KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle bir mesaj yayınlayarak Kürdistan ve dünyadaki tüm halkların barış içinde, özgür ve demokratik geleceklerini kurmayı hak etiklerini söyledi. KCK, Kürdistan halkı ile Kürt Özgürlük Hareketinin 2008 yılı 1 Eylül Dünya Barış günü’nü Türk devletinin Kürdistan’da yürüttüğü kirli savaşını tırmandırdığı bir ortamda karşıladığını belirtilen mesajda şunlara yer verildi:
‘’Türk devletinin başını çektiği saldırganlığa rağmen Kürt halkının başta Türk halkıyla olmak üzere bir gün mutlaka komşu halklarla onurlu bir barış ile eşitlik, kardeşlik ve özgürlük temelinde kendi özgür demokratik yaşamını kuracağına olan umudumuzu korumaktayız. Bu temelde Önder Apo başta olmak üzere, onurlu bir barış özlemi içinde bulunan tüm halkımızın, Türkiye ve Kürdistan’daki tüm demokratik ve barışseverlerin, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nü kutluyoruz.
2008 Dünya barış gününü, Türkiye Barış Meclisinin aylardan beridir İstanbul, Amed ve Çukurova’daki 1 Eylül Barış gününü kutlama çalışmaları sürerken, barış çağrıları yaparken bile Türk devleti ağır can kayıplarına yol açan operasyonlarını sürdürmektedir. Özgürlük hareketimizin sonuna kadar desteklediği bu barış çağrıların yoğunlaştığı bir dönemde ve 1 Eylül Dünya Barış günü kutlamalarının yapılmaya çalışıldığı bu anlamlı günlerde bile Türk generalleri savaş çığırtkanlığını yapmaktan geri durmuyorlar.
Halklarımızın barış çağrıları adeta duymazdan gelinmektedir. Generaller görev değişimi nedeniyle yaptıkları açıklamalarda Kürt halkına katliam tehditlerini savurmaya devam etmektedirler. Türk Genelkurmayı halklarımızın 1 eylül dünya barış gününün öngününde bu kadar soğukkanlıca katliam tehditlerinde bulunarak, barıştan ve insanlıktan ne kadar uzak olduğunu bir kez daha ortaya koymuş olmaktadır. Türk genel kurmayı ve AKP hükümeti halkımıza karşı bir imha hareketini sürdürmede anlaşmışlardır. Bu nedenle de barış ve kardeşlik kavramlarını kendi iktidarlarının ve çıkarlarının sonları olarak gördüklerinden barış ve kardeşliğin düşmanıdırlar. Bundan korkmaktadırlar. Bir avuç milliyetçi inkarcı elitin, sermayedarın hesabına sürdürülen bu operasyonların Türk halkına ve emekçilerine hiçbir yararı yoktur. Tam tersine bu politikalardan en büyük zararı Türk halkı ve emekçileri görmektedirler.
Daha fazla, kayıp, acı-gözyaşı demek olan çatışmaların sürmesi demek olan bu politikanın sonuçsuzluğu ortadadır. Bugüne kadar Türk devleti hep aynı mantık ve zihniyetle saldırılarda sonuç almak istedi. Ancak uluslar arası komplo ile Önderliğimiz esaret altına alınmasına ve çok yoğun operasyonlara rağmen, ne özgürlük hareketini geriletilebilmiş, ne gerillanın ve halkımızın direnişlerini kırabilmiştir. Tam tersine bugün Kürdistan özgürlük hareketi mücadele tarihinin en güçlü dönemindedir. Halkımız da Edi Bese hamlesiyle birlikte özgürlük iradesinin hiçbir biçimde kırılamayacağını bir kez daha ortaya koymuştur. Bugün Genelkurmay ve AKP’nin çözümsüz politikalarının sonucunda, siyasal ve ekonomik krizi derinleşen Türk devlet sistemi olmuştur. Bunun için Kürt sorununda çözümsüzlükte ısrar, sadece bir tekrar olacaktır. Ancak bu tekrar daha fazla can kaybı, acı ve gözyaşı olacaktır. Açıktır ki bunun sorumlusu de halklarımızın tüm barış çağrılarına kayıtsız kalan, duymazdan gelen Türk devleti ve hükümetidir.
Biz Kürdistan özgürlük hareketi olarak, barışa, kardeşliğe, özgür birlikteliğe inanıyoruz. Bu inancımız nedeniyle de tüm halkımızı, Türk halkını ve tüm barış sever güçleri Türkiye Barış meclisinin öncülük ettiği İstanbul, Amed ve Çukurova’da gerçekleştirilecek olan mitinge katılmaya, savaştan beslenen bu rantçı güçlere karşı halkların eşit-özgür birliklerini kurup geliştirmeye çağırıyoruz.
Türk ve Kürt halklarının ortak yaşam ve barış istemini ifade eden bu mitinglerde verilecek mesajlar ve çağrılar karşısında üstümüze düşen görevleri yapmaya hareket olarak saygılı olacağımızı belirtmek istiyoruz.’’
ANF NEWS AGENCY