Gerilladan yazılar: Son olmayacak “Son çağrı”
Gönderen: Rojaciwan Tarih: 21.05.2008, 13:37:19 (4734 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Bugün savaş ve şiddet günlük bir ihtiyaç gibi toplumların hayatına sokulmaya çalışılmakta. İnsanları buna alıştırıp gönüllü bir katılımcısı yapabilmek içinde birçok araç-gerecin kullanılması da meşrulaştırılmaktadır. Revaçta olan yöntem ise basın yoluyla yayılmak istersen, plan ve politikalar yine güdümlüleştiren seyirlik paketlerdir.
Dünya egemen güçleri pervasızlıklarını ve güçsüzlüklerini güce dönüştürme istemlerini en iyi basın-yayın yoluyla mağduriyet edebiyatına yüklenip geliştirecekleri şiddete hak verilmesinin zemini sağlayarak saklayabiliyorlar.

Bunu Türkiye gerçeğine vurduğumuzda salt günümü değil, geçmişte de Osmanlılar tarafından en geçerli politika olarak uygulandığı görülebilir. Osmanlılar için tüm iç başarısızlıkların dış güçlerle izah edilmesi ve bununda halklar için gerçekleştirdikleri tahakkümü meşrulaştırmak için öne çıkardığı bir örnek olarak verilebilir. Zaten onlara kalsa dünya sarayın sınırları demekti. Ve saraya-iktidara en küçük yönelim o toplumun bir bütün refleksini gerektiren toplumsa bir yönelimdi. İktidarda gelişen güçsüzlük arttıkça dayak yiyen *Kurîbeş gibi şişen ve etrafa tehditler savuran düzeye gelmişler.

Türkiye’de şu anda buluna iktidar güçlerinin içinde bulundukları durum aynıdır. Bugünkü durumuyla ekonomik olarak borcu batmış siyasal olarak tek adam atamayacak düzeyde çaresiz, sosyal olarak parçalanmış bir toplum yapısına sahip olan, askeri olarak ise yenilgiye doymayan pehlivan misali minderden bir türlü inmemektedir. Bunlara rağmen halen basın-yayın yoluyla baş kesenlik yapılıyor. Güçlerini aşar tarzda tehditler savurmaktalar. Bunlara para ettiği her ortamda tüm güçlerini hareketimize karşı topyekun saldırıya çağırmakta ve gelişecek şiddet ortamı için ön ayak olunmakta.

AKP ağzıyla yapılan savaş çığırtkanlığının toplum yararına yapıldığını kanıtlamanın telaşına girilse de arka planda var olan savaş çığırtkanlığı ve ordunun sözcülüğü çok erkenden açığa çıkmaktadır. AKP’nin iktidarının ömrünü biraz daha uzatmak için orduyla oluşturduğu konsensüs yüzeysel olarak ülke yararına gibi görünse de alttan alta güdülen hesapta oldukça kapsamlı ve uzun vadelidir. AKP kadar hesaplarla başı dönen ordu yetkilileri de aynı telaşın içine girmiştir. Büyükanıt gerillaya karşı yürütülen savaşta yaşadığı yenilgilere doymayarak yeni sürprizlerden dem vurmakta, gecenin bir yarısı gördüğü kabuslardan dolayı uyanarak savaş naralarını basın yoluyla tüm topluma duyurmaya çalışmaktadır. Görev başından ayrılmasına kısa bir süre kaldığı bu dönemde köşeye sıkışan hırçın kedi gibi sağa solu tırmalamakta ve son ölümcül darbeyi vurarak köşesinden kurtulmaya çalışmakta. Bay Büyükanıt Anadolu’nun yoksul halk çocuklarını savaşa sürerken de önüne getirilen savaş bilançosunu oturduğu kırmızı koltuklarda öğrenmektedir. Kürdistan dağlarının yakınına dahi gelmeye cesareti yokken, “Nefesimiz enselerindedir” safsatasıyla basın karşısına çıkıyor. Oysa dışarıdan dilendiği teknik yardım ile savaşın “s”sini bilmeyen gençleri savaşa sürerek Kürdistan dağlarının kuytuluklarında özgürlük umutları büyüten PKK savaşçılarını bırakalım bitirme, askeri düzeyde etkileme gücünden yoksun olduğu tartışmasız bir gerçektir.

