KCK: ‘Agitleşmek zaferin garantisidir’
Gönderen: seteney Tarih: 16.08.2008, 16:45:41 (2222 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)

 

“Agit yoldaş bir hizmet insanıydı; halka hizmet, ülkeye hizmet, partiye hizmet, çizgiye hizmet onun esas aldığı bir çizgiydi. Doğrulara tutku düzeyinde bağlanıyor, yüksek bir inanç düzeyi geliştiriyor; görevler karşısında, yaşam karşısında çok iradeli bir duruş gösteriyordu. Etkileyiciydi, eğiticiydi, becerikliydi. Sadece söyleyen değil, söylediğini yapandı.”





Dirilişten özgürlüğe 15 Ağustos - 4

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan, Mahsun Korkmaz’ı büyük başarıların sahibi kılan temel noktanın yüreği, beyni, inancı, ülke ve halk sevgisi olduğunu belirterek, şunları söyledi: ‘Agit kişiliği, büyük bir yurtseverlik, bilinç, inanç ve irade duruşudur. Bunu açığa çıkarmak, esas almak, bu çizgi temelinde mücadele etmek, Kürt gerillasını büyük komutan Agit çizgisinde sürekli eğitip yenilemek, zaferin garantisidir’

15 Ağustos Atılımı Mahsun Korkmaz’ın öncülüğünde gerçekleşti. Mahsun Korkmaz’ın kişiliğini ve yaşam duruşunu anlatabilir misiniz?

15 Ağustos Atılımı’nın ve Kürt gerillasının büyük komutanı Agit yoldaşımız da kuşkusuz bizden birsiydi. Kürt halkının ve gençliğinin içinde yetişen seçkin bir neferdi. Kürt insanının tarihten gelen bütün erdemlerini temsil etmeye çalışan, insanın yüceliğini, ülke ve halk bağlılığı temelinde esas alan bir kişilikti. O da canlı bir varlıktı, bir insandı. Dolayısıyla onunda ağrıları vardı, sızıları vardı, zorlukları vardı. Yaşam karşısında, mücadele karşısında kendisini zayıf, güçsüz kılan, fiziki durumları vardı. Yani öyle fiziki gücü ile her şeyi yapan, sanki özel yetiştirilmiş olan bir kişilik değildi. Onu büyük yapan, büyük başarıların sahibi kılan, yüreğiydi, beyniydi, inancıydı, ülke ve halk sevgisiydi, yurtseverliğiydi. Şunu iyi bilmek lazım: Agit kişiliği, büyük bir yurtseverlik duruşuydu. Ülkeye ve halka bağlılıkta Kürt halkının özgür varoluşuna ve yaşamına bağlılıkta, tutku düzeyinde bir yaklaşım söz konusuydu. Öyle kendisine bunlar dışında herhangi bir yaşam arayan konumda değildi. Bu temelde Kürt halkının özgür, demokratik varoluşunu ön gören Önderlik gerçeğine, çizgisine, yoldaşlar ve şehitler gerçeğine tutku düzeyinde bağlanmayı esas almıştı.

Agit yoldaş büyük bir bilinç, inanç ve irade duruşuydu. Öğrenmek istiyor, doğrulara tutku düzeyinde bağlanıyor, yüksek bir inanç düzeyi geliştiriyor; görevler karşısında, yaşam karşısında çok iradeli bir duruş gösteriyordu. Öyle basit, bireysel yaşam arayışları yoktu. Hilesi hurdası, kiri pası, herhangi bir şey elde etmeye dönük çabası söz konusu değildi. Bir hizmet insanıydı; halka, ülkeye, partiye, çizgiye hizmet onun esas aldığı bir çizgiydi. O temelde de kendini işine veriyordu. Düşünce olarak yoğunlaşıyor, amaçlarını gerçekleştirmek için bütün düşünce ve çabasını orada yoğunlaştırıyor, dolayısıyla ne yapması gerektiğini, nasıl yapması gerektiğini ortaya çıkartıyordu. Cesaret ve fedakarlıkla da üzerine düşen görev sorumlulukların gereğini pratikte yerine getirmeye çalışıyordu. Agit’i Agit yapan, ’70 ve ’80 koşullarında büyük bir direnişçi haline getiren, 12 Eylül faşist askeri rejimine karşı 15 Ağustos Atılımı’nın yaratıcısı kılan özellikler bunlardı.

