İSTANBUL / Ergenekon'a yapılan müdahalenin bir
demokrasi hamlesi olmadığını vurgulayan Öcalan, "Ergenekoncularla
Hükümetin uzlaşabileceğine dair emareler var, ancak henüz netleşmiş
değil. Kısa bir süre sonra bunlar açığa çıkar. Ergenekoncuların çok
fazla içeride kalacaklarını zannetmiyorum" dedi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, avukatlarıyla bir araya geldi.
Edinilen bilgilere göre, sağlık sorunlarına değinen Öcalan, "Geçen
hafta idrar yoluyla ilgili sıkıntılarım olmuştu. Bu konuyla ilgili
doktor geldi, kan ve idrar örneklerini aldılar. Henüz sonucu tarafıma
iletilmiş değil, sanırım bir iki gün içinde gelir. Daha önceki
uykusuzluk hali bundan kaynaklanıyor olabilir. Zaten yaşımız da
ilerlemiş. Doktorlar, yaşa bağlı olarak, bu tür sorunların
yaşanabileceğini söyledi. Sanırım prostat başlangıcı olabilir." dedi.
Milliyetçilik konusunu değerlendiren Öcalan, şu görüşleri dile
getirdi: "Tarih Nedir kitabında çok önemli bir cümle var,
'Milliyetçilik yapanlar, iktidarın kendilerine tanrı tarafından
verildiğini düşünürler' şeklinde olması lazım, önemli bir cümledir.
Kerkük sorunu çok önemli bir konu. Kerkük'le ilgili görüşlerimi daha
önce söylemiştim, Diyala'da da belli peşmerge gücü var. Görünen o ki,
Irak'ta artık tek devlet olmayacak, üç ulus-devlet olacak. Bunun önü
alınamaz artık. Bugünlerde Abhazya, Osetya
devletlerinden-bağımsızlığından bahsediliyor. Bunlar çözüm değildir.
ABD oyunlarıyla bu hale gelindi. Rusya da ABD'den farklı değildir.
Ulus-devlet çözüm değildir. Yine Kıbrıs'ta iki devlet iki devlet diye
tutturuluyor. Kosova'da aynı şekilde ulus-devletten bahsediliyor.
Bunların hiç biri çözüm değil. İki yüz ulus-devlet varsa iki yüz
milliyetçilik vardır. Kürdistan ulus-devleti de çözüm değildir. Çözümün
ne olduğunu savunmalarımda belirttim."
ERGENEKON BİZE SIZMAK İSTEDİ
Türkiye'nin gündemini meşgul eden Ergenekon konusuna bu hafta da
değinen Öcalan, şu vurguları yaptı: "Ergenekon'a ilişkin daha önce de
belirtmiştim. Gazetelerden anladığım kadarıyla Savcı, cesurca birçok
konuya değinmiş. Ancak önce şunu belirtmek istiyorum. Bana gelen
gazetelerde özellikle son Yeni Şafak gazetesinde bu konuyla ilgili yazı
ve yorumlar kesilmişti. Dişe dokunur bir şey bırakılmamıştı. Yine de
kısaca değineceğim. Türkiye'nin Ergenekon'la geçmişi 1946'da gelişen
ABD ilişkilerine kadar dayanıyor. Ergenekon'la '80 öncesinde Türk
Solu'nu önce çatıştırdılar sonra da bitirdiler. Bunda Ergenekon'un rolü
büyüktür. Şimdi birçok ilişki daha iyi anlaşılıyor. Bunlar o dönemde
Kürt Hareketi'yle de ilgilendiler. Bu Ergenekon'un PKK ile ilişkisi
olduğu söyleniyor. PKK'ye sızan ajanlar üzerinden ilişki kurarak PKK'yi
denetime almak istemişlerdir. Veli Küçük, bu kişileri kastederek,
'örgüte hâkim olduğu ve kendi denetimlerinde olduğu' yönünde beyanlarda
bulunmuştur. Bunlardan önce MİT eliyle harekete sızıp denetim altına
almak istediler, Pilot Necati, Kesire gibi. Pilot Necati öldü mü yaşadı
mı, uçak kazasında öldüğünü duymuştum. Kesire MİT'ten mi tam
bilemiyorum ama babası Ali Yıldırım onlarla bağlantılı. Kesire daha
sonra biriyle anlaşıp gitti, bize karşı hareket etti. Yine o dönemde
Av. Hüseyin Yıldırım geldi, konuştu, bir şeyler geveledi. Bunlar adına
hareket ediyordu. Örgütü ele geçirmek için akla hayale sığmayacak yol
ve yöntemler denediler. Hatta kadınları erkeklerle, erkekleri de
kadınlarla düşürmeye çalıştılar, bunda bir miktar da başarılı oldular.
