Gönderen: seteney Tarih: 29.06.2008, 10:43:40 (1038 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
29 Haziran tarihi Kürtler açısından önemli bir gün. Çünkü bu tarih, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın İmralı'da yargılandığı davada, idam kararının verildiği gün.
Kamuoyunda Asrın Davası olarak bilinen tarihi dava, 31 Mayıs 1999 tarihinde başladı ve 9 duruşma sürdü. Dünya basınında manşetlerden düşmeyen dava, Kürt sorununun tartışıldığı bir platform oldu. Türkiye'de yediden yetmişe herkes davayla yatıp davayla kalkarken Öcalan'ın duruşmada söylediklerini cımbızlayarak aktaran medya, dava boyunca kötü bir tavır sergiledi ve şoven dalganın yükseltilmesinde büyük sorumluluk üstlendi. Öcalan duruşmanın 7. oturumunda Kürt sorununa yönelik çözüm önerilerinde bulundu, devletin de gerekli duyarlılığı göstermesini istedi ve 'Silahlı çatışmadan vazgeçme vakti gelmiş ve geçmektedir' dedi. 'Tarihin ahlaki ve siyasi açıdan beraatinin kesin olduğuna inancım tamdır' diyen Öcalan, mahkeme boyunca barışın savunuculuğunu yaparak, şunları söyledi: 'Tehlikeli ve anlamsız bir çıkmazdan bir an önce kurtulma gereği vardır. Devletin de gerekli duyarlılığı göstermesi halinde silahlı çatışmadan vazgeçme vakti gelmiş ve geçmektedir. Demokratik çözümün zemini vardır. Karşılıklı inatlaşma gereksizdir. Türkiye büyük tehlikelerden korunma dışında, bunu yeni güç kaynağına dönüştürme şansına da sahiptir. PKK'nın askeri savaş olanakları içte ve dışta Türkiye'nin hizmetine girecektir. Türkiye'nin, Avrupa başta olmak üzere yeni mevzilere girerek bölgede gerçekten lider ülke konumuna yükselmesi, bu çatışma ortamından kurtulmasına bağlıdır. PKK'nın siyasi varlığına bu yönde çözüm Türkiye'nin en önemli kazanımı olacaktır. PKK'nın küçümsenmesi nasıl büyük kayıplara yol açtıysa, doğru ele alınması da o ölçüde büyük güce kavuşmayı sağlayacaktır.'
'Dava çözüme katkı sağlasın'
Asrın Davası'nda tarihi karar duruşması 29 Haziran 1925'te idam edilen Şeyh Sait'in idam tarihi ile aynı güne denk getirildi. 29 Haziran Salı günü saat 09.45'te başlayan duruşmaya asker yakınları, yaralı askerler ve müdahil avukatların yanısıra Öcalan'ın 12 avukatı katıldı. Mahkeme heyetinde M. Turgut Okyay, Hüseyin Eken ve Mehmet Maraş'tan oluşan DGM heyeti vardı. İddia makamında ise Başsavcı Cevdet Volkan ile Savcı Talat Şalk yer alıyordu. Öcalan'ın avukatları 09.48'de, Öcalan ise 09.50'de duruşma salonuna girdi. Yakınları ise, duruşma salonunda yer almamıştı. Öcalan, yakınlarının karar duruşmasına gelmesini istememişti. Mahkeme başkanı Öcalan'a 'son söz'ünü sordu. Öcalan konuştuğunda mahkeme salonundaki saat tam 09.55'i gösteriyordu. Kısa yanıtı tercih eden Öcalan'ın konuşması 1 dakika 30 saniye sürdü: 'Vatana ihanet suçlamasını kabul etmiyorum. Vatanın birliği, birlikte özgür yaşam için mücadele verdiğime inanıyorum. Cumhuriyete karşı değil, demokratik cumhuriyet mücadelesi veriyorum. Tarihi yanlışların büyüttüğü sorunun çözüme ulaşacağına inanıyorum. Bu dava buna katkı sağlasın. Bundan sonra demokratik cumhuriyet ekseninde adil, gururlu barış ve kardeşlik için başlangıçtaki kararlı sözümü, çağrımı tekrarlıyorum. İnsanlığı, devleti, demokratik ve tüm toplumsal güçleri üzerlerine düşeni yapmaya çağırıyorum. Ülkenin geleceği savaştan değil, barışın zaferinden geçiyor, herkesi selamlıyorum.'
