Devletlerin sınırları Kürt örgütleri arasında ister mücadelenin arka cephesi, isterse temel mücadele alanı olarak görülsün, bu durum Kürt örgütlerinin kendi aralarında ve bu devletler ile pazarlıklarında etkili bir biçimde kullanıldı ve kullanılmaya da devam ediyor.
Birbirini yedekleme çabası<>
Kürtlerin Türkiye, İran, Suriye ve Irak devletleri arasında parçalanmış olmaları, herhangi bir parçada mücadele veren Kürt örgütlerinin diğer parçalardaki Kürtlerden ve devletlerin sınırlarından tarih boyunca yararlanabilmelerine olanak sağladı. Kürtlerin parçalanmışlığının ortaya çıktığı 1923 yılından, hatta Kürtlerin ilk olarak ikiye bölündüğü 1639'daki Kasr-i Şirin anlaşmasından bu yana sürekli bu şekilde olageldi. Yakın dönem tarihinde, Irak devletine karşı mücadele veren I-KDP ve YNK gibi örgütler de kimi zaman İran, kimi zaman Türkiye, kimi zaman da Suriye topraklarını kullandılar. Benzer durumdan, Türkiye'de mücadele vermeye çalışan Sait Elçi ve Sait Kırmızıtoprak gibi T-KDP'nin öncü kadroları ve İran'da mücadele veren İ-KDP, KOMALA gibi örgütler de yararlanmaya çalıştılar. Her dört parçadaki Kürtlerin özgürlük mücadelesinin birlikte verilmesini savunan PKK ise Kürtlerin her dört devletin sınırları arasında parçalanan topraklarının birlikte kullanılması gerektiği tezini ortaya atarak, her dört devletin sınırları içinde yaşayan Kürtler arasında örgütlendi ve her dört devletin sınırları içinde kalan toprakları kullandı.
Devletlerin sınırları Kürt örgütleri arasında ister korunma çabası, ister mücadelenin arka cephesi, isterse temel mücadele alanı olarak görülsün, bu durum Kürt örgütlerinin kendi aralarında ve bu devletler ile pazarlıklarında etkili bir biçimde kullanıldı ve kullanılmaya da devam ediyor. Bu yüzden de Kürdistan Federal Bölgesi iç siyasetinde ve diplomasisinde gündeme gelen en önemli konulardan biri de KDP ve YNK başta olmak üzere bölgede faaliyet yürüten Kürt örgütlerinin diğer parçalarda mücadele veren Kürt örgütlerine yaklaşımlarıdır.
Kıstırma operasyonu İran'da mücadele veren İran Kürdistan Demokrat Partisi (İ-KDP), 1980'li yılların sonlarına kadar da önemli bir güce sahipti. İ-KDP başkanları Adurrahman Qasimlo (1989'da) ve Mustafa Şerefkendi'nin (1991'de) İran istihbaratı tarafından öldürülmesi İ-KDP'yi güçten düşürdü ve hareketin esas amacından sapmasına neden oldu. Dağlarda kalan peşmergeler arasında eşkıya tarzı hakim hale gelmeye başladıkça İ-KDP kan kaybetti. Aynı dönemde İran devleti peşmerge güçlerine yönelik çok kapsamlı askeri operasyonlar geliştirdi. Bu operasyonlar hem İ-KDP hem de KOMALA peşmergelerini etkiledi. Bu dönemde çok sayıda peşmerge yaşamını yitirdi ve çok sayıda peşmerge teslim oldu. İ-KDP ve KOMALA operasyonlar karşısında biraz nefes alabilmek ve kendilerini yeniden toparlayabilmek için bu dönemde YNK denetimindeki alanlara geçtiler.
