Gönderen: zinar_adar Tarih: 26.08.2008, 17:20:36 (3072 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
Darbe
tartışmaları, Ergenekon’a uzanan çeteler zinciri, e-muhtıra,
Genelkurmay bildirileri, cumhuriyet mitingleri ve sınırötesi operasyon
Büyükanıt’ın görev süresinde yaşanan önemli olaylar olarak kayıtlara
geçti. Deyim yerindeyse Türkiye Büyükanıt’ın iki yıllık görev süresinde
karanlık bir dönem yaşadı.
Ordunun katil paşaları - 1
Türk ordusunda 30
Ağustos’ta görev devri var. Koltuğunu 30 Ağustos’ta halefi İlker
Başbuğ’a devredecek olan Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt
‘Şemdinli’yle geldiği görevinden ‘Ergenekon’la ayrılıyor. Göreve
geldiğinde “Cumhuriyet tarihi en büyük tehdidi altında” diyerek sert
mesajlar veren Büyükanıt’ın iki yıllık görev süresi ordunun tehdit
olarak gördüğü AKP’yi yüzde 47’yle iktidara, Abdullah Gül’ü de
Cumhurbaşkanlığına taşıdı. Kürt sorunu ve Ergenekon üzerinden kurulan
uzlaşmanın son halkasını AKP’nin kapatılmaktan kurtulması oluşturdu.
Büyükanıt’ın göreve gelirken en büyük hedefi PKK’yi bitirip tarihe
geçmekti. Tarihe geçen ise, Büyükanıt’ın bütün umutlarını bağladığı
ancak, fiyaskoyla sonuçlanan kara harekatı sonrası sarf ettiği şu söz
oldu: “Tereyağından kıl çeker gibi çıktık.”
Genelkurmay
Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın 30 Ağustos’ta dolacak iki yıllık görev
süresi Türkiye’de daha uzun yıllar tartışılacak olaylarla geçti.
Büyükanıt’ın en az göreve gelişi kadar ayrılışı da olaylı ve tartışmalı
oldu. Darbe tartışmaları, Ergenekon’a uzanan çeteler zinciri,
e-muhtıra, halkı sokağa davet eden Genelkurmay bildirileri, cumhuriyet
mitingleri ve sınırötesi operasyon Büyükanıt’ın görev süresinde yaşanan
önemli olaylar olarak kayıtlara geçti. Deyim yerindeyse Türkiye
Büyükanıt’ın iki yıllık görev süresinde karanlık bir dönem yaşadı.
Büyükanıt’ın göreve geldiği 2006’da Türkiye’nin gündeminde Şemdinli
olayları vardı. Olaylarda başaktör olarak adı geçen Büyükanıt, Şemdinli
iddianamesinde “çete kurma”, “evrakta sahtecilik” ve “yargıyı etkileme”
teşebbüsleriyle suçlanmıştı. Kamuoyu olayların aydınlatılmasını
beklerken, AKP ise tam tersine, cumhurbaşkanlığı seçimi ve iktidar
hesapları nedeniyle Büyükanıt’ı yargılanmaktan kurtararak, Şemdinli’nin
üzerini örtme yoluna gitti. Şemdinli üzerinden kurulan bu uzlaşma,
Genelkurmay Başkanlığı’na aday olan Büyükanıt’ı kazasız belasız
istediği yere taşıdı.