Önderlik, parti, yoldaş bağlılığı çok güçlüydü. Bu ülke ve halk bağlılığından ileri geliyor. Özgür ülke ve demokratik yaşama tutku düzeyinde bağlıydı. Oldukça sade, dürüst, samimi, alçak gönüllü, mütevazi bir kişilikti. Öyle boş zaman geçirmeyen, sohbet etmeyen, sözü ile pratiği bütünlüklü, söylediklerini yapan, yaptığı kadar söz söyleyen, ezbere konuşmayan, kendini sözden çok, yaşamıyla, pratiğiyle ifade eden bir kişilik yapılanmasına sahipti. Bu özellikler, pratik yapan, iş yapan, beceren, mütevazi bir kişiliği ifade ediyor. Bu açıdan her zaman görevleri üzerinde yoğunlaşıyordu. Düşünce olarak yoğunlaşıyordu, oradan çıkardığı sonuçlara göre ve pratik olarak yoğunlaşıyordu. Önderlik çizgisini öğrenmek mi gerekli; okuyordu, araştırıyordu, kavramaya çalışıyordu. Buna göre örgüt kurmak, halkı örgütlemek mi gerekiyordu; davranışlarını ona göre kuruyordu, ona göre çalışıyordu, ilişkilerini ona göre ayarlıyordu, kimseyi incitmiyordu. Gereksiz bir söz ve davranış asla göstermiyordu. Oldukça örgütlüydü, denetimli, kontrollü bir kişilikti; nerede ne söylemesi, nasıl bir adım atması gerektiğini iyi biliyordu.

Dolayısıyla etkileyiciydi, eğiticiydi, becerikliydi. Sadece söyleyen değil, söylediğini yapandı. Sadece ölçüsüzce pratik peşinde koşan değil, ne yapması gerektiğini bilen ve bu temelde bilerek anlayarak iş yapandı. O bakımdan da el attığı işi başarıyordu. Sürekli iş yaptığı ve başardığı için çevresini eğitiyordu. Oldukça samimi, dürüst, içten olduğundan içinde bulunduğu ortamı rahatlatıyordu, herkes için çekici oluyordu. Eğiticiliği, çekiciliği onu, aranan, birlikte olunmak istenen bir kişilik yapıyordu. Militan özellikleri böyle geliştirdi, komutan askeri özellikleri böyle oluştu. Giderek gerilla komutanlığını büyük bir çabayla, istekle ortaya çıkardı. Bu temelde bir komuta tarzı geliştirdi. Agit kişiliği ne kadar çok irdelense ve özellikleri açığa çıkartılsa yeridir. Bu bakımdan Agit çizgisini açığa çıkarmak, esas almak, bu çizgi temelinde mücadele etmek, Kürt gerillasını büyük komutan Agit çizgisinde sürekli eğitip yenilemek, zaferin garantisidir diyebiliriz.

15 Ağustos Atılımı yalnızca sisteme karşı değil, aynı Kürdün geriliklerine karşı da sıkılan bir kurşun olduğu söylendi. Bunu biraz açabilir misiniz?

Tarihi 15 Ağustos Atılımı’nı bilim adamları, sosyologlar “ilk kurşun” olarak da tanımladılar. Sömürge ülkelerde ilk kurşun deyimi, kullanılanların kendi zayıflıklarına, geriliklerine, korkularına, ürküntülerine, örgütsüzlüklerine kurşun sıkmaları ve onları reddeden bir tutumu göze alarak, yeni bir kişiliğe bürünmelerini ifade ediyorlar. Her türlü baskı, katliam, sömürüyü uygulayan rejime karşı, yaşadıkları zayıf, aciz, teslimiyetçi tutumu sona erdirmeleri anlamına geldiğini belirtiyorlar. Bu bakımdan örneğin Kürdistan’da topluluğu bölüp parçalayan, sömürgecilik altına alan, yok sayan ve yok etmek isteyen rejime karşı mücadele etme gücünü gösterme, bu dayatmayı kabul etmeme, onun altında yaşamayı reddetme anlamına geliyor. Böyle bir rejime isyan etmek, kafa tutmak, onu reddetmek, bu durumu kurşun sıkacak düzeyde yapmak demek; her şeyden önce rejime teslim olmuş, onun egemenliği altında yaşayan ruh halini, duygu ve düşünce yapısını, psikoloji, duruşu reddetmek, yok etmek, öldürmek anlamını ifade ediyor. Bu bakımdan elbette ilk kurşun teorisi önemlidir, anlamlıdır, derin bir gerçeği insana ilişkin çok ciddi bir hususu dile getiriyor.

