Gönderen: seteney Tarih: 30.06.2008, 10:17:48 (659 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
Türkiye'de 'Sayın' kelimesi yargıda bir paranoyaya dönüşerek sürüyor. Aralarında aydın, siyasetçi, yazar ve belediye başkanlarının da olduğu yüzlerce kişi hakkında TCK'nin 215'inci maddesine dayanılarak 'sayın' nedeniyle soruşturma ve davalar açılarak cezalar verilirken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Asrın Hukuk Bürosu ve Türkiye hükümeti ile yaptığı yazışmalarda, 'Monsieru (Mösyö) Abdullah Öcalan' ya da 'Mister' olarak nitelen 'Mr. Abdullah Öcalan' dediği görüldü.
Hukukçular, 'Türkiye AİHM'e nota mı verecek. AİHM'i de yargılayacak mı?' diyerek açılan dava ve soruşturmalara tepki gösterdi.
AİHM davaları konusunda uzman Av. Meral Danış Beştaş, Başbakan Tayyip Erdoğan hakkında 'Sayın Öcalan' dediği için açılan soruşturmanın takipsizlikle sonuçlandığını hatırlattı. 'Sayın'ın, kimin kullandığına göre ele alındığını ifade eden Beştaş, 'Bölge'de herhangi bir Kürt politikacı, Kürt coğrafyasında yaşayan herhangi bir vatandaşın kullanması, DTP'li birinin kullanmasıyla Ankara'da birinin kullanması arasında fark var. Halbuki yargılama herkes için eşittir. Yani ben 'Sayın' diyorsam yargılanıyorsam diğeri yargılanmıyorsa, burada kanun önünde eşit değiliz. Anayasa'ya aykırı bir uygulamadır' dedi.
'AİHM'e nota mı verecek'
AİHM'in Türkiye ile Öcalan konusunda yazıştığında, 'Sayın Abdullah Öcalan' dediğine dikkat çeken Beştaş, şunları belirtti: 'Türkiye bu durumda AİHM'e nota vermeli herhalde. Böyle bir şey olamaz. 'Sayın'a dava açılıyor, ceza veriliyor. 10 yıl önce böyle bir şey yoktu. Türkiye uluslararası sözleşmelere taraf olmakla onları uygulamakla mükelleftir.' AİHM'in Bayram Kalem davasında 'Sayın Öcalan'dan dolayı Türkiye'yi mahkum ettiğini de hatırlatan Beştaş, 'AİHM'e yeniden taşınırsa yine orda ihlal ettiği sonucu çıkacaktır. Düşünce ve ifade özgürlüğü halen yargılanıyor. Bu hukuki değildir. Siyaseten AB'ye üye olmak isteyen bir ülke, yargılama yetkisini kabul ediyor. Türkiye buna uymak zorundadır' dedi.
Türkiye mahkum oldu
İHD Diyarbakır Şube Başkanı Av. Muharrem Erbey de, AİHM'in tüm kararlarında 'Sayın Öcalan' kavramını kullandığını söyledi. 'Sayın' kavramının net bir şekilde nezaket kuralları gereği kullanıldığını belirten Erbey, Bayram Kalem'in dava sürecini şöyle anlattı: 'Maraş'ın Afşin ilçesi doğumlu Bayram Kalem, bir trafik kazası sonucunda girdiği cezaevinde televizyon haberlerini izlerken, 'Sayın Öcalan' ifadesini kullandığı için cezaevindeki diğer mahkumlar tarafından savcılığa şikayet edilir ve yargılama sonucunda, 25 Temmuz 2000 yılında 1 yıl hapis ve 7 bin 600 YTL para cezasına çarptırılır. Bunun üzerine Kalem AİHM'e başvurdu. AİHM, Türk mahkemesinin verdiği kararda, yargılamanın ve cezanın 'Temel Özgürlükler ve İnsan Haklarının Korunması' anlaşmasına uymadığı ve sanığın Öcalan'ı övücü sözlerini başkalarına kabul ettirme amacı taşımadığı gerekçesiyle Türkiye'yi 6 bin euro para cezasına mahkum etmiştir. Burada şahsın 'Sayın' demekle nezaket kuralları gereği bir ifadeyi ve düşünceyi ortaya koyduğu açıklanmış. Türkiye bu mahkumiyet kararıyla mahkum edilmiştir. Evrensel hukuk kuralları çerçevesinde ele aldığımızda nezaketen söylenen bir sözün cezalandırılması hukuk kurallarına aykırıdır. Çok zorlama bir yorumla çıkarılan bir kanun maddesidir.' Erbey, TCK'de varolan 215'inci maddenin tamamen kaldırılması gerektiğini de vurguladı. DİYARBAKIR - DİHA
'Sayın Öcalan' bilançosu: Binlerce dilekçe, 171 gözaltı
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a 'Sayın' denildiği için açılan soruşturmalar, davalar, verilen para ve hapis cezalarına karşı başlatılan 'Sayın Öcalan' kampanyası çerçevesinde binlerce Kürt, savcılıklara dilekçe vermeye devam ediyor. Çığ gibi büyüyen kampanya kapsamında Kürtler, geçen hafta da binlerce dilekçeyi engellemelere rağmen yargı makamlarına ulaştırırken, yine onlarca gözaltı yaşandı. Diyarbakır'da 23 Mayıs'ta 360, Batman'da 30 Mayıs'ta 520, İstanbul'da 6 Haziran'da 149, Mardin'de 9 Haziran'da 300, Şırnak'ta 12 Haziran'da 500 kişi, Muş'un Bulanık ilçesinde 13 Haziran'da 150, İstanbul'un Ümraniye ve Küçükçekmece ilçelerinde 16 Haziran'da 450, Urfa'da 18 Haziran'da 500 dilekçe verildi. Ancak verilen binlerce dilekçenin birçoğu kabul edilmedi. Kampanya kapsamında şuana kadar Batman, Muş, Mardin, Adana, Mersin ve İstanbul'da dilekçe veren 171 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların çoğu ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakılırken, Mersin'de 61 kişi 4 gün boyunca gözaltında sorgulandı.
Siyasi partiler: Gözaltılar keyfidir
Mersin'de 'Sayın Öcalan' diyerek kendilerini savcılığa ihbar edenlerin gözaltına alınmasına yönelik tepkiler sürüyor. SDP Mersin İl Başkanı Serkan Kayar, yaşanan gözaltı olayının Türkiye'deki hukuk ve demokrasinin çarpık gelişmesinden kaynaklandığını söyledi. EMEP Mersin İl Sekreteri Mehmet Taşçı ise, hiçbir ülkede kelimelerin yasalar kapsamına alınmadığını dile getirerek, 'Böyle bir garabet ne yazık ki ülkemizde yaşanıyor. Burada il başkanının gözaltına alınması ve günlerce gözaltında tutulması anti-demokratik bir uygulamadır. Bu da bizim ülkemizde demokrasinin olmadığının bir göstergesidir' dedi. Gözaltıların onur kırıcı bir uygulama olduğunu belirten Kayar, Kürt halkının irade beyanı sesine kulak verilmesini istedi. ÖDP Mersin İl Başkanı Oktay Canpolat da, 'Sayın Öcalan' şeklinde hitap etmenin bireysel bir hak olduğunu ifade etti. Gözaltıları kınayan Canpolat, demokratik çözümü tartışılabilecek bir yaklaşıma ihtiyaç olduğuna vurgu yaptı. MERSİN
|
|
|
|
|
 |
Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
| |
|