Muhalif herkesi hedef aldı
Dış basında “Sertlik yanlısı, şahin” olarak nitelendirilen Büyükanıt
koltuğuna oturur oturmaz sert mesajlar verdi. Genelkurmay eski Başkanı
Hilmi Özkök döneminin aksine ordudaki sessizlik bozuldu ve başta
Büyükanıt olmak üzere komutanlar bir biri ardına iç siyasetten dış
politikaya kadar hemen her alanda müdahale niteliğinde açıklamalar
yapmaya başladı. Gerek Büyükanıt’ın gerekse kuvvet komutanlarının
açıklamalarında “irticai” ve “bölücü” faaliyetlere karşı sert mücadele
döneminin başlatılacağı mesajı verildi. Büyükanıt, 2 Ekim 2006’da Harp
Akademileri’nde yaptığı konuşmada, “irtica”dan “bölünme tehlikesine”,
“AB’nin gizli ajandasından” “ TESEV Almanağına” kadar her konuda
muhalif kim varsa hedef aldı. Büyükanıt’ın tehditlerinden kapatılan
Ülkede Özgür Gündem gazetesi de nasibini aldı. Büyükanıt’ın “PKK’nın
dergileri ve günlük gazeteleri yayımlanıyor. Bunlara müsaade edilmemesi
gerek” sözleriyle hedef gösterdiği Gündem gazetesi kapatıldı. Ardından
açılan gazeteler de peş peşe kapatıldı, internet siteleri karartıldı.
Büyükanıt DYP eski Lideri Mehmet Ağar’ın PKK için sarfettiği “Düz ovada
siyaset yapsınlar” sözüne de yanıtı geciktirmeyerek, “Bu genel af
anlamına gelir. Şiddetle kınıyorum” dedi.
Tampon bölge planı
Büyükanıt’ın asıl dikkat çeken sözü ise “Cumhuriyet hiç bu kadar aynı
anda tehditlerle karşı karşıya kalmadı” oldu. Bu sözler aslında
Büyükanıt’ın iki önemli hedefini yansıtıyordu. Birincisi; PKK’nin
belinin kırılması, ikincisi de; AKP’nin gücünün belli ölçüde
sınırlandırılması. Ancak, Büyükanıt’ın asıl kilitlendiği PKK oldu. ABD
eski Genelkurmay Başkanı General Richard Myers’in “PKK’yi bitirecek tek
komutan” dediği Büyükanıt, “PKK’nin kökünü kazıyarak” tarihe geçmek
istiyordu. Büyükanıt’ın bu noktadaki referansını da dönemin Genelkurmay
Başkanı Doğan Güreş oluşturuyordu. Hatta Güreş bir konuşmasında
Büyükanıt için “Ona bakınca karşımda kendimi görüyorum” demişti.
Büyükanıt büyük bir savaş süreci başlatmaya hazırlanırken KCK, barışa
bir kez daha şans tanınması için 1 Ekim 2006’da ateşkes ilan etti.
Büyükanıt’ın ateşkese yanıtı ise, “TSK silahlı tek terörist
kalmayıncaya kadar terörle mücadelesini sürdürecektir” şeklinde oldu ve
Kürt sorununa olası sivil çözüm arayışlarının önünü kesti. Bunu
ağırlaştırılan operasyonlar süreci izledi. Büyükanıt, Kara Kuvvetleri
Komutanı’yken Güney’de oluşturulacak bir “tampon bölge” planı
hazırlamıştı. Şemdinli’yle startını verdiği bu planı hayata geçirmeye
hazırlanıyordu ancak, 2007 itibariyle Türkiye’nin gündemi
cumhurbaşkanlığı seçimlerine kilitlendi. Genelkurmay’ın alttan teşvik
ve yönlendirmesiyle Türkiye’nin değişik illerinde büyük “cumhuriyet
mitingleri” düzenlendi. AKP’nin, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ü
Çankaya’ya göndermesi 367 kararı ve Genelkurmay’ın 27 Nisan’da
yayınladığı e-muhtıra ile engellendi.
