İSTANBUL-AMED / Son otuz yılda Kürt Önderi
Abdullah Öcalan, sayısız suikast ve imha ile karşı karşıya geldi. Türk
devleti PKK’yi imha etmek için belki üst üst komplo planı yaptı ama
bunlardan çok azını uygulama şansı bulabildi. Öcalan, 6 Mayıs 1996’daki
bombalı saldırıda kılpayı kurtuldu. Hep öncelikli hedef olan Öcalan’a
yönelik imha planları Ergenekon iddianamesinde yer aldı.
Eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür, Ergenekon
soruşturması kapsamında savcılara Öcalan’a yönelik Türk devletinin
saldırıları konusunda bilgi verdi.
Ergenekon iddianamesinin eklerine göre tanık olarak savcıya ifade veren
Eymür, Öcalan’ın bulunup imha edilmesi için Çeçen mafyası, Belçikalı
emekli özel harekatçılar ve bir İngiliz ajanına para verildiğini ancak
sonuç alınamadığını söyledi. Eymür, Öcalan’ı imha için 1 ton C4
patlayıcı kullandıklarını belirtti.
1988’de emekli olduğu MİT’teki görevine 1994’te tekrar çağrılan
Eymür, "Ben göreve geldikten sonra yerini tespit ettik. Öcalan’ın
Şam’daki kampına sızmak için tünel kazma eğitimi almak üzere Ereğli’ye
arkadaşları gönderdik" dedi.
17 Haziran’da İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nda 8 sayfalık ifade
veren Eymür, temel hedeflerinin Öcalan’ın imhası olduğunu kaydetti.
ÇEÇEN MAFYASI, BELÇİKALI ÖZEL HARPÇİLER VE İNGİLİZ İSTİHBARATI
İfadedesinde Eymür, ‘’O dönemde Başbakan Tansu Çiller, MİT
Müsteşarı da Sönmez Köksal Bey’di. Başında bulunduğum Özel İstihbarat
Dairesi’nin ana hedeflerinden biri de PKK’nin başı Abdullah Öcalan’dı.
Görevi devraldığımda Bekaa’daki kampını kapatmış olan Öcalan’ın nerede
olduğuna dair ne MİT’te ne de diğer güvenlik birimlerinde bir bilgi
yoktu. O tarihe kadar Çeçen mafyası, Belçikalı emekli özel harpçiler,
İngiliz bir istihbaratçı gibi çeşitli kişilere paralar verilerek
Öcalan’ın tespiti ve etkisiz hale getirilmesi çalışmaları yapılmış,
hiçbirisinden netice alınamamıştı’’ dedi.
TÜNEL KAZMA EĞİTİMİ
Kısa bir süre sonra Öcalan’ın Şam’da ikamet ettiğini ve gittiği yerleri
tespit ettiklerini söyleyen Eymir şöyle konuştu: ‘’Buralarda gözetleme
ve takip faaliyetleri yaptık. Hatta arkadaşlarımızı kampın altına tünel
kazmak için Ereğli’ye tünel kazma eğitimi almak üzere yolladık, ancak
bu çalışmanın faydalı olmayacağı kanaatine vardığımız için durdurduk.
Öcalan’ı etkisiz hale getirmek için yapılan birkaç teşebbüs, Öcalan’ın
zırhlı araçla gezmesi, hareketsiz olması ve bölgenin güvenlik
özellikleri nedeniyle gerçekleşmedi. Üst makamların olurları ile daha
büyük bir operasyona başladık.’’
Suriye’ye 1 ton C4 soktuklarını söyleyen Eymür, Öcalan’ın peşine
düşüldüğü dönemde MİT kontrolündeki bölgede asker ve polisin de
katılımıyla müşterek faaliyet grubu kurduklarını belirtti. Basında
Suriye’ye özel ekip gönderildiği haberleri çıkınca polisin çekildiğini
anlatan Eymür, ‘’Neticede bir minibüse yerleştirilmiş bir ton kadar C4
patlayıcıyla bir eylem planlandı. Bu aracı Suriye’ye soktuk. Araç
planlandığı şekilde kampın önüne bırakılmadığı için eylem hedefine
ulaşmadı’’ dedi.
BİR TON C4 İLE SUİKAST
Son otuz yılda Kürt Önderi Abdullah Öcalan, sayısız suikast ve
imha ile karşı karşıya geldi. Türk devleti PKK’yi imha etmek için belki
üst üst komplo planı yaptı, ama bunlardan çok azını uygulama şansı
bulabildi. Öcalan 6 Mayıs 1996’daki bombalı saldırıda, 9 Ekim 1998’deki
uluslararası komploda ve geçen yıl açığa çıkan zehirleme olayında
olduğu gibi hep öncelikli hedef olarak hesapladı.
6 Mayıs 1996’ta yapılan saldırı şöyle gelişti: Akşamı saat 21:30
civarlarında Şam’da PKK’ye ait çiftliklerden birinin yakınında büyük
bir patlama meydana geldi.
