Dizi Yazılar: ‘Arnon Kalesi aslanları’
Gönderen: seteney Tarih: 18.06.2008, 10:19:48 (4179 okuma)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
YeniYıl 82. Haziran’ın 6’sı. İsrail tüm gücüyle Lübnan’a saldırıyor. Lübnan’da bulunan Suriye, Mısır ve Ürdün askerleriyle Lübnanlı ve Filistinli direnişçilerin çoğu çaresiz kaçarken, mevzilerini terk etmeyenler ise bir avuç Kürt özgürlük savaşçısı...

Bir kahramanlık öyküsü: Arnon Direnişi - 1

PKK tarihinde önemli bir yere sahip olan Lübnan-Arnon kalesi direnişi hem Kürtlerin Arap halkıyla enternasyonalist dayanışması hem de PKK’nin Lübnan’da kalıcılaşması anlamında oldukça önemli bir yere sahiptir. Lübnan’ı işgal eden İsrail ordularına karşı büyük bir fedakarlıkla direnen, hayatını kaybeden, esir düşen PKK savaşçılarını konu alan “Arnon direnişi” yazı dizisi, kamuoyuna yeteri kadar yansımayan bir döneme ışık tutmaktadır.

HELWE KAMPI

Yıl 1982, Haziran ayının 6’sı. İsrail kuvvetleri Lübnan sınırını geçerek, üç koldan kuzeye doğru ilerlemeye başlar. Dünya, bağımsız bir ülkenin işgalini seyrederken batıdaki kol, kıyıdan Beyrut’a doğru yönelir; ortadaki kol Beyrut-Şam yolunu kesmek üzere, kuzeye çıkar; doğudaki üçüncü kol ise, Suriye sınırını kontrol ederek Bekaa Vadisi’ni boydan boya geçmeyi hedefler. İsrail uçakları Filistin direniş odaklarını bombalarken siviller de bundan fazlasıyla nasibini alır. Lübnan yine kan gölüne döner; 15 bin FKÖ savaşçısını ezmek için, İsrail Ordusu (IDF) 76 bin asker ve 800 tank ile saldırır, 600 uçağının üçte ikisini de bu harekata yönlendirir. İsrail’in Lübnan işgali başlamıştır. Her ne kadar Suriye, Mısır ve Ürdün askerleri Lübnan’ı işgal eden İsrail’e karşı savaşsa da ciddi bir varlık gösteremezler. En büyük direnişi Lübnalılar, Filistinliler bir de Lübnan’da bulunan PKK’liler gösterir.

PKK tarihinde ‘Arnon Direnişi’ olarak yerini alan bu direnişte 10 PKK savaşçısı hayatını kaybetmiş, 14’ü de İsrail güçlerinin eline esir düşmüştür. Hem Beyrut Savunmasında yer alan hem de Arnon Kalesi’nde direnen PKK savaşçıları, İsrail güçlerine karşı, yalnız kalmalarına rağmen mevzilerinden çıkmamış, ölene kadar direnişe devam etmişlerdir. Bu savunma sayesinde tüm Lübnan ve Arap ülkelerinde PKK’lilere ‘Beyrut Aslanları’, ‘Arnon kahramanları’ olarak isim verilir. Ardından da Bekaa Vadisi’nde daha sonra ismi Mahsun Korkmaz Akademesi olan kamp yeri tahsis edilir. Arnon direnişinin üzerinden 26 yıl geçti. O direnişte yer alan ve İsrail’e esir düşüp iki yıl esir kamplarında kaldıktan sonra özgürlüğüne kavuşan Kaymakam Xalıt, o günleri anlatırken, PKK’nin her şeyi kendi direnişiyle kazandığını söyledi. Xalıt direnişte Filistinliler tarafından mevzilerde yalnız bırakıldıklarını, ancak ona rağmen Arnon’daki arkadaşlarının kahramanca direnerek yaşamlarını yitirdiklerini belirtti. Bu direnişle Filistin sahasında bulunan tüm güçlerin saygılarını kazandıklarını belirten Xalıt, İsrail’in ise onlara savaş esiri muamelesi yapmadığını, Türkiye’de işkence altında olan arkadaşlarından farklı olmayan bir yaklaşımla karşıya kaldıklarını anlattı.

