DÜSSELDORF / Bu yıl yapılacak olan 16.
Uluslararası Kürt Kültür Festivali Tertip Komitesi Başkanı Ahmet Çelik,
Kürtlere yönelik imha operasyonları olduğunu belirterek," Bu
operasyonlara ve İmralı'da süren işkenceye karşı festivalde onbinlerce
kişiyle ‘Êdî Bes e’ diyeceğiz" dedi
Avrupa’da yaşayan Kürtler, 16 yıldır yorulmadan, bıkmadan ve
yılmadan bir araya gelmeye devam ediyor. Her yıl farklı renk ve farklı
mesajlarla toplanan onbinlerce Kürdistanlı, bu yılda farklı sloganlarla
Almanya’nın Gelsenkirchen kentinde buluşuyor.
Her yıl olduğu gibi bu yılda Uluslararası Kürt Kültür Festivali’ni
organizesinde Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu’nun (YEK-YOK) imzası
var. Kurum başkanı Ahmet Çelik, YEK-KOM, hakkında çıkan dedikoduları ve
16. Uluslararası Kürt Kültür Festivali’nin çalışmalarına ilişkin
ANF’nin sorularını yanıtladı.
AMATÖRLÜK AŞILDI, PROFESYONELLEŞTİK
- Uluslararası Kürt Kültür Festivali 1992 yılından beri periyodik
olarak her yıl yapılıyor. 16 yıl öncesiyle bugünü karşılaştırırsak ne
söyleyeceksiniz?
- Her şeyden önce 16 yıldır bu festivalin bugüne gelmesinde emeği
olan herkese teşekkür ediyorum. 16 yıl ile bugünü değerlendirdiğimizde
çok büyük gelişme oldu. İlk yıllarda bir amatörlük vardı. Organizede
tutalım çalışmalara kadar. Ama son yıllarda daha profesyonel yapılıyor.
Gittikçe de, her yıl daha nitelikli bir hal alıyor. Ve Kürt Kültür
Festivali artık kurumlaştı. Bir gelenek haline geldi. Önümüze
koyduğumuz hedefler belirli ölçüde gerçekleşti diye biliriz. Ama
eksiklikleri de yok değil. Nedir bu eksiklikler; festivale yeterince
dünyadaki diğer azınlık halkların katılımını sağlayamadık. Bir türlü
uluslararası bir festivale dönüştüremedik. Temel eksikliğimiz budur.
- Böyle bir projeniz var mıydı?
- Evet bu proje hep vardı. Tartışıldı, hazırlıklar da, yapıldı. Ama ne yazık ki düşüncede kaldı, bir türlü pratikleştiremedik.
- Hayata geçmemesini neye bağlıyorsunuz?
- Temel olarak bizden yani federasyon ve kurumlarımızdan
kaynaklanıyor. İkincisiyse Avrupa’daki koşullardan kaynaklanıyor. Diğer
yönüyse azınlık halkların aralarındaki dayanışma eksikliğinden.
- Festivalinizin ismi Kürt Kültür festivali. Ancak bütün yıllara
bakıldığında festivaliniz kültür ve sanatsal bir etkiden ziyade daha
çok siyasi damga ile hatırlanılıyor? Bilinçli birşey mi yoksa
kendiliğinden mi gelişiyor?
- Kürtlerin kimlik sorunu olduğu bir gerçek. Bu ister istemez
böyle siyasi talebi önplana çıkarıyor. Bu Avrupa’daki bütün etkinlikler
için de, geçerli. Koşullardan kaynaklı siyasi talepler öne çıkıyor. Ama
bu talepler kültürel taleplerle denk ve eşit bir şekilde öne
dillendiriliyor.
KÜRT KURUMLARINA BRÜKSEL MERKEZLİ BİR BASKI VAR
- Kürtlerin yaşadığı coğrafyada sıcak gelişmeler oluyor. Kürtler
bir kuşatma altında ve bu Avrupa’ya da sıçramış durumda. Bu konuda ne
diyeceksiniz?
- Avrupa’daki Kürt kurumları olarak, Kürt sorunun demokratik ve
barışçıl çözümünden yanayız. Bütün mesajlarımız da, bu yönlü olacak.
