ANKARA / Genelkurmay’da devir-teslim törenlerinin yarattığı heyecan nihayet sona erdi. Demokratik ülkelerde dikkat dahi çekmesi beklenmeyen bu tür törenler, Türkiye’de geniş yankı uyandırdı. Törenlere geniş yer ayıran medya, paşaların ağzından çıkan her sözü etki gücünü arttırarak yansıttı; televizyonlar törenleri canlı olarak ekranlara getirdi. Devir-teslim için düzenlenen merasimler yakından izlendi, çünkü Türkiye’nin demokratik parlamenter sistemle değil askeri vesayet sistemiyle yönetildiğinin herkes farkındaydı. Bu yüzden gözler gelecek yeni kademe komutasının üzerindeydi. Komutanların görevi devr alırken Türkiye’nin önemli problem alanlarına ilişkin vereceği mesajlar, “yoğurt yeme tarzlarını” da yansıtacağı için kare kare mercek altına alındı.
ASKERLER NET ALTI MESAJ VERDİ
Törenlerde görevi devr alan yeni kademe komutasının Kürt sorunu, laiklik ve demokratikleşme konularında verdikleri mesajlar önemliydi. Bu mesajları altı başlık altında özetlemek mümkün:
1 - Bireysel kalmak ve ulus devlet yapısına zarar vermemek kaydıyla kültürel zenginlikler yaşanabilir. Bu yönde değişiklikler yapılmıştır. Daha fazla demokrasi, bireysel değil grupsal kimlik talepleri akıldan dahi geçirilmemelidir.
2- PKK ile topyekün mücadele sürdürülmelidir. Örgüt hava operasyonları yüzünden zor bir dönemece girdi. Örgüt üzerinde baskı arttırılırsa başarılı olma umutları ortadan kalkacaktır.
2- AB için yapılan demokratik açılımlar PKK ile mücadelede güvenlik güçlerinin elini kolunu bağlamaktadır. Güvenlik güçlerinin etki ve yetki alanını genişletecek hukuksal düzenlemelere ihtiyaç vardır. Güney Kürdistan örgüt için güvenilir bölge olmaktan çıkarılmalıdır.
3- Örgüte katılımların önlenmesi devletin görevleri arasındadır. O halde yapılması gereken örgüte çeşitli nedenlerle katılanların örgüte neden katıldıklarının tespit edilmesi, bunun önlenmesi için de gerekli tedbirlerin alınması gerekir.
4- Küresel sistem Türkiye’nin güvenlik ve istikrarını tehlike düşürecek pek çok kriz alanları yaratmaktadır. Küresel sistemin yarattığı kaosa karşı gerekli önleyici önlemler derhal alınmalıdır.
5- TSK gücünü Türk Ulusundan almaktadır. TSK'nın ulusunun dışında ayrı bir denetime ihtiyacı da bulunmamaktadır
6- TSK laikliğin teminatı ve tarafıdır. Toplumdaki laiklik endişesinin giderilmesi gerekmektedir. Sosyal hayatı yönlendirmeye çalışan cemaatlere nefes aldırılmamalıdır.
NASIL BİR TÜRKİYE GÖRECEĞİZ?
Bu mesajlar irdelendiğinde;
1- Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bir kez daha demokrasiden hazmetmediğini açıklamıştır.
2- TSK Kürt sorunu, demokratikleşme ve laiklik konusunda ezberi bozmayacağını bir kez daha vurgulama gereği duymuştur.
3- Kürt sorununda inkarcı, tasfiyeci, orantısız güç ve şiddet politikaları izleneceğinin mesajları verilmiştir.
4- TSK bir beş yıl daha Kürt sorununda demokratik çözüm olmayacağını, şiddet, kan ve gözyaşı politikaları ile sonuca ulaşmak istediğini dost düşman tüm kesimlere ilan etmiştir.
5- Yeni kademe komutası döneminde şiddetin debisi artacaktır. Çatışmaların seyri düşük yoğunluklu savaştan orta yoğunluklu savaş boyutuna evirilecektir.
6- Yeni TSK kademe komutası döneminde politik, siyasi, ekonomik, kültürel boyutları da içerecek şekilde psikolojik propaganda yöntemleri kullanılmaya devam edecektir. Bunun için ağırlıklı olarak medya kullanılacak, algı mühendisliği kanaat önderleri ve medya üzerinden hayata geçirilecektir.
7- Hükümet ile yeni bir konsensus metni imzalanacaktır. AB kapsamında düşünülen reformların hayata geçirilmesi engellenecek, mevcut açılımlardan da geriye dönülmesi için tazyik arttırılacaktır.
8- Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tecrit ve psikolojik baskı cenderesinde tutulacak, Öcalan’ın demokratik konfederalizm içerikli mesajlar vermemesi için her türlü yol ve yöntem devreye sokulacaktır.
9- DTP’nin tez elden kapatılması sağlanacak, yeni kurulan partinin (Barış ve Demokrasi Partisi) Mart 2009 yılındaki seçimlere girmemesi için her türlü hukuki zemin sağlanacak, böylece Kürtlerin yerel seçimlere partisiz girmeleri için olanaklar zorlanacaktır.
İÇ DENGELER DEĞİL KÜRESEL DENGELER BELİRLEYİCİ
Yeni Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un İngiliz ekolü ve politikalarına yakınlığı dikkate alındığında, dile getirilen hususlar gerçekleşmesi imkansız olarak görülmemelidir. Türkiye’nin içine girdiği yeni konjonktür, küresel sistemin yakın bir gelecekte alacağı şekilden azade tutulmamalıdır. Küresel aktörler çok yakın bir gelecekte Kafkasya’da, Ortadoğu’da nasıl bir yeni paylaşım savaşı vereceklerine karar vereceklerdir. Bunun için kartlar karılacak ve yeniden dağıtılacaktır. Kısacası çiviler yeniden çakılacaktır.
ABD, İsrail ve İngiltere üçlüsünün önemli endişelerinden biri de Türkiye’den yana yaşamaktadır. Çünkü gerek Kafkasya, gerekse İran eksenli Ortadoğu krizinde Türkiye’nin kayıtsız şartsız bu üçlü troykaya teslim olup olmayacağı henüz netleşmiş değildir. Boğazlardan savaş gemilerinin geçirilmesi konusunda Türkiye’nin işi yokuşa sürmek istemesi, İran Cumhurbaşkanı’nın Türkiye’de ağırlanarak enerji antlaşmalarının imzalanmak istenmesi troykada oluşan güvensizliği arttırmıştır. Troyka, 2003 Mart tezkeresi benzeri bir sonuçla karşılaşmamak için yoğurdu üfleyerek yemektedir.
YENİ KADEME KOMUTASI ÜZERİNDEN TEHLİKELİ OYUN
Hesap çok net: Türkiye yoğun bir şekilde yeni kademe komutasının PKK’ye karşı izleyeceği strateji ile aşırı iç çatışmalı bir ortama sürüklenecek. Halkta “asker gelse de kurtulsak” duygusu kontrollü olarak yaşatılacak. Siyasal iradenin troykaya her konuda itirazsız evet dememesi halinde yeni kademe komutası üzerinden her türlü baskı devreye sokulabilir. Askeri denetim ve kontroldeki bir Türkiye’den her türlü taviz kopartılarak Türkiye’nin jeostratjik gücü troykadan yana devreye sokulacak. Troyka ve orduya teslim olmuş bir portre sunan Başbakan Erdoğan’ın grubuna hakim olup olamayacağı sonunu belirleyecek. Erdoğan küresel efendilerin taleplerini 2003 Mart tezkeresi benzeri şekilde grubuna kabullendirmekte zorlanırsa diskalifiye edilecek, kabullendirirse troykanın kendisine atacağı can simidi ile siyasi yaşamını ikame etmeye devam edecek.
Başbuğ’un ABD’ye çok sıcak mesajlar göndermesini başka nasıl açıklayabiliriz? ABD, İngiltere ve İsrail’in Türkiye askeri eliti ve siyasi kadroları üzerindeki etki gücünü başka nasıl izah edebiliriz. Unutulmalı ki, bölgede kartlar Türkler ve Kürtler üzerinden dağıtılmaktadır.
Henüz daha bu durumu göremeyenler, “Türkiye bağırsaklarını temizliyor” diyerek Ergenekon operasyonunu alkışlamışlardı. İtidalli durmak isteyenler ise aforoz edilmişti. Ergenekon operasyonu ve davası demokratikleşme doğurmadı. Tam tersine Öcalan’ın öngörülerini gerçekleştirdi. Öcalan, Ergenekon operasyonu ile ABD, İsrail ve İngiltere’den oluşan troykaya karşı olan ulusalcıların tasfiye edileceğini, troykaya yakın NATO’cu kanadın tahkim edilerek güçlendirileceğini, güçlendirilen yapının da Kürtlere karşı tasfiye amaçlı kullanılacağını söylemişti. Ergenekon tasfiye edilmediği gibi, Başbuğ dönemiyle birlikte yeni Ergenekon kademesi de belirlenmiş oldu.
Copyright 2008
ANF NEWS AGENCY |