Esas hedefleri örgütü tam anlamıyla ele geçirmekti. O dönem PKK'ye
karşı mücadele yürüten bazı örgütler vardı. İşte KUK, KAWA, STERKA SOR
gibi örgütler vardı. Bu örgütler üzerinden PKK'ye hâkim olmaya
çalışıyorlardı. Haki Karer'i Alaattin Kapan eliyle şehit ettiler. Bu
olaydan sonra bu adamı takip ettirdim. Onlarla bağlantılı çalıştığı
sonucuna vardım."
BİNLERCE DÜRÜST İNSAN ÖLDÜRÜLDÜ
Öcalan şöyle devam etti: "Planlarının başında, beni tasfiye etmek
geliyordu. Ancak Suriye güvenlik sisteminin olmasının yanında benim çok
dikkatli ve disiplinli hareket etmem de bu durumu engellemiştir. Beni
öldürseler bile örgüte tam hâkim olamayacaklarını anladıkları için beni
etkisizleştirip etrafımdaki bana bağlı dürüst kadroları tasfiyeye
yöneldiler. Tuncay Güney, bir itirafçının ifadesine dayanarak 'biz o
dönemde Öcalan'ı öldürebilirdik ancak örgüte tam anlamıyla hâkim
olamayacağımız için bunu yapmadık' demiş. Bu doğru olabilir. Benim
çevremdeki çok değerli kadroları infaz ettiler.
Daha sonra '90'ların başında planlamadığım, benim aklıma
gelmeyecek, talimatım dışında ve bizi çok zor durumda bırakmak için bu
kamuoyuna yansıyan çoluk çocuk, kadın-yaşlıların öldürüldüğü bir dizi
eylemlere giriştiler. Bu eylemlerin amacı bizi halkın gözünden
düşürmekti. Önceleri bize yakın şimdi bize düşman olan Hakkârili bir
aşiret vardı, bunların en değerli oğlunu çağırtıp öldürüyorlar. Aşiret
bize cephe aldı. Bununla beraber korkunç vahşi birçok cinayetler
işlediler. Yine bunların uzantıları de benzer şeyler yaptılar. Bunlar
'gördüğünüzü vurun' talimatı almışlardı. Sonrasında Hizbullah eliyle bu
cinayetleri devam ettirdiler. Hatta bu örgüt mensupları kendi içlerinde
bile birbirlerini öldürdüler. Tabi Adıyaman'daki Menzil ordan geçti
zaten. Binlerce dürüst insan öldürüldü. Musa Anter, Vedat Aydın, Behçet
Cantürk cinayetleri bunların eliyle yaptırılmıştır. Bunlar sınırsız
yetkilerle donatılmıştı. Şemdin, Sait Çürükkayaların etkin olduğu
dönemde Bingöl, Muş, Diyarbakır üçgeninde birçok cinayetler işlendi.
Diyarbakır'da birçok hain ve işbirlikçi bulmak da mümkündür. Almanya 15
Ağustos atılımından sonra örgüte yönelik politikalar geliştirmeye
başladı. Amacı örgütü kendi denetimi altına almaya çalışmaktı. Yine
Katılım partisi, Hak par gibi partiler Avrupa'da karar verilip
oluşturulan partilerdir. Yerimize doğacak boşlukta kullanılmak üzere
hazır edilmişlerdir. Hak par Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmadı,
bu da manidardır."
KONTROL CIA'YA GEÇTİ
Öcalan, Ergenekon değerlendirmesini şöyle sürdürdü: "Barzani ve
Talabani'nin de benzer şekilde örgütü denetimine alma girişimleri
olmuştur. Her fırsattan istifade etmeye çalışmışlardır. Barzani'nin
bunlarla 1946'ya kadar giden ilişkileri var. Talabani daha sonradır,
1970'lerden sonra etkili olmaya başlamıştır. Sami Abdurrahman vardı.