Olay yerinin hemen yanındaki çiftlik evinde ise PKK IV. Konferansı
toplantı halindeydi ve Cemil Bayık gibi PKK’nin önde gelen birçok
kadrosu o anda toplantı salonundaydı. PKK kadroları saldırıyı herhangi
bir can kaybı olmadan, sadece birkaç kişide cam parçalarıyla meydana
gelen küçük sıyrıklarla atlattı. Fakat yan çiftlikteki aile o kadar
şanslı değildi. Patlamanın etkisiyle bu ailede birçok kişi yaşamını
yitirdi.
Yapılan balistik incelemeler sonucunda bombanın yapımında yaklaşık
bir ton patlayıcının kullanıldığı ve patlamanın yakıcı etkisinin
arttırılması için de tüp gaz bağlandığı anlaşıldı.
Bombalı saldırının aslında Öcalan’a karşı bir suikast girişimi
olduğu ilk günden tahmin ediliyordu. Fakat patlamanın olduğu 6 Mayıs’ın
Suriye devletinin bağımsızlığına kavuştuğu gün olması ve gün
dolayısıyla yapılan kutlamalara Suriye Cumhurbaşkanı Hafız Esad’ın
gideceği yol güzergahında meydana gelmesi başta kafaları karşıtırdı.
Saldırının direkt Öcalan’ı hedeflediği, ANA-YOL hükümeti değişince
başlayan klik çatışmaları ile net bir şekilde ortaya çıktı. Ki,
suikastte aktif rol alan bazı MİT elemanlarının sonraki yıllarda basına
yaptıkları açıklamalar ile bu kesinleşti.
‘ÖCALAN ÖLDÜ’ SPEKÜLASYONU
Patlama anında Öcalan’ın yanında bulunan şoförü Delil Amed,
patlama anını şöyle anlatıyordu: “Patlam olduğu an Önderlikle birlikte
evdeydik. Önderliğin içeride bir telefon görüşmesi vardı, bizde kapının
önünde oturuyorduk. Bir anda büyük bir patlama oldu. Bulunduğumuz ev
patlamanın olduğu yere kuş bakışı yaklaşık 10-15 kilometre uzaktaydı
ama patlamanın etkisi bizi de sarstı. Önderlik hemen telefonu bıraktı,
dışarı gelip ‘o ne patlamaydı?’ dedi. Biz ‘galiba bombaydı’ dedik. ‘Tam
olarak neredeydi?’ diye sorunca bizim okulun bulunduğu yeri gösterdik
ve büyük ihtimalle okula yönelik bir saldırının olduğunu söyledik.
Önderlik hemen bir arkadaşı okula gönderdi. Arkadaş gidip döndüğünde
‘bölge abluka altında olduğu için patlamaya ilişkin tam bilgi
edinemediğini, patlamanın etkisiyle okulun dış duvarının da yıkıldığını
ama arkadaşlara bir şey olmadığını’ söyledi. Önderlik bu bilgileri
aldıktan sonra gidip telefon konuşmasına devam etti.”
Patlama anında Öcalan’ın telefon konuşmasını yarıda bırakması,
telefonu dinlemeye alan MİT elemanlarınca ‘Öcalan öldü’ türünden
spekülasyonların yapılmasına neden oldu. Bu bilgi kısa süreliğine
ajanslara da yansıdı. Öcalan’ın telefonunu dinleme altında tutan MİT
elemanları katıldıkları bir televizyon programında, “patlamayla
birlikte Öcalan’ın telefonu kesilince, ‘Öcalan öldü’ diye sevindik.
Fakat bir süre sonra tekrar telefonda konuşunca, patlamadan
kurtulduğunu anladık.” diye konuştular.
ÖCALAN’IN SUİKAST YORUMU
6 Mayıs bombalı saldırısın başarısız bir girişim olmasının
nedenini Öcalan şöyle değerlendiriyordu; “Bizim o akşam yaptığımız bir
telefon konuşması vardı. O konuşmanın burada yapıldığını sanılıyor.
Buranın Anakarargah olduğu ve telsiz-telefon görüşmelerinin sürekli
burada yapıldığı düşünülüyor. Dolayısıyla bizim burada olduğumuz
(onlara göre) kesinleşiyor. Teknik olarak etkisi, metre hesabıyla
çalışmalarımızı yürüttüğümüz sahaya göre ayarlanıyor. Ama birbirine
benzeyen iki kapı var ve orada bir teknik hata yapılıyor ve diğer
kapının önüne bırakılıyor. Bilindiği gibi bomba patlıyor. Aslında
bombanın etkisi çok büyük, fakat uzakta patlamasından dolayı istenilen
sonucu yaratmıyor. Sadece yerleri sarsıyor, camları kırıyor ve tavanı
düşürüyor.”
MESUT YILMAZ HABER GÖNDERDİ
Patlamadan sonra Öcalan kendisine yönelik herhangi bir suikast
girişiminin olacağından önceden haberdar olduğunu açıkladı. Bilginin
kaynağı olarak da dönemin başbakanı Mesut Yılmazı gösterdi. Öcalan
kendisine ulaşan bilgiyi şöyle açıklıyordu; “Mesut Yılmaz’ın kendisi 20
Aralık’ta (o dönem DYP-CHP koalisyonu hükümette ve T. Çiller
başbakandı) bir haber yollamıştı, ‘PKK Önderliği kendisini mutlaka
korumalı, Tansu Çiller kazanmak için cinayet işleyecek’ diyordu.”
Herhangi bir suikast girişiminin olacağına ilişkin farklı birçok
kaynaktan kendilerine bilgi geldiğine vurgu yapan Öcalan’ın şoförü
Delil Amed, bilgileri doğrular nitelikte o dönem yaşadıkları bazı
olayları şöyle sıralıyordu: “6 Mayıs patlamasından kısa bir süre önce,
Önderliğin arabası Latkiye (Suriye’nin sahil şehri) yolu üzerinde kaza
yaptı. Önderlik o anda arabanın içinde yoktu ama kaza sıradan bir kaza
değildi. Sanki önceden planlanıp da yaptırılmış. Aynı dönemde ben
Önderliğin arabasıyla ülkeye gidecek bir grup arkadaşı sınıra
getiriyordum. Biz Şam’dan çıkıp Halebe ulaşana kadar birileri
tarafından izlendik. Şam’ın merkezinde de o dönem izlendiğimizin
farkındaydık. Dışarıdan Önderliği suikast düzenleneceğine dair
bilgilerde gelip, bu olaylar ile birleştirilince kesinlikle bir
şeylerin olacağını tahmin ediyorduk. Fakat ne zaman, nerede ve nasıl
olacağını tam kestiremiyorduk.”
LONDRA BOMBALAMADAN YARIM SAAT SONRA AÇIKLAMA YAPTI
6 Mayıs patlamasına ilişkin Öcalan’a bilgi veren sadece M. Yılmaz
değildi. Böylesi bir suikast girişimine ilişkin bilgiyi nereden aldığı
belli olmasa da Öcalan’ı en son uyaran Kürdistan Yurtseverler Birliği
Lideri Celal Talabani’ydi. Öcalan tutuklu bulunduğu İmralı tek kişilik
kapılı cezaevinden yağtığı açıklamalarda o dönem aldığı bilgiyi şöyle
anlatıyordu; “İmha olacağımı söyleyen, bombalamadan üç gün önce Şam’a
istihbaratçısını gönderip “Apo imha olacak” diye bildiren, Talabani
idi. Londra bombalamadan yarım saat sonra açıklama yaptı.”
SURİYE’DE SERİ PATLAMALAR
MİT’in ve JİTEM’in belgelerine dayanarak yazılan birçok haber ve
kitapta 1996 yılında Öcalan’a yönelik birçok saldırı yapıldığı, fakat
sonuç alınamadığı belirtildi. Hatta bazı saldırılarda bombaların dahi
patlatıldığı söylendi. Fakat bunların hiçbiri kapalı bir devlet olan
Suriye’nin dışında çok fazla tartışma konusu olmadı. 6 Mayıs
patlamasından sonra da Suriye’nin birçok yerinde patlamaların seri bir
şekilde sürdüğüne dikkat çeken Delil Amed, “Şam’daki patlamadan sonra
Latkiye’de (ki, Öcalan’ın sık sık oraya gittiği biliniyordu) bir
patlama oldu. Bu patlamada bizim de Cemil Esad’ın da dostu olan biri
öldü. Ondan sonra Şam’ın Baramke otobüs terminalinde çok büyük bir
patlama oldu ki, bu patlamada asit kullanıldığı için çok sayıda insan
öldü. Bunun dışında Halep şehrinde bir patlama oldu. Bunlar üst üste
gelince Suriye’de tam bir kargaşa başladı” diye konuştu.
GİZLİ ÖDENEKTEN 50 MİLYON DOLAR ÖDENDİ
Mersedes operasyonu denilen bombalı saldırı T. Çiller’in başbakan
olduğu 52. hükümet döneminde planlanmış, fakat DYP-CHP koalisyonu 3
Mart’ta bozulup hükümet düşünce, plan Mesut Yılmaz’ın başbakan olduğu
ANA-YOL döneminde sürdürülmek zorunda kalındı. 6 Mayıs suikasti için
harcanan 50 milyon doların ise T. Çiller’in başbakanlığı döneminde
‘nereden geldiği ve nereye gittiği belli olmayan bir ödenekten’
karşılandığı sonradan anlaşıldı. Bu suikasttan devletin tepesindeki
birçok kişinin dahi haberdar olmadığı İmralı’daki sorugulamalar
esnasında yetkili bir askeri komutanın Öcalan’a, “o bizim işimiz
değildir. Biz isteseydik bir füze ile sizin evi vurabilirdik” diyen
sözlerinden anlaşıldı.
YASAL
UYARI: Fırat Haber Ajansı (ANF) servis ettiği haber ve fotoğrafları
aboneleri dışında, ajansın izni olmadan kopyalamak veya yeniden
yayınlamak yasaktır
Copyright 2008
ANF NEWS AGENCY
|