Röportaj: Çatı Partisi'e doğru 8
Gönderen: seteney Tarih: 11.08.2008, 11:52:45 (421 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
 

Çatı Partisi e doğru 8
Şuna karar vermeliyiz: Herkes kendi durduğu yerden sorunlara bakıp çözüm üretmeye ve diğer muhalefet güçlerini buna davet etmeye devam mı edecek; yoksa platform ve koordinasyonları aşan, programındaki hedefleri gerçekleştirinceye kadar devam eden ama kendi özgünlüğünü de korumayı esas alan bir birlikteliği mi gerçekleştireceğiz?

Gün farklılıkları öne çıkarma değil, aynılarda buluşma günüdür. Farklılıklarımız elbette olacaktır. Ancak bunları öne çıkarıp biraraya gelememenin gerekçesine dönüştürmemeliyiz

Yıllardır kamu emekçilerine siyaset hakkının tanınmasını da talep ediyoruz. Dolayısıyla uygun bir yaklaşımla KESK böylesi bir çalışmaya destek olacaktır diye düşünüyorum


Gün aynılarda buluşma günüdür!


Dizimizin ilk sendikacı konuğu Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu Genel Sekreteri Emirali Şimşek. KESK Türkiye'deki sendikal mücadele tarihine adını sermayeden ve devletten bağımsız bir sendika olarak yazdırmış ender emek örgütlerinden birisi. KESK Genel Sekreteri Emirali Şimşek'in sorularımıza verdiği yanıtlar Çatı Partisi oluşumunun kuvvetli ayaklarından birinin emek örgütleri olacağının işaretleri ile dolu...

Çatı Partisi oluşumu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Öncelikle bir şeyi tespit etmemiz lazım; birçok açıdan bir tıkanma durumu yaşanıyor. Tıkanmaya ilişkin sorunların tespitinde çeşitli kesimlerde giderek bir uzlaşma ya da hem fikirlilik durumu var. Neredeyse herkes aynı sorunları dile getiriyor. Ancak çözüm konusuna gelince ayrışmalar başlıyor. Bu açıdan da kabaca üç farklı yaklaşımdan bahsetmek mümkün: Bir kesim, nüansları olsa da, mevcut olanda, sistemde ve yönetim biçiminde ısrar ediyor. İşte Kızılelmacı, ulusalcı ya da statükocu kesimler denilebilecek olanlar özünde değişime direnen, çıkarını sistemin devamında görenlerdir. Bunlar giderek her tür hukuk dışılığı mevcut konumlarını korumak için meşru görüyorlar. Milliyetçiliğin yükseltilmesi, linç saldırıları, gerginlik siyaseti ve hatta yargısız infazlar başvurdukları yöntemler oluyor. Denizde damla olabilecek kadar kısmı açığa çıkan Ergenekon yapılanması da bunun bir parçasıdır. İkinci kesim ise kapitalizmin vardığı aşamaya entegre olmayı hedefleyen, BOP'ta stratejik rol oynayan, ülkede satılmadık bir metre yer bile bırakmak istemeyen, neo-liberal kesimlerdir. Ancak her iki kesim de Kürt sorunu ve emekçilerin hak mücadelesinde rahatça uzlaşabiliyorlar. Yani buluşma noktaları özgürlükler karşıtlığıdır. Emekten, demokrasiden ve hakça bölüşümden yana olan, ülkenin temel sorunlarının çözümünde barış ve diyaloğu esas alan kesimler üçüncü kesimi ifade ediyor. Ancak bu kesim hem dağınık, hem de pratikleşme noktasında sıkıntılar yaşıyor. Bunun içinde siyasal partiler, emek ve meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri, aydınlar, hatta bireyler bile var. Şimdi burada karşımıza bir ihtiyaç çıkıyor. Platformlar, bir sorun etrafında şekillendirilen koordinasyonlar belli bir işlev görse de genelleşemiyorlar ve programatik bir işleve kavuşamıyorlar. Asgari müştereklerden oluşturulmuş bir program etrafında örgütlenmiş Çatı Partisi bu ihtiyaca cevap olabilir diye düşünüyorum. Çatı Partisi'ne mesafeli yaklaşanların bilineni ve tekrarı savunmalarını fazla anlamlandırmak da mümkün değil. Şuna karar vermeliyiz: Herkes kendi durduğu yerden sorunlara bakıp çözüm üretmeye ve diğer muhalefet güçlerini buna davet etmeye devam mı edecek; yoksa platform ve koordinasyonları aşan, programındaki hedefleri gerçekleştirinceye kadar devam eden ama kendi özgünlüğünü de korumayı esas alan bir birlikteliği mi gerçekleştireceğiz?

