Gönderen: Bozo_Amed Tarih: 04.08.2008, 13:12:49 (1485 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
İtirafçıya bile söyletemediler
Ergenekon iddianamesi ile PKK'nin uyuşturucu ticareti yaptığına dair kanıt bulma çabaları ters tepti. İtirafçı ifadeleri dayanak gösterilerek, 'PKK
uyuşturucu ticaretini yönlendiriyor' iddiası, Ergenekon İddianamesine
ilişkin geçtiğimiz gün sanık avukatları ve basına dağıtılan iddianame
eklerinde yer alan bir itirafçının ifadeleri ile çürütüldü. İfadesinde,
ifade alan memurların kendisine sık sık PKK'nin eroin ticareti bağlantılarını sormalarına bir anlam veremediğini belirten itirafçı Nuray
Aydın, 2004 yılında Zagros alanında bazı boş köylerin tarlalarına örgüte yakın milislerin ektiği Hint kenevirinin, PKK'liler tarafından imha edildiğini kaydetti. Aydın, HPG'nin 3. Konferansında uyuşturucuya karşı tavır belirlediğini söyledi.
Hint keneviri tarlasını HPG yaktı
Geçtiğimiz
günlerde dağıtılan Ergenekon iddianamesinin delil ve diğer ilgili
dokümanlarının içerisinde yer aldığı iddianame ekleri çarpıtılan başka
bir gerçeği daha ortaya çıkardı. Bugüne kadar medyada PKK'nin eroin ticareti ile kendisine ekonomik kaynak yarattığı iddia edilirken, bu iddialar PKK'den
ayrılan itirafçıların ifadelerine dayandırılıyordu. İddianame eklerinin
yer aldığı 417'nci klasörün 178'nci sayfasında Nuray Aydın isimli bir
itirafçının ifadeleri, itirafçıların PKK'yi
eroin ticareti yaptığını belirtmeleri için yönlendirildiklerini
gösterdi. 178'nci sayfada yer alan ifadesinde kendisine ısrarla PKK'nin
uyuşturucu bağlantıları hakkında yönlendirici sorular sorulmasına bir
anlam veremediğini belirten itirafçı Aydın, şu sözcükleri kullandı:
'Örgütte bulunduğum süre içerisinde uyuşturucu ticareti yapanlara
rastlamadım. Hatta şöyle bir olaya şahit oldum. 2004 yılında Zagros
alanında bazı boş köylerin tarlalarına örgüte yakın milisler tarafından
Hint keneviri ekildiği öğrenildi. Bu ekimin tespit edildiği tarlalar PKK'liler tarafından yakıldı.'
Konferansta tavır alındı
Olayın ardından PKK'nin uyuşturucuya karşı geliştirdiği örgütsel tavrı, HPG'nin
3. konferansında kağıda döktüğünü de vurgulayan Aydın, ifadesinde
devamla şunları belirtti: 'Bu olayın ardından 2005 yılında
gerçekleştirilen HPG
3. Konferansı'nda uyuşturucu ekimi ve ticareti ile ilgili tavır
alınması kararı alındı. Örgütün uyuşturucu konusundaki hassasiyeti iki
nedene dayanır. Uyuşturucu ticareti, kullanımı da beraberinde getirir.
Bu da ideolojinin ortaya çıkardığı yapıyı bozar. Onun dışında devletin
basın eliyle gerçekleştirdiği 'PKK
uyuşturucu ticareti yapıyor' propagandası da örgütte uyuşturucuya karşı
olma yönünde bir hassasiyet geliştirmiştir. Örgütün uyuşturucu ticareti
ile ekonomisini ayakta tuttuğu iddiası doğru değildir.'
Psikolojik savaşın parçası
PKK'ye
karşı her türlü yöntemi devreye sokan Türkiye, şiddetin yanında medyayı
arkasına alarak psikolojik savaşı uzun yıllardır tırmandırıyor.
