Gönderen: seteney Tarih: 24.08.2008, 11:06:28 (1847 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
Kadın ve erkek gerillaların her birimde ortak temsiliyetleri var. Hem ortak hem de farklı çalışmalarla ilgileniyorlar.
Çünkü kadın gerillaları aynı zamanda PAJK faaliyetlerini de yürütüyorlar. Denilebilir ki, dağlarda gerillalar eşit paylaşımcı bir yaşamın temelini atıyorlar.
Gerillayla 3 hafta - 2
Kandil’den Xınır’e ve Lolan’a gitmek için yola koyulduğumuzda saat 13 civarıydı. Kandil ovasında aşırı bir sıcak var. Güneş adeta insanın yüzünü yakıyor. Asfalt yolda gerilla güçlerinin denetimleri görülüyor. Belli bir noktadan sonra düzgün yapılan yollardan dağlara doğru tırmanıyoruz. Bu yolların kimin yaptığını sordum. Yanımdaki gerilla ‘biz yaptık heval’ dedi. Şaşırdım. Çünkü bu yolların yapılması için dozerlere, greyderlere, büyük kamyonlara ihtiyaç var. Bir de böylesi dağlarda yol yapmak o kadar kolay bir iş olay değil. Şaşkınlığımı gören gerilla, ‘biz bu yolları sadece kendimiz için yapmıyoruz. Bu dağların eteklerinde köylüler var. Bu yollar gerilladan çok halk için yapıldı.’ Duyduklarım beni çok sevindirdi. Gerillanın halk için yol yapması, sağlık hizmetleri vermesi oldukça önemli. Buna benzer başka hizmetler verildiğini de öğrendim. 5 saatlik bir yolculuktan sonra Xınere’ye ulaştık. Durdurulduğumuz gerilla kontrol noktası dağın en yüksek yerlerinden birisi. Doruktayız adeta. Burası oldukça etkileyici bir yer. Güneşin bile batışı burada bambaşka görünüyor. Bulunduğumuz yer Türkiye, İran, Irak üçgeninde yer alıyor. Zagros dağlarının eteklerinde, yüksek dağlar ve derin vadilerden oluşan bir bölge burası. Gerillanın eskiden beri üstlendiği bir alan olduğu için Türk savaş uçaklarının en çok bombaladığı alanların başında geliyor. Vurulan bütün yerleri gezdim ve resmini çektim. Bir gün gerillalarla burada konakladık. Günün sorumlu subayı güvenlik nedeniyle benim dışarıda değil, kayalıkların arasında bir mağarada kalmamın uygun görüldüğünü söyledi. Gece, ay ışığında kayalıklara tırmandık. Bir iki kez düşme tehlikesi geçirdim. Mağara, saldırılar karşısında doğal bir sığınak. Gecenin yorgunluğunu sakin ve dinlendirici bir uykuyla tamamladım. Sabahın çok erken saatinde kalktığımda bir uçurumun tepesinde olduğumu fark ettim. Akşam buraya nasıl çıktığıma da şaşırdım. Küçük mağaranın içerisine baktım, biraz çevresini kontrol ettim, gerçekten oldukça korunuklı bir yerdi. Mağaranın önündeki kayalığın önüne çıktım ve aşağı doğru baktım. İnsan kendisini gökyüzünde süzülüp yerde avını arayan bir kartal gibi özgür hissediyor.
