Gençlik: ‘Sevselerdi ruhum paramparça olmazdı’
Gönderen: seteney Tarih: 01.09.2008, 09:34:36 (2406 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Yeni

 

“Amacım kötü yollara düşmek değildi, düşmedim de. Tek isteğim bir insan olarak yaşamak. Bir kadın olduğum için baskılarla yaşamak istemiyorum. Şimdi 23 yaşındayım, ama ruhunu yitirmiş bir insan haline geldim. Hangi halktan olursa olsun ve nedeni ne olursa olsun kadınlar şiddete mahkum edilmemelidir.”




Avrupa’da tüketilen genç hayatlar... - 3

Kürdistan’dan Avrupa’ya gelen genç kızların büyük çoğunluğu aynı amaçlar için aileleri tarafından gönderiliyor: İyi bir evlilik yapması, hayatlarının kurtulması. Peki, gönderilen bu kızların kaçta kaçının hayatları kurtuluyor ve iyi bir evlilik yapıyor! Tabii bu soruya ciddi bir araştırma olmadığı için kesin cevap verilemiyor. Kesin olan, bir umut kapısı olarak görülen Avrupa’ya gelen genç kızlar, hiç tanımadıkları bu dünyada, çok genç yaşta, sevmediği insanlarla evlendiriliyorlar. Aileler belki çocuklarının ‘hayatlarını kurtarmak!’ istiyorlar, ama ortaya çıkan birçok örnek, zorla evlendirilen birçok genç kızın, kurtulmaktan çok, hayatları kararıyor. Bunlardan bir tanesi de R.M. Kürdistan’da 6 yaşındayken Avrupa’daki ağabeyinin yanına gönderilen R.M. burada okula başlar. Avrupa’da büyüyen R.M. de birçok Kürt kızı gibi belli bir yaşa geldikten sonra ailesiyle sorunlar yaşar ve bu sorunların çözümü evlilikte görülür. 15 yaşına gelen R.M. tanımadığı 16 yaşındaki İ.E. ile evlendirilmeye çalışılır. R.M. ailesiyle yaşadığı sorunlardan kurtulmak için evliliği bir kurtuluş olarak görür, nişanlanmayı kabul eder. Ancak R.M’nin yaşı evlilik için küçüktür. Bu evliliğin olması için yaşı büyütülmeye çalışılır. R.M.’nin yaşı büyütülemeyince ağabeyi nişanlısıyla tartışır ve nişanı bozar. Kurtuluş olarak evliliği gören R.M. ailesiyle sorun yaşamaya devam eder. Yaşadığı yoğun baskılardan dolayı iki defa intihara kalkışan R.M. günlerce komada kalır, ciddi psikolojik sorunlar yaşar ve tedavi görür. Bütün bu yaşadıkları kaşısında büyük bir kırılmayı yaşayan R.M., ‘ailem bana şiddet uygulama yerine biraz anlayış ve sevgi göstermiş olsaydı, bugün bu sorunları yaşamazdım ve ruhum paramparça olmazdı’ diyor. R.M. yaşadıklarını gazetemizle paylaştı.

R.M: 6 yaşındayken ailem tarafından Avrupa’da olan ağabeyimin yanına gönderildim. 1 yıl anaokuluna gittim sonra ilkokula başladım. Annesiz ve babasız büyüdüğüm için bu beni çok etkiliyordu. Okuldaki notlarıma da yansıyordu. Yaşım ilerledikçe ailem beni kendileri için tehlikeli görüyorlardı. Çünkü ailemin mantığına göre bir kız rahat hareket ederse kültüründen uzaklaşır. Bir kadın olduğum için onun karşısında kendi savunmamı yapamazmışım, çünkü gelenek ve göreneklere göre ona saygısızlık yapıyormuşum. İşte ağabeyim bana ne dese cevabını vermemem gerekiyormuş gibi yaklaşımlar ön plana çıktı. Onun bana dayattığı yaşam ölçülerini kabul etmediğim için sürekli beni dövüyordu. Bunları anneme anlatıyordum. Annem de biraz ona kızar gibi yapıyor, ama yine de onu destekliyordu. Onların mantığına göre Avrupa’da büyüyen kızları rahat bırakırsan başı boş olurlar. Başı boş olmamaları için de sürekli baskı altında tutmak gerekiyordu.

