Toplum Yaşam: Bolu Tugayı, Ertürk Paşa ve Vahdettin Yalçın
Gönderen: Rojaciwan Tarih: 17.05.2008, 14:34:41 (1452 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Bolu Tugayı, Ertürk Paşa ve Vahdettin YalçınİSTANBUL :Türk Silahlı Kuvvetleri'nde 37 yıl çalıştıktan sonra Tümgeneral sıfatıyla emekli olan Yavuz Ertürk, katıldığı 32. Gün programında çirkin yüzünü bir kez daha gösterdi. Ertürk’ün mağdur ettiği kişilerden biri de 70 yaşındaki Vahdettin Yalçın. Murat Nehri kıyısında kurşuna dizilen ve intikam almak için eline isabet eden mermiyi çıkartmayan Yalçın, “İki arkadaşım öldü. Bu adamı ölene dek unutmayacağım” dedi.

Ertürk, Lice-Kulp-Muş üçgeninde onlarca Kürdün ölümünden sorumlu olmasına ve Türkiye'yi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde 3 milyon YTL mahkum ettirmesine rağmen MHP'den aday oldu, sırasıyla Yeni Çağ Gazetesi, Kanal 7 ve Kanal D'de boy gösterdi.

Ertürk, Bolu Tugay Komutanı sıfatıyla estirdiği terörün tanıkları ve mağdurları anlatıyor: "O adam bir cani."

1994-1995 yılları arasında Bolu Tugay Komutanlığı yapan Tümgeneral Yavuz Ertürk'ün mağdur ettiği kişilerden biri de 10 Kasım 1993 tarihinde Fadıl Baran ve Yusuf Söylemez'le birlikte Murat Nehri kıyısında kurşuna dizilen Vahdettin Yalçın (70). Olaydan "ölü numarası" yaparak kurtulan Yalçın, Ertürk'le hesaplaşmak için elindeki mermiyi çıkarmamış.

'KURŞUN SIKA SIKA GELİYORLARDI’

İşte olayın tek görgü tanığı ve aynı zamanda mağduru Vahdettin Yalçın'ın anlatımları: "7 Kasım 1993 tarihinde Kızılağaç Belde Karakol Komutanı Konyalı Fuat Başçavuş köylüleri çağırdı ve bizden silah almamızı istedi; 'PKK'ya karşı savaşmanız gerekiyor, birkaç gün sonra köye geleceğiz. Silah vereceğiz, haberiniz olsun' deyip bizi geri gönderdi. 3 gün sonra birden her taraftan silah sesleri gelmeye başladı. Sabah 8-9 sıralarıydı. Sağa sola silah sıka sıka geliyorlardı. O sıra bütün köylü Muş'un kent merkezine doğru kaçtı. Evleri taradılar. Dışarı çıktım, beni, Yusuf Söylemez ve Fadıl Baran'ı yanlarına alıp köyden çıkardılar. 'PKK nerede' diye soruyorlardı sürekli...

‘ÜZERİMİZE KURŞUN YAĞDIRDILAR’

PKK yok deyince dövdüler, ardından da 'buranın yabancısıyız, bilmiyoruz, harita da yok bizde. PKK'liler Gürgören mevkiine kaçmış, bize yardımcı olun' deyip yanlarında götürdüler. O sıra döve döve Yusuf'un kolunu kırdılar. Ardından Gürgören yönüne doğru yola çıktık. Yerde yarım metre kar vardı. Yürürken komutandan sigara içmek için izin istedim. O da anneme küfredip, 'Son sigaranız olacak. İstersen 10 tane üst üste iç' dedi. Sesimizi çıkarmadan yola devam ettik... Komutan Yusuf'a 'Bolu'dan Kayseri'den senin namusunu korumak için gelmişim; sen de evinde terörist besliyorsun' dedi. Bana ne iş yaptığımı sordu. Demir yollarından emekli olduğumu, Fadıl Baran'ın 75, Yusuf Söylemez'in de 80 yaşında olduğunu, PKK'yle ilişkimizin olmadığını ve üçümüzün de devlete hizmet edip emekli olduğumuzu söyledim. Bizi Murat Nehri'ne yönelterek 'Teröristlerin ayak izi var mı? Arayın' dediler. Nehrin kenarına yaklaştığımızda üzerimize mermi yağdırdılar... Nehir kenarına düştüm. Kolumdan ve ayağımdan vuruldum. Sağ bacağıma 3, sağ elime de bir kurşun isabet etti.

