Gönderen: seteney Tarih: 25.08.2008, 13:15:38 (290 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
'Biz tarafsız kalmalıyız' diyen sendikalar ve sendikacılar doğru yapmıyorlar. Bu tutum egemen sınıfların ve sermayenin allayıp pulladığı parti ya da partileri öne çıkarıyor ve ona desteği güçlendiriyor. AKP ve CHP gibi partilere, kurulu sistemin ihtiyaçlarına göre konumlanan benzeri partilere karşı açık tavır almak bir zorunluluk haline geldi
Farklı inanç gruplarından, farklı kültürlerden oluşacak bir mozaik olmak durumundadır. Bu fikri olarak yukarıda tartışılan, fakat örgütlenmesi yığınlar içinde olan bir yapı olmak zorundadır. Ezilen, yoksulluk içinde yaşayan, Kürt ve Türk işçi ve emekçilerin sesi olabilecek bir yapı oluşturularak ortaya çıkarsa bir anlamı olabilir
İşçi ve emekçileri seçeneksiz bırakmak bile kendi başına sermayenin ekmeğine yağ sürmektir. Bu nedenle adı ne olursa olsun, ister Çatı Partisi, ister emek cephesi, demokratik halk partisi veya başka bir isim hiç önemli değildir
Olanaklar fazlasıyla var
Çatı Partisi ile ilgili sorularımızı bugün başka bir sendikacıya, DİSK/Gıda-İş Genel Sekreteri Seyit Aslan'a yönelttik. Seyit Aslan, Evrensel Gazetesi'nin de köşe yazarlarından. Aslan, 'İşçi ve emekçileri seçeneksiz bırakmak bile kendi başına sermayenin ekmeğine yağ sürmektir' diyor ve ekliyor: 'Sendikaların içinde olmayacağı bir yapının bir ayağı eksik kalacaktır. Bunun için sürdürdüğümüz mücadeleyi daha da güçlendirmeye hazırız...'
Çatı Partisi oluşumu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Ülkemizde emek, demokrasi ve barış güçlerinin birliği oldukça önem kazanmış bulunuyor. Özgürlük hareketi içinde yer alan yurtseverlerin Türkiye demokrasi güçleriyle yan yana duruşu da, hayati derecede önemlidir. Türkiye'nin demokratikleşmesini ve Kürt sorununun demokratik çözümünü ancak güçlü bir birlik hareketiyle çözebiliriz. Geçmişte tüm demokrasi güçlerinin birliğini sağlamaya yönelik birliktelikler fazlaca olmadı. Son birkaç seçim döneminde yan yana gelişler var, fakat bunlar daha çok seçime endeksli oluşumlar olarak gerçekleşti. Bizim bunu da aşmaya ileri taşımaya ihtiyacımız var. Her defasında geriye dönüp bakıldığında neden daha ileri düzeylerde ve kalıcı birlik sağlanamadı diye hayıflanmalar oluyor. Her defasında sanki yeniden başlanıyor gibi bir süreç işliyor. Fakat karşımızdaki egemen güçler, mevcut sistemin devamından yana olanlar, egemen devlet anlayışının sürekliliğini isteyenler kendi ihtiyaçlarına cevap verecek olanaklar ortaya çıkarmakta zaman yitirmeden hareket ediyorlar.
İşçiler, emekçiler ve yoksul Kürt halkı nezdinde ipliği pazara çıkmış yapıların yerlerine çabucak yenileri konuyor ve yığınlar bir şekilde tekrar tekrar aldatılıyor. Bu nedenle, tam bağımsızlıktan yana olanların, özgürce eşitlik ve kardeşlik içinde birlikte yaşamak isteyenlerin, IMF, DB ve emperyalist kuşatmaya hayır diyenlerin ortak hareketi ve mücadelesi önemlidir. Demokratik halk hareketine, halk cephesine, güçbirliğine giden yolu döşememiz gerek. Kürt halkının yaşadığı tüm haksızlıkların karşısında ve sorunların çözümünden yana olan, barış istiyorum diyen her kesin içinde yer alabileceği bir yapı oluşturmamız gerek.
Farklı inanç guruplarından, farklı kültürlerden oluşacak bir mozaik olmak durumundadır. Bu fikri olarak yukarıda tartışılan, fakat örgütlenmesi yığınlar içinde olan bir yapı olmak zorundadır. Ezilen, yoksulluk içinde yaşayan, Kürt ve Türk işçi ve emekçilerin sesi olabilecek bir yapı oluşturularak ortaya çıkarsa bir anlamı olabilir. Bizler bunu umut ediyoruz, bunun için sürdürdüğümüz mücadeleyi daha da güçlendirmeye hazırız.
