
Nedense ‘’Şiddet’’ denince akla
hâlâ 21.yüzyılda olmamıza rağmen “Kadın” geliyor?Şiddeti genel
tanımlayacak olursak eğer; bir bireyin diğer bir bireye karşı
fiziki ve sözel olarak uyguladığı baskıdır. Genelde baskıyı
uygulayan birey, erkek oluyor. Baskı altında kalan ise kadın
oluyor, ne yazık ki…
Erkeğin, kadın üzerindeki baskısı
gün geçtikçe artmaktadır. Bu özellikle kendisini tamamen
eğitmemiş, kadını bir meta gibi gören, egemen erkek zihniyetinin
bir ürünüdür. Kadın ve şiddet denince aklıma sürekli lise
çağındayken tanık olduğum bir olay geliyor; karşı komşumuz Sonay
abla vardı. Henüz yirmisine yeni basmış genç ve güzel bir
kadındı. Evlerimiz tam karşı karşıyaydı. Ben o zamanlar
yanılmıyorsam lise bire gidiyordum. Okuldan geldiğimde sürekli
gözüm karşı eve takılı kalıyordu. Çünkü hemen hemen her akşam
bağırma sesleri geliyordu. Pencereden iki katlı eve baktığım
zaman Sonay ablanın her akşam bir posta dayak yediğini
görebiliyordum. Sonay abla her dayak yiyişinde yaptığı iki şey
oluyordu; birincisi canı acıdığı zaman bağırmak, ikincisi ise;
canı çok fazla acımadığı zaman susmak… Tabi o dönemler çok
şaşırıyordum. Dayak yemeye o kadar çok alışmıştı ki artık
yaşamının bir parçası olmuştu. Bazen kendi kendime diyordum,
“Sanırım Sonay abla mazoşist, hem fiziksel hem de ruhsal olarak
acı çekmeyi seviyor” sanmıştım. Biraz sohbet edince
tamamen‘’KADERCİ’’ bir mantığa sahip olduğunu anlamıştım. Tabi
bu bana daha fazla acı verdi diyebilirim. Kendisini o kadar çok
alıştırmıştı ki dayağa, dayak yemezse o gün sanki bir şey
eksikmiş gibi hissedebiliyordu. Sürekli düşünüyordum; ilk etapta
eğitimsizlikten kaynağını alıyor, dedim kendi kendime. Çünkü
eğitimsizlik, özellikle de kız çocukların eğitimine önem
verilmemesi feodal yapıyı beslemektedir. Ne yazık ki 21.
Yüzyılda olmamıza rağmen bu kendisini gün geçtikçe
beslemektedir. Yoksul ve kendisini eğitmemiş bireylerde bu daha
fazla gelişiyor. Ama yanılmayalım, bu kendini eğitmiş bireyler
hiç şiddet uygulamıyor anlamına gelmez. Bazen bakıyoruz,
ideolojik olarak birikimli, siyasal ve sosyal olarak kendisini
donatmış ama gel göre ki şiddetten kendisini alı kayamıyor.
Sonay ablalarda maddi olarak durumları iyiydi ama günde bir post
dayak yemeden edemiyordu.
Türkiye’de yaşayan kadınların
hemen hemen hepsi aynı durumda. Yani “kadın ve şiddet” formülü o
kadar çok özdeşmiş ki kadın artık bunu doğal ele alabiliyor.
Hatta kadın kadına çok rahatlıkla şunu söyleyebiliyor; “
kocandır, döver de severde” diyebiliyor. Kadın bu duruma asla
katlanmak zorunda değildir. Erkeğin güdümüne girmek, ona köle
olmak, onun istediği gibi yaşamak zorunda değildir, kadın. Kadın
biraz araştırıp okursa kadının nasıl bir güce sahip olduğunu
görüp öğrenecektir. Kadın, erkek olmadan da ayakları üstünde
durabildiğini görecektir. Önderliğimizin kadın üzerine çok güzel
ve anlamlı çözümlemeleri var. Önderliğimiz; “KADININ OLDUĞU HER
YER YAŞAM KAYNAĞIDIR” demiştir ve “MÜCADELESİ VERİLMEYEN YAŞAMIN
BİR ANLAMI YOKTUR” diyerek kadına yaşam, kadına özgürlük, kadına
mücadele etme hakkı vermiştir. Bizlerde dağlarda kadın
yoldaşlarımızla beraber her adımımızda her duruşumuzda yani her
anımızda ‘Özgürlüğü’ derinlerden hissedebiliyor ve onu
yaşamsallaştırabiliyoruz.
Bu anlamlı ve huzur verici yerden
tüm kadınlara özgürlük çığlığımla sesleniyorum:
Kadınlar dağlara gelmeli, çirkin sistemin kadında yarattığı
etkilerden, tahribatlardan arınmak istiyorsa, doruklara çıkarak
çığlıklarını özgürce haykıra bilmeleri için dağlara gelmeleri
için sesleniyorum.
Haydi kadınlar; Dağlara…
Ezgi Baran
|