Bazı ülkelerde sendikal örgütlerin bir bütün halinde bir partiyle ilişkilendiği biliniyor (Örn. Britanya'da İşçi Partisi ile İngiliz sendikaları arasındaki ilişki, Brezilya'daki parti-sendika bağları v.s.) Bu arada Türkiye'de de, daha sonra DİSK'i kuracak olan sendikacıların 1962'de TİP'i kurmaları da bu açıdan büyük bir deneyim. Sizce günümüz Türkiyesi'nde Çatı Partisi'nin kuruluş sürecinde, kuruluştan sonraki çalışma sürecinde, Çatı Partisi ile sendikalar, demokratik meslek örgütleri ve diğer demokratik kitle örgütleri ilişkileri nasıl olabilir? Çatı Partisi oluşumunda aydınlara, sendika ve diğer kitle örgütleri aktivistlerine büyük bir rol düştüğü belirtiliyor. Sizce böyle bir Çatı Partisi saflarında bağımsız aydınların ve kitle örgütleri temsilcilerinin kendi rollerini oynayabilmelerinin ön koşulları nelerdir?

Çatı Partisi fikrinde uzlaştıktan sonra belli şablonlara takılmadan, mümkün olan en geniş mutabakat sağlanarak bir formül bulunabilir. Örneğin İtalya'da Zeytin Dalı modeli daha çok seçimlere dönük yapılan bir ittifaklaşmayı ifade ediyor. Seçimlerden sonra, seçim kazanılsa dahi kısa sürede dağılıyor. Önemli ve ders çıkarılması gereken bir deneyim ancak bizde bunu aşan bir yaklaşımın esas alınması gerekiyor. Yüzde 80'lere varan milliyetçi bir dalga varken salt bir seçime dönük yaklaşım umutları da boşa çıkarır diye düşünüyorum. Örneğin Kürt sorununun çözümünü öngörecekseniz eğer, bu sadece seçimlere dönük çabalarla çözülecek bir sorun değildir. Ya da Alevilerin inançlarını yaşayabilmeleri ve gerçek laikliğin inşası kısa sürede üstesinden gelecek bir sorun değildir. Asimilasyon, inkarcılık ve şiddet kültürü öyle köklü ki, ciddi bir zihniyet değişimi yaratmadan aşılamaz. Halktan ve emekten yana, adil bölüşümü esas alan bir bütçeyi gerçekleştirmek geniş ve toplumsal, sınıfsal bir mücadeleyi gerektirir. Her şeyden önemlisi de birlikte yürüyebilmek, iş yapabilmek, ortak paydalar etrafında şekillendirilmiş bir programı inatla hayata geçirmek çok şey kazandıracaktır. Bakın bu ülkede işsizlik yüzde 20'leri aşıyor. Gerçek enflasyon yüzde 25 civarında. 2 milyon kamu emekçisi açlık ile yoksulluk sınırı altında yaşıyor. Milyonlarca insanımız ise açlık sınırlarının da altında yaşamını devam ettirme çabası içinde. Sürgünler, baskılar, gözaltılar, tutuklamalar gün geçtikçe yoğunlaşıyor. Evet, KESK bunlara karşı mücadele ediyor. Çoğu kez diğer emek ve meslek örgütleriyle ortak hareket ediyoruz. Bazı muhalefet partilerinden destek de görüyoruz. Ancak yine de yeterli olmuyor. AKP, kadrolaşmasını toplumun atomlarına kadar yaymak istiyor. Ulusalcı kesimler ise bu ülkede laiklik var da elden gidiyormuş gibi sahte gündemler yaratma peşinde. Ancak demokratik güçler de etkin olamıyor, meşruiyetlerini toplumsal güce dönüştüremiyorlar. O halde çabaların ortaklaştırılması açısından da Çatı Partisi bir açılım sağlayabilir. Öte yandan yıllardır kamu emekçilerine siyaset hakkının tanınmasını da talep ediyoruz. Dolayısıyla uygun bir yaklaşımla KESK böylesi bir çalışmaya destek olacaktır diye düşünüyorum. Tabii burada yapıların kendi özgünlüklerini koruyacakları bir zeminin var olması da önemlidir.

Bundan önceki seçim ittifakları deneyimleri, Çatı Partisi açısından sizce nasıl ele alınmalı? Salt seçim işbirliğinin geçici örgütü olarak mı, yoksa uzun erimli bir yanyana geliş ve birlikte yürüyüşün örgütü olarak mı?