Dolmabahçe’de anlaştılar
Kamuoyu orduyla hükümet arasındaki e-muhtıra gerginliğini tartışırken,
Başbakan Erdoğan ve Büyükanıt 4 Mayıs 2007 tarihinde Dolmabahçe’de iki
saat süren bir görüşme yaptı. Türkiye’nin kaderini belirleyen bu gizli
görüşmede Büyükanıt ve Erdoğan PKK’nin tasfiyesi üzerine anlaştı. Aynı
günlerde sık sık sınırötesi operasyonu gündeme getiren Büyükanıt, Harp
Akademileri’ndeki bir konuşmasında, “İçeri girip sadece PKK ile mi
uğraşacağız yoksa Barzani ile bir şeyler olacak mı?” diyerek, Kürt
yönetimini açıkça tehdit etti. Büyükanıt, PKK’ye destek vermekle
suçladığı AB ve ABD’yi de karşısına alarak, “Teröriste yardım eden de
teröristtir” şeklinde sert ifadeler kullandı. Seçim kaygısı nedeniyle
operasyonu gündemine almaktan kaçınan Başbakan Erdoğan ise,
Genelkurmay’a “İçerdekiler halledildi de sıra dışarı mı geldi?”
karşılığını verdi. Seçimler öncesi sınırötesi operasyonun
imkansızlığını aslında Büyükanıt da biliyordu. Erdoğan’ın operasyona
karşı direniyor gözüküyor olmasının altında yatan tek bir neden vardı o
da; Kürt oylarını alabilmek. Erdoğan’la Büyükanıt arasındaki danışıklı
dövüşün bir diğer nedeni de seçimler sonrası için operasyonun alt
yapısını hazırlamak ve kamuoyunu alıştırmaktı. Nitekim içerde
operasyonlar daha da ağırlaştırıldı. Genelkurmay Başkanlığı 9
Haziran’da bir bildiri yayınlayarak, PKK’ye karşı herkesi “kitlesel
refleks” göstermeye çağırdı. Bu çağrı linç girişimlerinin önünü açacağı
gerekçesiyle kamuoyunda tepki uyandırırken, Büyükanıt geri adım atarak,
“Demokratik tepki istiyoruz” savunmasında bulundu. Çatışmaların
tırmanması ve asker kaybının artması nedeniyle kamuoyunda TSK’ya
yönelik geliştirilen eleştiriler karşısında Büyükanıt, Kara Kuvvetleri
Komutanı Org. İlker Başbuğ’la birlikte 27 Haziran’da Isparta Eğirdir
Dağ Komando Okulu ve Merkez Komutanlığı’nda basın toplantısı yaparak,
kendisini “Çatışmalara eğitimsiz asker göndermiyoruz” sözleriyle
savundu.
AKP’nin mağduriyet siyasetini besledi
Türkiye sınırötesi operasyon ve e-muhtıra tartışmalarının gölgesinde 22
Temmuz’da seçimlere gitti. AKP’nin mağduriyet ve sınırötesi operasyon
siyaseti tutmuştu. Ordunun müdahalesi AKP’yi yüzde 47’yle iktidara
taşıdı. Ordunun muhtırasını yiyen AKP, MHP’nin de desteğini alarak
Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanlığı’na seçti. Büyükanıt’ın e-muhtırası ve
sert çıkışları AKP’yi daha da güçlendirmişti.
Büyükanıt’ın sınırötesi hevesi!
Cumhurbaşkanlığı seçimi ve hükümetin kurulmasının ardından gündem
yeniden sınırötesi operasyon tartışmalarına kaydı. Büyükanıt’ın biran
önce gerçekleştirmeyi planladığı sınırötesi operasyon için psikolojik
süreç başladı. Hükümetin verdiği yetkiyle Genelkurmay Başkanlığı
operasyonların yoğunlaştığı Siirt, Hakkari ve Şırnak’ta geniş bir alanı
kapsayan “Güvenlik Bölgesi” uygulaması başlattı. Aynı günlerde
Genelkurmay, Kürtlere karşı savaş anlamına gelen “Bilgi Destek Eylem
Planı”nı devreye koydu ve ardından provakosyanlar zinciri başladı. 30
Eylül 2007’de Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesine bağlı Beşağaç köyünde 12
korucunun JİTEM tarafından silahla taranarak öldürülmesi olayı izledi.