‘Sürekli kontrol ediliyordum’

Ağabeyim bazen beni öyle dövüyordu ki, yüzümde oluşan morluklardan dolayı okula gidemiyordum. Evde ve dışarda ailem beni sürekli kontrol ederdi, çünkü onlara göre ben bir kızdım ve her an kötü bir şey yapabilme potansiyeli taşıyordum. Okuldaki arkadaşlarımla bile konuşmama izin verilmiyordu. Ağabeyim bana diyordu ‘sen evden çıkıp nasıl okula gidiyorsan, öyle eve geleceksin.’ Yaşamımın her anı gözetim altındaydı. Eve geldiğimde bazen yalnız kalıyordum hemen bana ‘sen niye yalnız kalıyorsun, kafandan neler geçiyor’ diyordu. Giderek davranış bozukluğu yaşamaya başladım, çünkü yürüyüşümden tutalım her şeyime karışıyor kontrol ediyordu. Amcalarım karışmıyordu çünkü diyorlardı ‘Ağabeyidir biz karışmayalım. Yarın bir şey olursa bizi sorumlu tutarlar.’ Yani ağabeyim olduğu için bana ne yapsa haklı oluyordu.

‘Tanımadığım biriyle nişanlandırıldım’

Ben ortaokul 8’inci sınıftayken İ.E. adında bir gencin ailesi beni istemeye geldi ve ağabeyim bana ‘istemiyorsan seni vermeyeceğiz. Seni bu konuda zorlamayacağım’ dedi. İstemediğimi söyledim fakat yine de hiç tanımadığım 16 yaşındaki İ.E. ile nişanlandırıldım. Onlara göre İ.E.’yi bir kere uzaktan görmem bile tanımak anlamına geliyor. Beni ilk istemeye geldiklerinde istemediğimi ve yaşımın küçük olduğunu söyledim, ama kabul etmedi. Sürekli baskı yaptı ve yaşadığım sorunlardan kaynaklı evlenmeyi kabul ettim çünkü bir kurtuluş olarak gördüm. Zorla nişanlandırılmama ailem bile karşı çıkmadı. Çünkü ağabeyimle sürekli kavga ettiğimiz için böylesinin daha iyi olacağını söylüyorlardı. Nişanlandıktan sonra çok ciddi psikolojik sorunlar yaşadım ve hastalandım. Düşünsel anlamda yaşadığım zorlanmalar artık fiziğimi etkiliyordu. Hastaneye yatırıldığımda doktorlar ağabeyimi çağırarak, ‘eğer kız kardeşini seviyorsan yaşadığı sorunlar her neyse ona yardım et’ dediler. Bana sorduklarında ben derdimi anlatamıyordum, çünkü ruhsal anlamda çökmüştüm. Ağabeyim doktorların yanında bana Kürtçe ‘sen beni doktorlarla karşı karşıya getiriyorsun. Defol Türkiye’ye git. Ben sana bakamıyorum sen başıma bela olmuşsun’ dedi. Doktorlar onun bana kızdığını fark ettiler ve daha sonra gelip benimle konuşarak beni yurda almak istediler, ama ben istemedim. Çünkü ailemin bana yaptığı yanlışlık karşısında ben de hata yapmak istemiyordum.

İntihara kalkıştı

Nişanlandığım kişiyle hemen evlendirilemedim, çünkü yaşım küçüktü. Bu nedenle belgelerde yaşımı büyütmeye çalıştılar, ama yapamadılar. Bir gün ağabeyim ve nişanlım arasında bir tartışma yaşandı ve ağabeyim, nişanlıma nişanı bozduğunu söyledi. Ama bütün bunlardan sonra ailemle yaşadığım sorunlar bitmedi ve devam etti. Yaşadığım ruh halinden kaynaklı birkaç defa daha hastaneye girdim ve doktorlar psikolojik tedavi görmem gerektiğini söyledi. Ama sorumluluğum ağabeyimde olduğu için korkudan tedaviyi kabul etmedim. Bu nedenle doktorlar beni tedaviye alamıyorlardı. Her geçen gün durumum ağrılaşıyordu, fakat onlar bana yönelmekten vazgeçmediler. Artık kimseyle konuşmuyordum ve bütün insanlarla ilişkimi kestim. Bazen hiç eve gelmek istemiyordum hep dışarılarda kalmak istiyordum, çünkü evin içinde bana huzur verilmiyordu. Yine çok basit şeyler yüzünden ailemle tartıştım ve dışarıya çıktım, ciddi bir depresyona girmiştim. Ne yaptığımı bilmiyordum, resmen kendimi kaybetmiştim ve kendimi arabanın önüne atmışım. Bu durumumdan korkan arkadaşlarım ailemle yaşadıklarımın hepsini polise anlatmış. Beni hastaneye kaldırdıklarında ailemin olaydan haberi yoktu. Bunun üzerine polisler bizim eve gidiyor ve benim nerde olduğumu soruyor onlara? Ailem evde olmadığımı ve nerde olduğumu bilmediklerini söylüyorlar. Daha sonra polisler onlara tepki göstererek benim hastanede olduğumu söylüyor. 4 gün komada kaldım. Kendime geldiğimde hiçbir şey hatırlamıyordum. Uzun süre hastanede kaldıktan sonra eve geldim.