Talabani öyle söylendiği gibi büyük bir politikacı değildir. PKK'nin
20-30 yıllık mücadelesinin ortaya çıkardığı değerler üzerinden
kendilerine çıkar sağlıyorlar. Bizden sonrası için Barzani ve Talabani
hazırlanmıştı. Hareketi denetime alma önce MİT eliyle yürütüldü, MİT
başarılı olamadı daha sonra JİTEM'i devreye soktular. Kendi iç
çatışmalarından dolayı Ersever'i öldürdüler. Eşref Bitlis cinayeti de
bununla bağlantılıdır. JİTEM'den sonra Ergenekon'u devreye soktular.
Bunlar başarılı olamayınca, daha sonra CİA ve MOSSAD devreye girerek
İmralı'ya getirildim. '99'ların sonu ve 2000'lerin başlarında benim
İmralı'ya getirilmemle bunların işi bitti. Tuncay Güney, ifadelerinde;
Veli Küçük'ün ben İmralı'ya getirildiğimde üzüldüğünü belirtiyor. Çünkü
kendisine artık ihtiyaç duyulmayacaktı, İmralı'yla birlikte artık yetki
ve karar CİA-MOSSAD-MİT'e geçmişti. ABD, komplo sürecinde Avrupa ve
Yunanistan'ın yanında Rusya'yı da satın almıştı. Karşılığında da halen
tartışılıyor Mavi Akım projesi, IMF kredileri verilmişti. Şu anki
Ergenekon tutukluları işi bitmiş, deşifre olmuş olanlardır. Elbette
devlet bu örgütün yerine yeni bir yapı oluşturacaktır. Bu nispeten
hukuka bağlı bir yapı olacak. Çünkü Ergenekon'da sınırsız yetki ve
hukuk tanımazlık vardı. Tasfiye edilmeye çalışılan Veli Küçük'ün
JİTEM'idir, asıl Ergenekon duruyor, yeni bir yapılanma geliştiriliyor."
ERGENOKONCULAR İÇERDE FAZLA KALMAZ
Öcalan, Ergenekon değerlendirmesini şu çarpıcı sözlerle tamamladı:
"Ancak şunu da belirtmek istiyorum; Ergenekoncularla Hükümetin
uzlaşabileceğine dair emareler var, ancak henüz netleşmiş değil. Kısa
bir süre sonra bunlar açığa çıkabilir. Çok fazla içeride kalacaklarını
zannetmiyorum. Ergenekon'a yapılan müdahale bir demokrasi hamlesi
değildir. Yerine yeni bir yapı oluşturularak sonlandırılacak bir
süreçtir. Eğer bir demokrasi hamlesi olsaydı, benim buradaki durumuma
da yansıyacaktı. Şu anda benim buradaki durumumda bir değişiklik
yoktur. Devletle herhangi bir anlaşma ya da uzlaşmam yoktur. Herkes,
halkımız bunu böyle bilsin. Herkes, demokratik mücadelesine devam
etmelidir. Bu konuda ben de üstüme düşeni yaparım."
AKP'NİN İRADESİ YOK
Öcalan, AKP ile ilgili olarak da şu hususlara vurgu yaptı: "AKP,
şu an iktidar değil, iradesi yok, isterlerse AKP'ye 24 saat içinde
müdahale edebilirler. AKP, tüccar mantığıyla hareket etmeye devam
ediyor. Deveyi hamuduyla yutmaya çalışıyor. Süreci de yuvarlanarak
götürmeye, göstermelik paketlerle ömrünü uzatmaya
çalışıyor. Holdinglerin başlarındaki kişiler özel olarak seçilmiş
kişilerdir, aynı zamanda birbirleriyle irtibatlıdırlar ve tabana karşı
dini kullanmaktadırlar. Cemaatler ve tarikatlar şeklinde
örgütleniyorlar. Cemaat derken sadece dini cemaatleri kastetmiyorum.
Eski ülkü ocağı gibi yapılanmalar da söz konusu. Halkın da bütün bu
olan bitenden ne yazık ki haberi yok. Kürtleri sosyal yardım,
mikro-makro kredilerlerle kandırarak denetiminde tutmaya çalışıyorlar.