Tarihe tanıklık eden Lolan Ertesi gün Lolan’a doğru hareket ettik. Bölgede sorumlu gerillalardan biri olan Mahir, Zozanlarda bulunan bir ailenin arabasını ayarlamıştı. 1,5 saatlik yolculuktan sonra Lolan denilen yer oldukça derin ve uzun bir vadiye ulaştık. Bir doğa harikası olan Lolan, Zagroslar’ın eteklerinde, ağaçlarla kaplı bir vadi. Birçok kaynak suyunun oluşturduğu Lolan nehri, vadinin tam ortasından geçiyor. Lolan, Kürtler açısından çok önemli gelişmelere de tanıklık etmiş bir yer. İlk gerilla birliklerinin geldiği, ilk kampların kurulduğu, yine 15 Ağustos kararının alındığı yer olması itibariyle, hem gerilla tarafından hem de Türk devleti tarafından çok önemseniyor. Lolan’a geldiğimizde bir kadın gerilla bizi karşıladı. Büyük bir içtenlikle selamlaştıktan sonra çantalarımdan ağır olanı aldı. Vermek istemedim, ama ısrar etti. ‘Yol biraz sarptır, zorlanırsın’ dedi. Çok uzun bir mesafe olmamasına rağmen, pratik yönetime vardığımızda yorgunlukta nefesim kesilmişti, ama kadın gerilla çantayı indirip hemen başka bir işle meşgul oldu. ‘Sanırım gerilla yaşam tarzının pratik yansıması budur’ dedim içimden. Lolan’daki ‘Pratik Yönetim’ bir nehir kıyısına kurulmuş. Ağaçların ortasında tamamen dinlendirici bir ortam. Pratik yönetim merkezleri farklı bölgelerden gelen gerillalar ile tanışma, karşılıklı fikir edinme fırsatı bakımından bir avantaj. Farklı bölgelerden gelip gidenleri dikkatlice izlediğimde, gerilla için zaman kavramının çok farklı işlediğini fark ettim. Bölgeye gidişler gelişler genel olarak yaya oluyor. Ama bazen araç da kullanıyorlar. Çok yakın dedikleri bir bölge, yaya olarak 2-3 saat sürüyor. Tabii benim gibi biri için bu süre en az 6 saat demek. Zaman kavramını kendileri belirliyorlar. Hiçbir gerilla tek başına gitmiyor. Duruma ve göreve bağlı olarak en az iki kişi gidiyor. Hem güvenlik hem de bir sorun çıktığında müdahale etme koşullarının olabilmesi için sanırım bu bir zorunluluk. Bu dağlarda başkası için çok zor olan yaşam koşulları gerillada yaşamın günlük bir parçası. Dahası yaşamı oldukça basitleştirmişler. Bunda en büyük faktör, doğayla bütünleşmeleri. Pratik yönetimde birkaç saat kaldıktan sonra akşama doğru Bilim Aydınlanma Kurumuna gittim. ‘Koma Sor’ ismini verdikleri bir vadide kurmuşlar merkezlerini. Bilim aydınlanmada bulunan gerillalar daha çok ideolojik, teorik, politik, kültür, sanat, edebiyat vs alanlarda yoğunlaşıyorlar. Burada Azad isimli Özbekistan kökenli ve Rusya’da uçak teknisyeni olarak çalışan Türkmen kökenli bir gerilla ile de tanıştım. Ben Türkçe o ise Kürtçe konuştu. 11 yıldır gerilla. Sordum Neden PKK ve Kürtler? Yanıtı şu oldu. ‘Ben Öcalan’ın kitaplarını okumaya başladım. Fikirleri çok ilgimi çekmeye başlamıştı: Okudukça doğruluğu kafamda netleşti. Kürdistan hem Ortadoğu’nun kalbi hem de Avrasya’nın. Burası özgürleşirse bölge tamamen özgürleşecek ve PKK’nin görüşlerinin doğruluğunu gerçek anlamda inandığım için de Kürdistan’da savaşmaya karar verdim. Buraya geldim ve yaşamın gerçeğini çok daha iyi anladım. Özgürlüğü bilence çıkardım.’ Bir uçak teknisyeni, Rusya’da yaşam koşulları da iyi. Fakat her şeyi geride bırakarak, Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne katılmış. 11 yıldır da mücadelesine devam ediyor.