Sus tehdidi!

Hastaneden çıktığım ilk günlerde ailem bana çok iyi davrandı. Daha sonra polisler ifademi almak için beni çağırdılar ve ifade vermeye giderken ailem beni yine tehdit etti. Ağabeyim bana ‘sen yaşadıklarını polislere anlatmayacaksın eğer seni dövdüğümü anlatırsan seni öldürürüm. Senin yüzünden hapise gireriz ve ceza alırız’ dedi. Arkadaşlarım yüzünden intihara kalkıştığımı söylememi istedi. İfade verirken polisler onların dışarıya çıkmalarını istedi, ama ağabeyim çıkmak istemedi. Onun üzerine polis ona ‘kız kardeşin senden korktuğu için konuşmuyor’ diyerek ağabeyimi dışarıya çıkarttı. Benim davranışlarımdan korktuğumu anladığını söyleyen polis, bana yardım etmek istedi, ama ben kabul etmedim ve polise yalan söylemek zorunda kaldım. Polis bana inanmadığını ve onlara yalan söylediğimi söyledi. Doğru ifade vermediğim için de bana yardımcı olamadıklarını söyleyerek bana telefon numarasını verdi. Zorlandığım taktirde ondan yardım isteyebileceğimi söyledi. Dışarda yardım etmek isteyen birçok insan vardı, ama durumumu anlatmış olsaydım ailem çok büyük sorunlar yaşardı. Bu yüzden öyle yaşamaya devam ettim. Yani artık ailenin gözünde ben akıl dengesini yitirmiş biriydim.

‘Seni döverken elim ağrıyor ama sen ağlamıyorsun’

Artık ağabeyim beni dövdüğünde bana diyordu ‘seni döverken elim ağrıyor, ama sen ağlamıyorsun.’ Evet artık umrumda değildi, çünkü zaten ruh halim bozulmuştu. Ve o artık beni dövdüğünde diyordum ‘beni dövmene gerek yok. Sen söyle ben kendimi döveyim.’ Giderek kendime zarar veriyordum, yaşadığım sinir krizinden dolayı saçımı çekiyordum. En sonunda ağabeyimle kavgalarımız olduğu ve sürekli depresyon geçirdiğim için diğer ağabeyimin yanına taşındım. Ama büyük abim beni orada bile rahat bırakmadı ve yanına taşındığım abimi bana karşı kışkırtıyordu. Yanına taşındığım ağabeyimle de bir gün bir tartışma yaşadım ve o da beni dövmeye kalkışınca artık dayanamadım ve ağabeyime ‘siz dövmekten başka bir şey yapmadınız bana. Bir konuda bana yardımcı olacağınıza dövmeyi hep çözüm olarak gördünüz’ diyerek onun yanından ayrıldım.

‘Yaşamak haram edildi’

Yabancı bir arkadaşımın yanına taşındım ve belli bir dönem psikolojik tedavi görmek için hastanede yattım. Ama kendimi çok yalnız hissediyordum. Çünkü orada kaldığım süreçte bile ailem benim ne halde olduğumu ve ne yaptığımı hiç sormadılar. Birden yaşamayı bile anlamsız buldum. Zaten yaşadığım zorluklardan dolayı bu hale gelmiştim ve psikolojik sorunlar yaşıyordum. Ama sanki durup dururken bu hale geldim gibi yaklaşıldı. Hastanedeyken yine intihar girişiminde bulundum. Doktorlar son anda yetiştiler ve yine günlerce komada kaldım. Benim tek istediğim gerçekten biraz huzurlu bir ortamdı. Fakat bir kız olduğum için yaşamak bana haram edildi. Ben burada büyüdüm ve benim sanki Kürdistan’ın bir köyünde yaşıyormuşum gibi davranmam istendi. Buna gelmediğim için de sürekli dayak yedim ve dışlandım. Yaşadığım bunca sorundan ve kırılmadan sonra yine en son yanında kaldığım ağabeyimin yanına taşındım.

