Hukukçular, 'Abdullah Öcalan'a Sayın diyerek kendimi ihbar ediyorum' kampanyası çerçevesinde savcılıklara verilen ihbar dilekçelerinin kabul edilmemesi ve dava konusu yapılmasını Anayasa ve uluslararası hukuka aykırı buldu.
Hukukçular 'Anti-demokratik uygulamalara son verilmeli' diyor.
Kürtlerin başlattığı 'Sayın Öcalan' kampanyası giderek hız kazanıyor. Bugüne kadar, Diyarbakır, Batman, Siirt, Urfa, Mardin, Şırnak, Van, Mersin, Adana, İstanbul, Malazgirt, Bulanık (Kop) gibi il ve ilçelerde cumhuriyet savcılıklarına başvuran 5 bini aşkın kişi, 'Eğer sayın olarak hitap etmek suç ise ben de 'Sayın Abdullah Öcalan' diyorum ve bu suçu işleyerek kendimi ihbar ediyorum' diyerek kendisini ihbar etti. Türkiye'de ilk kez uygulanan kitlesel sivil itaatsizlik eylemi dolayısıyla kimi yerlerde dilekçelere el konularak aktivistler gözaltına alındı, kimi yerlerde de 'toplu halde dilekçe veremezsiniz' denilerek dilekçeler işleme konulmadı. Buna rağmen binlerce dilekçeleri posta yoluyla savcılıklara ulaştırdı. Kampanyayı değerlendiren hukukçular, savcılıkların dilekçeleri kabul etmemesini Anayasa'ya ve uluslararası hukuka aykırı bularak, 'Sayın' kavramından dolayı gerçekleştirilen yargılanmaların traji-komik olduğuna dikkati çektiler.
İHD Diyarbakır Şube Başkanı Muharrem Erbey, 2005 yılında düzenlenen yeni TCK'de düşünce ve ifade özgürlüğü önünde engel teşkil eden 14 madde olduğunu ifade ederek, 'Bunlardan bir tanesi de TCK'nin 215'inci maddesidir. Bu madde 'Suçu ve suçluyu övme' olarak düzenlenmiştir. Madde düşüncesini ifade etmeye çalışan insanların önünde çok ciddi bir engel olarak karşımıza çıkmaktadır. 215'inci maddeye baktığımızda işlenmiş olan bir suçu veya işlenmiş olan bir suçtan dolayı bir kişi alenen övmekten bahsedilmektedir. Bu tanım çok soyuttur. Soyutlama ile siz herkesi soruşturma ve davaya tabi tutmak sureti ile sanık konumuna getirebilirsiniz' dedi.
Tepki meşrudur
Kampanya ile çok soyut olan bu maddenin kaldırılma talebi sergilendiğini vurgulayan Erbey, savcılıklar tarafından dilekçelerin kabul edilmemesinin yerinde bir karar olmadığını ifade etti: Erbey, şunları söyledi: 'İhbarlar uluslararası sözleşmelere İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne ve AİHM Sözleşmesi'ne aykırı olan bir kanun maddesinin muhalifi olduğunu ortaya koyuyor. Ve bu muhalif tepki, çok meşru ve uluslararası mevzuata uygun bir şekildedir. Dilekçe aynı zamanda bir protestodur. Dilekçelerin kabul edilmemesi Anayasa'ya ve uluslararası hukuka aykırıdır' diye konuştu.