Arapça adı Kalatıl Şıkıf olan Arnon Kalesi direnişinde yer alan ve İsrail’e esir düşen Kaymakam Xalıt 1981’de Ortadoğu’ya çıkan son PKK birimleri içerisinde yer alır. Onlardan önce çok sayıda kadro Lübnan sahasına gelmiş, eğitim görerek tekrar Kürdistan’ın çeşitli alanlarına ulaşmışlardı. Kaymakam Xalıt’ın içinde bulunduğu grup, Dersim’den on üç kişiyle yola çıkmış, Bekaa Vadisi’ndeki Helwe kampına 1981 yılının sonunda ulaşabilmişlerdi. Helwe kampında yüz civarında PKK savaşçısının olduğunu belirten Xalıt, bu sürece ilişkin şu bilgileri veriyor; “ulaştığımız yer merkezi bir kamp görünümüne sahipti. Eğitimler yapılıyor, askeri bir disiplinle çalışmalar sürdürülüyordu. Merkez düzeyinde arkadaşlar da vardı. (Halen onlardan sağ olanlar var.) Birçok arkadaşı orada gördük. O kampta düzenlemeler oluyordu. Hatırladığım kadarıyla pratik çalışmaları daha çok Karasungur arkadaş yürütüyordu. Karasungur arkadaş, Önderliğin perspektif ve talimatları temelinde alan çalışmalarının koordinesini yapıyordu. O zaman daha Önderliği görmemiştik. İlk geldiğimizde Şam’da bir evde Abbas arkadaş bizimle konuşmuştu. Daha sonra kampa geçtiğimizde de Karasungur arkadaş bizlerle konuştu. Saatlerce bulunduğumuz alanı, alanın özgünlüklerini, geri çekilme sebeplerini, bu kadar zorluğa neden katlandığımızı ve bundan sonra ülkeye dönüş için neler yapmamız gerektiğini anlatıyordu.” Belli bir müddet Helwe kampında kalan Kaymakam Xalıt, daha sonra eğitim almak için bir grup arkadaşıyla birlikte El Fetih örgütünün kamplarına gider. İki ay kadar bu kamplarda eğitim aldıklarını anlatan Xalıt, “o zaman yirmi iki arkadaş Bekaa Vadisi’nde Küferdünüz diye bir kampa gittik. İki ay kadar orada askeri eğitim gördük. Askeri eğitimin yanında bir de teorik, siyasi eğitim görüyorduk. Siyasi eğitimi bizim arkadaşlar veriyorlardı. Bizlerden önceki devrelerde Lübnan’da kalmış, birinci konferansa katılmış arkadaşlarla daha çok konferans belgeleri üzerine eğitim görüyorduk. Ama çoğunlukla da askeri eğitim görüyorduk. Askeri eğitimi El-Fetih örgütünün bazı yüzbaşı, teğmen ve hatta binbaşı düzeyindeki komutanları veriyorlardı. Her yönüyle askeri eğitim alıyorduk. Komando eğitiminden tutun, tüm patlayıcı maddelerin kullanımına kadar eğitim görüyorduk. Herkesin branşı vardı. Her branştan öğretmenler gelip, bize belli günlerde eğitim verirdi. Zamanımız çok dolu geçerdi” diye konuştu.

