KDP'de iktidar kavgası KDP içindeki iktidar savaşı günümüzde esas olarak Mesud ve İdris Barzani aileleri arasında geçmektedir. Esas olarak Mesud Barzani ve Neçirvan Barzani arasında somutlaşan çelişkili ve çatışmalı durumun nedeni halk arasında İdris Barzani'nin ölümüyle bağlantılandırılsa da, siyasal çevreler çatışmanın rant paylaşımından kaynaklandığını ileri sürüyorlar. Bu çevreler KDP içinde Barzani Aşireti'nin genelinin denetiminde olması gereken iktidarın bir tek Mesud'un ailesinin elinde olduğunu dikkat çekiyorlar. Çelişkilerin esas nedeni olarak da Neçirvan Ailesi'nin, iktidarın Mustafa Barzani'nin bütün oğulları arasında eşit bölüşülmesi gerektiğini iddia ederek, İdris Barzani'nin çocukları olarak iktidardan eşit hak istemeleri gösteriliyor.
Kürdistan Federal Bölge hükümetinin kurulmasıyla bölgenin en önemli ikinci mevki olan başbakanlığın Neçirvan Barzani'ye verilmesi ise biçimsel bir tutum olarak yorumlanıyor. Bu yorum siyasal, örgütsel ve kadrosal anlamda KDP içindeki iktidarın esas güç kaynakları Mesud Barzani'nin elindeyken, örgüt içinde Neçirvan Barzani'nin iktidar olmasını sağlayacak, her ne kadar ekonomik bir gücü bulunsa da, herhangi bir güç veya mekanizmanın verilmemiş olmasına dayandırılıyor. Ki, dış kamuoyunda Barzani Ailesi'nde Mesud Barzani'den sonra en çok tanınan isim Neçirvan olmasına rağmen, kulislere yansıdığı kadarıyla Mesud Barzani'nin KDP liderliği için kendi yerine, şu an istihbarat güçlerinin başında olan oğlu Mensur'u hazırladığı iddia ediliyor. Neçirvan Barzani ve ailesinin çok kısa sürede bölgenin en önemli ekonomik gücü haline gelmesinin nedeni olarak da Mesud Barzani'nin Neçirvan Ailesi'nin, liderlik anlamında farklı taleplerde bulunmaması için, her türlü ekonomik girişimine (bu girişimlerin içinde yolsuzlukların da olduğu söyleniyor) göz yumduğu belirtiliyor.
Suikast mi, spekülasyon mu? Barzani Ailesi içindeki iktidar kavgasının şiddeti halk arasında Mesud ve Neçirvan Barzani'nin birbirlerini vurdurmaya çalıştıkları yönündeki spekülatif haberlerin yayılmasından anlaşılıyor. Öyle ki, geçen sonbaharda Mesud Barzani'nin gizli bir şekilde İtalya'ya gitmesi, kamuoyunda 'Neçirvan Barzani yandaşlarının düzenledikleri suikastte yaralandı ve tedavi olmak için İtalya'ya gitti' şeklinde yorumlandı. Neçirvan ve Mesud arasındaki çatışmanın şiddetine dikkat çeken bu tür söylemler, KDP içinde etkili olmaya çalışan YNK gibi güçleri de ilgilendiriyor.
Farklı güçler birbiriyle ve birbirine karşı siyaset yaparken rakibinin zayıflıklarını ve çatışmalı durumlarını nasıl ki göz önünde bulunduruyorsa, YNK de KDP içindeki zayıflıkları, çelişkili ve çatışmalı durumları göz önünde bulundurarak KDP'ye yaklaşımda siyasal bir yaklaşım belirliyor. Birçok Kürt aydını ve siyasetçisinin kanaatine göre; YNK Barzani ailesi içindeki çatışmalı durumda Neçirvan Barzani'yi destekliyor. YNK'nin böylesi bir tercihte bulunmasına neden olarak da feodal kişiliğe sahip olan Mesud Barzani'ye nazaran Neçirvan Barzani'nin, yaşıyla da bağlantılı olarak, burjuva liberal çizgiye daha yatkın olması gösteriliyor. Ki, YNK de dayandığı küçük-burjuva sınıf tabanına paralel olarak liberal bir parti olarak bölgede biliniyor.