Görev ve sorumluluklarımız da, bu yönde. Ancak genel Kürt sorununu
değerlendirdiğimizde çözümü uluslararası koşullara bağlı. Adete kurban
edilmiş durumda. Uluslararası siyasal güçler, bazen Kürt sorunu ön
plana çıkarıyorlar bazen de, gözardı eden yaklaşımlar içerisine
giriyor. Şuanda Kürtlerin durumu gözardı ediliyor. ABD deki seçimler,
Ortadoğu ve Kafkasya’daki gelişmelere bakıldığında bu daha net bir
şekilde anlaşılıyor.
- Nasıl yani?
- Bu oyunlar, Güney Kürdistan’da bariz bir şekilde oynanılıyor,
Kerkük ve Xanaqin kentindeki gelişmeler bu oyunların somut
göstergesidir. Yine İran’daki rejim Kürtleri bir kıskaç altına almış.
Kürt gençleri, sorgulanmadan bütün dünyanın gözleri önünde idam
ediliyor. Küçük güneyde Kürtlere farklı bir baskı uygulanıyor. Kuzey
Kürdistan’da zaten topyekun bir imha var. Askeri operasyonlar, halk
üzerindeki baskılar ve Kürt kuramlarına yönelik baskılar gittikçe
artıyor. Kürtler, çıkarlara kurban ediliyor. Topyekun bir imha konsepti
var.
Türkiye’de güya suç örgütü olan Ergenekon açığa çıkartılıyor.
Bununla mücadele ediliyor görünümü var. Ama diğer taraftan bakıldığında
Ergenekon bütün varlığıyla devletin derinliklerine inmiş ve görevini
yürütüyor. Kimse görevi başındaki isimlere dokunmuyor. Hep görevi
bitmiş ve artık işe yaranmayan kişileri sorguluyorlar. Bu
yaşananlar Japonların “Açıldıkça gizleniliyor” ata sözünü insana
anımsatıyor. İşe yaranmayanları açığa çıkarıyorlar ve yeni isimleri
devreye sokuyorlar. Açıkçası yeni bir Ergenekon devrede. Bu Avrupa’ya
da sıçramış durumda. Kürt kurumlarına yönelik Brüksel merkezli bir
mücadele var. Basın yayından tutalım, bütün Türk kurumlarını
kullanıyorlar. Bunun için de, özel bir ödenek ayrılmış. Festivale
katılmamak için birçok sanatçıya da, baskı yapılmış. Bizim elimizde
belgeler var. En az on sanatçıya baskı yapılmış. Bu sanatçılara şunlar
söyleniliyor. Kürt Kültür Festival’ine gitmeyeceksiniz. Öyle dolaylı
yollarla da değil. Birinci ağızlardan söyleniyor.
SANATIÇILAR TEHDİT EDİLİYOR
- Tehdit edilen sanatçılar kimler...
- Bu sanatçıların güvenliğinden dolayı şu anda isim
söyleyemeyeceğiz. Kendilerin bizlere ricası oldu, biz gelmek istiyoruz
ama tehdit edildik, uyarı aldık., onun için gelemeyiz. Onunla birlikte
kurumumuzun yöneticileri hakkında çıkartılan dedikodular. Amaç çamur
atalım yapışmıyorsa izi kalsın. Ama bunlara cevap vermek
istemiyorum. Halkımız 30 yıldır neyin ne olduğunu çok iyi biliyor.
- Hedef festival mi?
- Burada temel hedef tek başına festival değil. Temel hedef Kürt
kurumları ve çalışmalarıdır. Çünkü Kürtler, yerel seçimlerden tutalım
genel seçimlere kadar birçok lobi çalışmasında ciddi bir güç durumda.
Onun için korkuyorlar. Bundan dolayı bütün güçlerini devreye sokarak,
Kürt kurumlarını ve siyasetçilerin itibarını düşürmek istiyorlar. Bu
yöntemle sonuç almaya çalışıyorlar.
- Peki siz buna karşı ne yapıyorsunuz?
- Biz bu provokatif ve kirli siyasetlerini dikkate almıyoruz.
