Gerilladan yazılar: Kadın Özgürlük Hareketinde Ordulaşma
Gönderen: seteney Tarih: 22.08.2008, 15:44:42 (2263 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)

gerilla (36)PAJK Koordinasyon üyesi Feride Alkan

Nasıl yaşamalı sorunusun cevap arayışı olarak geliştirilen özgürlük mücadelemiz hareket noktasını toplumsal cinsiyetin özgürleştirilmesi, bu temelde kadın şahsında yeni bir toplumun yaratılması olarak belirlemiştir. Bu arayışın bir sonucu olarak Kürdistan’da kadın ordulaşmasına gidilmiştir. Zira Önderliğimiz; Kürdistan koşullarında kadın açısından silahlı mücadeleye dayanmayan öz örgütlenmenin, iradeleşmenin, toplumsallaşmanın mümkün olamayacağını daha başlangıçta tespit etmiştir. Kadın tüm cinsiyetçi kalıpların kurumlaştığı aile- ev tuzağından kurtulup dağlara adımını attığı, çok yabancısı olduğu silahı eline aldığı an silahlı savunmaya dayalı yeni bir yaşama da adım atmıştır aslında. Kuşkusuz bunun öncüsü ve mimarı Reber Apo’dur. Önderlikte bunun kökleri zihniyet ve kişilikle bağlantılı olarak daha çocukluktan başlar. Çok açıktır ki eğer Önderlikteki zihniyet yapısı ve toplum algısı ataerkil olsaydı mücadelemiz salt Kürt ulusal mücadelesi olarak siyasal nitelikte olur ve bunun içerisinde ciddi bir kadın özgürlüğü, ordulaşmaya dayalı öz örgütlülüğü gelişmez, devletçi ideolojiyle şekillenen diğer sol-sosyalist sınıf ve ulus mücadelelerindeki akibetin dışına çıkılamazdı. Önderliğimiz daha çocukluk oyunlarında kızlara verdiği değerle, en çok kız çocukları katma yönündeki duyarlılığıyla verili zihniyetin ve kültürün dışında bir yaklaşım esas almıştır. Bu yaklaşımı bir yaşam felsefesi olarak sonraki yıllarda daha da bilinçli ve sistemli bir yaşam ve mücadele anlayışına dönüşmüştür. Toplumsal cinsiyet gereği hiçte kız çocuklarının alanına girmeyen ve toplumca tasvip edilmeyen yılan öldürme, kuş avlama, namaz kılma gibi oyunlarına kızları dahil etmesi hele küçük yaşta evlendirilmesine rağmen hemen düğünün ertesinde gidip Elif adındaki kız arkadaşını oyuna çağırması Önderlikte geleneklerin dışında bir algının, bakış açısının olduğunu göstermektedir. Ataerkil, cinsiyetçi topluma alternatif olarak çocukluk oyunlarında kurduğu toplumunda özellikle de kız arkadaşlarına biçtiği rol erkekle eş değer hatta daha da samimidir. Oyunlarındaki iş bölümünde kızlarda ava gidiyor, kendini savunma temelinde kavgalara katılıyor, yılanları öldürüyor ve en önemlisi de özgür ve eşit duygu ve bilinçle hareket ediyor. Aile içinde babasından daha etkili ve otoriter olan annenin kendi duruşuyla Önderliğe öğrettiği şey kızların gücüne güven ve eşitçi düşünme olmuştur ki sonraki yıllarda annesi için tanrıça kültürünün son kırıntısı demekte ve kendi kadın yaklaşımını çocuk uysallığında bağlılık olarak tanımlamaktadır. Kadını doğal toplumun tanrıça kültürü, analık emeği, değişim ve yaratımın gücü olarak tanımlayıp büyük bir güvenle ele almış, öte yandan ataerkil cinsiyetçi toplumun kadında yarattığı kendine yabancılaşmayı, köleleşmeyi kabul etmemiş, buna karşı büyük bir savaş açmıştır. Önderliğin kendi toplumsallaşması olarak daha sonraki yıllarda gelişen PKK hareketi içinde aynı yaklaşım daha da derinleşerek devam etmiş, kadın bunun üzerinden önce ordulaşmış ardından giderek kadın kurtuluş ideolojisi temelinde partileşmiş ve kendi sistemini kurmuştur.
Nasıl yaşamalı sorusu çerçevesinde kendi toplumunu yaratma arayışının sonucu olarak direk Önderliğin öncülüğünde ve büyük emekleriyle geliştirilen Kürdistan Kadın Özgürlük Mücadelesinde kadın ordulaşmasının dayandığı felsefeyi, ideolojiyi anlamak tamamen Önderliği anlamakla ilgilidir. Bu anlaşılmadan Kürdistan ve Kadın Özgürlüğü adına anlaşılabilecek bir şey olmadığı da açıktır. Gerçekten de Önderliğin çocukluk oyunları ve oradaki arayış anlaşılmadan, bununla bağlantılı aileye ve onun şahsında verili topluma isyanı anlaşılmadan, gelecek yaşam ütopyası ve amacı kavranmadan Kürdistan özgürlüğü adına olduğu gibi Kadın Özgürlüğü adına da pek bir şey anlaşılamayacaktır. Zira denilebilir ki tıpkı Kürdistan Özgürlük Mücadelesi gibi Kadın Özgürlük Mücadelesi de Önderlik Mücadelesidir. Biçimini, ruhunu, mantığını, tarzını, kişiliğini yaratan Önderliğin kendisidir. Büyük tarihi projem olarak tanımladığı kadın özgürlük hareketinin her aşamasının derin bilimsel tahlillere, tarihsel-toplumsal analizlere aynı şekilde demokratik-özgürlükçü temelde toplumu yeniden kurmaya dayandığını, bu anlamda kendiliğinden, objektif koşulların sonucu olan hiçbir adımın olmadığı rahatlıkla belirtilebilir.
Kürdistan gibi tarih boyunca işgal ve istila alanı olmuş bir coğrafya da yine tüm toplumsal değerleri baskı altında şekillenmiş bir halk içinde Marksist önderlikli bir kurtuluş mücadelesine kalkışmak, toplumu öncelikle sosyalizmle tanıştırmak, bunca parçalanma ve belleksizliğe rağmen ulus ve halklaştırmayı geliştirmek özellikle de ataerkil-feodal toplumsal yapı içinden kadınları mücadele saflarına çekmek tarihin en zor, en imkansız işlerinden olsa gerektir. Hele de kadınları kendi öz güçlerine dayalı öz örgütlenme temelinde ordulaştırmak, cins ideolojileri temelinde partileştirmek, özgür kişilikler temelinde tanrıçalaştırmak çok daha zor ve sancılı ama bir o kadar da fırtınalı, türkülü, büyük aşklı bir serüveni ifade eder.
Önderlik Mücadelesinin özü Kadın Özgürlük mücadelesidir. Kürdistan devrimini bir kadın devrimi olarak tanımlamak bu yüzden yanlış değildir. Önderlik devlet dışı toplumu kadın özgürlüğüne ve bu temelde toplumsal cinsiyetin aşılmasına dayanarak geliştirmeyi öngördü. Bu yüzden devrimimiz sosyal devrim-yeni yaşam perspektifiyle şekillendi. Bunun anlamı Kürdistan devriminin bir kadın devrimi olarak hayatın her alanında ve mücadelenin her biçiminde kadın öncülüklü geliştirileceği gerçeğidir. Kadının öncülüğüne güven ve bu öncülük temelinde en zorlu mücadelelere kalkış bir Önderlik farkı olarak ataerkil devletçi topluma en karşıt duruş, en köklü kopuşu ifade eder. Ve elbette bu anlayışı ve gücü ana etrafında şekillenmiş doğal toplum anlayışından ve onun komünal değerlerinden alır. Kadın öncülüklü Kürdistan Özgürlük Hareketinde mücadelenin her alanındaki öncülük ancak kadının gerçek anlamda insiyatif kazanması, iradeleşmesiyle mümkün olabilirdi. İnsiyatif ve irade ise öz örgütlülük gerektirir. Önderlik bunu bir ilke olarak başından itibaren esas aldı. Yani kadını kendi sınırlarında sadece iyi niyetle değil kadının ve toplumun ihtiyaç sınırlarında cins bilinci temelindeki iradeleşmeye ve örgütlenmeye dayalı olarak mücadeleye kattı, ortaklaştırdı, davanın asıl sahibi kıldı. Bir halk adına, kadınlar adına, kısaca insanlık adına devrimci-öncü sorumluluklar yüklenmek ve bunları başarıyla gerçekleştirmek yüksek bilinç kadar toplumsal sorumluluk duygusu gerektiren dolayısıyla örgüte ve iradeleşmeye bağlı olarak gelişen durumlardır. Bunun bilinci üzerinden mücadelenin her alanında kadının kendi öz örgütlenmesine dayalı olarak iradi öncülük yapması Önderliğimizde bir tarz olarak başından itibaren gelişmiştir. Ve bu konuda her şeyden ve herkesten daha fazla kadına güvenmiştir. Önderliğimizde davranışa, yaklaşıma, görevlendirmeye, mücadeleyi paylaşmaya dönüşen bu düzeydeki güven Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketinin gelişim diyalektiğini belirlemiştir. Birçok yerde ve dönemde kadın açısından koşullar olgunlaşmasa da hatta kadın yapabileceğine kendisi inanmasa da Önderlik zorlayarak, içine sokarak, adeta iterek kadına adım attırmış, her seferinde daha büyük çıkışlar için bizzat Önderlik hem de büyük bir heyecanla fırsat kollamıştır.
Kürdistanlı kadınlar; Önderlik samimiyetini, kadınla yaratmak istediği ülke, yaşam ve dünya ya dair güvenini en büyük dayanak ve güç kaynağı olarak görmüş, bu temelde ulusal kurtuluş saflarına akmış, dağlara çıkmış, serhıldanlara kalkmıştır. Binyılların baskı, ezilmişlik, ötekilik, kölelik acısının yarattığı büyük öfke ve yine insanca olana büyük özlem ve bunu yaratmaya dönük tutku Önderliğin kadın özgürlüğüne dair samimiyetiyle buluşunca doğal olarak Önderlik öncülüğünde Kadın Özgürlük Hareketi doğmuştur. Bu doğuş sadece Kürdistanlı kadınlar değil tüm dünya kadınları için görkemli bir doğuştur. Ve gerçekten bu doğuş ana tanrıçanın yeniden diriltilmesi, kadın merkezli yaşamın yeniden kurulması, yeni kadının, yeni erkeğin özcesi yeni insanın özgür ahlak ve irade temelinde yeniden yaratılması olarak somutlaşmıştır. Tarihin en zorlu, en sancılı, en imkansız doğuşu olduğu gibi en görkemli, en soylu, en meşru doğuşu da olmuştur. Tıpkı neolitik devrimin insanlık adına geliştirdiği ilk büyük toplumsallaşma da olduğu gibi aynı topraklar üzerinde aynı duygu ve ruhla ikinci kez insanlığın özgürlüksel kurtuluşu yeni toplumsallaşma yoluna girmiştir.