Cepheyi genişleten Büyükanıt diğer taraftan “Başkentte teröriste
‘kardeşim’ diyenler var. Herşeyin bir sınırı vardır. Bu sınır
zorlanmamalıdır” diyerek, açıkça DTP’yi de hedef gösterdi. Büyükanıt’ın
“Ben ayağımı frenden çekip konuşsam gerginlik artar” şeklinde
tehditlerini sürdürdüğü DTP peş peşe silahlı saldırıya uğradı ve
ardından kapatma davasına varan siyasi linç kampanyası başlatıldı.
Çatışmalar giderek tırmanırken 17 Ekim 2007’de Meclis’ten sınırötesi
operasyon tezkeresi geçti. PKK’nin 21 Ekim’de gerçekleştirdiği büyük
Oramar (Dağlıca) baskını kamuoyu karşısında Büyükanıt’ı zor duruma
düşürmüştü. Düğmeye basıldı ve hükümetin verdiği direktifle TSK, 16
Aralık’ta sınırötesi hava operasyonunu başlattı.
Planları Zap’ta suya düştü
Aslında Büyükanıt’ın hedefi geniş kapsamlı bir kara operasyonuydu.
Bununla amaçlanan ise Güney’de bir tampon bölge oluşturulmasıydı.
Büyükanıt 20 Ocak 2008’de Londra’ya giderek, vize aldı. 21 Şubat’ta TSK
on bin askerle Güney’e girdi. Büyükanıt, Güney Kürdistan’a girip
derinleşme ve giderek kalıcılaşmayı hedefliyordu. Operasyonun hedefinde
aynı zamanda Güney’deki Federe Yönetim ve Kerkük de vardı. Ancak
PKK’den gördüğü direniş karşısında ağır kayıp veren TSK, harekatın
10’uncu gününde ani bir biçimde çekilmek zorunda kaldı. Büyükanıt’ın
“tampon bölge” planı da böylece Zap fiyaskosuyla suya düştü. Durumu
kurtarmaya çalışan Büyükanıt, geri çekilmeyi taktik başarı olarak
savunurken “Tereyağından kıl çeker gibi çekildik” ifadesini kullandı.
Ancak tartışmalar bitmedi ve CHP ile MHP, “TSK’nın ABD’nin talimatıyla
geri çekildiğini” savunarak, Genelkurmay’a yüklendi. Büyükanıt ise,
iddialı konuşarak, “İspatlasınlar üniformamı çıkartırım” savunmasını
yaptı. Büyükanıt’la muhalefet arasındaki çatışmanın nedeni aslında kara
harekatının başarısızlığını gizlemeye yönelikti. Çünkü Büyükanıt’ın
büyük umutlar bağladığı tasfiye ve “tampon” planı başarısızlıkla
sonuçlanmıştı.
AKP’yle ‘şiir gibi’ ilişki...
Kara harekatının hemen ardından laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline
geldiği iddiasıyla AKP hakkında kapatma davası açıldı. Laiklik
konusunda keskin tavırlarıyla bilinen Büyükanıt’ın sessizliği dikkat
çekti. Büyükanıt, gazetecilerin ısrarlı sorularına “Ben bu konularda
hiçbir şey söylemeyeceğim” diyerek durumu geçiştirmeye çalıştı. Bu
sözler aslında Dolmabahçe mutabakatının sürdüğünü ortaya koyuyordu.
Yargı çevrelerinin ve CHP’nin bütün zorlamalarına karşın Büyükanıt dava
karşısındaki sessizliğini bozmayarak, eski Genelkurmay Başkanı Hilmi
Özkök’ün deyimiyle AKP’yle ilişkisini “şiir gibi” yürütmeye devam etti.