Bundan önceki işbirliği, seçim ittifakları deneyimini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yukarıda belirttiğim gibi, bizler bundan önceki seçim ittifakları ve seçim birlikteliklerini önemsedik. DİSK çatısı altında bunun savunusunu yaptık. Olanaklarımız ölçüsünde içinde yer aldık. Fakat şunu artık görmemiz gerekiyor, sadece seçim işbirliği ve ittifakı saldırıları püskürtmeyi ve ezilenler lehine kazanımlar elde etmeye yetmiyor. Seçime beş kala biraraya gelerek yapılan ittifak ve güç birlikleri güven vermiyor, çekim merkezi haline gelemiyor. Devamı garanti altına alınmayan birliktelikler yığınlara güven vermiyor. Bir bölüm siyasal anlayışın yan yana gelmesinden esaslı bir güç birliği ve ittifak oluşmuyor. Kürt ve Türk halkının en geniş çıkarları temelinde, işçi ve emekçilerin taleplerini esas alan, yerel platformlara dayanan, kadınların, gençlerin yaşanabilir bir çevre isteyenlerin kendilerini kolay ifade edeceği olanaklar oluşturulamıyor. Daha önce gerçekleşen ve elbette iyi diyebileceğimiz girişimler oldu, ancak oluşan güç birlikleri ve seçim ittifakları kendisini yeterince anlatamadı. Yerellerde kendisine dayanak olacak güçleri açığa çıkaramadı. Bunlar eksik yanlarımız diyebilirim. Olumlu yanlarımız zaten söylemeye gerek yok, geçmişte bir araya gelişler bile kendi başına olumluluklar olarak değerlendirilebilir. Farklı siyasal anlayıştaki, Kürt ve Türk işçi ve emekçiler bir arada, birlikte çalışma sürdürdüler. Kardeşlik bağları daha güçlendi, iki halkı bir birine yakınlaştırdı.
Çatı Partisi bu deneyim açısından sizce nasıl ele alınmalı? Salt seçim işbirliğinin geçici örgütü olarak mı, yoksa uzun erimli bir yanyana geliş ve birlikte yürüyüşün örgütü olarak mı?
Emekten, barıştan, kardeşlikten, eşitlikten, demokrasiden ve özgürlükten yana olan her kesin artık şunu iyi anlaması gerekiyor; artık kimsenin kendi başına kurtulamayacağı, sorunları çözemeyeceği açıktır. Bir tarafta açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşayan milyonlarca insan, bir tarafta ise bununla birlikte barış ve kardeşlik isteyen milyonlar var. İki kesimin taleplerini görmeden, bunların birlikte mücadelesini esas almadan bir oluşum mümkün değil. Hele salt seçimler için bir araya gelindiğinde yığınlardan tepkide alınıyor, bunu da görmek gerekir. Böyle bir süreçte her kurum kendi örgütsel yapısını, temel ilkelerini koruyarak, kendi orijinine uygun davranarak böyle birliğin içinde yer alabilir. Burada esas olan ayrılıklardan çok, birlikte olunacak yanları, demokratik zemini güçlendirmeyi ön plana çıkarmak gerekli. Sermayeyi, ırkçı ve şoven güçleri geriletecek bir sürece herkesin ihtiyacı var. Bu sürecin kalıcı bir örgüte dönüşmesi için, öncelikle emek ve demokrasi güçlerinin birlikte yürüyüşü önemlidir. Her siyasal anlayış, sendikalar, kitle örgütleri, aydınlar burada kendisini ve kitlesine sınama olanağı da bulmuş olacaktır. Bu nedenle öncelik olarak yan yana gelişler ve birlikte mücadele etmek, giderek ihtiyaçlar ve koşullar ortaya çıktıkça ve olgunlaştıkça bazı şeyleri tartışmak gerek. Geçici mi, kalıcımı, her oluşum kendi varlığını sürdürecek mi etmeyecek mi gibi kararlar süreç içinde ortaya çıkar.
Çatı Partisi'nde yeni bir birliktelik kültürünün olmazsa olmazları hakkında görüşlerinizi açıklar mısınız?
Öncelikle Türk ve Kürt halkının yaşamış olduğu derin acılar var. Onlarca yıldır süren savaş var. Bu acıların ve savaşın bitmesi gerekiyor. 12 Eylül anlayışının bu ülkeye ve halka giydirdiği deli gömleği var. Bunun yırtılması gerekiyor. Emek sömürüsü daha da arttı. İşçi ve emekçilerin otuz yıla yakın sürede yaşadığı büyük ekonomik, demokratik ve sosyal kayıplar var. Bunların geri alınması gerekiyor. Bunlar bizim açımızdan öncelikli yanlardır. Bunlar için mücadele içinde olmak isteyenlerin yan yana geleceği bir süreçtir; ortaya çıkacak demokratik blok, güç birliği oluşumu veya çatı partisi. Bu oluşum aynı zamanda kendi içinde demokratik olmalıdır ve tabandan örgütlenerek, yerellerden güçlenerek gelmelidir diye düşünüyorum.
