Türk devleti bir yandan Kürtçe yayın yaparken diğer yandan Kürtçeye yönelik tahammülsüzlüğünü sürdürüyor.
Devlet yetkilileri, her ne kadar Kürt dili önünde hiç bir engelin olmadığını söylese de, ülkede yaşanan gerçekler, Kürtçenin yasak olduğunu ortaya koyuyor. Yapılan Kürtçe konuşmalara açılan soruşturmalar, Kürtçe döviz, afiş yasağı ve adı Welat olan bir çocuğun Türkiye’ye alınmaması gibi skandal gelişmeler ile birlikte cezaevlerinde artık rutin bir hal alan Kürtçe cezalandırmaları da devam ediyor. Artık Kürtçe yasağı, hayatında her alanında kendisini hissetirmeye başladı.
Cezaevinde
Kırıkkale F Tipi Cezaevi’nde tutuklu ve hükümlülere, Kürtçe konuştukları için hücre cezası verildi. Edinilen bilgelere göre, Kırıkkale F Tipi Cezaevi’nde PKK davasından hükümlü Murat Aslan, Aram Akyüz telefonda aileleri ile Kürtçe konuştukları için 15’er gün hücre cezasına çarptırıldı. Yaklaşık iki aydır Kürtçe konuşma ve Sayın Öcalan dilekçelerinden dolayı PKK’li tutsakların görüşe çıkartılmadıkları öğrenildi. Kırıkkale Cezaevi’nde PKK davasından hükümlü 44 kişi bulunduyor.
Şantiyede
Kürtçe yasağıyla gündeme gelen cezaevlerinden sonra inşaat şantiyelerinde de Kürtçe konuşmak yasaklandı. DİHA’dan Sertaç Kayar’ın haberine göre, Van, Diyarbakır ve Bitlis gibi Kürt illerinden İstanbul’a gelen 20 inşaat işçisi, Kürtçe konuştukları ve Hayat TV izledikleri gerekçesiyle işten çıkarıldıklarını söyledi. Bahçelievler’de, belediyeye ait Yenibosna Spor Kompleksi inşaatını yapan Hisar İnşaat Şirketi tarafından işten çıkarılan işçilerden Mustafa Akyüz, şirketin 3 aylık çalışma sözü verdiğini; ancak 10 gün sonra işten çıkarıldıklarını ifade etti. Şantiyede Kürtçe konuşmanın ve Hayat TV’yi izlemenin şirket yetkilileri tarafından yasaklandığını belirten Akyüz, şunları söyledi: “Arkadaşlarla akşam şantiyede Hayat TV’nin haberleri izliyorduk. Emekli komiser olan Ahmet adındaki şirket yetkilisi içeri girerek televizyonu kapattı. Daha sonra hakaret ederek ‘Burada Hayat TV izlemeyeceksiniz. Kürtçe konuşmayacaksınız. Türkiye’de yaşayan herkes Türk’tür ve ne mutlu Türküm diyecek. Eğer demeyen varsa Irak’a gitsin’ dedi. 150 Türk işçi vardı. Sesimizi çıkarsaydık bizi linç edeceklerdi. Zaten amaçları da tahrik edip, linç etmekti. Ekmeğimiz için duymamazlıktan geldik. Ancak biz kardeşiz dedikçe onlar üzerimize geliyor, saldırıyorlar. Kardeşliği kabul etmiyorlar.” Kaldıkları çadırların kaldırıldığını belirten Akyüz, yevmiyelerinin eksik verildiğini, zorla kağıt imzalatıldığını ve imzalamayanlara yevmiyelerinin verilmediğini söyledi. Akyüz şunları ifade etti: “Sürekli baskı altındaydık. Bazen sivil polisler işçi kıyafeti giyerek şantiyede dolaşıyordu. Haberlerde operasyonda asker ölümleri çıktığında Kürtlere hakaret ediyorlardı.” Haksız yere işçiler, İHD İstanbul Şubesi’ne başvurdu.
Otomobilde
İzmir’in Menemen İlçesi’nde otomobilinde Kürtçe müzik dinleyen Hacı İtek, iki sivil polisin çağırdığı trafik polislerinin hiçbir gerekçe göstermeden kendisine para cezası verdiğini söyledi. DİHA’dan Hacı Güneş’in haberine göre, Hacı İtek adlı vatandaş, 17 Ağustos günü Koyundere’den Menemen’e doğru otomobiliyle seyir halinde iken Renault 19 marka beyaz renkli bir arabayla takip edildi. Kendisini takip eden araçtan el kol hareketleriyle küfür ve hakaretlere uğrayan İtek, daha sonra aynı araç tarafından durduruldu. Araçtaki kişiler kendilerini sivil polis olarak tanıttı ve ehliyet ile ruhsatını istedi. Ancak Hacı İtek, trafik polisi olmadıklarını ve ehliyet ile ruhsatını vermeyeceğini söyledi. Bunun üzerine sivil polisler, trafik polisini çağırdı. Olay yerine gelen ve Aliağa Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı trafik polisleri, hiçbir gerekçe göstermeden Hacı İtek’e 55 YTL para cezası verdi. Ruhsatı ve ehliyeti olmasına karşın kendisine ceza verilmesini yolda Kürtçe müzik dinlemesine bağladığını belirten İtek, “Ben herhangi bir trafik kuralını ihlal etmedim. Bu keyfi bir uygulamadır. İtek, İHD İzmir Şubesi’ne başvuruda bulunarak, hukuki yardım talebinde bulundu.
HABER MERKEZİ
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA |