İSTANBUL / Kürtçe ve Türkçe yayın yapan Tiroj
dergisinin geçen sayısında ele aldığı “68 ve Kürtler” konusunu bu
sayıda da irdeliyor. Tiroj’un yeni çıkan sayısında Kemal Parlak, ‘Kurda
ra azadî (Kürtler özgürlük) sloganının ilk kez 1969’da TİP’in
kongresinde atıldığını söylüyor.
İki ayda bir Kürtçe ve Türkçe yayın yapan derginin Eylül-Ekim
sayısı okuyucularıyla buluştu. Geçen sayısında ‘68 ve Kürtler’
dosyasını bu sayıda da sürdürüyor.
Derginin son sayısında en dikkat çeken makaleyi Kemal Parlak, tüm dünyada yankı yaratan 1968 olaylarında Kürtleri irdeliyor.
“Karmaşık bir etkilenme süreciydi 68” diyen Parlak makalesinde, o
yıllarda Kürtlerin TİP’ten etkilendiğini söylüyor. Parlak o döneme
ilişkin şunları yazmış: “Ben öğrenciyken, 49’lardan öğrenci yurdunda
kalan, tıp fakültesi okuyan ağabeylerimiz vardı. Onlardan birçok şey
öğrendik. Onlardan esinlendik. Bilahare Edip Karahan, Musa Anter, Faik
Savaş gibi. En önemlisi, bizim ufkumuzun açılmasında doğrusu TİP’in
sosyalist hareketin büyük katkısı oldu. Mesela ilk defa söylüyorum
‘Kurda ra azadî’ sloganı ilk defa 1969-70 yılında (TİP’in kapatılmasına
sebep olan) Ankara’daki kurultayda atılmıştı.”
İSTANBUL’DA MEYDAN OKUMA
Ragıp Zarakolu da “Kürtlerin 68’ini anımsamak” yazısında, 68’deki
ilk eylemlerden birinin İstanbul’da yapılan ‘Doğu Gecesi’ olduğunu
söylüyor. Zarakolu şöyle diyor:
“68’in ilk eylemliği, FKF ile Kürt yerel öğrenci derneklerinin
Ocak 1968’de İstanbul’un en büyük kapalı spor salonu olan Spor ve Sergi
Sarayı’nda düzenledikleri Doğu Gecesi oldu. Bu önemli bir meydan okuma
idi. İstanbul’da ilk defa Kürt müziği ve folkloru sergileniyordu.
Faşistlerin kurşun sıkmasına, sahneye sis bombası atmasına karşın coşku
bozulmadan dans ve müzik devam etti.”
Dergiye İsmail Beşikçi de “Özgür bir Kürt düşüncesi var mı?”
yazısında ilginç tespitlerde bulunuyor: “1960’ların sonlarında,
Kürtler, üniversitelerde eğitim gören Kürt gençleri, ayrı örgütlenme
gereğini duymuşlardır. Bunun bir bilinç yükselmesi olduğu söylenebilir.
Buna rağmen, Türk solunun kullandığı kavramları, sloganları aynen
kullanmaya devam etmişlerdir. Buysa Kürtlük bilincinin yükselmesini
engelleyici bir tutumdur. Türk düşüncesinin, Türk solunun kavramlarını
kullanılarak sağlıklı bir Kürt ve Kürdistan algısı yapılamaz. Bu
konularda Kürtler kendilerini düşünmelidir. Kürtler, Kürtleri ve
Kürdistan’ı kendi yöntemleriyle analiz etmelidir. Bütün bu konularda
özgün bir Kürt düşüncesine gereksim büyüktür.”
TÜRK’ÜN TÜRKE DİYECEĞİ VAR
İrfan Amida ile Sedat Yurtdaş Ergenekon ve Tevfik Taş Ergenekon
davası ve Kürtlerin yaklaşımını irdeliyor. Keko Azad “Hürriyet’in Kara
Treni!” yazısında Hürriyet gazetesinin düzenlediği tren yolculuğunu
eleştirirken, Eylem Yıldızel’de “Türk’ün Türk’e diyeceği var!” adlı
yazısında “Türkiye Barış Meclisi 30 Ağustos Barış Mitinglerinde
kürsüden bize seslenecek olan Türk aydınlarının sesi Kürtlerden çok
Türklerin kulağına ulaşmalı” diyor.
Kürt şair Berken Bereh yazısında Kürt klasik şiiri ile divan
şiirinin karşılaştırmasını yaparken, Cemil Oğuz ise Kürt çocuklarının
Kürtçe çizgi film, Kürtçe çocuk kitabı gibi materyal yoksunluğunu
kaleme almış. Dilbilimci Sami Tan ise Kürt Dil Hareketi’nin (TZPKurdî)
konferansı üzerine notlar sunmuş okuyucuya.
Aso Xak ile Delal Kazıcı ise Kürt sanatçı Mehmet Atlı’yla yeni
albümü “Wenda” ile Atlı’nın müzikal yaşamı üzerine röportaj yapmış.
Dergi ayrıca Mahmut Alınak’ın cezaevinden gönderdiği mektup-yazıya da
yer vermiş.
Barış Avşar, Dijwar Ûskan, Celal Beşiktepe, Sibel Özbudun, Temel
Demirer, Mehmet Alı Işık, Mehmet Bayrak, Şenay Aydemir ve Ali Rıza
Kılınç’da yazılarıyla Tiroj’un bu sayısına katkı sunmuş.
|