Sendikalar sürecin merkezinde yer almalı
Bazı ülkelerde sendikal örgütlerin bir bütün halinde bir partiyle ilişkilendiği biliniyor (Örn. Britanya'da İşçi Partisi ile İngiliz sendikaları arasındaki ilişki, Brezilya'daki parti-sendika bağları v.s.) Bu arada Türkiye'de de, daha sonra DİSK'i kuracak olan sendikacıların 1962'de TİP'i kurmaları da bu açıdan büyük bir deneyim. Sizce günümüz Türkiyesinde Çatı Partisi'nin kuruluş sürecinde, kuruluştan sonraki çalışma sürecinde, Çatı Partisi ile Sendikalar, demokratik meslek örgütleri ve diğer demokratik kitle örgütleri ilişkileri nasıl olabilir? Çatı Partisi oluşumunda aydınlara, sendika ve diğer kitle örgütleri aktivistlerine büyük bir rol düştüğü belirtiliyor. Sizce böyle bir Çatı Partisi saflarında bağımsız aydınların ve kitle örgütleri temsilcilerinin kendi rollerini oynayabilmelerinin ön koşulları nelerdir?
Az çok demokratik olan ülkelerde veya kimi ülkelerde sendikalar ve kitle örgütleri kendilerini daha rahat ifade edecekleri olanakları bulabiliyorlar. Sizinde söylediğiniz gibi, sendikalar kimi ülkelerde doğrudan siyasi partilere destek verebiliyorlar. Üyeleri aynı zamanda partiye hem siyasal, hem ekonomik katkı sunuyorlar. İngiltere örneğinde olduğu gibi... Fakat İngiltere'de şimdi durum değişiyor, yüz yıllık İşçi Partisi tarihindeki durum partinin işçilere tamamen sırt çevirmesinden dolayı sendikalar İşçi Partisi'ne destek vermeme kararı aldılar. Üyeleri partiden istifa ediyorlar. Bu oradaki İngiltere İşçi Partisi'nin son yirmi yıldır işçi ve emekçilerin haklarına dönük saldırısından, özelleştirmeyi savunmasından, sosyal devleti ve kazanılmış tüm hakları tasfiye etmesinden kaynaklanıyor. Orada ve birçok ülkede yeni bir arayış var.
Bizim ülkemizde ise, TİP ve DİSK kısa bir deney yaşamıştır. Fakat bu kısa deneyden çıkarılacak önemli sonuçlar var. Bir kere sendikalar, kitle örgütleri, aydınlar, bağımsızlıktan, demokrasiden ve insan hak ve özgürlüklerinden yana olmak zorundalar. Her şeyden önce temsil ettikleri işçi ve emekçilerin beklentileri, onların taleplerini ön plana çıkarmak, işçi ve emekçiler cephesinden demokrasiyi güçlendirecek bir tutum almalıdırlar. 'Biz tarafsız kalmalıyız' diyen sendikalar ve sendikacılar doğru yapmıyorlar. Bu tutum egemen sınıfların ve sermayenin allayıp pulladığı parti ya da partileri öne çıkarıyor ve ona desteği güçlendiriyor. AKP ve CHP gibi partilere, kurulu sistemin ihtiyaçlarına göre konumlanan benzeri partilere karşı açık tavır almak bir zorunluluk haline geldi.
İşçi ve emekçileri seçeneksiz bırakmak bile kendi başına sermayenin ekmeğine yağ sürmektir. Bu nedenle adı ne olursa olsun, ister çatı partisi, ister emek cephesi, demokratik halk partisi veya başka bir isim hiç önemli değildir. Sendikacıların ve sendikaların bu tarafta olmaları, kendi üye ve kitlesini sermaye partilerinin değil, emek ve demokrasi cephesinde konumlandırmaları gerekir. Türk ve Kürt halklarının eşitliğe dayalı, kardeşlik içinde yaşayacağı bir sürecin içinde olmaları gerekir. Bunun olanakları fazlasıyla vardır. Bu sürecin sadece içinde yer almak değil, merkezinde olmaları gerekir. Sendikaların içinde olmayacağı bir yapının bir ayağı eksik kalacaktır.
Hazırlayan: RAMAZAN PEKGÖZ
|
|
|
|
|
 |
Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
| |
|