Tüm bu gerçeklere bağlı olarak Kadın Özgürlük Hareketinde ordulaşma mantığı, amacı değerlendirilebilir. Açıktır ki Kürdistan’da silahlı mücadeleye dayanmayan, meşru savunmayı silahlı temelde geliştirmeyen hiçbir girişim gelişme yaratamaz. Hayatın her alanında inkar ve imhanın dayatıldığı, hiçbir hakkın tanınmadığı, en ufak bir talebin baskı ve zulümle karşılandığı bir coğrafya da amacına ulaşmanın, güç olmanın, kendi varlığını korumanın silahlı mücadele dışında bir yöntemi olmayacağı açıktır. Aynı durum gerek Kürt kimliği, gerekse de cins kimliği dolayısıyla kadınlar için daha da fazla gerekli ve geçerlidir. Hem ulus kimliğini ret eden, ülkesini işgal eden, kültürel değerlerini inkar eden egemen devletlere karşı ama hem de cins kimliğini hiçe sayan, bedenini ve ruhunu işgal eden, kadınlık değerlerini sömüren ataerkil sisteme karşı Kürdistan ve Ortadoğu özgülünde meşru savunma temelinde silahlı mücadele en gerçekçi tarz olarak şekillenmiştir. Cinsiyetçi toplum tarihi boyunca tüm savunma mekanizmalarının dışına atılmış, adeta ülkesini, halkını, kimliğini koruma hakkından bile mahrum bırakılmış, sadece savaşların ganimeti olarak tıpkı ele geçirilen toprak gibi paylaşılmış kadınların sosyalizm öncülüğündeki ulusal kurtuluşa hele de Önderlik öncülüklü toplumsal kurtuluşa büyük bir özlem ve tutkuyla sarılmaları, militanca katılmaları, heyecan ve kahkahayla bu uğurda ölüme gitmeleri, destanlar-kahramanlıklar yaratmaları belki de insanlık tarihinin romanı olabilecek edebi değerdedir. Kendi anayurtlarını, kültürlerini, kimliklerini koruma hakkını onlara tanıyan Önderliğe ve nihayet bu hakkı elde etmenin yarattığı mutluluğa Beritanca, Zilanca, Berivanca, Semaca sahip çıkmış olmanın altındaki gerçek başka türlü nasıl izah edilebilir ki?
Kürdistan Özgürlük Hareketi içinde Kadın Ordulaşmasının dayandığı zemini bu şekilde tanımladıktan sonra kronolojik gelişmenin somut örgütlenme başlangıcı olarak 1993’ü gösterebiliriz. 1993’te ARGK bünyesinde diğer ifadeyle gerilla saflarında ilk özgün kadın birliklerinin oluşturulması temelinde kadın ordulaşmasına gidilmiştir. Yukarıda ifade edilen Önderlik tarzı, PKK mücadelesi 1990’lı yıllara gelindiğinde binlerce kadının ARGK saflarına akmasına yol açmıştır. Kadının bu düzeyde Kürdistan Ulusal Mücadelesini sahiplenmesi PKK hareketini toplumsallaştırmış, meşrulaştırmış öte yandan devrimin toplumsal değişim, sosyal gelişim yönünü güçlendirmiştir. Bu durum egemen devlet kadar rantçı çeteci çizgiyi de çözdüğünden içte ve dışta yoğun bir saldırı ve manipülasyonla karşı karşıya kalmıştır. Salt Kürt sorununun siyasal çözümüne endeksli çeteci ve rantçı mantık devrimin sosyal yönünün derinleşmesi, toplumsal dönüşümün ağırlık kazanması, bu temelde egemen erkekliğin çözümlenmesi gerçeği karşısında çıkarları ve zihniyeti gereği büyük bir korkuya kapılmış ve öncülüğe dönüşen kadın katılımı karşısında büyük bir karşı saldırı- direç örgütlemiştir. Öte yandan devrimin toplumsallaşmasının yarattığı meşruluk, güçlenme, büyüme karşısında egemen devletler korku ve endişeye kapılmış sosyal devrim perspektifini ve bu temeldeki ideolojik derinliği tasfiye temelinde yeni bir süreç başlatmıştır. Tüm bunları tarihsel-güncel perspektif içinde ele alan Önderliğimiz gerek içteki rantçı-çeteci çizgiye karşı PKK’nin sosyalist özünü korumak ve derinleştirmek, gerek egemen devletler karşısında tüm topluma yayılmış daha yaygın bir özgürlük mücadelesi yürütmek ve gerekse de ataerkil-feodal toplumsal yapıyı köklü bir şekilde çözüp yeni toplumsallaşmayı yaratmak için ARGK saflarına ve PKK çizgisine akın eden kadın potansiyelini özgün askeri örgütlenmeye kavuşturmuştur. Bu anlamda denilebilir ki kadın ordulaşması PKK çizgisini korumanın, sosyal devrim perspektifini yaşamsallaştırmanın teminatı ve öncü gücü olarak geliştirilmiş, böylesi bir misyonla tarihsel rol biçilmiştir. Zaten sonraki yıllar çok açık ortaya çıkarmıştır ki kadın özgürlük çizgisi ve bu temeldeki ideolojik mücadele derinleştikçe tasfiyecilik, çetecilik çözülmüş, aynı şekilde kadın özgürlük çizgisi toplumsallaştıkça işbirlikçi-feodal yapı dağılmış böylece topluma yedirilen egemenlik geriletilmiştir. Sonraki yıllarda Önderlik kadın ordusu olan YAJK’ı egemenlikli sisteme ve onun saflardaki temsili çeteciliğe karşı bilinçli bir silah olarak geliştirdiğini söylemektedir. 