SAVAŞIN AYAK SESLERİ

Xalıt, 82 baharına çıktıklarında İsrail’in Lübnan’ı işgal hazırlıkları olduğunu gördüklerini, siyasi değerlendirmelerde bunun kapsamlıca ortaya konulduğunu, Filistinlilerin de sürekli bu işgalden bahsettiklerini söyledi. Bununla savaşın yaklaştığını anlamaya başladıklarını ifade eden Xalıt, şöyle konuştu, “İsrail, Lübnan alanını işgal etmek, Filistin direniş hareketini tasfiye etmek, dağıtmak amaçlı hazırlık yapıyordu. Bu propagandalar epey sürdü. O zaman örgüt düzenlememizi Nebatiye’ye yaptı. Nebatiye İsrail sınırı yakınında Güney Lübnan’da bir ilçedir. Güney Lübnan’da üç temel şehir, merkez var. Sur, Sayda ve Nebatiye. Sur en Güney uçtadır. Sayda, Nebatiye ile Sur’un biraz daha Akdeniz’e bakan tarafındaydı. Nebatiye de dağlık bir alanda İsrail’e komşu olan bir ilçedir. Bizi oraya düzenlediler. Karasungur arkadaş bizimle konuştu. Zaten kendisi araba kullanıyordu. Arabasıyla geldi, bizi taşıdı, götürdü. Biz El-Fetih kampına gittik. Diğer arkadaşları da çeşitli yerlere düzenlendiler.”

100’e yakın arkadaşlarının da kendileri gibi Güney Lübnan’a aktarıldıklarını söyleyen Xalıt, ancak ayrı alanlara dağıldıklarını belirtti. Kendisinin altı kişilik bir birimde yer aldığını belirten Xalıt, sonraki gelişmeleri şöyle anlattı, “altı arkadaş bir alana gittik. Başka bir grup da bizim hemen yakınımızdaydı bu da İbrahim arkadaşın olduğu gruptu. Onlar da bizim paralelimizde sınırın karşı tarafında konaklamışlardı. Onlar binaların bulunduğu bir yerde, biz ise arazide hazırlanmış mevzilerde kalıyorduk. Zaman zaman da çıkan çatışmalara katılıyorduk. Filistinliler bizi mevzilendirmiş, eylemlere gidip geliyorlardı. Pusu atıyorlardı. O zaman İsraillilerin de çete güçleri vardı. Onlara Sait Hadat güçleri diyorlardı. Sait Hadat’ın kendisi aslen Lübnanlıdır. İsrail’in korucu gücüydü. Sınırı korumakla görevliydi. İsrail kendi askerlerini sınıra koymuyor, korucu güçlerini koyuyordu. Bizim çatışmalarımız da çoğunlukla onlarla oluyordu. Filistinliler zaman zaman bizi de sınıra pusulara götürüyorlardı, çatışmalara da giriyorduk. Savaş giderek yaklaşıyordu. Ben fiziki olarak güçlü kuvvetli olduğum için Katyuşa eğitimine de gidip geliyordum. O zaman Filistinlilerin elinde çok sayıda Katyuşa rampaları vardı. Hem eğitim görüyorduk hem de pratik olarak uygulamasını yapıyorduk.”

82 baharının son günlerine kadar Nebatiye alanında kaldıklarını söyleyen Xalıt, bir yandan savaş deneyimini kazanmak diğer yandan da enternasyonalist görevlerini yerine getirmek amacıyla Filistinlilerin yanında savaşa girdiklerinin bilincinde olduklarını söylüyor. Bunun kendileri için ideolojik bir yaklaşım olduğunu belirten Xalıt, şunları belirtti; “biz enternasyonal bir güçtük. Amacımız sadece Kürdistan’ı kurtarmak değil, sosyalizmi inşa etmekti. Onun için mücadeleye katılmıştık. Pratiğimiz de bu temelde olmak zorundaydı.”