Halkımızda dikkate almadığını biliyoruz. Bütün kurumlarımızla ilişki
içindeyiz ve çalışmalarımızı bütün hızıyla sürdürüyoruz. Ve onlara şunu
söylüyoruz: Geçmişte olduğu gibi bu özel savaş yöntemleriniz yine
fiyaskoyla sonuçlanacaktır.
-A lman polisinin son dönemlerde Kürtlere yönelik bir baskısı söz
konusu. Yürüyüşler, geceler engellenmeye çalışılıyor. Katılanlara
yönelik gözaltılar var. Festivalde içinde benzer baslılar var mı?
- Geçmişte bazı hoş olmayan şeyler yaşandı. Bu olaylar yasal
zeminde itirazlarımız oldu. Kimi davalar olumlu sonuçlandı, kimisi de,
devam etmektedir. Ama festival için söyleyecek olursak, şimdiye kadar
herhangi bir sorun çıkmadı. Tam tersine ilgili kurumlarla ilişki
içerisindeyiz. Bize kolaylık sağlanılıyor. Şuanda her şey çok iyi
gidiyor.
HALİL UYSAL'A ADANDI
- 16. Kürt Kültür Festivali Halil Uysal’a adanmış...
- Halil Uysal, bir kültür abidesidir. Komitemizin görüşü bu yönlü.
Ve bu festival de, bir kültür festivaliyse en yakışanı da Halil
Uysal’ın adına yapılacak olmasıdır. Kuşkusuz Halil Uysal’ın adına
olması ona verilen değeri karşılamıyor. Ama Bir nebzede olsa
kültürümüze ve sanatımıza bir saygı olacaktır. Çünkü Halil Uysal bir
değerdir. Onu sahiplenmek Kürt kültürünü ve sanatını sahiplenmektir.
- Uluslararası Kürt Kültür Festivali son yıllarda hep aynı slogan altında düzenleniliyor? Neden bu tekrar...
- Doğru olan, güzel olan şey her zaman söylenmelidir. Yapılmayan
bir şey hep yenidir. Bu sloganımız da, hala hayat bulmadı. Kürdistan’da
barış yok. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, hala özgürleşmedi. Onun
için bu slogan günceldir ve sürekli söylenmelidir. Çünkü Abdullah
Öcalan, Kürtlerin siyasal iradesidir. Kürtler bunu böyle kabul ediyor.
Festivalde de, on binlerce kişi, Kürt yasağına, Kürt soykırımına,
askeri işgale, ekonomik sömürüye ve İmralı işkencesine ‘Êdî Bes e’ diye
haykıracaklar.
FESTİVAL HALK KONFERASI NİTELİĞİNDE OLACAK
- Peki bugüne kakar yapığınız çalışmaların gidişatına bakarsanız bu yıl festivale kaç kişi bekliyorsunuz?
- Her yıldan daha çok kişi bekliyoruz. Çünkü Kütlerin acıları her
zamankinden daha çok artmıştır. Özgürlük arzuları daha sıcaktır. Ve bu
arzular mutlaka festivale yansıyacaktır. Bu festival Avrupa’da
diplomatik bir atak olacak. On binlerce Kürt bir taraf olduğunu
haykıracak. Ve bu festival bir konferans havasında geçecek. Bir halk
konferansı olacak. Bunun için halkımızda bu bilinçle katılmalıdır. Ben
özgürlükten yanayım, halkların kardeşliğinden yanayım diyen herkes
gelmeli. İmralı işkencesine karşıyım ve Öcalan’ın özgürlüğünü istiyorum
diyen bütün Kürtler o gün kendi renkleriyle orada olmalıdır. Bu çığlığı
bir ses katmalıdır.
Yine Asuriler, Ermeniler, Azeriler ve diğer azınlık halklar,
Kürdistan’da barışın hayat bulması için orada bulunmalı. Çünkü o
topraklar hepimizindir. Açıkçası demokratlar, sosyalistler, dindarlar
ve kendine ben insanım diyen herkes mutlaka orada olmalıyım
felsefesiyle gelmelidir.
ANF NEWS AGENCY
|