İran bu dönemde aralarında geçmişten beri sıcak ilişkiler bulunan YNK ile pazarlıklara girişti. YNK ilk başta Köysancak'ın İran sınırına yakın kırsal alanlarında İ-KDP ve KOMALA örgütlerine kamp yeri verdi. 1996 yılına kadar her iki örgüt de İran'a silahlı güç gönderme ve diğer faaliyetlerini, YNK'nin kısmi bir etkisi olsa da, yarı bağımsız bir şekilde sürdürebiliyorlardı. Fakat 1996 yılında İran Devrim Muhafızları pastaranlar Irak sınırını geçerek bu kamplara ani bir baskın düzenlediler. Bu baskında çok sayıda peşmerge aileleriyle birlikte öldürüldü. Baskından kurtulmayı başaranlar ise bölgedeki halka sığındılar. Bu baskının YNK'nin izni dahilinde gelişmiş olması kamuoyunda tartışmaya yol açtı. Hatta YNK'nin İran devletiyle gizli bir anlaşmaya vardığı ve bu anlaşmaya göre Irak topraklarından İran'a yönelecek bütün Kürt örgütlerini kontrol etme sözü verdiği ileri sürüldü.
| KDP ve YNK'nin, birbirleri içindeki farklı düşünce ve çelişkilerden yararlanarak güç haline gelme ve birbirlerini yedekleme çabasını PKK içinde de uygulamak istediği PKK'li yetkililerce dillendirildi. Bu güçlerin PKK içinde Osman Öcalan ve Nizamettin Taş'a destek vermesi dikkat çekiciydi |
Kamplara hapsedildiler YNK bu olaydan sonra İ-KDP ve KOMALA peşmergelerini kırsal alandan indirip Köysancak ve Süleymaniye şehir merkezlerine yakın, çiftlik benzeri kapalı alanlarda kamp kurmalarına izin verdi. KOMALA peşmergesi olarak bu kamplarda bir yıl kalan Cemil Rojhılat, her iki örgütün bu kamplardaki çalışma ve hareket olanaklarına ilişkin şunları söyledi: 'Peşmergelerin silahlı veya silahsız bir şekilde İran'a gidebilmeleri için YNK'den izin almaları gerekiyor. YNK genelde 'bizim tek kapımız İran'dır. Siz İran'la savaşınca bizi zorluyorlar' diyerek peşmergelerin İran'a gitmesine izin vermiyor. Peşmergelerin hemen hemen hepsi kamplarda ev kurmuş, YNK'nin de maddi desteğiyle yaşıyorlar.'
Bu dönemden sonra her iki parti de birçok sefer bölündü ve önemli sayılabilecek bir güçleri Avrupa'ya çıktı. İ-KDP en son geçen yıllarda Mustafa Hicri ile Abdullah Hasanzade arasında bölündü. KOMALA ise Abdullah Muhtedi'nin KOMALA ê Zahmetkêşan isminde farklı bir oluşuma gitmesiyle bölündü. Başkanları da dahil olmak üzere bu partilerin birçok üyesi Avrupa'ya gittiği için YNK denetimindeki kamplarda çok az sayıda peşmergeleri bulunuyor.
Pazarlık konusu PKK YNK'nin İranlı Kürt örgütlerine uyguladığı kontrol altına ve yedeğe alma yaklaşımını PKK'ye karşı da uygulamak istediği birçok kez Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından dillendirilmişti. Özellikle 1992'de Türkiye-KDP-YNK ittifakının PKK'ye karşı başlattığı saldırıdan sonra YNK'nin Osman Öcalan ile yaptığı anlaşmaya göre PKK gerillalarının Kandil Dağı'ndaki Zele alanında kamp kurmasına izin verilmişti. Bu anlaşma PKK Merkez Komitesi içinde derin görüş ayrılıklarının doğmasına ve Öcalan'ın anlaşmayı PKK adına yapılmış bir sşma olarak görmediğini açıklamasına kadar vardırılmıştı. Fakat binlerce gerillası YNK denetimindeki Zele kampına toplanmış olduğu için Öcalan bu anlaşmaya fiilen uymak zorunda olduklarını sözlerine ilave etmişti.