1989’la başlayan Serhıldanlar süreci ve Berivan şahsında somutlaşan halk öncülüğü kadının toplumsal uyanışının ve özgürlük iddiasının ifadeye dönüşmesi olarak yeni bir başlangıç olmuştur. Bunu takip eden 90,91,92 yılları kadınların ARGK saflarına akınının yıllarıdır. Özgürlük için silahlanmış bir halkın kadınlarının yaratamayacağı gelişme, aşamayacağı engel olmadığının en görkemli örnekleri bu süreçten sonra birçok pratikte açığa çıkmıştır. Kaynağını ataerkil cinsiyetçi zihniyetten alan örgüt içi çetecilik ve egemen devletlerin çok yoğun karşı saldırılarına, engelleme çabalarına, manipülasyon politikalarına rağmen kadının büyük istem ve emeği yine Önderliğin sürekli güven ve desteği kısa süre içinde kadının örgütlü güç olarak iradeleşmesine yol açmıştır. Kuzey ve Güneybatı Kürdistan başta olmak üzere yurtdışı sahalardan gerilla saflarına akan kadınlar silahı özgürlük amaçları doğrultusunda çok ustaca ve yaratıcı tarzda kullanma da beklenildiği gibi zorlanmamış aksine bir gelişim açığa çıkarmıştır. Diğer yönüyle ARGK saflarındaki kadın yoğunluğu parti içi sınıf mücadelesine cins mücadelesini de ekleyerek kişilik sorunlarını, yaşam sorunlarını, partileşme sorunlarını yakıcılaştırmış, çelişkilerin derinleşmesini ve parti içi mücadelenin radikalleşmesi, keskinleşmesini sağlamıştır. Bunun partileşme ve toplumsal dönüşüme yansımasını sağlayan derin çözümlemeler, ideolojik derinleşme böylece sürekli bir sistem kazanmış, gerilla safları verili toplum kalıplarını, egemen ve köle sistem zihniyetini, kişiliğini, psikolojini aşma mücadelesinin keskinleştiği ve sonuçlarının sistemli bir şekilde topluma taşırıldığı alanlar haline gelmiştir.
gerilla (75)1992 yılı Kürdistan özgürlük hareketinde kadın ordulaşmasının stratejik biçim ve perspektif kazandığı yıldır. KDP’yle Türk Devletinin Hareketimize karşı ittifağı ve uluslar arası emperyalist güçlerin desteğiyle gerçekleştiren Güney savaşı çoğu yeni olmasına rağmen yüzlerce kadının büyük bir direniş temelinde fedaice pratikleşmesini, kendini tanımasını, özgürlük haykırışlarını ve asla teslim olmayacağına dair kararlılığını dünyaya duyurmasını sağlamıştır. Güney savaşındaki kadın tarzının, katılım biçiminin, iddia düzeyinin, kararlılığının, bağlılığının somutlaşması ve sembolü olarak Beritan (Gülnaz Karataş) şahsında “savaşarak güzelleşen, güzelleşerek özgürleşen ve özgürleşerek sevilen” kadın gerçeği ve onun savaş-yaşam ilişkisi-bağı ortaya çıkmıştır. Kadın açısından binyılların çirkinleştiren köleliğini yıkarak güzelleşmenin, özgürleşmenin başka bir yolunun olmadığı ve gerçekten ancak savaşarak hem de ancak Beritanca savaşarak kendini, halkını var etmenin mümkün olabildiği anlaşılmıştır. Zira kölelik ve onu besleyen her türden egemenlik, gerilik büyük bir yıkma ve yeniden yaratma eylemi ister. İşte Kürdistan koşullarında gerilla saflarında gerçekleşen bu olmuştur. Başka tür bir eylem biçimiyle bin yılların egemenliğini, inkar ve imha siyasetini, köleliğini yıkmak hiçbir koşulda mümkün değildir. Tüm bunların eyleminde somutlaştığı Güney savaşındaki Kürt kadınını ve bunun öncüsü-sembolü olarak Beritan’ı kadın ordulaşmasının kararı, talimatı, manifestosu, strateji ve taktiği olarak değerlendirmek, bundan sonraki süreci buna oturtmak son derece doğru bir ele alış olmaktadır.
