bilmeden, kirli savaşın en çirkin yönlerini gözleriyle görür. Bahar günlerinden bir gün Mesude’nin köyüne baskın düzenlenir. Tüm köylüler köy meydanında toplatılır ve işkenceden geçirilir. Mesude’nin gözleri önünde Türk askerleri köylülere işkence yapar. Askerler bununla da sınırlı kalmaz köyün ateşe vererek, köylüleri zorla göçe ettirir.



1990’lı yıllarda yaşanan kirli savaştan en ağır şekilde etkilenen Gabarın bir köyünde dünya gelen Mesude birçok Kürt çocuğu gibi erken yaşta dost-düşmanın tanır. Mesude yaşadıkları o günleri ‘Artık Acı Payımıza Düşmeyecek’ kitabında anlatır. Kitap bugünlerde gerillada basımı yapılıp dağıtıldı.

HAYATINI DEĞİŞTİREN O AN!

Yaşadığı olayları ve gerilla sürecini anlatan Mesude çocukluk günlerde tanık olduğu bir köy basınını anlattı: “Bir bahar günüydü, her yer yemyeşildi, biz çocuklar bahçelerde oyun oyardık. Bir an askerler köyle geldi, bizim bilmediğimiz bir dille bağırıp çağırdılar. Herkesi köy meydanında topladı. Erkekleri dövdüler, kadınları ve çocukları vadide topladılar. Kadınların, kızların çığlıkları vadide yankılanıp kulaklarımı patlıyordu. Çünkü kadınlara tecavüz etmişlerdi, sonrasında bana anlattılar. İçlerinde yaşlıca bir anne vardı, göğsüne vura vura, “ez bextê we, xwedê û pêxemberim kurê min, em ji Mısılmanın, wiha nekin! ( sizin, Allahın ve peygamberin bahtına oğlum, bizde Müslümansız, yapmayın!” dediyse de feryatları, kimse dinlemedi. Her üç- dört asker bir kişiye saldırıyordu. Ortalık ağlayışlarla yankılanıyordu. Ne duyan, ne yardım eden kimse vardı. ‘Önce kadınları vurun!’ diyorlardı.’’

Gördüğü manzaranın hayatında çok büyük bir etki yarattığını söyleyen Mesude, “Kadınlar ağladığı için bende ağlıyor onlar bağırdığında bende bağırıyordum. Bir şey yapamamanın çaresizliğini ilk kez o zaman derinden hissettim. Daha sonra hiçbir olayda o denli derin bir çaresizlik hissetmedim. Her şey gözümün önünde oluyordu, ama hiçbir şey yapmaya gücüm yetmiyordu. En azından yaşlı anaya yardım etmek istedim. Ama beni itekleyerek bir tarafa attılar. Yaşımdan dolayımı bilmiyorum ama o gün, orada askerlerin tecavüzünden kurtulan bir tek bendim. Aradan yıllar geçti ama ben o feryatları unutmadım. Hele o ananın bahtlarına sığınmasına bile cevap vermemelerini hiç affetmedim etmeyeceğimde! Hepimizi peş peşe vererek, önümüz ardımızda askerler bizi köye götürdüler’’ diyor.

Mesude, “Bütün bunları görmek zorunda mıydım? Hep böyle mi olacaktı yaşamımız? Askerler hepimizi toplayıp köy meydanına götürdüklerinde kızlar utançtan başlarını kaldırıp bakamıyorlardı. Köy meydanında sadece bizi değil bütün köylüleri de köy meydanında toplamışlardı. Erkekler arka arkaya sıraya dizdirilerek, onurları kırdırılmaya çalışılıyordu” diyerek o günlerde yaşananları anlatıyor.

Tüm savaşlarda olduğu gibi Kürdistan’da en fazla kirli savaştan kadınların etkilendiğini söyleyen Mesude, devletin saldırıları sonucu kadınların dağlara ve gerillaya çıktığını vurguluyor.

Yaşananları Kürt kadının cevabı ne olacaktı sorumuza ise Mesude, “Buna birçok kadın kendi bedeniyle cevap verdi. Siz bizi çiğnemeye çalıştıkça bizde sizi böyle öldürürüz cevabını verdiler. Dağlarda, ovalarda örgütlendiler. Benim buna cevabımı ilk mermimi sıkınca verdim. Öldürdüğüm bir insana üzülecektim ama ölen o insan eğer o ananın Allah ve peygamberinin hatırını çiğnemişse ölümü hakketmişti Ve sıktığımız her merdi tecavüzcü zihniyet sıkılan bir kurşundur ” diyor.