Aslında Büyükanıt’ın bu sessizliğinin ardında kapatma davasının seyrini
önemli oranda etkileyen ABD onaylı Ergenekon operasyonu vardı. Çünkü
Ergenekon’un asıl kolu ordu içine uzanıyordu ve yüksek rütbeli
askerlerin karargahın izni olmadan hareket edemeyeceği gerçeği
Büyükanıt’ı sorumlu hale getirmişti. Çeşitli darbe planları yapan
emekli generaller Ergenekon operasyonu kapsamında bir bir
tutuklanırken, Büyükanıt, “Benim bildiğim tek operasyon Kuzey Irak’a
düzenlenen operasyondur” diyerek, suskunluğunu korudu. Hükümet ise
kapatma davasının seyrini etkilemek için Ergenekon operasyonunu
kışlanın kapısından içeri götürmedi. Büyükanıt’la Erdoğan arasında bu
uzlaşma Ergenekon operasyonunun derinleşmesine izin vermedi. Bu sürecin
sonunda AKP de kapanmaktan kurtuldu. Son Yüksek Askeri Şura
toplantısında geleneklerin dışına çıkılarak “irticai” faaliyetlere
katılan hiçbir subayın ordudan atılmaması, Ergenekon uzlaşmasının
sonucu olarak gelişti. Şemdinli’den kurtulan Büyükanıt, AKP sayesinde
Ergenekon’dan da yara almadan sıyrıldı. Büyükanıt’ın giderayak gündeme
gelmesine yol açan asıl gelişme ise emekliliğinde kullanmak üzere
hükümet tarafından kendisine değeri 1 milyon YTL’yi bulan zırhlı özel
araç hediye edilmesinde yaşandı. CHP giderayak hem ihraçsız YAŞ
toplantısı hem de özel araç hediye edilmesiyle ilgili olarak
Büyükanıt’ı topa tuttu. Büyükanıt da Genelkurmay bildirisiyle CHP’ye
sert karşılık verdi. Şimdilik sular durulmuş gibi gözükse de hem
hediyelik makam aracı hem de ihraçsız YAŞ toplantısı uzun süre daha
Türkiye’nin gündeminde kalmaya devam edecek.
ABD çizgisinden sapmadı
İki yıllık görev süresinde ABD-İngiltere-İsrail ekseninden sapmayan
Büyükanıt, zaman zaman PKK’yi bahane ederek Washington yönetimine kafa
tutan açıklamalar yapsa da ABD çizgisi dışına asla çıkmadı. Daha önceki
sert çıkışlarının aksine Büyükanıt Güney Kürdistan yönetimine karşı da
söylemlerini belli ölçüde yumuşattı. Büyükanıt geçen aralıkta SAREM’in
düzenlediği bir konferansta “Kerkük’ün dışında kalacağı modern bir
federasyon olabilir” diyerek, Kerkük’süz bir Kürt oluşumuna Ankara’nın
fazla itirazının olmayacağının mesajını verdi. Talabani’ye karşı
önceleri sert tutum sergileyen Büyükanıt, Irak Cumhurbaşkanı’nın
Mart’ta Ankara’ya yaptığı ziyarete de açıktan karşı çıkmadı.
Büyükanıt’ın iki yıllık görev süresinin bir diğer özelliği de
yayınladığı bildirilerle Genelkurmay’a yönelik eleştiriler ve basında
yer alan haberlere cevap yetiştirmesi oldu. 27 Nisan e-muhtırası da
dahil Büyükanıt iki yılda toplam 40 bildiri yayınladı. Ayrıca
resepsiyonlar da dahil bulduğu her platformda konuşmaktan geri kalmayan
Büyükanıt en konuşkan Genelkurmay Başkanı sıfatını aldı. “Karanlık
savaş”, “Artık PKK kampları BBG evi gibi”, “imamlar ve muhtarlar da
mayın döşüyor” ifadeleri Büyükanıt dönemine iz bırakan sözler oldu.
YARIN: Büyükanıt’ın halefi İlker Başbuğ....
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA |
|
|
|
|
 |
Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Yazan: merdbotan Tarih : 2008-08-26 21:47:28 Puan :      |
|
|
BÜYÜK ESEK KATIL YOLUN ACIK OLMASIN GEBER COK ÜZÜLDÜM SANA YAGDAN KIL CEKER GIBI CEKILDIN MUHAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA |
|
|
|
 |
| |
|