“Savaş güzellik kraliçemizdir”. Rubaruk eyleminde düşman mermisinin yüzünde açtığı yarayı “bak nasılda güzelleşiyor insan ve ne kadar güzelleştim ben” diyerek tanımlayan Beritan özgürlük savaşının güzelleştiriciliğini en derin ideolojik-felsefi tanıma kavuşturmuştur. Ve böylece kadın açısından savaşın hem tanımını, hem anlamını hem de temel ilkesini belirlemiştir. Bu yüzden kadın ordulaşmasının komutanıdır Beritan. O Önderliğin yaşamını özgür insan ve özgür toplumun yeni yaşamı olarak romana dönüştürme kararlılığındaki bilinç derinliğinin sahibi, kadın öncülüklü devrimin savaş tanrıçası, insanlığın özgürlük mirasının militan eylemcisi, teslimiyete geçit vermeyen ruhunun savaşçısı olarak halkımızın, insanlığın yüreğine taht kurmuş, kadına savaştan geçen güzellik yolunu göstererek öncüleşmiştir. Beritan Kürdistan koşullarında kadın ve halk açısından savaşa dayanmayan bir gelişmenin olamayacağını göstermekle kalmamış kadının en görkemli savaşçılığı, komutanlığı, eylemciliği yapabileceğini de kanıtlamıştır. İşte Beritan’da somutlaşan bu kanıtlanış kadına kendine güveni, büyük yaşamayı, öncüleşerek savaşmayı öğretmiş ve mutlaka Kürdistan’ın her dağına kendi öz gücüyle mevzilenerek savaşmayı göstermiştir. Beritan’ı bir savaş-yaşam çizgisi olarak perspektifleştiren Önderliğimiz 1993 yılında bu çizgi temelinde ve öncülüğünde Kadın Ordulaşmasının da temelini atmış, Botan başta olmak üzere her alanda özgün kadın birliklerinin örgütlenmesi sürecini başlatmıştır. İki yıllık bir yoğunlaşma ve deniyimin ardından 8 Mart 1995’te başlayan 1. Kadın Kongresiyle YAJK ilan edilmiş, kadın ordulaşması süreci özgün ve insiyatifli bir örgütlenmeyle yeni bir sürece girmiştir. YAJK Kürdistan Kadın Özgürlük Ordusu olarak kadın yurtseverliğinin, iradeleşmesinin, örgütlenmesinin, mücadeleciliğinin ve estetik anlayışının kurumlaşması ve pratik gerçekleşmesi olmuştur. Özgür kadını yaratma, egemen erkeği öldürme, ataerkil toplumsal sistemi çözme ve özgür anayurt temelinde işgalci devletlerin tahakkümünü yıkmanın silahı, eylem örgütü olarak amaç ve pratiğe dönüşen YAJK destansı bir anlamla tarihsel rolünü oynamıştır. Tüm pratiği boyunca ciddi zorluklar, kıyasıya çelişki ve çatışmalar yaşasa da esasta Önderliğin ataerkil devletçi topluma yönelttiği silah ve Beritan çizgisinin, felsefesinin somutlaşması olarak anlam kazanmış, bu temelde topluma, kadınlara, insanlığa mal olmuştur.