| İran geçmişten beri sıcak ilişkiler içinde bulunduğu YNK ile İ-KDP ve KOMALA örgütleri üzerine pazarlıklara girişti. 1996'da İran Devrim Muhafızları YNK'nin izin verdiği bu kamplara ani bir baskın düzenledi. Bu baskında çok sayıda peşmerge aileleriyle birlikte öldürüldü. Bu baskın YNK'nin izni dahilinde gelişti | PKK çok kısa sürede YNK denetimindeki Zele kampından çıkıp yeniden Türkiye'deki ve Türkiye sınırı üzerindeki kamplara yerleşmeyi başarınca, bölge güçleri PKK faktörünü farklı bir şekilde kullanmaya çalıştılar. PKK kaynakları bu dönem temel yaklaşımın 'KDP ve YNK kendi aralarında çelişkili ve çatışmalı olduklarında kendilerini güç haline getirebilmek için PKK'yi kendi yanına çekerek diğerine karşı güç olma' şeklinde geliştiğini belirtiyorlardı. Hatta 1996 yılında KDP ve YNK'nin çelişkileri silahlı çatışma düzeyine vardığında, her iki gücün PKK ile yakın ilişki kurmaya çalıştığı ve herhangi birisiyle diğerine karşı savaşma karşılığında Türkiye-İran-Irak üçgeninden başlayıp Diyana kasabasını da içine alan geniş bir alanın denetiminin kendilerine bırakılmasının teklif edildiğine dikkat çekiyorlardı. O dönem PKK ile anlaşmaya varamayan KDP, Saddam rejimi ile anlaşarak YNK'ye karşı üstünlük sağlayıp, YNK'yi Hewlêr'den çıkardı. Benzer bir durum da, 1997 yılında KDP'nin Türkiye ile anlaşarak PKK'ye karşı başlattığı savaş döneminde yaşanırken, YNK de PKK ile birlikte savaşa girerek karşılık verdi. YNK'nin böylesi bir tutum takınması halk arasında 'KDP'yi zayıflatıp, 1996'da kaybettiği alanları geri alma' çabası olarak yorumlandı.
KDP ve YNK'nin uzlaştıkları dönemlerde ise ya PKK'nin bölgedeki etkisini azaltmak için, PKK'ye karşı ortak cephe açıldı ya da günümüzde olduğu gibi, Kürt bölgesi üzerinde bu partilerin istemleri ve çıkarları dışında bir etkide bulunmaya çalışan Türkiye ve İran gibi dış güçlere karşı PKK faktörünü kullanmaya çalışma yaklaşımı benimsendi.
Dıştan PKK içine müdahale KDP ve YNK'nin, birbirleri içindeki farklı düşünce ve çelişkilerden yararlanarak güç haline gelme ve birbirlerini yedekleme çabasını PKK içinde de uygulamak istediği PKK'li yetkililerce birçok sefer dillendirildi. Bu konuya ilişkin geçmiş yıllarda yaşanan birçok olay örnek olarak verilse de 2000'li yılların başından itibaren bu güçlerin PKK içinde Osman Öcalan ve Nizamettin Taş'a destek vererek, PKK'yi yedeklemeye çalıştıkları iddiası dikkat çekiciydi. 2004 yılında Osman Öcalan ve Nizamettin Taş'ın PKK'den ayrıldıktan sonra YNK'ye sığınmaları bu iddiaların gerçeklikle bağını ortaya koydu. Ki; YNK içinden bazı çevreler, Kürdistan Federal Bölgesi'nde ikamet eden Osman Öcalan'a YNK'nin ayda 7 bin dolar, Nizamettin Taş ve etrafındaki diğer elemanlara da 30 bin dolar civarında yardım ettiğini söylüyorlar. Fakat aynı kişiler Osman Öcalan ve Nizamettin Taş'ın kendilerinden bekleneni veremediklerini, başlarına bela olduklarını vurgulamaktan da geri kalmıyorlar.