‘Kürt kadınları yazmalı’ Bilim aydınlanmada görevli gerilla kadınlar da var. Hatta yönetim düzeyinde hemen hemen eşit koşullarda temsil ediliyorlar. Kadın özgürlüğü de bu çalışmanın önemli bir boyutunu oluşturuyor. İzlediğim kadarıyla genel olarak tüm birimlerde kadın gerillalar eşit düzeyde temsil ediliyor. Birçoğuyla da tanışma, tartışma, sohbet etme fırsatım oldu. PAJK’ın önde gelen kadın yöneticilerinden Bese Hozat ile PKK’de kadın hareketinin toplumsal dönüşüm süreci üzerine uzun sohpetlerim oldu. Kadın hareketinin gelişmesi ve partileşmesi sürecinden feminizme bakış açılarına kadar, gerillada aşk ve duygusal yaşama kadar birçok konuda çok net cevaplar aldım. Kadın gerillalar içinde edebiyat ve sanatla uğraşan, şiir, roman yazanlar da var. Bunlardan biri Ronak. Suriye kökenli. İlk çalışması PKK’nin şehit düşen üst düzey yöneticilerinden bir gerillanın biyografisini yazmak olmuş. İkinci çalışması bir roman. Gerilla yaşamını anlatıyor. Kitap hem Arapça hem de Kürtçe (ama Arap alfabesiyle) yazılmış. Romanın Suriye’de yasal olarak yayınlanmasının oldukça zor olduğunu, bu nedenle daha çok illegal dağıtıldığını belirtti. Fakat yazdıklarının öncelikle gerilla içerisinde okunmasını istiyor. Zaten ortaya çıkan tüm ürünler ilkin gerilla matbaalarında basılıp dağıtılıyor. Gerilla Ronak konuşmasında özellikle Kürt kadınlarının yazmaya önem vermesi üzerinde durdu. Kürt kadının değişimi için bunun önemine dikkat çekti. Kadın gerillalarda şiir, öykü, roman yazanların sayısının giderek arttığını da belirti. Ayrıca çok önemli bir örnek de verdi. Yaşamını köyde bir çoban olarak yürütürken gerillaya katılan ve okuma yazmayı burada öğrenen bir gerillanın 2. romanını yazdığını söyledi. İlk romanı için birkaç arkadaş dil ve içerik bakımından yardımcı olmuş, ama ikinci romanı tamamen kendisi tarafından yazılmış. Bunun gibi birçok örneğin olduğunu söyledi. Gerilla yaşamı toplumsal dönüşümün önemli bir parçasını oluşturduğunu, gerillanın salt askeri değil esasen yaşamın bütün alanlarında kendisini üreten bir güç olduğunu da sözlerine ekledi. Kadın ve erkek gerillalar hem ortak hem de farklı çalışmalarla ilgileniyorlar. Çünkü kadın gerillaları aynı zamanda PAJK faaliyetlerini da yürütüyorlar. Yani bir bakıma ikili görevleri var. Bu nedenle aynı bölgelerde farklı yer ve mangalarda kalıyorlar. Sadece ortak çalışmalarda, görevlerde veya eğitimlerde bir araya geliniyor. Onun dışında her ekip kendi özel çalışması üzerinde yoğunlaşıyor. Erkek ve kadın gerillaların kendi iç örgütlenmeleri farklı. Bütün zamanlarını oldukça verimli değerlendiriyorlar. İş bölümü ve planlamalarını somut yapıyorlar. Hemen herkes bölümde bilgisayar var. Çalışmalar bilgisayar üzeri oluyor. Diğer bölgelerde olduğu gibi başta Öcalan’ın ‘Görüşme Notları’ olmak üzere gelen birçok talimat, yazı ortaklaşa okunuyor. Bu alanda görevli olanlar, günlük işleri örgütleyen görevliler dışında genelde inceleme, araştırma, okuma noktasında yoğunlaşıyorlar.
Türk devleti hastaneyi de vurur!
Koma Sor Vadisi, aynı zamanda hem hasta, yaralı gerillaların hem de daha yoğunluklu olarak bölgedeki köylülerin, zozanlara çıkanların tedavi gördüğü hastanenin bulunduğu bir yer. Türk savaş uçaklarının öncelikle hedefledikleri yer de hastaneler olmuş. Bütün yerler vurulmuş. Buraya bir tonluk bombalar bırakılmış. Saldırı sırasında, bir yaralı gerilla, bir sağlıkçı ve yakın köylerden tedavi için gelen bir de sivil yaşamını yitirmiş.
Orta düzeyde ameliyatların yapılabileceği bir hastane olduğunu söylüyor hastane doktoru Hogir. Gerillalardan çok, çevre köylerden ve zozanlardan gelen hastalara hizmet veriyorlarmış. Hogır’ın verdiği bilgilere göre hemen her gün yaklaşık olarak 15 köylü hastaneye geliyormuş. Ayrıca kendileri de zaman zaman köyleri, zozanları dolaşıp sağlık taraması yapıyorlarmış. Bu bakımdan hastanenin esas işlevi sivillere hizmet olarak ön plana çıkmış. Hastane doktoru Hogır’a bir gerilla olarak değil bir sağlıkçı olarak sordum. ‘Savaş halinde de olsanız, Türk ordusunun hastaneyi vurulacağını hiç düşünmüşmüydünüz?’ Bunu çok açık yanıt verdi. ‘Hiç aklıma gelmezdi. Dahası burayı vurmazlar dedim. Türk devleti savaş hukukuna uymuyor. Ama bir hastanenin vurulması için insani tüm değerlerin yitirilmiş olması gerekir. Onlar da bunu çok iyi biliyorlar ki, bu hastane daha çok sivillere hizmet ediyor. Türk devleti burayı vurmakla bütün insanı değerlerini yitirdiğini bütün çıplaklığıyla ortaya koydu. Savaşta, hastaneler, sivil yerleşim yerleri kesinlikle vurulmaz. Ama bunlar öylesine kontrolü kaybetmişler ki, hareket halinde ne varsa ve bunlar Kürtse saldırıyorlar.’