Şimdiye kadarki blok ve ittifakların elbette ki kazandırdıkları oldu. Her şeyden önce ortak iş yapma kültürü kazandırdı. Eğer bugün daha güçlü bir birlikteliği ifade eden Çatı Parti'sinden bahsediyorsak gerçekleştirilen bu ittifak ve blok mirası ya da zeminin katkısını gözardı edemeyiz. Ancak bunlar hem biraz dar kaldı hem de seçim sonrası dağıldıkları için inandırıcılık sorunu ortaya çıktı. Kimi çevreler bundan yola çıkarak Çatı Partisi için de 'daha önceki deneyimlerin sonu gibi olur' diye düşünceler öne sürüyorlar. Bizce, ister ittifak ister Çatı Partisi olsun, kurulduktan sonra bileşiminde yer alan tüm güçler programın başarısı için çaba göstermelidirler. Yani bu oluşumları grupsal, partisel ya da bireysel büyümeler için değil, hedeflere ulaşmak için değerlendirmeliyiz. Bu, Çatı Partisi içinde yer alan bir sendikanın, demokratik kitle örgütünün ya da siyasal partinin kendi çalışmalarını yapmayacağı anlamına da gelmez. Özgünlüğünü koruması derken biraz da bunu kast ediyoruz. Yine Çatı Parti içinde Kürt halkının temsilcilerinin bir ağırlığı olacaktır. Bu, reel bir gerçekliktir. Bu, diğer bileşenler açısından eşitsizlik anlamına gelmeyeceği gibi temel sorunlardan biri olan Kürt sorunun çözümünde avantaj da sağlayacaktır. Tabii ki, program tek bir sorun etrafında şekillendirilmeyeceği için, tüm gruplar, kesimler Çatı Partisi etkisini artırdıkça, diğer sorunların çözümü için faaliyet yürüttükçe dengeler yerine oturacaktır.

Ayrı ayrı duruşlar egemenleri cesaretlendiriyor

Çatı Partisi'nde yeni bir birliktelik kültürünün olmazsa olmazları hakkında görüşlerinizi açıklar mısınız?

Ayrı ayrı duruşların ya da geçici birlikteliklerin sermayenin küresel saldırısını durdurmadığı, aksine daha çok cesaretlendirdiği ortada. Seçim kazanılsa dahi karşımızda çok organize ve köklü yapıların olduğu gerçeği de bir arada düşünüldüğünde uzun süreli ve toplumsal değişimi hedefleyen, emeğin özgürleşmesini, halkların bir arada yaşama zeminini ortaya çıkaracak projelere ihtiyaç var. Aksi halde seçim sonrası dağılan birliktelikler kırılmalara neden oluyor. Eşit, özgür ve demokratik bir ülkenin yaratılması hedefi en temel ortak payda olabilir. Bu başlığın altı doldurulabilir. Buna uygun bir anayasa öncelikli talep olarak konabilir. Gün farklılıkları öne çıkarma değil, aynılarda buluşma günüdür. Farklılıklarımız elbette olacaktır. Ancak bunları öne çıkarıp biraraya gelememenin gerekçesine dönüştürmemeliyiz. Eğer bir kriz tespitimiz varsa krizden çıkış güçlü ve kitlesel bir duruşla mümkün olabilir.

Hazırlayan:
RAMAZAN PEKGÖZ
YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· PKK hangi koşullarda silahı bırakır?
· Gerilladan karakola top atışı!
· KCK Karayılan’ın MİT ile görüştüğü iddiasını yalanladı
· İşte DTP'nin aday kriterleri
· HPG'liler Hasankeyf’te karakol bastı
· Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
· Dört ülke Bağdat’ta PKK için toplanıyor
· Çatışmada ölen binbaşının kimliği belli oldu
· Her dönemin şifresi: Aksu
· Ahmet Türk: Başbakan bize karşı sözlerini geri almalı

Röportaj
· Baydemir’den sert cevap: Asıl pislik Erdoğan’ın siyaseti -söyleşi-
· Herkilerin en acı günü
· Çatı Partisine Doğru 13
· 'Kızımın ismi Gelawêj'*
· Çeyrek asır
· Tarih değiştiren tarihi atılım
· Çatı Partisi'ne doğru 11
· Çatı Partisi'ne doğru 10
· AKP'den büyük tolerans
· Neanderthaller soykırıma uğradı

© Rojaciwan.com