'KÖYÜMDEN DUMANLAR YÜKSELİYORDU’

Ölü numarası yaptım. Nefes almamaya çalıştım. Bu arada durmadan silah sesleri geliyordu. Komutanın askerlere 'bu gavuroğlu gavurları nehre atın, gelin' dediğini duydum... Nehre atılırken, sırt üstü düştüm... Suyun içindeyken bir asker gelip beni dipçikle dibe doğru itti. Çok kısa bir süre sonra başımı hafifçe kaldırdım. Gitmişlerdi. Fadıl'a yanaştım önce. Yüzünün ve göğsünün yarısı yoktu. Mermiler param parça etmişti... Yusuf da parçalanmıştı. Dizleri ve beli kırıktı. Yusuf ve Fadıl'ı suda bıraktım ve sürüne sürüne 100 metre ilerdeki demiryolu tüneline geldim. Soğuktan neredeyse donacaktım... Tünelin içindeyken ümidimi kesmiştim. En azından açık bir alana gideyim de cenazem ortalıkta kalmasın, görüneyim diye tünelden çıkmaya karar verdim ve yeniden sürünmeye başladım. Özellikle elimden çok kan geliyordu. Böylece 1-2 km. ötedeki köyüme doğru yanaşmıştım, dumanlar yükseliyordu. O sıra kendimden geçmişim. Tahir adlı köylümüz ile kızım Ferfure beni sırtlayıp eve götürdü."

HASTANEDEN KIŞLAYA...

Kan kaybından benzi sararan, konuşmakta bile artık zorluk çeken Vahdettin, bir pikapla Muş Devlet Hastanesi'ne götürülüyor. Tedavi aşamasında iken sorgu fasılları başlıyor. Önce hastanedeki resmi polis ifadesini alıyor, ardından siyasi şube amiri... 4 kurşunun "tedavisi" sadece 1 saat sürüyor. Ard arda gelen sivil polisler, ısrarla "amca asker yapmaz, gerçekleri anlat" diye ısrar ediyor. Devamını şöyle anlatıyor Vahdettin Yalçın: "O halimle artık isyan ettim. Bu kış ortasında evimizi başımıza yıktılar, ben mi kendimi kurşunladım, arkadaşlarım öldü, evlerimiz yakıldı, hayvanlarımız gitti, kış ortası ortada kaldık... Rusya'dan gelmedik, Türk Bayrağı altında yaşıyoruz. Devlete zararım olmadı. Bilakis 25 yıl hizmet verdim. Karşılığı bu mu olmalıydı dedim... Bunları deyince 'amca haklıdır, onu bırakın gitsin' dediler. Hastane taburcu etti ancak kapıda bekleyen bir cemse asker beni gözaltına alarak Muş Jandarma Alay Komutanlığı'na götürdü. Olayı sordular... Astsubayın biri vardı çok iyi niyetli biriydi. 'Allah Tansu Çiller'in belasını versin, askere yetki vermiş' dedi. Ona sadece 'beni asker vurdu' dedim. Bu astsubay beni bırakıp giderken teslim ettiği nöbetçiye 'kimse bu adamı alıp götürmesin, yoksa başın belaya girer. Ankara'ya kadar gitmiş olay, gözünü dört aç' diye tembihleyip gitti.

ÖLDÜRÜLMEK İSTENDİ

Vahdettin şöyle devam ediyor: "Astsubay gittikten sonra gece yarısı sivil giyimli biri geldi. 'Yaralı sen misin, ifaden alındı mı' dedi. 'Evet' dedim. Polise ve merkez komutanlığına ifade verdiğimi aktarınca 'Sen merkeze bakma, senin son ifadeni ben alacağım' diye yanıt verdi. Bu kişi kendini tanıtmadı. İfade almada ısrar edince nöbetçi subay sert bir şekilde müdahale etti. 'Çabuk çık buradan. Çıkmazsan Alay Komutanını arayacağım. Görevli benim. Sen neden müdahale ediyorsun...' dedi. Sesler yükselince araya diğer nöbetçi girdi. Adamı çıkardıktan sonra kapıyı kilitlediler..."