Savaş uçakları sadece binaları değil, aynı zamanda hastanenin bahçesini de vurmuş. Gerilla doktor, bahçeye özel bir önem vermiş. Yeniden düzenlemiş, gittiğimizde elma, şeftali ağaçları meyve vermeye başlamıştı. Burası aynı zamanda doğal çiçeklerle süslenmiş bir yer. Rengarenk çiçekler bahçeye ayrı bir güzellik vermiş. Sanırım hastaların psikolojisi olarak kendini rahat hissetmesi için her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş. Doktor, burayı yeniden canlandırmaya kararlı ve başaracağı kesin. ‘Türk devleti barbarlığın en kötüsünü yaptı. Topluma hizmet eden bir hastaneyi vurmak, kime ne kazandırabilir ki! Ama şunu belirtelim ki, biz de yeniden ve daha büyük bir hastane yapacağız. Hem gerillaya hem de köylülere hizmetimiz devam edecek.’
Gerilladan kısa notlar Gezdiğimi hemen her bölgede, yaptığımız günlük sohbetler üzerine hemen her gün notlar aldım. Bu notlar gerillanın bütünlüklü anlaşılması için bir fikir verecektir.
- Gerillayı tahminimden çok daha fedakar ve duyarlı buldum. Özellikle dışarıdan gelen birine karşı çok hassaslar. En ufak bir işi sana yaptırmak istemiyorlar. Çayı dahi kendileri getirmek istiyor. Küçük bir istemini anında yerine getirmeye çalışıyorlar. Onların böylesine yoğun ilgisinden gerçekten bazen utandığım ve sıkıldığım oluyordu. - Kendi ilişkilerinde hem çok içten ve doğallar hem de bir birlerine karşı oldukça saygılılar. Oldukça esprileri ve güler yüzlüler. Kendi aralarındaki ilişkilerinde saygı ve sevgi ön planda. Ama sınırlarını korumasını da iyi biliyorlar. - Gerilla genelde asker olarak anılır. Uzaktan bakınca gerilla asker mantığıyla düşünülür, askeri bakış açısı hakimdir. Sonuçta savaşçıdır ve de uzun yıllardır savaşın içinde olan birinin askeri mantıkla düşünmesi de insana pek anormal gelmiyor. Ancak gerillalarla sohbet edince bu yargım önemli oranda değişti. Her karşılaştığım gerilla gazeteci olduğumu ve Avrupa’da geldiğimi öğrenince politik sorunlar yönelti. Avrupa’daki Kürtlerin genel durumu hakkında ve özellikle de Avrupa ülkelerinin Kürt politikasına dair yönelimleri öğrenmeye çalıştıklarını gördüm. Bu izlenimimi onlarla da paylaştım. 22 yıldır dağlarda olan bir gerilla “biz aynı zamanda politik savaşım içindeyiz. İdeolojik, politik ve felsefi bakış açımız var. Yoksa sadece askeri bakış açısıyla bu dağlarda kimse öylesine uzun süre yaşayamaz” yanıtını verdi. Sanırım haklıydı. - Gerillanın ayrıt edici bir özelliği de yaratıcı olmasıdır. Bunu doğal sohbet içerisinde anlattıkları anılarında çok rahatlıklı görebiliyordum. Bir gerillanın tek başına kaldığı bir anda, çatışmanın en zor anında başarıyla çıkmasında, arkadaşlarıyla ilişkisi koptuğunda neler yapmaya çalıştığını, yaralı bir arkadaşını kurtarmaya çalışırken kullandıkları pratik zeka, doğanın zorluklarına karşı dirençlerini veya mücadelelerini anlatırken yaratıcılıklarını görmek mümkün. - Gerillanın yaşam kaynağı Kürt halkının toplumsal gerçeğidir. Gerillayı halktan, halkı gerilladan koparmak artık çok çok zor gerçekleşebilecek bir felaket. Gerilla kendisini Kürt halkına adamış. Bütün alanlarda Kürt halkının içine nüfuz etmiş.
|
|
|
|
|
 |
Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
| |
|