1996 yılı YAJK açısından zirveleşme yılıdır. Güzelleşme-özgürleşme arayışı olarak Beritan çizgisinde gelişen savaş 1996’yı Zilan yılı olarak karşılamıştır. Önderliğin yaşamını özgür insanın yaşamı olarak romanlaştırma iddiasındaki Beritan’ın savaşı Özgür kadını, güzel kadını, sevilen kadını Zilan şahsında gerçeğe dönüştürmüştür. Zilan kadın ordulaşmasında doruktur. Kadın ordulaşmasını ataerkil tarihten öç almanın, yeni toplumu yaratmanın silahı olarak geliştiren Önderlimize dayatılan 6 Mayıs komplosuna karşı kadın öfkesinin, önderlik ve özgürlük bağlılığının, bu konudaki kararlılığın ve cesaretin ifadesidir Zilan. Zilan’da gerçekleşen taktik çıkış fedai tarz olarak aslında Beritan çizgisindeki stratejik duruştur ve kadın ordulaşmasının dayandığı temel ilke, ana gerekçedir. Bu stratejik duruş Zilan’ da taktik çıkış, eylem tarzı olarak en profesyonel biçimde, en yaratıcı şekilde, en fedai yaklaşımda pratiğe dönüşmüştür. Beritan teslimiyete, ihanete karşı meydan okuma, özgürlük aşkıyla direnmeyi ifade edip kadın ordulaşmasını başlatırken, Zilan düşmanda, egemenlikte, gericilikte patlayarak onu param parça etme temelinde savaşı taktik ve stratejik olarak kadının öncülüğüne sokmayı ifade etmektedir. Anlamlı yaşam ve büyük eylem arayışıyla gelişen Zilan gerçekleşmesinin ardından Önderliğimizin “zilin bizim komutanımız biz onun emir eriyiz” tespiti kadın öncülüğünün, savaş komutanlığının, taktik eylemciliğinin ilanı anlamına gelmektedir. Zilan şahsında kadın savaşın komutanı, mücadelenin öncüsü, Önderliğin yoldaşı, taktiğin militanı olmuştur. Bu süreç kadın ordusu YAJK’ın Zilan şahsında büyük iradeleşmeyi, taktik yaratıcılığı, fedai militanlığı açığa çıkarıp tüm toplumda güven kaynağına, kadınlar arasında cins sevgisi ve gücüne dönüşme süreci olmuştur. Kürdistan’da hatta dünyada kadınlar adına bir ilk olan Zilan tarzı eylem ve bu eylem tarzının dayandığı mücadele anlayışı, yaşam bilinci, kişilik şekillenmesi tüm kadınların Özgürlük mücadelesine öncülük yapacak manifesto olarak güce, örgütlülüğe, bilince dönüşmüştür. Zilan tarzı savaş sosyal devrimin esas dayanağı olan toplumsal cinsiyetin özgürleştirilmesi amacına bağlı olarak sevginin ve aşkın kanunlarını da açığa çıkarmıştır. Bu anlamda sevgi ve aşk kanunu olarak Zilan güzellik tanrıçası savaşın bir ürünü ve somutlaşmasıdır denilebilir.
