Gönderen: zinar_adar Tarih: 14.07.2008, 15:34:30 (1220 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
BEHDİNAN - KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı 14 Temmuz ölüm orucu eyleminin yıldönümü vesiylesiyle yazılı bir açıklama yaparak, 14 Temmuz’da yaşamını yitiren PKK’nin öncü kadrolarını andı.
14 Temmuz direnişinin 26. yıldönümüyle ilgili yaptığı açıklamada KCK, ‘’Bir ulusal onur ve direniş günü olan 14 Büyük Ölüm Orucu Eylemini başlatan ve bu eylemde şehadete ulaşarak ölümsüzleşen PKK’nin Önder kadrolarından M. Hayri Durmuş, enternasyonalist devrimci Kemal Pir, partimizin militanlarından Akif Yılmaz ve Ali Çiçek yoldaşların şahsında tüm Kürdistan devrim şehitlerini saygıyla anıyor, anılarına Kürdistan özgürlük mücadelesini daha fazla yükseltme temelinde bağlılık sözümüzü yineliyoruz’’ dedi.
Açıklamada, 12 Eylül askeri faşist cuntasının Kürt halkının PKK ile birlikte özgürlük umutlarını yok etmek ve Türk halkının devrimci-demokratik dinamiklerini ezerek, Türkiyeyi uluslararası sermayenin bölge politikasının jandarması yapmak için iş başına geldiğine dikkat çekti.
Askeri-faşist cuntanın devrimcileri kurşuna dizdiği, işkencehalerde Türk ve Kürt halklarının öncü militanlarını katlettiği ve dar ağaçlarında devrimcileri idam ettiği hatırlatılan açıklamada, 12 eylül darbesiyle birlikte Kürdistan’ın yeniden işgal edildiği ifade edildi.
Açıklamada, Kürdistan’ın Kürt halkı için bir zindana dönüştürülmek istendiği, şehirler, sokaklar ve köylerin birer işkencehaneye dönüştürüldüğü ve onbinlerce kişinin tutuklandığı hatırlatıldı.
Esaret altına alınan PKK’nin önder kadro, sempatizan ve taraftarlarına yoğun işkence uygulandığı vurgulanan açıklamada şöyle denildi:
‘’Amed zindanında binleri bulan PKK’li tutsaklar üzerinde geliştirilen faşist cuntanın özel planı böyle bir tehlikeyi ifade etmekteydi. Bu planla PKK kadro ve sempatizanları Önder Apo’dan, PKK’den kopartılacak, birbirine karşı güvensizleşecek, örgüt ve irade olmaktan çıkacak, Kürdistan halkı da öncü de yaşanan bu durumu görecek ve özgürlük umutlarını yitirerek, bir kez daha geleceği kendi özgürlük mücadelesinde değil, Türkleşmede ve ulusal erimede görecekti. Böylelikle Türk devletinin kuruluş felsefesi olan tek devlet, tek ulus, tek dil ve tek bayrak stratejisi zafer kazanmış olacaktı. PKK’nin varlığı ve mücadelesi bu stratejiyi ciddi bir biçimde tehlikeye sokmuştu. Bu nedenle de, PKK’li tutsaklara karşı saldırısının özünde stratejik bir yönelim ve öçalma olduğu açıktır.
Düşmanın kendi şahıslarında bir halkın özgürlük umutlarını ve PKK’yi bitirmek istediklerinin farkında olan PKK’nin önder kadroları, bu saldırıyı boşa çıkarmak için, yoğun bir arayışın içine girmişlerdir. Mazlum Doğan ile başlayan bu arayış, dörtlerin eylemleriyle sürmesine rağmen, düşman stratejik yaklaştığı için işkencenin azaltılması şurda kalsın, daha fazla artmıştır.
Gelinen aşamada ya düşmanın bu saldırılarına daha büyük bir kararlılık ve duruşla “ “Edi Bese” denilerek bir hamle yapılacak ya da, bir halkın özgürlük umutları zindanın karanlığında yitip gidecekti. Böylesi bir tehlikeyi iliklerinde hisseden M.Hayri Durmuş, Kemal Pir, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek yoldaşlar işte tam da böylesi bir dönüm noktasında Büyük Ölüm Orucu kararını vermişler ve şehit düşmüşlerdir. Bu karar, sadece Kuzey Kürdistan için değil, tüm parçalardaki ve yurtdışındaki Kürt halkı için yeni bir dönem başlatmıştır.