YNK başbakanlığı istemedi mi? Irak'ta hükümet ilk kurulurken Kürtler, Şiiler ve Sünniler arasında siyasal alanın paylaşımı konusu tartışılmıştı. Bu pazarlıklara göre hükümetin kurulması görevi seçimlerden birinci parti olarak çıkan Şii ittifakına, cumhurbaşkanlığı ise Ulusal İttifak listesiyle seçimlerden ikinci parti olarak çıkan Kürtlere verilmişti. Kürdistan Federal Bölge hükümetinin kuruluşunda da benzer bir pazarlık süreci yaşanmıştı. KDP ve YNK başta olmak üzere bölge güçleri arasında yürütülen pazarlıklarda da Irak cumhurbaşkanlığı YNK Lideri Celal Talabani'ye, Kürdistan Federal Bölge hükümeti başkanlığı da KDP Lideri Mesud Barzani'ye verilmişti. Pazarlıklara göre başbakanlık koltuğunun ise YNK ve KDP arasında iki yılda bir el değiştirmesi kararlaştırılmıştı. İlk dönem KDP'ye verilen başbakanlık koltuğuna ise, KDP'nin kendi içinde belirlediği, Neçirvan Barzani oturmuştu. Pazarlıklara göre görev süresi 2007 yılı sonunda biten Neçirvan Barzani'nin başbakanlık koltuğunu YNK'nin belirlediği bir isme devretmesi gerekiyordu.
Neçirvan Barzani'nin görev süresinin tamamlanmaya yakın olduğu ilk dönemlerde basına bu tür tartışmalar yansıdı. Kulislerde de YNK'nin belirleyeceği başbakanla ilgili birçok kişinin ismi telafuz edilirken, en güçlü aday olarak Behrem Salih'in ismi zikredildi. Fakat üzerinden zaman geçmesine rağmen h�l� başbakanlık değişimi olmadı ve son aylarda tartışmalar da durdu. YNK'ye yakın kaynaklar, 'Neçirvan işleri bir yere kadar getirmiş ve belli bir tecrübe kazanmış. Böylesi zor bir dönemde başbakanın değiştirilmesi genel çıkarlarımızı olumsuz etkileyecektir' şeklinde açıklamalarda bulunmuş olsalar da bağımsız kaynaklar, 'Türkiye ile gerginliğin yaşandığı,
Kerkük sorununun bir türlü halledilemediği ve ABD ile ilişkilerin nasıl bir rotaya gireceğinin belli olmadığı bir dönemde YNK Kürdistan Federal Bölge hükümetinin sözcülüğünü alarak okları kendine çevirmek istemedi' şeklinde yorumladı.
Dünden bugüne I-KDPMolla Mustafa Barzani, 1904 yılında Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde doğdu. Ailesiyle beraber beş yaşında hapse atıldı. 1919 yılında İngilizlere karşı geliştirilen isyanlara katıldı. 1930'lu yıllarda Bağdat merkezi yönetimine karşı isyan hareketlerine girişti. 1944 yılında ilk isyanını başlattı. İsyan yenilgiyle sonuçlanınca Mustafa Barzani, çok sayıda silahlı adamıyla 1945 yılında İran'a geçti. Bu tarihten sonra Barzani'yi Mahabad Kürt Cumhuriyeti'nde görüyoruz. Mustafa Barzani'nin Mahabad Cumhuriyeti içinde yer aldığı dönem İ-KDP'nin kuruluş çalışmalarının da başladığı dönemdi. İ-KDP'nin yapılanmasından fazlasıyla etkilenen Barzani, Güney Kürdistan'da benzer bir partinin kuruluşunu teşvik etti. İ-KDP'nin kuruluşundan kısa bir süre sonra aynı model izlenerek, Irak-KDP kuruldu. Kürt aydınları ve milliyetçilerinin yoğun olarak yaşadıkları Süleymaniye, parti kuruluş çalışmalarına evsahipliği yaptı. Kürt aydınları ve bazı subaylar tarafından KDP kuruldu. Mustafa Barzani kuruluşta bizzat yer almadı. Kuruluşunda ve sonrasındaki süreçte Barzani partinin manevi lideri olarak görüldü.
1950'li yıllarda Süleymaniyeli avukat İbrahim Ahmed (Celal Talabani'nin kayınbabası) partinin denetimini ele geçirdi. Partinin kuruluşu ve örgütlenmesinde İbrahim Ahmed belirgin rol oynamış, siyasi görüşlerini oluşturmuştu. Ancak geleneksel değerlere bağlılıktan dolayı birçok üye Barzani'ye bağlılığını sürdürdü. Bu kesim giderek zayıfladı. Kendi bünyelerini korumak için ayrı bir hizip şeklinde kaldılar ve herhangi bir pratik beceri gösteremediler. İbrahim Ahmed hizbi ise ittifaklarını ve açılımını her geçen gün arttırdı. 1957 yılında bu iki hizip tekrardan birleştiler.
