AMED / DTP Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk, korucu ve özel timler tarafından silahla taranan Hedik köyü hakkında Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cevaplaması için Meclis’e soru önergesi verdi.
Aysel Tuğluk, Erdoğan’ın cevaplaması için verdiği soru önergesinde, “Diyarbakır ili Lice ilçesine bağlı Hedik köyünün 22 Ağustos 2008 Perşembe günü saat 18.00 civarında asker, korucu ve özel timler tarafından evlere ve insanların üzerine rast gele ve bazen hedef te gözetilerek yarım saat süreyle silahla taranmıştır. Olayın ardından hedik koyu yaklaşık 15 saat abluka altında tutulmuştur, köye tüm giriş-çıkışlar yasaklanmıştır. Söz konusu olay hem şahsen içinde yer aldığım IHD heyeti tarafından yerinde incelendi, tespit edildi hem de olayın mağduru hedik köyü sakinleri tarafından da bizlere ifade edildi” dedi.
Bölgede 25 yıldır suren çatışma ve operasyonların bir sonucunun da binlerce köyün boşatılması ve zorunlu göç olduğunu kaydeden Tuğluk, şu bilgileri hatırlattı: Yaklaşık 3500 köy yakılmış, yıkılmış ve boşaltılmış, 3 milyon insan da zorunlu göçe tabi tutularak yerinden yurdundan koparılmıştır. Göçe tabi tutulan vatandaşlarımız büyük şehirlerin varoşlarında yoksulluk, açlık ve sefaletle yasamak zorunda bırakılmışlardır. Diyarbakır- Lice ilçesine bağlı Hedik köyü de 90 yılların çatışma ortamından nasibini almış ve 1988 yılında zorla boşaltılmıştı.”
YAŞAM HAKKINA SALDIRI
2000 yılından sonra görece çatışmaların azalmasıyla birlikte insanların kısmen köylerine geri dönmeye ve ait oldukları yerlerde yasamaya başladıklarına dikkat çeken Tuğluk, Hedik köyü sakinlerinin de 2003 yılının ortalarında geri dönerek hem evlerde hem de çadırlarda kalmaya başladıklarını belirtti.
Tuğluk, “Ancak, 22 ağustos 2008 Cuma akşamı saat 18.00 civarında yaklaşık 30 dakika aralıksız köyün silahla taranması, sonra da köye gelen korucu ve askerlerin ‘yanlışlık oldu, kusura bakmayın!’ diyerek ertesi gün cumartesi sabahı saat 08.00’e kadar köyü abluka altında tutmuş olmaları hem hedikliler için hem de köyüne dönmeyi düşünen diğer vatandaşlarımız için ciddi kaygı ve korkuların oluşmasına sebebiyet vermiştir. Ki, bu her sedyen önce yasam hakkına yönelik bir saldırı niteliğindedir. Ölümlerin yaşanmamış olması tamamen bir şans sonucudur” diye vurguladı.
ERDOĞAN’A 6 SORU
Tuğluk, Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından Anayasa’nın 98 ve İç Tüzüğün 96. Maddesi gereğince yazılı olarak cevaplandırılması için şu soruları yöneltti:
-Çatışmaların yoğunlaşmasıyla birlikte bölgede çalışmalarını yürüten Asker, özel tim ve köy korucularının OHAL dönemini aratmayacak düzeyde vatandaşlarımıza yönelik hukuksuzca davranışlarda bulundukları ve çok ciddi insan hakları ihlallerinin yaşandığı, kimi zaman yaşam hakkı ihlali dâhil olmak üzere baskı ve korku yaratmak amacıyla benzer vakaların arttığını rapor ve belgeleriyle öğrenmekteyiz. Bunun önünü almaya dönük ülkenin başbakanı olarak yasal ve idari bir tedbir alacak mısınız?
-İçinde korucuların, askerlerin ve özel timin bulunduğu kalabalık bir grubun hiçbir uyarı, ikazda bulunmadan rast gele evlerin ve orada bulunan çocuklar dahil tüm insanların yarım saat süreyle ateş altında tutulmuş olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Olay hakkında içişleri bakanlığı tarafından bilgilendirildiniz mi?
Bilgilendirilmişseniz eğer, olayın soruşturulmasına ve sorumluların açığa çıkarılmasına yönelik bir talimatınız olmuş mudur? Bakanlık herhangi bir inceleme de bulunacak mıdır?
-Bölgede özellikle son dönemlerde köylerine dönen ya da dönmek isteyen insanların üzerinde baskıların yoğunlaştığı, geri dönmeye çalışanların üzerindeki baskının arttığı gözlemlenmektedir. Hedik köyündeki bu son olay da bunu doğrulamaktadır. Bu geçmişte olduğu ve yapıldığı gibi gizli bir konseptin uygulamaları mıdır? Köye dönüşleri engelleme konusunda insanlar üzerinde baskı ve korku yaratılmak mı istenmektedir?
Değilse, söz konusu bölgede görevli askeri yetkili ve koy korucularının keyfi, fiili ve denetimsiz uygulamaları mı vardır?
-Hedik köyünü silahla tarayan asker ve köy korucularının olaydan sonra gayri ciddi bir bicimde ifade ettikleri gibi benzer “yanlışlıkların!” olmaması için TC hükümetinin başbakanı olarak ne yapmayı düşünüyorsunuz?
-Köye dönüşleri teşvik etmek ve vatandaşların güvenli bicimde dönüşünü, yerleşmelerini ve yaşamalarını sağlamak için hükümet nezdinde bir çalışmanız var mıdır, olacak mıdır?
-Köylerin bir daha boşaltılmayacağına, geri dönenlerin huzur ve güven içinde köylerinde yaşayabileceğine dair başbakanlık düzeyinde kamuoyunu rahatlatıcı sözlü yada yazılı bir açıklamanız olacak mıdır?
ANF NEWS AGENCY |