Kürt gerillasının destansı direnişine yakinen tanıklık eden güç ordu olduğu halde, bunu hem inkâr etmekte hem de kılıftan kılıfa girerek toplumun belleğinden silmeye çalışmaktadır. Tabi bir savaş gücü olan ordunun bu yönlü girişimleri bir yere kadar manidardır. Ya bu işportacı Erdoğan’ın elindeki beş para etmez sahte özgürlükleri satma girişimine ne demeli? Bunların çöpe attığımız işe yaramaz malların toplanıp tekrardan bize satılmak istendiği anlamına geldiğini 5 yaşındaki bir çocuk dahi rahatlıkla anlayabilir. Yine son çağrılarıyla gözleri korkutmaya çalışan işportacımız, aynı zamanda savaş tehditlerini de öne çıkarmakta. Tehdidini ise dış güçlere diplomasi adı altında girdiği dilencilik konumu sonucu yapması ise işin asıl trajedisi oluyor. Bununla Türkiye’nin çok olumsuz bir vizyon kazanmasına neden oluyor. Böyle bir ortamda bırakalım siyasi kazanımların elde edilmesi dışarıda sözüne itibar edilmeyecek düzeye gelmesine neden oluyor.
Bize son olmayan bu son çağrı yapılırken nelere dikkat çekmeye çalıştıkları aşikar bir durumdur. Ancak Özgürlük Hareketinin 30 yıllık mücadele hayatı, yarattığı yüce değerler ve önderlik gerçeğimizin göz ardı edildiği her çağrının aktif savunma engelimize takılacağı açıkça görülmelidir.

Özgürlük Hareketi ve önderliğe karşı pervasızca geliştirilen bu saldırı konseptini kırmak için bizde son olmayacak özgürlük çağrıları yapıyoruz. Özellikle gençler, kadınlar yine demokratik güçlerin dönemin hassasiyetlerini görerek harekete geçmeleri, inkar ve imha politikalarına yaşam şansı tanımayacak şekilde eyleme kalkmaları ve özgürlük dağlarının kendi meskenleri haline getirmeleri gerekmektedir. Bugün Erdoğan’ın çağrısına verilecek en onurlu cevap gençlerin özgürlük dağlarına akın akın gelmesi olacaktır.

Melsa Botan

YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· PKK'den Türk ordusuna en sert uyarı
· Bozan Tekin: Olası saldırıda Ortadoğu ateş topuna döner!
· Ortadoğu'yu değiştiren gün, 9 Ekim
· BEZELÊ EYLEMİ VATAN SAVUNMASIDIR
· Eğitim komisyonunda yer alan HPG gerillası yaşamını yitirdi
· HPG'li Tepe ve Bor'un cenazeleri ailelerine verildi
· PKK: Hava saldırısında her hangi bir kaybımız yok
· Türk polisi Diyarbakır’da evlerin kapılarını kırdı
· Açlık grevi 47. gününde sona erdi
· KCK: KÜRT HALKI ÖCALAN VE ÖZGÜRLÜKTEN VAZGEÇMEYECEK

Gerilladan yazılar
·  Bezelê Operasyonu…
· HÖŞT! HÖŞT! QUÇİKEN BAŞBUĞ
· YANKEE’NİN BEKÇİ KÖPEKLERİ Û DOLARIN İTLERİ
·  BİR BARIŞ OLACAKSA...
· Haydi kadınlar Dağlara!
· Direnmek; Kendini Bilmenin, Savunmanın, Özgür Kılmanın Dili Ve Eylemidir
· BARIŞ İÇİN SAVAŞ!
· Kandil’den dünyaya bakmak
· Dağlarda yaratılan eşit paylaşımcı yaşam
· Kadın Özgürlük Hareketinde Ordulaşma

© Rojaciwan.com