KANDİL - Basına yönelik suçları giderek kabaran Türk ordusu, özellikle Kürt gazetecilere yönelik saldırılarını artırdı. İki ayda hava saldırılarında 8 gazeteci hayatını kaybetti. Kürdistan Aydınlanma Birliği (YRD) gazeteciler yönelik saldırıları kınayarak uluslar arası basın kuruluşlarını saldırılar karşısında sessiz kalmamaya çağırdı.
Türk ordusunun Güney Kürdistan ve gerillanın denetimindeki Medya Savunma Alanları’na yönelik hava saldırısı devam ederken, saldırıları yerinde izleyen gazeteciler, hava saldırılarının birinci derece hedefi oluyor.
KANDİL’DE 6 GAZETECİ KATLEDİLDİ
1 Mayıs’ı 2 Mayıs’a bağlayan gece onlarca savaş uçağı Kandil’i bombaladı.
PJAK Basın Merkezini ABD yapımı bombalarla vuran Türk ordusu 6 basın çalışanını katletti. Kürt medyası bu saldırıyı basına yönelik katliam olarak değerlendirirken, uluslar arası basın kuruluşları sessiz kaldı.
1 Nisan günü Kürt yönetmen ve gazeteci Halil Uysal yine Türk ordusunun saldırısında hayatını kaybetti. 12 Mart’ta ise Esra Bulut çatışmaları izlerken Türk ordusunun saldırısında yaşamını yitirdi.
Geçen yıldan bu yana Kürt medyasına karşı adeta terör estiren Türk devleti en az 25 kez gazete kapattı ve halen 20’yi aşkın gazeteci Türk cezaevlerinde bulunuyor. Uluslar arası basın kuruluşları Türkiye’de basına yönelik baskıları görmezden geliyor. Basın ihlallerini hat safhaya ulaştığı Türkiye’de Kürt medyası tutuklamalar, polis tehditleri ve işkencelere maruz kalıyor. İran’ı da geçen Türkiye gazeteciler açısından bölgedeki en büyük cezaevi durumunda.
YRD’DEN BASIN KURULUŞLARINA ÇAĞRI
Kürdistan Aydınlanma Birliği (YRD) Üyesi Cemal Şerik ANF’ye yaptığı açıklamada, basına yönelik saldırıları kınayarak, Türkiye’nin en fazla basın ihlalinde bulunan ülkeler arasında olduğuna dikkat çekti. Buna karşın uluslar arası basın kuruluşlarınca Türkiye’ye dair verilen bilgilerin eksik olduğunu kaydeden Şerik, “Türkiye’de basın mensuplarına karşı işlenen suçların sınırlı kalmasının devletten kaynaklı yönleri olduğu kadar uluslar arası basın kuruluşlarının da bunda rolü vardır. Onlar da devletin ve sınırlı hümaniter çevrelerden aldıkları bilgilerle yetinmektedirler. Oysa gerçek daha farklı ve geniş bir alanı kapsamaktadır” dedi.
“Uluslar arası alanda faaliyet yürüten basın örgütlerine yansıyan bilgiler yanlış değildir. Ancak eksiktir” diyen Şerik “Türk devletinin gerçekleştirdiği saldırılar sonucunda son iki buçuk aylık bir süreçte sekiz basın mensubu yaşamını kaybetmiştir” şeklinde konuştu. Şerik şu eleştiride bulundu: “Bu gerçek sadece demokratik basın-yayın birliği ‘Yekitiya Ragehandina Demokratik’ tarafından kamuoyuna duyurulmuştur. YRD dışında hiçbir basın-yayın örgütü ne bir açıklama yapmış ne de sahiplenmiştir.”
“Bunlar gerçek basın mensubu olan kişilerdir” diye kaydeden Cemal Şerik şöyle devam etti: “Belki boyalı basın mensuplarının olduğu gibi arkalarında dev holdingler ve kendilerine tahsis edilen lüks yaşam koşulları yoktu. Ama en zor koşullarda yaşamlarını verme pahasına basın onurunu korumasını bildiler. Kürdistan’da sürdürülen haksız, kirli savaş gerçeğine tüm dünya insanlığına taşırma, yansıtma gibi kutsal bir görevi yerine getirmeyi her şeyin üstünde gördüler. Yine bir halkın topyekün olarak soykırıma tabi tutulmasının önüne geçme gibi bir insanlık görevini üstlendiler.”
Daha önce de Kürt gazetecilerin mesleklerini icra ederek yaşamlarını yitirdiğini söyleyen Şerik, “Mehmet Şenol, Gurbetelli Ersöz, Enver Polat ve Ayfer Serçe bunlar arasında yer almıştır” hatırlatmasında bulundu.
“Neden böylesine kutsal bir dava için yaşamlarını kaybeden basın mensuplarına uluslar arası basın kuruluşları sahip çıkmamaktadır” diye soran Şerik, “Oysa katledilenler kendileri gibi ortak basın ölçü, ilke ve etiğine sahip çıkanlardır ve herkesten daha çok da bunlar için çalışmaktadırlar” ifadelerini kullandı.
Uluslar arası basın kuruluşlarına çağrıda bulunan Şerik şöyle dedi: “Yaşanan bu durum uluslar arası basın-yayın kurumları tarafından görülmeli, eksik kalan yanlar giderilebilmelidir. Şurası çok açıktır. Dağda yaşamını kaybeden basın mensupları gerçek basıncılardır. Ne devlet sınırlarını kabul etmişlerdir ne de kendilerini yasaların engellerine mahkum etmişlerdir. Olay nerede, haber neredeyse oraya gidip insanlığı bilgilendirmeyi bir görev ve sorumluluk olarak kabul etmişlerdir. Yapmış oldukları, yayınladıkları haberlerle, kameraları ve fotoğraf kareleri ile iz bırakmışlardır. Belki de daha başka basın mensuplarına nasip olmayacak işleri başarmışlardır.
Halil Uysal’ın yaptığı çekimler, aldığı fotoğraf kareleri ve yazıları başka bir basın mensubuna nasip olmuş mudur? Halil Uysal savaşın en şiddetli anını belgeleyebilmiş, doğayı en görkemli, insanın en coşkulu anını yakalayabilmiştir. Gurbetelli Ersöz’ün Enver Polat’ın, Ayfer Serçe’nin yayınlanan günlüklerinde, gazetelere geçen haber ve yazılarında yine bunlar en canlı yönleri ile yansıtılabilmiştir.”
Dünyanın neresinde olursa olsun basın mensuplarına karşı bir suç işlendiğinde onların da acısını yaşadıklarını sözlerine ekleyen Şerik, bununla da sınırlı kalmayarak, kime karşı insanlık suçu işleniyorsa onların yanında tuttukları saffı sıklaştırdıklarını ve bunları sahiplendiklerini kaydetti.
Şerik son olarak, “Uluslar arası alanda faaliyet yürüten basın örgütleri, basın çalışmalarını sahiplenip, basın mensuplarına karşı işlenen suçları ele aldığında bu gerçekliği görmelidirler” çağrısını yaptı.
YASAL UYARI: Fırat Haber Ajansı (ANF) servis ettiği haber ve fotoğrafları aboneleri dışında, ajansın izni olmadan kopyalamak veya yeniden yayınlamak yasaktır
Copyright 2007 ..
ANF NEWS AGENCY |