AGİT İLE KARŞILAŞMA

Gerillayı ilk ARGK komutanı Mahsum Korkmaz’ın (Agit) köylerine gelişiyle tanıyan Mesude o günleri şöyle anlatıyor:

‘’Köy baskınından birkaç gün sonraydı. Bir gece kapımız çalındı. O sırada herkes ayağa kalktı. İlk aklıma gelen askerler köyü yağmalayamaya mı gelmişler diye korktum. Ama hayır bu sefer gelenler farklıydı. Gelenler ‘bizim askerlerimiz’ diyorlardı. Agit, Şevger ve diğer arkadaşları idi. Onlar, ayağa kalkan herkesi selamladıktan sonra bağdaş kurarak oturdular. Bir süre herkes sesiz kaldı. İlk konuşan Agit oldu. Önce herkesin durumunu sordu. Herkesle tek tek ilgilendi. Sonrada askerlerin ne yaptığını sordu. Sorularına cevap olarak yaşlı bir amca yüreği dolmuş bir biçimde ‘hepimizin ırzına geçtiler oğul’ dedi. Herkesi dinledikten sonra Agit arkadaş söze başladı. Çok şey söyledi ama en belirgin sözü şuydu ki, hep aklımda kaldı ve hiç unutmadım. ‘Düşman bizim toprağı işgal etmiş. Bizim namusumuz toprağımızdır. Düşman her gün kadınlarımıza ve kızlarımıza tecavüz ediyor. İşte biz bu haksızlıklara karşı çıkmak için bu dağlara çıktık. Biz bütün bunlarla mücadele edeceğiz.’ Bu sözler son derece heyecan vericiydi. Herkes cankulağı ile dinliyordu. Sanki hiç susmasını istemiyorlardı. O gece herkesin göz bebekleri bir başka parlıyordu. Yine o gece düşman kelimesinin anlamını öğrendik, ayrıca düşmanımızı tanıdık: Askerê Romê… yani Türk ordu güçleri.”

Yaşanan zulme dayanamayan köylüler, Mesude’nin babasıyla birlikte birçok genç Agit’in geldiği gece PKK’ye katılır. Daha sonra da köy sakinleriyle birlikte Mesude’nin ailesi de zoraki bir göçe maruz bırakılır. Köyde yaşadıklarının dışında, peşini bırakmayan sefalet göç hayatında da devam eder.

Çocukluğunda tanıdığı gerillalarlar tekrar karşılaşmasını ve gerillaya katılm sürecini Mesude şöyle anlatıyor:

“Ekonomik, sosyal açıdan da zor bir süreç yaşadık. Okula da gidemedim. Küçük yaşta evlenmek zorunda kaldım. Öfkeli, kızgın ve doğduğu yerden koparılmış, mutsuz bir kadındım. Hayatın bir yerine konulmuş ama kendi hayatı olmadığı için hep bir eksiklik hisseden bir Kürt kadınıydım. Bununla beraber hamileydim. Kendi hayatımdan, daha doğrusu hayatsızlığımdan dolayı aynı sorun ve acıları, aynı kimliksizlik ve sürgünlüklerini yaşamaması için, çocuğuma vereceğim bir gelecek, ona vereceğim bir hayat olmadığı için, benim geçeceğim yollardan onunda geçeceği korkusundan dolayı kürtaj oldum. Karnımızdaki çocuğun hayatı bile çok önceden elimizden alınmıştı. Bundan sonra daha da soru sormaya başladım. Daha güzel daha anlamlı bir hayatın özlemini duydum ama bunları nerede bulacağımı bilemiyordum. Ta ki yeniden 94’te gerillayla karşılaşıncaya kadar.

MESUDE’DEN SIYRILIP BERİTAN OLUYOR

Gerillayı daha çocukluğumda tanıyordum. O zamana kadar hiç haber alamadığım babamda gerillaydı. Yıllar sonra babamı ziyarete gitmiştim. Babamı gördüğüm yer savaşta yaralanan gerillaların kaldığı bir hastaneydi. Her biri bedenin bir parçasını vermiş yaralılar vardı. Yine orada kadın gerillalar vardı. Oradaki arkadaşlar yaralı ve sakat olmalarına karşın o kadar hayat dolu ve huzurluydular ki bu bende merak uyandırdı. Onları hayata bağlayan damarı öğrenmek istedim.

Anlattıkları benim yaşadıklarımdı. Benim çektiklerimi beni tanımadan bana anlatıyorlardı. Kaldığım iki ay içerisinde hem Kürt ulusal mücadelesini, hem de kadın özgürlük mücadelesini biraz tanıdım. Anlattıklarında beni en çok etkileyen Beritan’ın direnişiydi. O an kadınların intikamı böyle alınır dedim. Yıllardır sorduğum soruların cevapları gerillada olduğunu anladım. Aradığım hayat, özlemlerim gerilla yaşamındaydı.. Mesude den sıyrılıp Beritan olmaya karar vererek 94’te gerillaya katıldım ve Beritan ismin aldım.