AİHM konusunda uzman avukat Meral Danış Beştaş ise, yargılama ve cezalandırmaları hukukçu olarak kabul edilemez bulduğunu vurgulayarak, 'Bu 'Sayın' kavramına açılan yargılamaların Ceza Yasası'na AİHM açısından hiçbir hukuki standardı yoktur. Bunun izahı da yoktur. İzahının olmamasının nedeni bir tek kavramdan eskiden propaganda ve son 3 yıldır 215'inci maddeden ceza veriliyor. Bu daha çok siyasal yaklaşımın ürünüdür' dedi. Beştaş, 'Türkiye'deki muktedirler ve yöneticilere 'Sayın' kavramı bir nezaket sözcüğüdür. Yani bir hitap şeklidir. Biz bir insanın ismini zikretmeden önce 'Sayın Recep Tayyip Erdoğan' deriz, 'Sayın Abdullah Gül' deriz. Burada kastımız nezaketen ve saygı kuralları çerçevesinde bir kişinin sadece ismi ile anılmaması durumunda bu kavramı kullanırız. Bir yazımda Kenan Evren'e ya da Yaşar Büyükanıt'a 'Sayın' dediğimde, onun mutlak suretle düşüncelerini benimsediğim, onun her yaptığını tasvip ettiğim ve övdüğüm sonucu çıkabilir mi? Bu bir nezaket belirtisidir' diye konuştu.
'Yargılama erkini zorlayacaktır'
'Sayın' kavramı gibi traji-komik bir nedenle yargılama yapılması ve ceza verilmesinin Türkiye'nin demokratikleşmesinin önünde ciddi bir engel oluşturduğunu ifade eden Beştaş, 'Bu anti-demokratik uygulamalara son verilmelidir. Yargı bu kararı gözden geçirmelidir' şeklinde konuştu. Türkiye'de aydın, yazar ve siyasetçilerden oluşan Düşünce Suçu Girişimi tarafından da 'Sayın Öcalan' kampanyası benzeri ihbar eylemleri yapıldığını ifade eden Beştaş, kampanyanın kilit rol oynayabileceğini ifade ederek, 'Çünkü normal suçlar kovuşturulamaz hale gelecek. Bu demokratik bir eylemdir. İnsanlar kendi düşüncelerini yazdıkları yazılarla ifade ediyorlar. Hiç kimsenin önünde böyle bir engel yoktur' dedi.
Kızıltepe'de 190 kişi 'sayın' dedi
Mardin'in Kızıltepe ilçesinde 190 kişi 'Abdullah Öcalan'a Sayın diyerek kendimi ihbar ediyorum' dilekçelerini posta yoluyla savcılığa göndererek, kendini ihbar etti. DTP ilçe binası önünde biraraya gelen 300 kişi, dilekçeleri teslim etmek için adliye binasına gitmek istedi. Parti binası etrafında geniş güvenlik önlemleri alan polis, kitlenin adliye binasına gitmesine izin vermedi. Bunun üzerine dilekçeleri vermek için oluşturulan 5 kişilik heyet, Kızıltepe Savcılığı'na giderek, dilekçeleri teslim etmek istedi. Ancak, polis savcının, 'Hiçbir şekilde dilekçeleri kabul etmiyorum. Kimseye izin vermeyin' diye talimat verdiğini söyleyerek, izin vermedi. Uzun süren tartışmalardan bir sonuç alamayan DTP'liler, 5 kişilik bir heyet oluşturarak, 190 dilekçeyi Kızıltepe Postanesi'nden savcılığa gönderdi. Dilekçeleri gönderdikten sonra DTP ilçe binası önüne gelen heyet 'Sayın Öcalan', 'Birêz Öcalan' sloganları ile karşılandı. Slogan atılmasına müdahale eden polis ile kitle arasında kısa bir gerginlik yaşandı. DTP ilçe binası önünde açıklama yapan DTP Kızıltepe İlçe Başkanı Reşat Kaymaz, 'Sayın' ibaresinden dolayı birçok Kürt siyasetçi hakkında soruşturma ve dava açıldığını belirterek, 'Sayın ibaresinin bir suç olmadığını, bir hak olduğunu göstermek amacıyla dilekçe vermek istedik. Ama engellendik. Savcılık hiçbir şekilde bizi kabul etmedi. Biz yine de posta yoluyla savcıya dilekçemizi ileterek, kendimizi ihbar ettik' dedi. Açıklamadan sonra grup dağıldı. DİYARBAKIR / MARDİN - DİHA
Hikmet Erden
|