1958 yılında Irak'ta yapılan darbeyle Abdulkerim Kasım iktidara geldi. Bu darbe ertesinde çeşitli yasal düzenlemeler yapıldı, KDP yasal bir parti haline getirildi. Rusya'da yaşayan Mustafa Barzani, Irak'a dönmek üzere çağrıldı. Mustafa Barzani, on bir yıl aradan sonra, 14 Temmuz 1958'de Güney Kürdistan'a geri döndü.
1961 yılında KDP'nin Bağdat hükümetiyle ilişkileri giderek bozulmaya başladı. Bu rahatsızlık silahlı çatışmalar dönemini de başlattı. Bu olayların ertesinde İbrahim Ahmed ile görüş ayrılıkları iyice su yüzüne çıktı. 1964 yılında Barzani'nin politbüroya haber vermeden kendi başına Irak yönetimiyle ateşkes yapması çelişkilerin doruk noktası oldu. Bu olay ertesinde politbüro bir konferans düzenleyerek Mustafa Barzani'yi partiden ihraç etti. Barzani bu konferansın geçersiz olduğunu ilan ederek kendi taraftarlarının hakim olduğu bir parti kongresi topladı. Bu kongreyle İbrahim Ahmed ve etkinliği olan politbüro üyelerini partiden ihraç etti ve kendi yandaşlarından oluşan bir politbüro seçti. Barzani'nin kendisini etkisizleştirdiğini öne süren Talabani de bu dönemde Barzani'yi aşiretçi, feodal ve gericilikle suçlayarak KDP'den ayrıldı.
1970 yılında Bağdat yönetimi Kürtlerin özerklik de dahil olmak üzere çoğu talebini kabul etti. KDP ile anlaşan Bağdat hükümetinin Talabani ve kayınbabası İbrahim Ahmed'e ihtiyacı kalmadı. Talabani ve Ahmet giderek pasif bir konuma gelince tekrar KDP'ye döndüler. Barzani hareketinin en önemli dönüm noktası 1975'teki yenilgi oldu. Cezayir Antlaşması'nı izleyen günlerde hareket çöktü. Politik ve askeri bozguna uğradı. Lider kadro İran'a sığındı. Bu durum Kürtlerin tepkisine neden oldu ve çoğu hükümet birlikleriyle Barzani'ye karşı savaştı. 1975 yenilgisi KDP tarihinde bir dönemeçtir. KDP dağılmıştı. Dağılan KDP'nin enkazı üzerinde liderlik yarışı ve ertesinde kopmalar oldu. Mahmud Osman ayrılarak KDP/Hazırlık Komitesi'ni kurdu. (Bu oluşum daha sonra Irak Kürdistanı Sosyalist Partisi adıyla yeniden örgütlenecekti.) Şam temsilcisi Celal Talabani ayrılarak Kürdistan Yurtseverler Birliği'ni örgütlemeye başladı. Mustafa Barzani'nin oğulları ve Sami Abdurrahman, KDP/Geçici Kumanda adıyla örgütlendiler. Barzaniler aileye güçlü bağlılık duyanları toparladılar ve Behdinan bölgesi merkez olmak üzere örgütlendiler. 1976 yılında YNK ile girdikleri kanlı çatışmalarda zayıflayarak İran'a çekildiler. Bu bozgunda Sami Abdurrahman ile İdris Barzani'nin de çelişkileri giderek derinleşti. Bir nevi liderlik yarışı olan bu çekişmeler sonrasında Sami Abdurrahman örgütten ayrılarak kendi partisini kurdu.
1979 yılında kongreye gidildi. Bu kongrede Barzaniler ve Sami Abdurrahman tekrardan KDP adıyla örgütlendiler. Artık liderlik tartışmasız Barzanilerdeydi ve muhalifleri yoktu. İran ordusuyla birlikte hareket ediyorlardı. Buradan aldıkları güçle 1983 yılında Güney Kürdistan'da yeniden gerilla savaşı başlattılar.
1991 yılında Körfez savaşıyla zayıflatılan Irak güçlerine karşı geliştirilen halk ayaklanmalarıyla hükümet güçleri Güney Kürdistan'dan çıkartıldı. Yaratılan bu elverişli zemin üzerinde KDP iktidarını tesis ederek, yerel bir oluşuma gitti.
1996 yılında Saddam'la işbirliği halinde Hewlêr'i alan KDP, böylece YNK karşısında da stratejik bir kazanım elde etti. Uzun yıllar Türkiye ile işbirliği halinde
PKK ile de savaşan KDP, mevcut durumda Güney Kürdistan'da en güçlü durumdaki oluşumdur.
Hazırlayan: Nihat KAYA