Mesude ile Beritan arasında şimdi büyük bir uçurum var. Sıradan bir ev kadını sıfatından özgürlük mücadelesini veren bir kadın gerilla kimliğine ulaştım. Bir Kürt kadını olarak buraya gelmek öyle kolay değil. Hele Kürt toplumunu düşündüğümüz de.

Şimdi diğer binlerce kadın yoldaşımla buradayım. Bu çok önemli benim için. Var olma kavgası, ben olma duygusu bu. Düşünün, akşama ne yemek yapacağımın basit telaşından dünya siyasetinde yerini alan bir militan durumuna gelmek… tabiî ki bu kolay olmadı.’’

MESUDE’NİN ARDINDAN GELEN EŞİ

Beritan’dan sonra eşi Şehmuz da gerilla saflarına katılır. Mesude gerilla saflarında eşi ilk karşılaşmasını şöyle anlattı: “ Kararımı verip katıldıktan sonra Şehmuz arkadaş dağlara gelip arkadaşlara sorduğunda, katıldığımı söylemişler ona. Bende Beritan’ın gittiği yoldan gideceğim diyerek katılmıştım saflara. Yıllar sonra bir kampta tesadüfen karşılaştım. Katılımından haberim yoktu. Akşam bir yemek sofrasında karşıma bir arkadaş oturdu. İçimden Şehmuz arkadaşa ne kadar benziyor dedim. Konuştuğunda sesinin de benzediğini fark ettim. Bana ‘nasıl olduğumu sorunca’ güldü. Gülüşü de onun gülüşüydü. Anladım ki odur. Çok şaşırdım. Aslında şaşkınlığında ötesinde bir şok içindeydim. Kendi kararımla o evliliği bitirmiş, ona haber bile vermeden katılmıştım. Çok önceden kalan eşimdi karşımda. Şimdi karşımda benim silah arkadaşım, kavga arkadaşım olarak duruyordu. Duruma denk ne söylenebilirdi bilmiyordum. Nasıl katıldığını anlattı bana. Gerilla olmaktan dolayı gururlu ve mutluydu. Savaşın en kızgın yerinde Botan’da savaşmak itiyordu. Oraya gidecekti. Katılması beni sevindirmişti. Hele benim ardımdan gelmiş olması beni gururlandırmış ve bir kez daha doğru yolda olduğumu kanıtlamıştı. Vedalaşma anı geldiğinde titrek bir sarılmayla veda edip gitmek istediği yere doğru tekrar geleceğini, tekrar görüşeceğimizi söyleyerek gitti.”

Şehmuz iki yıl sonra hayatını kaybeder. Mesude bir arkadaşının kaybetmenin verdiği acıyı “Bir eylem öncesinde yine tesadüfen şehit düştüğünü öğrendim. Tüm diğer yoldaşlarımı kaybederken duyduğum acıyı onu kaybettiğimde de hissettim” sözleriyle anlatıyor.

Kitabına neden “Artık Acı Payımıza Düşmeyecek” ismini verdiğini Mesude şöyle anlattı: “PKK içinde kadın olarak acı ve zorlu bir tarihim var. Gelişmenin, kendini bulmanın ve özgürlüğe verilmesi gereken bedelin zorluğu. Sistemin, eril zihniyetin ve tarihin bize yaşattıkları karşısında bilinçli olarak bizim çekmemiz gereken bir zorluk. Kitabın ismi işte bunun için, PKK deki kadın tarihinin sistemle bir hesaplaşmasıdır. Kendi penceremden şunu çok açık bir şekilde dile getirmek istedim.’’

GERİLLADA OKUMA-YAZMAYI ÖĞRENDİ

Hiç okuma yazma bilmeden kitap yazacak düzeye gelmiş olmanın koşullarını sorduğumuzda, “Hayatın kendisi en yüksek okul olduğuna inanıyorum. Bir Kürt ya da bir PKK militanıysan her şey daha kısa zamanda ve daha yoğun şekilde öğreneceksin demektir. Hata okuma yazma bilmeme karşın bu PKK’de okuma yazmam gelişti. Önderliğin kitaplarını okumak isteyip bir türlü okuyamıyordum. Hep bir yanım eksik kalıyordu. Aradığım her şey o kitaplarda bulacağımı düşünüyordum. Hayat çok şeyi öğretmişti, öğretiyordu. Ama hep bir şeyler eksikti. Okuyanlara imreniyor hırsla kitaplara sarılıyordum. Saatlerce ancak birkaç satır okuyabiliyordum. Arkadaşlar gözlerimin içine bakarak, harf harf, kelime kelime öğrettiler. Her öğrendiğim kelimenin sevincini kendi gözlerimden önce onların gözlerinde gördüm. Onlarda sevindi, bende!” dedi