Kredi almayın demiyorum ama halkın asgari temel haklarını, demokratik
taleplerini göz ardı etmesinler. ABD, 1946 yılına kadar
laik-milliyetçiliği kullanarak denetimini sürdürdü. '46'dan sonra ise
İslam milliyetçiliğini destekledi. Yanlış anlaşılmasın halkın
geleneksel İslam anlayışına, inancına ve laikliğe saygılıyım ama
laik-faşizme ve siyasal İslam'a karşıyım, siyasal İslam faşizmdir.
Yeşil Kuşak ABD projesidir; Afganistan, El Kaide ve Ilımlı İslam
ABD politikalarının ürünüdür."
ÇATI İÇİN ASGARİ MÜŞTEREKLERDE BİRLEŞİLİR
"Finans Kapital anlayışı, çok tehlikeli bir anlayıştır." diyen
Öcalan, "Bu anlayış yer, kurutur, tüketir, soyup, soğana çevirir. Yer
altı yer üstü kaynaklarını yok ettiler, doğayı tahrip ettiler, çevreyi
yok ettiler, yerin altını üstüne getirdiler. Bu anlayışa karşı çıkmak
elbette mümkün. Bu sömürü sistemi son altmış yıldır hatta bin yıldır
devam ediyor. Bu anlayışın panzehiri savunmalarımda yer alıyor,
savunmalarımda bu konudaki somut önerilerimi sunmuştum." dedi. Çatı
partisiyle ilgili olarak "Çatı partisinin olması önemlidir. Sol'la,
demokratik çevrelerle bir araya gelinmesi şarttır. Bütünlük kurulması
gereklidir. Bunun için bir araya gelinmesi şarttır. Asgari
müştereklerde birleşilebilir. Sol ve demokratik tüm güçlerin DTP ile
bir araya gelip birlik kurması çok önemlidir, hayati değerdedir. Bu, şu
aşamada Türklükten de Kürtlükten de önemlidir, ekmek su kadar
önemlidir. Nasıl ki havasız susuz yaşanmıyorsa, demokratik birliksiz de
yaşanmaz." diyen Öcalan, "Benim Çatı Partisi ve birlik önerilerim ile
diğer önerilerim Afrika ve Latin Amerika ve dünyanın her yeri için de
geçerlidir, uygulanabilir. Ben bütün kültürlere saygılıyım. Türk
kültürüne de Kürt kültürüne ve diğer tüm kültürlere saygılıyım. Bu
kültürler demokratik ilkeler etrafında bir araya gelmelidir.
Diyarbakır'a çok önemli bir rol düşüyor. Birliğini bütünlüğünü açıkça
ortaya koymalıdır. Diyarbakır halkına bu vesileyle selamlarımı
iletiyorum." şeklinde konuştu.
AHMEDİNEJAD ABD'YE HİZMET EDİYOR
Öcalan, sözlerin şöyle tamamladı: "İran'da idamla yargılanan
arkadaşları destekliyorum. Yanlarındayım. İdam olsa bile bunu metanetle
karşılamalılar. İran da bu tür politikalarına devam ederse kendi sonunu
hazırlayacak, sonunu getirecek. Bu İran'ın sonu olur. Ahmedinejad, bu
politikalarıyla Amerika'ya hizmet ediyor. O bölgede yaşayan halkımızın
hayati tehlikesi olanlar Irak sınırına yakın Bradost bölgesine
yerleşebilirler. Bu durum Irak-Şengal'deki Ezidiler için de geçerlidir.
Bir bütün olarak yerlerini yurtlarını terk etsinler demiyorum, durumu
kritik olanlar oraya gidebilirler. Diğerleri de gerekli savunma
tedbirlerini alıp, geliştirebilirler. Daha önce Ezidilerin bir
katliamla karşılaşabileceklerini belirtmiştim, bu tür durumlara karşı
tedbirli olmalıdırlar. Ben devlet yetkililerine sesleniyorum, umarım
aklı selim davranırlar, diyalog ve demokratik çözümü geliştirirler. Ben
çözüm için elimden geleni yaptım yapmaya çalışacağım. Ama ben buradayım
bu nedenle hareket kabiliyetim kısıtlı, buna rağmen elimden geleni
yapmaya çalışıyorum."
YASAL
UYARI: Fırat Haber Ajansı (ANF) servis ettiği haber ve fotoğrafları
aboneleri dışında, ajansın izni olmadan kopyalamak veya yeniden
yayınlamak yasaktır
Copyright 2008
ANF NEWS AGENCY
|