Bu anlamda bütünüyle tarihin karanlıklarına gömülmek istenen bir halkın kimliği ve özgür geleceği 14 Temmuz direnişiyle kesinleşmiştir. Eğer böyle bir tavır takınılmasaydı, “ezilen zindan direnişçiliği ve ezilen PKK; tümüyle bir halkın ezilmesi ve tarih sahnesinden silinmesi” anlamına gelecekti. Eğer bugün Kürt halkının ulusal varlığı ve direnişi kesinleşmişse bunda 14 Temmuz Ölüm Orucu direnişçilerinin bir halkı aydınlatan meşale olmaları, özgür yaşam umudunu canlandırmaları ve yeni bir yaşam tarzını ortaya koyma gerçeklikleri bulunmaktadır.
14 Temmuz Direnişi, her türlü baskı ve işkence altında, Önder Apo’ya, PKK’ye, halka ve insanlık değerlerine, Türk-Kürt halklarının eşit-özgür birliktenliğine ve geleceğine duyulan inancın ve bağlılığın somut bir ifadesi olmuştur. Yine bu direniş, en amansız koşullarda bile PKK’nin ve PKK’nin özünü kavramış militanının yenilmezliğini ve zafer kazanma gücünü ve yeteneğini ortaya koymuştur.
14 Temmuz direnişi, varolan düşman ve dünya gerçekliği karşısında Kürdistan özgürlük mücadelesinin militan ölçülerini ve devriminin esas kanunlarını ortaya koyan bir manifesto olmuştur. Ancak böyle bir duruşla düşman karşısında durulabilir, ancak böyle militan ölçü ile bir halkın özgürlük umutları ve mücadelesi ayakta tutulabilir. Bu çok net bir biçimde ortaya konulmuştur.
Bu direniş hamlesi ile Türk sömürgeciliğinin PKK militanlarının şahsında Kürt özgürlük umutlarını kırma hesapları bu görkemli direnişle bozularak, Kürt halkının PKK çizgisinde zafer kazanacağını ortaya koymuş ve bunu kesinleştirmiştir. Bu direniş Şanlı 15 Ağustos Atılımına giden yolu döşemiş, kendi özgürlük sorunları için mücadele eden bir halk gerçekliği yaratılmıştır. Bugün geliştirilen tüm serhıldanların temelinde düşmanın her türlü işkencesi altında olsa bile kazanmasını, düşmanı dize getirmesini bilen 14 Temmuz direnişçilerinin büyük duruşu bulunmaktadır.
14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Eylemi, sömürgeci inkar-imha siyasetine, işkencesine Kemalce Pirce, Hayrice, Ali ve Akifçe Êdi Bese demektir. Onlar bir kez Êdi Bese dedikten sonra, son nefeslerine kadar düşman karşısında gösterilmesi gereken duruşun nasıl olması gerektiğinin ölçülerini ortaya koymuşlardır. Onları zafere götüren de bu duruşları olmuştur.
Türk devleti bundan 26 yıl öncü Amed zindanında, PKK’li tutsakların şahsında Kürt halkının özgürlük umutlarını kırmak ve iradesini kırmak istemekteydi. Bugünde bir işkence sistemine dönüşen İmralı zindanında Önder Apo şahsında daha inceltilmiş yöntemlerle böyle bir sonuç almak istemektedirler. Önder Apo’nun zehirlenmesi, saçlarının zorla kesilmesi, her fırsatta hücre cezasına çarptırılması, ağır psikolojik baskı altına alınması gibi uygulamalar, böyle bir hedefi gerçekleştirmek için pratikleştirilmektedir. Önder Apo’nun premethus vari direnişi, sadece Kürdistan halkının değil, bölge halklarının ve insanlığın özgürlük umutlarını da dimdik ayakta tutmaya devam etmektedir. Önder Apo’nun bu büyük direnişini saygıyla selamlıyoruz.
Önderliğimiz şahsında halkımıza karşı gerçekleştirilen bu saldırı ve hakaret karşısında tüm halkımızı, Apocu hareketin militan, sempatizan ve taraftarlarını, 14 Temmuz direnişinin anlam ve önemini doğru anlamaya, onların en amansız koşullarda dört duvar arasında yarattıkları direniş kültürünü sömürgecilerin tüm saldırılarını boşa çıkarma, oyunlarını bozma temelinde ve mücadeleyi daha fazla yükseltmek için Kemalce ve Hayrice Êdi Bese diyerek Hamleye katılmaya davet ediyoruz.’’
..
ANF NEWS AGENCY |
|
|
|
|