Kitap yazmanın arkadaşlarına bir vefa borcu olduğunu söyleyen Mesude, “Okuma yazmayı öğrendim. İlk işim onların öğrettiği harflerle bir nebzede olsa onları anlatmak istedim. Hele ben öğrendiğim de onların gözündeki o sevinç ve ışıltıyı görünce onlara 13 yıl sonra bir onların emeğinin karşılığı olarak bu kitabı yazmaya karar verdim. 33 yılımın dökümünü yaparak onları da katarak, kadın olarak yaşadığımız her şeyi, her sevinci ve acıyı kitaplaştırarak ‘ Artık acı payımıza düşmeyecek’ ismiyle onlara atfettim. Öğrendiğimin sevincini yaşadıkları için bende bu kitabı yazarak onları sevindirmek istedim.Onlar şimdi her neredelerse, hangi toprak parçasının eteklerindelerse biliyorum sevinecekler. Buda onlara vefa borcum olsun” diyor.

YASAL UYARI: Fırat Haber Ajansı (ANF) servis ettiği haber ve fotoğrafları aboneleri dışında, ajansın izni olmadan kopyalamak veya yeniden yayınlamak yasaktır

Copyright 2008
..

ANF NEWS AGENCY
YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


Yorumlar
Yazan: Ciya_dersim     Tarih : 2008-05-17 11:30:06     Puan :
Saygi deger bacim mesudenin hayat akisi ve mazisini okurken goz yaslarini tutamamak ayip olmasa gerek. Bunlari okurken 1938,dersim isyaninda derelerde tecavuze ugramis analarimiz bacilarimiz geldi, itlerin zulmune gelmemek icin ucurumlardan kendini atan ana bacilarimiz. otlarin bugdaylarin ustune atilarak yakilan genclerimiz cocuklarimiz, magalarara kapatilarak iceri ates verilip dumandan zehirlenen insanlarimiz,Munzurun o serin ve baris akan suyundan insanlarin kanlariyla sulanan ve kirmiziya burunmus goruntusu, yakilip yikilan koylerimiz, goce zorlanan binlerce insanimiz ve daha neleri neleri...
O VAHSETIN ICINDE, YANAN EVDEN IKI COCUK KENDINI KURTARARAK DISARI ATAR, DISARI CIKTIKTAN SONRA KARSISINDAKI ASKERLERI GORDUGUNDE TEKRAR GERIYE DONEREK ATESE GIRERLER...
dostlarim anlatmak istedigim, o iki kardesin dersimdeki vahseti yeteri kadar gozler onune sermeleridir.
Orada 38,de yanan ates ve sonrasindaki halk uzerindeki zulum her gun ama hergun daha dun ve bugun yaniyormus gibi hic sonmuyorcasina cigerlerimizi yakip icimizi kavuruyor.
ONDANDIRKI YIGIT BACIM MESUDE VE MESUDELER BERITANLAR ZILANLAR., SIZLER KITAPLASMAKTAN COK DAHA KUTUPHANELESTINIZ.
ARKADASLARINIZA VE HALKINIZA OLAN VEFA BORCUNUZU DAHA HALEN ODUYOR, BIR ERKEK OLARAKDA SAHSEN BIZ EDEBIYATCILARI UTANDIRIYORSUNUZ...!
SAYGILARIM SIZLER ICINDIR.

En çok okunan haberler
· HPG: Karakol baskınında Türk ordusu ağır kayıp verdi
·  GÜZELLİĞİN, SADELİĞİN, MÜTEVAZILIĞİN GENÇ KOMUTANI
· Öcalan: Penceremden görünen iki ağacı da kestiler
· Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
· Türk ordusu Lice'de ağır darbe aldı
· Her onurlu Kürt direnecektir
· Binbaşı Süleyman Can özel görevle Ağrı'ya gelmiş
· Dört ülke Bağdat’ta PKK için toplanıyor
· Çatışmada ölen binbaşının kimliği belli oldu
· DTP’den Zaman’a yalanlama

Dizi Yazılar
· Yaklaşan tehlike ve önlemler
· 14 Temmuz 1982 Güneş Doğmadan Önce..
· ‘Arnon Kalesi aslanları’
· Ebedi yok edilişe direnen şehir Licê
· Otoriteye Son! İnsanlara Mutlak Özgürlük!
· Üç yüz yıl sonra Ehmedê Xanî
· „Artık yeter!“ barış yürüyüşü ve yapılması gerekenler
· Ne demeli Simdi
· Asıl projeleri netleşiyor
· Beyazıt katliamına zamanaşımı oyunu

© Rojaciwan.com