Gönderen: BotanCudi Tarih: 05.08.2008, 15:31:21 (2432 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
 AMED / KCK Yürütme Konseyi Başkan Yardımcısı Cemil Bayık, Ergenekon İddianamesini değerlendirerek, yürütülen tartışmaları ‘saptırma’ dedi. Bayık, “Bugüne kadar Ergenekon’u savunmak devlet tarafından bir görev olarak kabul edildiği gibi, Ergenekon’a karşı her türlü açıklama ve deşifre yaklaşımları suç olarak kabul edilmiştir” diye belirti.
KCK Yürütme Konseyi Başkan Yardımcısı Cemil Bayık Azadiya Welat gazetesine yazdığı makalesinde şu tespitlere ver verdi;
“Bir; Ergenekon, Türkiye’de ‘Gizli NATO’ diye örgütlendirilen derin örgütlenmenin kendisidir.
Bugüne kadar değişik isimler adıyla anılmış olsa da, gelinen aşama da artık gizlenilemeyerek açığa çıkarılmış, deşifre edilmiş bir örgütlenmedir. Bu örgütlenme devletin demir çekirdeği olarak günümüze kadar rolünü oynamıştır.
İki; Ergenekon bugüne kadar her kademe de devlet tarafından savunulmuş, maddi vb. tüm ihtiyaçları yine devlet tarafından karşılanmıştır. Ergenekon için ne gerekiyorsa devlet öncelikli olarak bu ihtiyaçların karşılanmasını kendisi için asli bir görev kabul etmiştir; bu çerçeve de devlet hazinesinden örtülü ödenekler verilmiş ve ihtiyaç duyulduğunda yasalar ve kararnameler çıkarılmıştır.
Üç; Bugüne kadar Ergenekon’u savunmak devlet tarafından bir görev olarak kabul edildiği gibi, Ergenekon’a karşı her türlü açıklama ve deşifre yaklaşımları suç olarak kabul edilmiştir.
Dört; NATO üyesi devletlerde içerisinde ‘Gizli NATO’ olarak kurulan örgütler 1990’ların başında deşifre edilerek tasfiye edilmeye başlanılmış olsa da, Türkiye’de böyle bir süreç yaşanmamıştır. Bu süreçle birlikte Türkiye’de Ergenekon adıyla faaliyet yürüten ‘Gizli NATO’ Kürt Özgürlük ve Demokrasi Mücadelesine karşı yeniden bir düzenleniş ve örgütlendirilme süreci içerisine çekilmiştir.
‘ERGENEKON TÜRK SİYASETİNİN BELİRLİ GÜCÜDÜR’
Türkiye’nin yakın siyasal tarihini bilenler Ergenekon’un siyasal yaşam içerisinde oynamış olduğu rolün de tanığıdırlar. Ergenekon provokasyonlar da, katliamlar da ve gerçekleşen askeri darbelerde her zaman etkin bir konumda bulunmuştur. Ergenekon’a karşı mücadele verenler ise devrimciler olmuştur. Bu, Türkiye’nin yakın siyasal tarihine damgasını vuran asıl gerçeklikler arasında yerini almıştır.
Gelinen aşamada da tüm bu gerçeklikler bir yana bırakılarak, Ergenekon üzerine tartışmalar yürütülmektedir. Sanki bugüne kadar yaşanmış olanlar yaşanmamış sayılarak, tartışmalara yön verilmeye çalışılmaktadır. Burada tam bir saptırma yaşanmaktadır. Bugüne kadar Ergenekon’u alkışlamış olanlar, Ergenekon karşıtı kesilmişlerdir. Bununla yetinilmeyerek, Ergenekon’un asıl karşıtlarına iftiralar da bulunmaya kadar işi vardırmışlardır.
KÜRT HAREKETİ ŞEFFAF BİR HAREKETTİR
Ergenekon üzerine yürütülen tartışmalarda en fazla çarpıtma ve iftiranın muhatabı ise Kürt Özgürlük ve Demokrasi güçleri olmaktadır. Her gün basın-yayın organlarında bu yönlü haberler çıkmakta ve programlar yapılmaktadır. Aklı başında olan hiçbir kimsenin inanmayacağı bu iftiralarla kamuoyu yönlendirilmeye çalışılmaktadır.