İŞGAL BAŞLIYOR

İsrail’in daha önce Lübnan’ı birkaç kez işgal provasında bulunduğu, ancak geri püskürtüldüğünü söyleyen Xalıt, 6 Haziran 1982’ye gelindiğinde tank, top ve bütün güçleriyle yüklenerek yeni ve kapsamlı bir işgalin başladığını belirtti. İki gün içerisinde Güney Lübnan’ın birçok yerine indirmeler yapıldığını, bir yandan uçak, helikopter saldırılarının öte yandan tank saldırılarının oldukça yoğun olduğunu belirten Xalıt, anlatımlarına şöyle devam etti; “indirmelerle birçok yeri aldılar, ama çatışmalar da sürüyordu. 6 Haziran’dan 10 Haziran’a kadarki o dört gün içersinde Güney Lübnan’daki bütün belde ve şehirlerde yoğun çatışmalar yaşandı. Çatışmalar içersinde çok sayıda güçler vardı. Değişik ülke ve halkların örgütleri vardı. Filistinlilerin güçleri, Hizbullah güçleri vardı. Bir de dünyanın çeşitli yerlerinden gelen yani Filistinlilerin olanaklarından yararlanıp, bizim gibi eğitim ve hazırlık amaçlı çok sayıda örgütler de vardı. Hepsi savaş içerisindeydiler. Dört gün kadar yoğun çatışmalar yaşadık. Bu da Filistinlilerin emir ve komutasında gelişiyordu. Grubumuz altı kişiydi. Başımızda da bir tane Filistinli komutan vardı. Bizim mevzilendiğimiz yer, iki tarafı mezarlık olan bir asfalt yoldu. Yol, Nebatiye şehrine doğru gidiyordu. İsrail tankları da o yoldan gelerek ilerliyor, Nebatiye’ye geçmek istiyorlardı. Yoğun tank ve top atışı yapıyorlardı. Bizim grup o tankları ayın 6’sından 8’sine kadar o yoldan geçirmedi. Elimize birer B-7 silahı almış, önümüze de çok sayıda roket yığmış o şekilde çatışıyorduk. Bir inat gibi olmuştu adeta. Onlar geçmek istiyordu. Biz de geçmelerine izin vermiyorduk.”

ARNON KALESİ’NDE YAZILAN DESTAN

Ayın 6’sına doğru gelindiğinde kendilerinden başka kimsenin çatışmadığını fark ettiklerini belirten Xalıt, Filistinliler tarafından mevzilerde bırakıldıklarını söyledi. Çok uzaklardan çatışma sesleri geldiğini kaydeden Xalıt şunları söyledi, “bizim karşımızda İbrahim arkadaşların birimi vardı. Sanki onlar da geri çekilmişlerdi, oradan da çatışma sesleri gelmiyordu. Yine bizim bazı arkadaşlar, demokratik ve halk cephesi gibi hareketlerde yer almışlardı, onlarla hareket ediyorlardı. Onların olduğu yerde de çok kısmi çatışma sesleri geliyordu. Biz de dil bilmiyoruz, kimseye bir şey de soramıyoruz. Tek-tük bildiğimiz kelimelerle bir şeyleri anlamaya çalışıyoruz. Dil bilmediğimiz için birilerinin gelip bize “geri çekilin, mevzi değiştirin ya da biz bu dağı bırakıyoruz, başka bir yere gidiyoruz” demesini bekliyorduk. Ama talimat alıncaya kadar da direnmeli ve mevzilerimizi bırakmamalıydık, anlayışımız buydu.”