Zilanla yakalanan YAJK düzeyi, kadın ordulaşmasının tüm topluma mal olma süreci olarak kendi bağrından kadın partileşmesini geliştirmiştir. 1997 yılında Önderliğin geliştirdiği kopuş teorisiyle ataerkil cinsiyetçi toplum ve onun erkek zihniyetinden tümden ayrılma, kendi toplumsallaşmasını yaratma ve buna dayanarak erkeği, toplumu dönüştürme aşamasına gelinmiştir. Bu elbette kadın ordulaşmasının açığa çıkardığı ve Zilan’la doruklaşan, bu temelde topluma yayılan kadın özgürlük çizgisinin gücüyle, ulaştığı düzeyle ilgilidir. Kadın bu düzeyle ataerkil, cinsiyetçi sistemden tümden kopma temelinde daha radikal bir sürece giriş yapabileceğini göstermiş, Önderlik bu düzeye dayanarak tarihi projesinde daha radikal bir süreç başlatmıştır. Kopuş teorisinin ardından 1998 8 Martında Kadın Kurtuluş İdeolojisi ilan edilmiş ve bu ideolojiye bağlı program temelinde kadın partileşmesi süreci başlamıştır. Kadın ordulaşmasının içinden ve onun açığa çıkardığı güç düzeyi üzerinden gidilen kadın partileşmesi süreci Kadın Özgürlük Hareketi açısından hem ideolojik, hem felsefik hem de politik açıdan yepyeni bir dönemi ifade etmektedir. Bu nedenle partileşme sürecini ayrı bir başlık altında ele almak ve bu temelde kadın ordulaşmasının bu günkü ifadesi olarak YJA-STAR’ı değerlendirmek daha doğru olacaktır. Bununla bağlantılı olarak kadın ordulaşmasının geleceği ve görevlerimizi ele almak gerekmektedir. Zira Kadın Özgürlük Hareketi açısından kadın ordulaşmasının rolü ve önemi asıl bundan sonra başlamaktadır ve bu uzun süreli bir stratejiye dayanmaktadır. Demokratik Ekolojik, Cinsiyet Özgürlükçü Toplum hedefini esas alan Kadın Özgürlük Hareketinde Kadın ordulaşması olarak YJA-STAR uzun soluklu bir mücadelenin, geniş perspektifli bir toplumsal devrimin, aciliyetleri ve öncelikleri yoğun bir ulusal davanın ordusudur. En önemlisi de ataerkil sistemi aşma temelinde kadına dayalı yeni toplumu yaratma ve bu temelde egemenlikli sistemi yıkmanın silahıdır. Tüm bunlarla birlikte özgürlüğümüzün öncüsü Önderliğimizin özgürlüğünü sağlamın temel gücü, eylem örgütüdür. Bütün bunlar temelinde ayrı ve kapsamlı bir değerlendirmeye gitmek önemli olmaktadır.
Kadın Özgürlüğünün ve bu temeldeki savaş çizgisinin, mücadele anlayışının dayandığı 15 Ağustos ruhunu ve bu ruhun komutanı Agit yoldaşı saygıyla anarken bize çizdiği diriliş yolunun militanları olarak halkımız, insanlık ve tüm kadınlar adına kadın ordulaşmamızın daha da büyüceği kuşkusuzdur. 15 Ağustos ruhu ve çizgisi kadın ordulaşmasının da ruhu ve çizgisidir ve Kürdistan Kadın Özgürlük Çizgisi bu anlayışla şekillenerek Beritanlardan, Zilanlara, Nucanlardan, Viyanlara uzanan özgürlük yolunu yaratmıştır. 15 Ağustosun ulusal diriliş ruhu ve Agit yoldaşın komutanlığında Beritanlaşan, Zilanlaşan, Viyanlaşan Kadın Ordulaşması selamlıyor, bu yolun militanı olma onurunu paylaşan tüm yoldaşları kutluyorum.
 

YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· PKK hangi koşullarda silahı bırakır?
· Gerilladan karakola top atışı!
· KCK Karayılan’ın MİT ile görüştüğü iddiasını yalanladı
· İşte DTP'nin aday kriterleri
· Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
· HPG'liler Hasankeyf’te karakol bastı
· Dört ülke Bağdat’ta PKK için toplanıyor
· Çatışmada ölen binbaşının kimliği belli oldu
· Her dönemin şifresi: Aksu
· Ahmet Türk: Başbakan bize karşı sözlerini geri almalı

Gerilladan yazılar
· Soykırıma Direnmek Özgür Yaşamaktır!
·  Bezelê Operasyonu…
· HÖŞT! HÖŞT! QUÇİKEN BAŞBUĞ
· YANKEE’NİN BEKÇİ KÖPEKLERİ Û DOLARIN İTLERİ
·  BİR BARIŞ OLACAKSA...
· Haydi kadınlar Dağlara!
· Direnmek; Kendini Bilmenin, Savunmanın, Özgür Kılmanın Dili Ve Eylemidir
· BARIŞ İÇİN SAVAŞ!
· Kandil’den dünyaya bakmak
· Dağlarda yaratılan eşit paylaşımcı yaşam

© Rojaciwan.com