Kürt Özgürlük ve Demokrasi Mücadelesi için aleni ve şeffaf bir hareket belirlemesinde bulunmak bir abartı olmayacaktır. Geçmişte Kürt Özgürlük güçlerinin bulunduğu alanlara gelen misafir ve gazeteciler bu gerçeğin en yakın tanıklarıdırlar. Bunlar, örgüt içi sorunların tartışıldığı toplantılara bile katılarak, nelerin yaşandığından bilgi sahibi haline gelmişlerdir. Oysa hiçbir hareket ve parti kendi iç sorunlarının tartışıldığı toplantılarına dışardan konuk kabul etmemiştir ve ‘neden böyle oluyor’ diye de hiç kimse bir soru sormamıştır. Kürt Özgürlük Güçleri böyle bir şeye gerek duymamıştır. Zaman zaman hareketin arşivinden yararlanan gazeteci ve yazarlar bile olmuştur. Yüzlerce cildi bulan Önderlik çözümlemelerinde hemen hemen tartışılmayan herhangi bir konu kalmamıştır. Hatta özel yaşamlar bile sorgulama konusu olarak yazılı belgeler haline getirilmiş ve halka sunulmuştur.
Kendini bu kadar açık tutan bir hareketin o kadar gizli ve bilinmeyen bir yanının olmayacağı açıktır. Hele bu Ergenekon ilişkisi olunca bugüne kadar defalarca gündem ve tartışma konusu olurdu. Bundan hiçbir kimsenin şüphesi olmamalıdır.
HALKTAN HİÇBİRŞEY SAKLAMADIK
Gerçekmiş ve yeni açığa çıkmış gibi kamuoyuna sunulanlar ise, bayat ve hareket tarafından dile getirilmiş hususlardır. Hareketin yayınlarını okuyanlar, izleyenler bunu bilmektedirler. Pilot Necati’ye ilişkin birçok belgede bilgiye rastlayabilirler. Yine Doğu Perinçek vb.leriyle yapılan görüşmeler kitap haline getirilerek yayınlanmıştır. Reber Apo’nun esareti sürecinde kiminle ne konuştuğu düzenli olarak halkın bilgisine sunulmuştur. Halktan gizli bir şey tutulmamıştır. Yaşananları, konuşulanları gizleme gereği duyulmamıştır. Kürt Özgürlük ve Demokrasi Mücadele gerçeği içerisinde saklanan ve halktan gizlenen hiçbir şey yoktur ve bu böyle bilinmelidir.
Gerçeklik böyle olmasına rağmen neden Kürt Özgürlük ve Demokrasi Mücadelesine bu kadar saldırılmaktadır. Bu sorunun cevabı doğru verilmelidir. Burada şunu rahatça söyleyebiliriz. Kürlerin inkarı ve imhası üzerine kurulan soykırımcı politika iflas etmiştir. Çözümsüz kalan sömürgeci güçlerin restorasyoncu çabaları da sonuç vermemiştir. Sömürgeci egemen güçler yaşadıkları bu kırılma ve çözümsüzlükten Kürt Özgürlük Mücadelesini sorumlu tutmaktadırlar. O nedenle de tüm cephelerden saldırmaktadırlar. Ergenekon ile Kürt Özgürlük ve Demokrasi Mücadelesini ilişkilendirme girişimleri de bunun bir sonucudur.
PSİKOLOJİK SAVAŞ
Ergenekon ile Kürt Özgürlük güçlerini ilişkilendiren yaklaşımlar bir özel savaş saldırısından ve bu çerçeve de yürütülen psikolojik savaştan başka bir şey değildir. Daha önce psikolojik savaş üzerine değerlendirmeler yapılmıştı. Psikolojik savaşın temel amacı, yanlış bilgi ve enformasyonla kişilerin ve toplumun bilincinde yanılsamalar yaratarak, yönlendirmektir. Bunun içinde kafalarda kuşkular yaratmaya çalışmakta, halkın güven duygularını zedelemek amacıyla hareket etmektedirler. Bunları başardıklarında da kendilerini amaçlarına ulaşmış olarak kabul etmektedirler. Basın yayın organlarına yansıyan Genelkurmay’a ait gizli belgelerde de bu gerçeklik çok açık bir şekilde ortaya çıkmıştır.
Her şey bu kadar açık ve net bir şekilde orta yerde durmaktadır. Daha önce de psikolojik savaş kapsamında asılsız iddialarda bulunulmuştu. Bunların yalan olduğu gecikmeden açığa çıkmıştı. O nedenle de Ergenekon’u Kürt Özgürlük ve Demokrasi mücadelesi ile ilişkilendirmek isteyen yaklaşımlar yalandır ve kesin olarak sonuç vermeyecektir. Kuşkusuz, Ergenekon üzerine yürütülen tartışmalar bundan sonrada devam edecektir. Ergenekon gerçeği açığa çıktıkça, kamuoyunun bu gerçekliklerden haberdar olmasını engellemek için çarpıtan yaklaşımlarda görülecektir. Ancak, tüm bu yaklaşımlarda sonuç vermeyecektir. Kürt Özgürlük ve Demokrasi Mücadelesinin yakıcı gerçekliği karşısında, tüm yalan ve iftiralar sonuç vermeyecek ve bir kar tanesi gibi erimekten kurtulamayacaktır.”
..
ANF NEWS AGENCY |
|
|
|
|
 |
Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
| |
|