En şiddetli çatışmaların Arnon Kalesi denilen yerde olduğunu belirten Xalıt, şöyle konuştu, “Arnon Kalesi bize epey uzaktı. Kale sınıra en yakın yerdeydi. Biz sırtın bir ucundaydık, o kale de diğer ucundaydı. Ben de o kalenin yapımında çalışmıştım. Kalenin altı hep askeri tünellerdi. Filistinliler tarafından yapılmıştı, ama biz de orada çalışmıştık. Kalede şehit düşen arkadaşlar kaleyi savunmakla görevli Demokratik Cephe güçlerinin yanında yer alıyorlardı. Yani onlarla hareket eden bir grubumuzdu. O grubun çevresindeki Filistinliler mevzilerini bırakıp kaçmışlardı. Nebatiye, Sura doğru geri çekilmişlerdi. Filistinliler çok fazla direnmemişlerdi. Orada bulunan grubumuzun durumuna ilişkin bilgi alamamıştık. Dil bilmediğimiz için kimseye de soramıyorduk. Çat pat anladığımız kadarıyla grubumuzun şehit düştüğünü anladım. Ama tam olarak kaç arkadaşın şehit düştüğünü bilmiyorduk. Onlardan biri ‘Kürtler çok yiğittir, çok kahramandır. Kaledekiler de çok direndiler, kahramanca, aslanlar gibi dövüştüler, şehit düştüler’ dedi. Arkadaşların şahadetini de o şekilde öğrendik.”

Kalede 9 arkadaşının yaşamını yitirdiğini, onlardan sadece Mehmet Atmaca, Kemal Çelik (Kaymakam Xalit’in kardeşi), Veli Çakmak’ın ismini hatırladığını belirten Xalıt, “orada şehit düşen toplam dokuz arkadaştı. Demokratik Cephe ile birlikte hareket ediyorlardı. Hem uçaklara, hem tanklara karşı ciddi bir direniş sergilemişler ve şehit düşmüşlerdi. Daha sonra, İsrailli yetkililer, bu kaledekiler Filistinli değiller, kesin başka halklardandırlar. Filistinliler bu kadar direnemezler, kendilerini zorlayamazlar” değerlendirmesi yaptığını öğrenmiştik. Ki direnenlerin Kürtler olduğunu öğrenmeleri de uzun sürmedi...

YARIN: Savaşın şehirlerdeki yüzü...
Mevzileri terk etmeyerek esir düşen PKK’liler...
Ensar esir kampında iki yıl..

Hazırlayanlar
SEYİT EVRAN / GÜLİSTAN TARA/ ANF- KANDİL

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA
YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


Yorumlar
Yazan: serhatsiwerek     Tarih : 2008-06-20 09:28:50     Puan :
PKK tarihinin baslangici olan filistindeki direniste sehit düsen bütün arkadaslarin anilari önünde saygiyla egiliyoruz.PKK nin baslangicindaki direnis ve inanc ne ise o gerceklik simdi kürdistan daglarinda devam etmektedir.
ZAFER HER ZAMANKINDEN DAHA YAKINDIR(BASKAN APO)

En çok okunan haberler
· Öcalan: Devlet kendi Kürdünü yaratıyor
· Rojaciwan "Özgürlük Daglarinda" Bölüm 1
· Kemal Pir’in yayınlanmayan fotoğrafları -Özel
· HPG ANAKARAGAH KOMUTANLIĞI AÇIKLAMASI
· Kandil, Gazze benzetmesi AB başsözcüsünü zorda bıraktı
· Meclis'te Kürtçe'ye hakaret! 'Bilinmeyen dil'di bu kez üç nokta oldu
· DTP'nin aday adayları kendilerini tanıttı
· Türk savaş uçakları Kandil'i bombalıyor
· Kürtlerin televizyonu zaten var, mesele Kürt sorununu çözüp çözmeme iradessidir
· AKP Diyarbakır aday adaylarını tanıttı

Dizi Yazılar
· Azize Ceo ile sürgündeki Kürt entelektüelizmi… -Söyleşi-
· Yaklaşan tehlike ve önlemler
· 14 Temmuz 1982 Güneş Doğmadan Önce..
· Ebedi yok edilişe direnen şehir Licê
· Otoriteye Son! İnsanlara Mutlak Özgürlük!
· Üç yüz yıl sonra Ehmedê Xanî
· „Artık yeter!“ barış yürüyüşü ve yapılması gerekenler
· Ne demeli Simdi
· Asıl projeleri netleşiyor
· Beyazıt katliamına zamanaşımı oyunu

© Rojaciwan.com