Bu durum Kürdistan açısından kuşkusuz daha fazla geçerlidir. Çünkü Kürdistan’a dayatılan sömürgecilik, herhangi bir sömürgecilik değildir. Kürdistan’ın ve Kürt toplumunun zenginlik kaynaklarını sömürmek, buraları egemenlik altında tutmak amacıyla gelişen bir sömürgecilik değil, ondan çok öteye, Kürt toplumunu bir ulusal yayılma alanı olarak görme, Türk uluslaşmasının ham maddesi olarak değerlendirme, bu temelde asimilasyonla, katliamla Kürtlüğü yok etmeyi hedefleyen bir inkar ve imha rejimini ifade ediyor. Böyle bir rejimin dünyada benzeri yoktur. Bu nedenle Önder Apo Kürdistan’ı; “ekonomik olarak sömürge, siyasi olarak sömürge, askeri bakımdan işgal altında, ulusal ve kültürel bakımdan da soykırıma tabi tutulan bir ülke ve toplum” olarak tanımladı. Böyle bir egemenlik dayatmasının toplumun ve bireylerin zihninde, duygusunda, düşüncesinde, davranışlarında yaratacağı değişikliklerin, etkilerin daha derin olacağını, daha büyük olacağını anlamak lazım.

Herhangi bir siyasi, ekonomik egemenlik için yapılan işgalin, o toplum ve bireylerin üzerindeki düşünsel, psikolojik, ruhsal etkisi kuşkusuz farklıdır. Bir toplumu yok etmek isteyen, katliam ve asimilasyonla ortadan kaldırmak, eritmek isteyen bir rejimin söz konusu toplum ve onun bireyleri üzerinde psikolojik, ruhsal, duygusal, düşünsel, davranışsal anlamda ortaya çıkartacağı sonuçlar, yaratacağı etki kuşkusuz daha farklıdır. Kürdistan üzerinde, Kürt toplumu üzerinde uygulanan egemen sistemin karakteri işte bu biçimdedir. Bu bakımdan da birey ve toplum üzerindeki tahrip edici etkisi çok daha kapsamlı, derin ve köklüdür. Bunun için de böyle bir rejime karşı kurşun sıkmak, bu rejimi bilinçli olarak reddeden, ona kurşun sıkma gücünü gösteren bir bilinç ve irade, örgütlülük düzeyine ulaşan bir tutumun elbette ki çok köklü, derin bir anlamı vardır.

Hazırlayan: DİZİ ARAŞTIRMA SERVİSİ
YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· PKK hangi koşullarda silahı bırakır?
· Gerilladan karakola top atışı!
· KCK Karayılan’ın MİT ile görüştüğü iddiasını yalanladı
· İşte DTP'nin aday kriterleri
· Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
· HPG'liler Hasankeyf’te karakol bastı
· Dört ülke Bağdat’ta PKK için toplanıyor
·  GÜZELLİĞİN, SADELİĞİN, MÜTEVAZILIĞİN GENÇ KOMUTANI
· Çatışmada ölen binbaşının kimliği belli oldu
· Her dönemin şifresi: Aksu

KCK
· KCK: ISS raporu provokatif amaçlıdır
· PKK hangi koşullarda silahı bırakır?
· Bozan Tekin Bask gazetesine konuştu
· KCK Karayılan’ın MİT ile görüştüğü iddiasını yalanladı
· 'Yerel seçimler referandum niteliğinde'
· Fethullahçılar, dini siyasi ve ekonomik rant aracı olarak kullanmaktadır
· KCK: AKP Kürdistan’da meşru değil
· Kaytan: Dersim isyanı PKK ile devam ediyor
· Mücadele etmek kazandırır
· Murat Karayılan’dan Erdoğan’a yanıt!

© Rojaciwan.com