‘Bir Kürt kızı olarak kendimi arıyorum’

Amacım kötü yollara düşmek değildi, düşmedim de. Tek isteğim bir insan olarak yaşamak. Bir kadın olduğum için baskılarla yaşamak istemiyorum. Şimdi büyüdüm ve az çok kendimi savunabilecek düzeye geldim. Ne olursa olsun kendimi ezdirtmeyeceğim kimseye. Ailelerimiz şunu çok iyi bilsin örf-adet altında bazı ölçüleri kız çocuklarına dayatmasın. Çocuklarını kültürleriyle büyütmek istiyorlarsa eğer şiddet uygulamadan ve onları anlayarak yaklaşmaları gerekiyor. Yoksa aileler çocuklarını hiç istemediği halde en kötü yollara itmiş olur. Ben şimdi 23 yaşındayım, ama ruhunu yitirmiş bir insan haline gelmişim. Bir Kürt kızı olarak yaşadıklarımı artık sadece ailesel boyutta ele almıyorum çünkü bunun bir toplumsal sorun olduğuna inanıyorum ve bu nedenle bir Kürt kızı olarak kendimi arıyorum. Benim gibi binlerce Kürt kızı aynı sorunu yaşıyor. Artık hangi halktan olursa olsun ve nedeni ne olursa olsun bir kadın şiddete mahkum edilmemelidir.
BİTTİ

Hazırlayan: YAĞMUR ERDEM/SONGÜL BEYAZGÜL



YENİ ÖZGÜR POLİTİKA
Okunma: 35
YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


Yorumlar
Yazan: Sarya20     Tarih : 2008-09-01 21:59:10     Puan :
ne yazik ki aylelerimiz yada abelerimiz bizi bu haler getiriyor,
onlar ne bu systemi anlar ne de yasamayi aslinda onlar ruh hastasi bizi genc kizlar degil!!!
sen birini özgür birakmasan tabi hata yapar, insan zaten hata yapa yapa bu hayati ögrenir bence ve ona ders olur hayatan ögreniz neyin yalnis oldugunu neyin dogru!!!
hele bu arkadas gibi avrupada sevgizis yasarsan zaten bitmissin!!!
Ne yazik bizim kürt kizlari daha iyi kendini savunmayi bilmiyorlar bence insan dünyanin neresindeyse bile özgürlügü ve sozial hayati ayaklar atina aliniyorsa kendini sonuna kadar savunmalidir!!!bu demek degildir ki ayleni zor durumda birakasin!!!eger aylen gercekten iyi bi hayat istiyorsa onu sana sevgi ve saygi vermeli ve hayati sana zindan etmemeli!!!!
Malesef aylelerimiz neyin dogru oldugunu bilmiyorlar!!
avrupadaki genc kizlarimiz genelde okurlar yada meslek sahibi olurlar!!kör degiller ya neyin yalnis neyin dogru oldugunu bilmekterdirler!!
biri beni hep kontrol ediyorsa hayati bana zindan ediyorsa BUNA tabiki DUR demem lazim herhangi bi sekilde!!!
Ayle eger gercekten pkklise ve Baskan apoyu taniyorsa kürtlügünü biliyorsa genc kizlarina böyle siddet uygulamaz !!!!

böyle ayleleri siddetle kiniyorum!!!!
kahr olsun feodalizim
kahr olsun!!!!
kahr olsun!!!

yasasin kürt halk önderi abdullah öcalan!!

En çok okunan haberler
· PKK hangi koşullarda silahı bırakır?
·  GÜZELLİĞİN, SADELİĞİN, MÜTEVAZILIĞİN GENÇ KOMUTANI
· KCK Karayılan’ın MİT ile görüştüğü iddiasını yalanladı
· Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
· Dört ülke Bağdat’ta PKK için toplanıyor
· Çatışmada ölen binbaşının kimliği belli oldu
· HPG: Karakol baskınında Türk ordusu ağır kayıp verdi
· Ahmet Türk: Başbakan bize karşı sözlerini geri almalı
· Binbaşı Süleyman Can özel görevle Ağrı'ya gelmiş
· Her onurlu Kürt direnecektir

Gençlik
· Hewler'de öğrenciler Gülen tarikatını protesto etti
· Bochum Üniversitesi’nde Kürt müziği tanıtıldı
· Bochum Üniversitesi’nde ‘Kürdistan Günleri’
· Graz’da Kürt geçleri yol kapattı
· Essen'de gençlik şöleni
· italyada yaşayan kürt gençlerinden uzun yürüyüş
· Kürt gençlerinden “Ya sev ya terk et” tepkisi
· Pompalı tüfekli saldırganın otogalerisi ateşe verildi ( ERDOGAN'a TANIT)
· Bonn gençliğinden tecride yanıt
· Dortmund’da Kürt gençleri şölende buluştu

© Rojaciwan.com