Psikolojik savaş argümanlarının başında da PKK'nin
eroin ticareti yaptığı propagandası geliyor. Her şeyin mübah sayıldığı
psikolojik harbte son olarak ABD işi, Beyaz Saray'dan yaptığı
açıklamayla, PKK'yi
Başkanlık Yabancı Uyuşturucu Kaçakçıları listesine almaya kadar
götürdü. Hiçbir kanıta dayanmadan geliştirilen bu tür propagandatif
tutumlar PKK'ye dönük uluslararası psikolojik propaganda merkezinin olduğu yorumlarına yol açıyor.
Son
yıllarda ise Kürtlerin her türlü faaliyeti ve kurumları terörize
edilirken, yıllardır devlet eliyle gerçekleştirilen uyuşturucu ticareti
PKK'ye
mal edilerek halk üzerinde baskı kurulmaya çalışılıyor. Ancak gerek
ülke içerisinde açığa çıkan Susurluk vb. çetelerin faaliyetleri,
gerekse uluslararası mahkemelerin uyuşturucu ticaretinin bizzat
Türkiye'deki devlet yetkilileri tarafından yapıldığına dikkat
çekmeleri, uyuşturucu kaçakçılığının bizzat devlet içerisindeki çeteler
tarafından yapıldığının da göstergesi.
Helikopter kullandılar
Ordu-hükümet ve medya tarafından başlatılan PKK'yi uyuşturucu üzerinden karalama kampanyasına PKK de zaman zaman sert tepki gösterdi. KCK
Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, haklarındaki iddiaları Özel
Harp Dairesi tarafından koordine edilen 'alçakça' saldırılar olarak
tanımlarken, geçmişte uyuşturucu trafiğinin en çok yoğunlaştığı
Bölge'nin sınır hatlarında uyuşturucunun Türk ordusuna ait
helikopterlerle başka yerlere taşındığına dair mahkeme tutanaklarını
hatırlatmıştı. Türkiye'nin Ortadoğu, Asya ve Avrupa bölgeleri arasında
uyuşturucu trafiğinin yol hattı durumunda olduğuna işaret eden
Karayılan, ayrıca Ortadoğu üretimli uyuşturucu maddelerinin Türkiye
üzerinden dünyaya ihraç edildiğini, devlet içerisinde bazı çevrelerin
buna göz yummadan Türkiye'nin uyuşturucu köprüsü olarak
kullanılamayacağını belirtmişti. Yine daha önce Susurluk'ta
siyasetçilerle polis şeflerinin İnterpol tarafından 'Kırmızı Bülten'le
aranan uyuşturucu kaçakçısı Abdullah Çatlı ile aynı arabada ortaya
çıkmaları, Yüksekova Çetesi'nin itirafları devletin uyuşturucu
trafiğini nasıl yönlendirdiğini gözler önüne sermişti. 1990'lı yıllarda
Almanya'da Frankfurt Federal Mahkemesi yargıçlarından Rolf Schwalbe
uyuşturucu kaçakçılarının Türk hükümetinin bazı üyelerince korunduğunu
belirtip bu konuda Tansu Çiller'in ismini vermişti. İngiltere'de
kaçakçılıktan sorumlu İçişleri Bakan Yardımcısı Tom Sackville,
ellerinde Türk hükümeti ve polisinden bazılarının uyuşturucu işine
karıştığı yolunda bulguların bulunduğunu ve İngiltere'de yakalanan
uyuşturucunun yaklaşık yüzde sekseninin Türkiye'den geldiğini tespit
ettiklerini açıklamıştı. Ardından Fransa 'Uyuşturucu Jeopolitiği
Gözlemevi'nin hazırladığı raporda, Avrupa'da tüketilen uyuşturucunun
yüzde sekseninin Türkiye'den geldiği ve devletin üst düzey
yetkililerinin de buna göz yumduğu belirtilmişti. |
|
|
|
|
 |
Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
| |
|