Öcalan değil Okyay heyecanlı
Mahkeme heyeti 09.57'de salonun boşaltılmasını istedi, 10.28'de ise duruşmayı yeniden açarak tarafları ve gazetecileri salona aldı. 10.30'da okunan tarihi karar tam 3 dakika sürdü. Okyay herkesin ayağa kalkmasını istedi; ardından tarihi kararı açıkladı: 'Kurduğu silahlı terör örgütü PKK'yi aldığı kararlar ve verdiği emir ve talimatlarla sevk ve idare ederek devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya matuf eylemleri gerçekleştirdiği sabit görüldüğünden eylemine uyan TCK'nın 125. maddesine göre ölüm cezası ile cezalandırılmasına...' Ceza kararını mahkeme üyelerine kıyasla daha rahat ve sakin bir şekilde dinleyen Öcalan, karar açıklandığında elini kaldırdı ve salonda bulunanları selamladıktan sonra salondan çıktı. Mahkeme Başkanı Okyay, uygulanagelen yöntemin aksine kalem kırmadı. Okyay, neden kalem kırmadığını daha sonra şöyle açıklayacaktı: 'İdam cezası kararı verince gazeteciler ve salonda bulunanlar kalemi kırıp kırmadığıma bakıyorlardı. Kırmadım. Kalem kırmanın hiçbir önemi yok. Yasalarda öyle bir şey yok. Kalem kırmanın şu anlamı var: Allah bir daha böyle bir idam cezası vermek nasip etmesin. Üstelik o kalem benim değil, bir arkadaşımındı.'
Kilometre taşı oldu
Tarihi dava, Türk hukuk sisteminin de önemli kilometre taşlarından biri oldu. İlk kez davayla birlikte Türkiye'de savunma hakkı, idam, adil yargılama hakkı, DGM'lerin yapısı, hukuk kurallarının toplumsal barışa katkısı gibi konular enine boyuna tartışıldı. Kürt sorununu doğuran sosyal, siyasal ve ekonomik faktörler görünürlük kazandı, sorunun çözülmesine yönelik girişimlerin kapısı aralandı. Davanın menfi sonuç oluşturmaması için idam kaldırıldı, askeri yargıç müessesesi feshedilerek DGM'ler sivilleştirildi, idae-i muhakeme olanağı getirildi. İdam kararından sonra Türkiye, idam tartışmalarına odaklandı. Avukatların başvurusu üzerine AİHM, ihtiyati tedbir kararı aldı. Karardan sonra Kürtler 'İdam Kaldırılsın' kampanyası düzenledi, AB'den ise idamın kaldırılmasına ilişkin baskı geldi. Türkiye idamı 3 Ağustos 2002'de kaldırdı. 419 milletvekilinin katıldığı oylamada, idam cezası 162 oya karşın 256 oyla kaldırılarak bir tarih yazıldı. Ancak idamın kaldırılması Türkiye'yi farklı bir stratejiye götürdü. Öcalan'ı İmralı'da adım adım çürütme stratejisi izleyen devlet, Öcalan'a sık sık tecrit uyguladı, psikolojik baskı metodları ile sonuç almak istedi, görüşlerinden dolayı tam 9 kez hücre cezası verdi. |
|
|
|
|
 |
Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Yazan: korbax Tarih : 2008-06-30 16:05:08 Puan :      |
|
Onlar ÖCALANI IDAM EDECEK KADAR APTTAL DEYILLER KI ÖYLE BISEY OLSAYDI TÜRKIYE CUMHURIYETI DEDIKLERI O DEV *ÜLKEYI BIR KIBRIT CÖPÜ GIBI GÖZLERININ ÖNÜNDE NASIL YAKILDIGINI GÖRECEKELRDI EVET BASKAN IDAM EDILMEDI AMA HER GÜN IDAMDAN BETER EDILIYOR TABI BUNU YASAMAYAN PEK FAZLA BILMEZ ANLAYAMAZ O CEZA EVLERINI TECRIDI BILE BASITE ALIRLAR VE BIZLER FARKINDA OKLMADAN HER GÜN IDAM EDERLER PISIKOLOJIK OLARAK FIZIKI OLARAK HER YONLÜ SOVEN IRKCI ALCAK ZIHNIYETLE IDAM EDERLER O HEP BARIS DEDI BIZDE HEP BARIS DIYECEGIZ YETERKI O FILOZOFU VE ONUN FELSEFESINI IYI ANLAYIP CÖZELIM ZAFER COK YAKINDIR HER SABAH KALKTIGIMIZDA BU GÜN ZUAFER OLACAK UMUDUYLAN KALKALIM_SAYGILAR::::
BE TE JIYAN NABE SEROKEMIN |
|
|
|
 |
| |
|