Gönderen: seteney Tarih: 04.09.2008, 10:47:45 (1242 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
 Kapatma
davası sonrasında AB üyelik sürecinde reformlara sarılacağını duyuran
AKP'nin bu kapsamda hazırladığı Ulusal Program, 'Kürtsüz' çıktı.
Program taslağının siyasi kriterler bölümünde Kürt sorununa hiç
değinilmiyor. Kürt sorunu kapsamında gündeme getirilen Anayasa
değişikliği, anadilde yayın, Kürtçe eğitim gibi konular da yer almıyor.
Bu durum 'Kürt sorununu inkarda ısrar olarak' yorumlandı.
Ulusal Program'da Kürt inkarı
AKP
hükümetince taslağı hazırlanan Ulusal Program, 'Kürtsüz' çıktı.
Kamuoyuna açıklanan Türkiye'nin 'AB Müktesebatının Üstlenilmesine
İlişkin Ulusal Programlar' kapsamında hazırladığı 3. Ulusal Program'ın
Kürtlerde hayalkırıklığı yaratması bekleniyor. Çünkü taslağın siyasi
kriterler bölümünde Kürt sorununa hiç değinilmiyor. Kürt sorunu
kapsamında gündeme getirilen Anayasa değişikliği, anadilde yayın,
Kürtçe eğitim gibi konular yer almıyor. Bu Kürt sorununu inkarda ısrar
olarak yorumlanıyor.
400 sayfadan oluşan ve tüm bakanlık ve kamu
kuruluşlarına gönderilen program, 4 bölümden oluşuyor. Birinci bölümde
giriş, ikinci bölümde siyasi kriterler, üçüncü bölümde ekonomik
kriterler, dördüncü bölüm de üyelik yükümlülüklerinin üstlenmesi ile
ilgili hususlar yer alıyor. İlki 2001 yılında, ikincisi 2003 yılında
hazırlanan Ulusal Program, Türkiye'nin önümüzdeki 4 yıl içinde yapmayı
öngördüğü taahhütleri içeriyor.
İşkenceye 'sıfır hoşgörü'
AKP
tarafından hazırlanan Ulusal Program taslağının siyasi kriterler
bölümünde Kürt sorunu kapsamında gündeme getirilen Anayasa değişikliği,
anadilde yayın, Kürtçe eğitim konuları yer almıyor. Daha çok hükümetin
demokratikleşme alanında attığı adımlardan övgüyle söz ediliyor. AKP
iktidarının icraatlarının bol bol övüldüğü Ulusal Program'ın siyasi
kriterler bölümünde, işkence ve kötü muamelenin önlenmesine yönelik
kapsamlı yasal ve idari düzenlemeler yapıldığı, 'sıfır hoşgörü'
politikası uygulandığı savunuluyor. Oysa insan hakları örgütleri
Türkiye'de yaşanan hak ihlallerinin son yılların en yüksek oranına
ulaştığını raporlarıyla ilan ettiler.
Farklılıklar güvence altındaymış
Ölüm
cezasının her koşulda kaldırıldığı ifade edilen programda, 'Bütün Türk
vatandaşlarının kültürel zenginlik ve hakları güvence altına alınmış,
Türk vatandaşlarının günlük hayatlarında geleneksel olarak
kullandıkları farklı dil ve lehçelerde öğrenim ve yayın hakkı
sağlanmıştır' iddiası yer alıyor. Bu ifadeler halen anadilde eğitim
talebinin karşılanmamış olması, Kürtçe konuşup şarkı söyleyenlerin
yargılanması ve cezaevlerinde Kürtçe konuşmasına izin verilmediği için
tutuklunun ziyaret hakkının engellenmesi uygulamalarını yok sayıyor.
Programda, 'Hükümetimiz, aşağıda başlıklar altında sıralanan yasal
düzenlemeleri tamamlamaya kararlıdır. Temel hak ve özgürlükler,
demokrasi ve hukukun üstünlüğü, insan hakları, azınlıkların korunması
ve saygı görmesi hususlarında yapılan tüm reformların uygulamadaki
etkisinin artmaya devam etmesi ve gerekli görülen tamamlayıcı yasal
düzenlemelerin de ivedilikle hayata geçirileceği konusunda hükümetin
iradesi tam ve kesindir' ifadelerine yer veriliyor.
Köye dönmek çıkmaktan zor
Son
devir- teslim törenlerinde Genelkurmay komuta kademesinin hükümete
dikte ettiği devlet programına rağmen programda ordu üzerindeki sivil
denetimin arttırılacağı vaadine yer veriliyor. Türkiye'de son iki yılda
onlarca yayın kapatılırken programa göre, ifade ve basın özgürlüğü ile
AİHS çerçevesinde, şiddet içermeyen eleştiri mahiyetindeki ifadelerin
cezalandırılmamasına yönelik tedbirler alınacağı iddia ediliyor.
Programda 'Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi' çerçevesinde ülke
içinde yerlerinden olmuş kişilerin 1/3'ünün köylere dönüşünün
sağlandığı öne sürülüyor. Gönüllü geri dönüşler için destek çalışmaları
sürdürüleceği iddia edilen programın aksine köylerine dönenler 'can
güvenliği' nedeniyle ikinci defa göç etmek durumunda kalıyorlar.
Vay aman vay!
Programda,
toplumsal aktivite ve eylemlere karşı takınılacak tutum da şöyle ifade
ediliyor: 'Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ilgili içtihada uygun
olarak barışçıl toplanma ve gösteri özgürlüğüne ilişkin tüm reformların
uygulanması doğrultusunda kolluk kuvvetleri tarafından orantılı güç
kullanımına yönelik tedbirlerin uygulanması bağlamında Türk Polis
Teşkilatı'nın toplumsal olaylara müdahale kapasitesi
güçlendirilecektir.' Oysa kolluk güçlerine verilen yetkiler yüzünden
yıl içinde onlarca kişi 'dur' ihtarına uymadığı gerekçesi ile
öldürüldü, Newroz'da yaşandığı gibi birçok demokratik gösteri şiddetle
bastırıldı.
Hükümetin yaklaşımı korkakça
Programda,
Uluslararası Ceza Divanı Statüsü'ne taraf olunacağı, UNESCO Kültürel
Çeşitlilik Sözleşmesi'nin onaylanacağı, Birleşmiş Milletler Engelli
Kişilerin Hakları Sözleşmesi onaylanacağı, nezarethanelerin
uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi çalışmalarına devam
edileceği gibi taahhütlerde yer alıyor.
DTP
Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, programda öngörülen taahhütlerin her
yıl açıklanan ilerleme raporlarında öngörülen azınlık hakları ile
ilgili konular olduğunu belirterek, 'Programı yeterli bulmuyoruz.
Fransa kendi ülkesinde dil yasasını değiştirmek zorunda kaldı. Daha
önceki tavrından vazgeçti. Fransa'da bu değişimler oluyorsa Türkiye'nin
bunun dışında kalması mümkün değildir' dedi.
Hükümetin Ulusal
Program'a yaklaşımını korkakça olarak nitelendiren Kaplan, 'AKP Ulusal
Program'la sınav verecek' dedi. Hükümetin AB yolunda adımları
gecikterdiğine değinen Kaplan, 'Temel hedefimiz anayasal değişikliktir'
diye konuştu. ANKARA
|
|
|
|
|
 |
Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
| |
|