YNK'nin PKK'yi yedeklemeye çalışan yaklaşımlarının olduğu ise geçen sonbaharda Medya Savunma Alanları'na yönelik başlatılan ambargo döneminde Melle Bahtiyar'ın, 'PKK eğer silah bırakırsa Kürdistan Federal Bölgesi'nde İran Kürdistan Demokrat Partisi (İ-KDP) gibi kamplarda yaşayabilirler' şeklindeki açıklamasıyla açığa çıktı. PKK bu tür politikalardan duyduğu rahatsızlığı dile getirince, YNK çevreleri de erken açığa vurulması olarak yorumladıkları bu açıklamaya tepki gösterdiler.
'İslamilere karşılık PJAK' pazarlığı Son yıllarda bölgede yükselen en önemli güçlerden birisi de Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK)'tır. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın önderliğini kabul eden PJAK, İranlı Kürtlerin siyasal, sosyal ve kültürel alanlar başta olmak üzere her türlü demokratik hakkının elde edilmesi için İran İslam Cumhuriyeti ile silahlı bir savaşım yürütüyor. Bu durum özellikle İran ile yakın ilişkiler içinde olan Celal Talabani ve YNK'yi yakından ilgilendiriyor ve etkiliyor. Ki, Saddam rejimine karşı savaşım verdiği dönemlerde YNK'nin İran ile yakın ilişki içinde olduğu ve bu ilişkinin günümüzde de sürdürüldüğü biliniyor. YNK denetimindeki alanların Irak'taki diğer güçlerin haricinde bir tek İran devleti ile sınırının bulunması, bu ilişkinin YNK açısından taktik bir ilişkiden öte bir ilişki olmasına neden oldu. ABD'nın Irak müdahalesine kadar zorunluluklardan dolayı sürdürülen bu ilişkinin günümüzde de sürdüğü göze çarpmaktadır. PJAK ile YNK'nin İran'la olan bu çapraşık ilişkileri bazı dönemlerde PJAK gerillaları ile YNK peşmergelerinin (yanlışlıkla oldu denilse de) karşı karşıya gelmesine neden oldu. Ki, geçen yıl yaşanan böylesi bir olayda iki PJAK gerillası yaşamını yitirmiş, YNK temsilcileri olayın yanlışlıkla meydana geldiğini açıklamışlardı.
İran devleti, Kürdistan sınırlarını kullanan PJAK gerillalarına karşı bölge güçlerinin baskılarını arttırması için 2005 yılından bu yana sık sık Kürdistan Federal Bölgesi köylerini ve topraklarını katyuşa füzeleri ve havan toplarıyla vurdu. Bu saldırılarda onlarca köylü yaşamını yitirdi. İran devletinin PJAK'ı gerekçe yaparak Kürdistan bölgesine direkt saldırılarının haricinde Irak genelinde ve Kürdistan bölgesinde istikrarı bozmak için İslamcı direnişçileri soktuğu ABD ve Irak hükümeti başta olmak üzere birçok kesimce ortaya atıldı. Bu durumu PJAK'lı yetkililer şöyle yorumluyor; 'PJAK İran'daki mevcut uygulamalara karşı savaşıyor ve bağımsız Kürdistan topraklarını İran rejimine karşı koruyor. PJAK'ın bu tutumu karşısında İran, Kürdistan Federal Bölgesi'nde istikrarı bozmak için İslami güçleri YNK denetimindeki alanlardan Irak'a sokuyor. Böylece YNK'ye PJAK gerillalarına karşı savaşmaları karşılığında İslami güçlerin Kürdistan bölgesine girmesini engellemeyi vaat ederek pazarlık yapıyor. YNK İran devleti ile ne kadar anlaşırsa anlaşsın İran devletinin Kürt karşıtlığı devam eder ve böylesi bir anlaşmadan Kürtler kaybeder.' BİTTİ
Hazırlayan: Nihat KAYA
|