Vahdettin Yalçın, ikinci kez ölümden kurtuluyor. Ancak televizyonlardan geçen bir haber, kendisini daha da tedirgin ediyor. Bu ayrıntı, kedinin kurşunlanması kadar önemli... Anlatmaya devam ediyor Yalçın: "Astsubay odadayken televizyondan 'Muş'un Kızılağaç beldesi Eralan köyünde yaşanan çatışmada 3 terörist ölü olarak ele geçirildi' haberini duydum. Meğerse bizi terörist ilan edip, benim de öldüğüm notunu düşmüşler."

KARAKOL KOMUTANI ALAY’DA

Sabah ismini hatırlamadığı bir yüzbaşının yanına çıkarılan Vahdettin Yalçın, ifadesini değiştirme karşılığında nasıl serbest bırakıldığını şöyle anlatıyor: "Yüzbaşı evrakıma bakıp, savcılığa göndereceğini söyledi. Ancak ondan önce, bizim nahiyenin karakol komutanı Fuat Başçavuş'un Alay Komutanı'nın yanına çıktığını anlattı. Fuat Başçavuş Alay Komutanı'na 'Bunlar köylüdür, örgütle bir ilgileri yok... Neden vurmuşlar bunları' demiş. Bunları anlatarak ifademi değiştirmemi istiyor. Değiştirmediğim taktirde 24 yıl ceza alacağımı söyledi. İtiraz etmedim, sadece dinledim. Bana 'İfade verdiğin kişi binbaşıdır. Devlet bunlara vur emri vermiş. Yakma, yıkma, öldürme emri vermiş. Sen bunun üzerine ifade verirsen 24 yıl ceza alırsın' dedi. 'Ne yapabilirim' dedim. Bana ifademi 'PKK ile askerler arasında çatışma oldu, arada kaldık' şeklinde değiştirmemi istedi. Verdiğim ilk ifade askeriyede kaldı.

Savcıya olayı yüzbaşının dediği gibi anlattım. Korktum ve geri adım attım. Ölümü iliklerime kadar hissetmiştim. Polise ifade veriyorum, asker alıyor. Askeriyeye ifade veriyorum, askeriye içinde başka kişiler beni almak istiyor. Çok korktum. Öldürüleceğimden korktum. Savcı beni serbest bıraktı. Savcının odasından çıktıktan sonra beni adliyeye getiren Başçavuş yeniden askeriyeye götürmek istedi. Savcının kapısı kapalıydı. Bağırınca dışarı çıktı ve 'neler oluyor' dedi. Durumu izah edince hemen Alay komutanını aradı, 'Adamlarınızı bundan sonra bana göndermeyin. O zaman ne gerekiyorsa orada yapın' diyerek çıkıştı. Ardından Başçavuş yakamı bıraktı."

'BİN KİŞİ ARASINDA YİNE TANIRIM'

Vahdettin Yalçın, olayın ardından 2001 yılında 13 adet dilekçe yazarak, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Dilekçesinde sadece asker ve komutanların değil, dönemin Başbakanı Tansu Çiller, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş'in de aralarında bulunduğu 25 yetkiliden şikayetçi oldu. Elindeki mermi parçasını çıkarmayan Yalçın, AİHM'e taşınan dosyada "bin kişi arasında olsa yine tanırım" dediği Ertürk'le hesaplaşacağı günü bekliyor.

DEDE VE TORUNU ÖLDÜRDÜ

Bolu Tugay Komutanlığı'na bağlı askerler, Ertürk yönetiminde Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Xosor köyüne 30 mayıs 1994'te yapılan baskında 14 yaşındaki Metin ile dedesi Bahri Budak'ı (70) gözaltına aldı. Kadri Budak, oğlu ve babasını aradığı esnada, Yavuz Ertürk ile görüşürken ilginç bir olay yaşadı. Budak'ın anlatımları şöyle:

"Ona oğlum ve babamın kaybolduğunu, onları aramaya geldiğimi söyledim. 'Yasaktır' diyerek Saydamlı köyüne girişimize izin verilmedi. 7. Kolordu Komutanlığı'ndan aldığım İzin belgelerini gösterince o sırada asker bana, 'Git buradan. Biz Bolu'dan geldik. Çiller'in paralı askerleriyiz. Bu komutan çok acımasız birisidir. Hepinizi tarayacak' dedi. Ben de ona bu komutanın kim olduğunu sordum. 'Yavuz Ertürk'tür' dedi. Okur-yazarlığım olmadığı için komutanın ismini bir kağıda yazmasını istedim. Asker de ajandasındaki kağıt parçasını kopartarak hızlı bir şekilde Bolu Tugay Komutanı Yavuz Ertürk yazıp kağıt parçasını bana verdi. Verdiğinde kimse görmesin diye de beni uyardı. Bir süre Ertürk'le görüştüm. Bana 'Nedir?' diye sordu. Ben de izin kağıtlarını göstererek, 'oğlumun ve babamın cesetlerini arıyorum' dedim. 'Oğlun veya baban silahlıysa öldürmüşüm. Silahlı değillerse görmemişim. Çabuk buradan gidin, yoksa hepinizi tarayacağım' dedi. Bunun üzerine biz de korkup Lice'ye döndük. Ben Lice Jandarma Karakolu'na gittim. Fakat burada da bir sonuç elde edemedim. Yetkililer bana operasyonun kendi bilgilerinin dışında olduğunu söyledi.”

YASAL UYARI: Fırat Haber Ajansı (ANF) servis ettiği haber ve fotoğrafları aboneleri dışında, ajansın izni olmadan kopyalamak veya yeniden yayınlamak yasaktır

Copyright 2008
..

ANF NEWS AGENCY
YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


Yorumlar
Yazan: agid_72     Tarih : 2008-05-17 17:11:31     Puan :
vay zalim kure zalima, agzindaki kani görmeden bir kalkmis kürt sorunu diye bir sey yok diyor, (neymis efendim para yani ekonomikmis) ey zalim oglu zalim kanemici vampir, madem ekonomik sorundurda niye o köyleri yikb yaktin neden insanlari kursuna dizildin ??
ey gele kürt bu sözde insan, özde ise vampirleri iyi taniyin. bunlar ve bunun gibiler kürt kanini emseler doymazlar, o kadar canilesmisler bunlar.

birde televizyonda kalkmis konusuyor sayin Hasip kaplana ne diyor biliyormusunuz ??? benimle gelein kürdistana halka soralim sizin sorunuz nedir diye !!! vay alcak kürt halkina cikib nasil bir zalim oldugunu göstereceksin senin öyle bir cesaretin varmi ki, bu halkin karsisina cikmaya.

bu kana susamis canavarlar Kürt kaninda bogulacak bir gün !!!!!! tabi burda degerli yurtsever Kürt halkina da sesleniyorum bu tür canileri kurdistana sokmasinlar her gördükleri yerde nalet etsinler.
biji HPG
Biji PKK

Biji Reber APO

En çok okunan haberler
· HPG: 6 AĞUSTOS HPG-BİM AÇIKLAMASI
· Hüseyin T: Bombayı babam bile koysa kabul etmem
· 7 AĞUSTOS 2008 HPG-BİM AÇIKLAMASI
· HPG’den Emniyet Müdürlüğü Binası’na saldırı: 1 ölü, 3 yaralı
· Öcalan’a 1 ton C4 ile suikast ittirafı
· Ateşin başındaki Makolu kadın gerilla
· Bahoz Erdal: Ekonomik kaynaklara saldırı sürecek
· Swoboda: Kürtlerin hakları anayasal güvenceye alınmalı
· 1. Ordu Komutanlığına saldırıyı adı hiç duyulmamış bir örgüt üstlendi
· Bayık: Ergenekon’u devlet görevlendirmiştir

Toplum Yaşam
· Barış Annesi Beçet yaşamını yitirdi
· Hayat TV yayına başladı
· Musa Anter, Araf ve Tiyatro Avesta
· MLKP'li tutuklular da saçlarını kazıttı
· İHD Tire raporunu açıkladı: İnsanlık onuru zedelenmiştir
· Doğudan batıya alev alev
· Seyit Rıza ikinci kez idam edildi!
· Kooperatifçilik Kürdistan’a uygun bir modeldir
· Yaşları küçük yürekleri büyük
· Su için savaşlar yaşanabilir

© Rojaciwan.com